Esas No
E. 2008/13020
Karar No
K. 2010/4435
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2008/13020 E.  ,  2010/4435 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/06/2008 tarih ve 2006/827-2008/341 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalının İzmir-Mithatpaşa Şubesinin mudisi olduğunu, internet kanalıyla hesabından beş ayrı kişi adına talimatı olmadan havale yapıldığını, durumu davalının personelinin bildirdiğini, zararının kısmen karşılandığını ileri sürerek, 14.228.25 YTL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin kusurunun olmadığını, davacının güvenlik kurallarına uymadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalı bankadaki hesabından 19-20.06.2006 tarihinde beş ayrı kişiye internet yoluyla EFT yapıldığı, bu tarihlerdeki işlemlerin ayrı IP numaraları üzerinden gerçekleştirildiği, sürekli farklı IP adresleri kullandığının dosya kapsamıyla sabit olduğu, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede davacının internet şifresini koruyacağını, bunun üçüncü kişi tarafından kullanılmasının tüm sonuçlarına katlanacağını kabul ettiği, davalının yeterli güvenlik önlemini aldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekildiği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.

Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. BK.nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.

Somut olayda davacıya ait hesaptan 19.06.2006-20.06.2006 tarihlerinde beş ayrı kişi adına internet yoluyla havale yapıldığı hususu çekişmesizdir.

Davacı taraf bu işlemleri yaptığı iddia edilen kişiler hakkında suç duyurusunda bulunmuş olup, halen soruşturma devam etmektedir. Öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi raporunda işlemlerin nasıl gerçekleştiği tam olarak açıklanmamış, usulsüz yapıldığı iddia edilen havalelerde farklı IP numaralarının kullanıldığı tespit edilmiştir. Davacının normal işlemlerinde farklı IP numarası kullandığı sonucuna nasıl ulaşıldığı ve farklı IP numarası kullanılmasının şifre ve diğer kişisel güvenlik bilgilerinin ele geçirilmesinde nasıl bir etkisinin olduğu karar yerinde tartışılmamıştır. Ayrıca, taraflar arasındaki sözleşmede mevcut sorumsuzluk hükmünün BK.nun 99/2 nci maddesi karşısında davacıyı bağlayıcı yönün de bulunmadığı dikkate alınmamıştır. Bu durum karşısında, öncelikle davacının yaptığı suç duyurusuyla ilgili soruşturma evrakı getirtilip, yukarıda açıklanan çerçevede inceleme yapılıp, davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan kural olarak davalının sorumlu olduğu, hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmesi gerektiği dikkate alınıp, şifre veya hesabın çekilmesinde yardımcı diğer kişisel bilgilerin ele geçirilmesinde davacının kusurunun olup almadığı yönünde davalıya ispat imkanı tanınıp, varsa kusur oranın tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.