Esas No
E. 2023/2704
Karar No
K. 2024/563
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

8. Hukuk Dairesi         2023/2704 E.  ,  2024/563 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN :

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R

Uygulama Kadastrosu sırasında, ... ili ... mahallesi çalışma alanında ve tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 3309 parsel ... 7.073,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 218 ada 4 parsel numarasıyla 6.919,90 metrekare yüzölçümlü olarak ve eski 2529 parsel ... 3.800,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 214 ada 8 parsel numarasıyla 3.667,63 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

İtirazı kadastro komisyonu tarafından reddedilen davacı ... dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait ... ili Şehzadeler mahallesi Sancaklı Bozköy mahallesi 214 ada 8 ve 218 ada 4 parsel ... taşınmazlarının yüzölçümünün eksildiğini ileri sürerek, taşınmazların eski yüzölçümüyle tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, " davanın uygulama kadastrosuna itiraz istemine ilişkin olduğu, taşınmazların uygulama kadastrosu sonucu alınan ölçülerinin gerek hava fotoğrafı ve gereksi ortofoto ile uyumlu olduğu, uygulama projesinde belirlenen sınırların hatalı olmadığı, parseldeki 3402 ... Kanun' un 22/a maddesi çalışmaları sonucu hesaplanan yüzölçümü ile ilk tapu alanı arasındaki farkın nedeninin alan hesabının ilk tesis kadastrosu paftası üzerinden planimetre ile hesaplanmasından kaynaklandığı ve sınırların 3402 ... Kanun'un 22/a maddesi yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğu ve uygulama kadastrosunun usulüne uygun yapıldığı " gerekçesiyle davanın reddine, 218 ada 4 (eski 3309) parsel ve 214 ada 8 (eski 2529) parsel ... taşınmazların uygulama kadastro tespiti gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "benzer gerekçeyle" davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.

Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.

İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, taşınmaza ilişkin uygulama kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; taşınmazın uygulama kadastrosu tutanağında, 218 ada 4 parsel ... taşınmazın tüm sınırlarının sabit sınır, 213 ada 8 parsel ... taşınmazın ise yol ile sınırının kısmen sabit, diğer komşularıyla olan sınırlarının geçerli sınır olduğunun belirtildiği, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ile tespit bilirkişilerinin dava konusu taşınmazın sınırlarını tam olarak bilmediklerini, taşınmazları ayıran zeminde sabit bir sınırında bulunmadığını beyan ettikleri görülmekte olup, şu halde, mahalli / tespit bilirkişi beyanları ile bilirkişi raporlarına ekli olan hava ve uydu fotoğraflarına göre, taşınmazların sınırlarında sabit nitelikte kabul edilebilecek sınır bulunmadığı anlaşıldığı halde, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, uygulama kadastrosu sırasında taşınmazların sınırlarının bir kısmının sabit bir kısmının ise geçerli sınır alınmasının nedenleri ile tesis ve uygulama kadastrosu sırasında herhangi bir hata yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise bu hatanın ne olduğu ortaya konulmadığı gibi, taşınmazların tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, çakışmayan kısımlar yönünden teknik belgelere neden itibar edilmediği de gerekçelendirilmemiştir.

Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yukarıda belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde harita ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılmalıdır.

Yapılacak bu keşifte, üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan; yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması istenmeli, ayrıca taşınmazın tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren, özellikle önceki tarihli rapor içeriği de tartışılarak sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığı, hatanın mevcut olması halinde hangi teknik verilerle açıklandığı ve tesis paftasından ayrılıp uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftaya değer verilecek ise tesis kadastrosu paftasından hangi sebeplerle ayrılındığı ve taşınmazların sınırlarının güneye doğru kaymasının nedenini de açıklar mahiyette, aynı zamanda tesis ve uygulama kadastro paftasında çakışmayan kısımların arası harflendirilmek suretiyle bu kısımların yüzölçümlerinin de tespit edildiği ayrıntılı, krokili, denetime elverişli, gerekçeli rapor alınmalıdır.

Yapılan araştırma ve inceleme sonucunda, teknik belgeler de herhangi bir hata bulunmadığının anlaşılması halinde, taşınmazlar arasındaki ara sınırın tespitinde tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı ve tesis kadastrosu ile oluşan sınırların esas alınması gerekeceği ve davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan eksilmenin hesaplama yönteminden kaynaklandığının belirlenmesi durumunda Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılmasının yeterli görülmesi gerektiği, davacıya ait taşınmazın yüzölçümünde oluşan eksilmenin, komşu taşınmazlardan kaynaklandığının belirlenmesi halinde komşu parsellerin maliklerine; tescil harici taşınmazdan kaynaklandığının anlaşılması halinde ise Hazine ile ilgili kamu tüzel kişilerine davayı yöneltmesi için davacıya imkan verilmesi gerektiği hususları da gözetilerek, tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, yukarıda anlatılan hususlar, gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olup usul ve kanuna uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Gayrimenkul Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu HMK md.371
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.