53. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/43
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 04.05.2023
NUMARASI: 2021/787 Esas, 2023/337 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili;... Mahallesi ....No:.. yerin dış cephe uygulaması yapılması konusunda davalı ile anlaştıklarını, yatay olan yüzeylerde eğim verilmemesinden dolayı boyalarda kabarmalar, soyulmalar gibi deformasyonlar olduğunu, defalarca mail ile mutabakat sağlanmaya çalışılmış ise de davalının hiç cevap vermediğini ayıplı uygulamadan kaynaklanan zararın tespiti ile bu zararın ve ayıbın giderilmesi için gereken işçilik malzeme vs tüm detayların tespiti ve tazmini için gereğini ticari faizi, masraf vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında ne bir sözleşme, ne bir fatura ne de bir cari hesap/ödeme işlemi bulunmakta olduğunu, taraflar arasında sözleşme ilişkisi olmadığı için HMK m. 10 gereğince davanın İstanbul Anadolu Mahkemelerinde görülme imkânı olmadığını, müvekkil şirketin yerleşim yeri Silivri ilçesinde olduğundan, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafında; işin yapıldığı yere göre mahkemenin yetkisinin doğru olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi davalı ise yüklenicidir. Dava, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak No : ... adresindeki yapının dış cephe boyasının davalı tarafından ayıplı ifa edildiği iddiasıyla ayıplı uygulamadan kaynaklanan zararın tespiti, zararın giderilmesi için yapılacak masrafların tespiti ve tazmini talebine ilişkindir. Davalı cevap dilekçesinde yetki itirazına bulunarak sözleşme ilişkini inkar ettiği ve davanın reddini istediği görülmüştür.Taraflar arasındaki uyuşmazlık mahkemenin yetkisine yöneliktir. HMK m.6'da düzenlenen yetki kuralı uyarınca genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Genel yetki kuralı yanında, kanunda bazı davalar bakımından özel yetki kurallarıyla başka bir yer mahkemesinin de yetkisi kabul edilmiştir.
HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği bir özel yetki kuralı olarak düzenlenmiştir. Kural olarak, özel yetki genel yetkiyi kaldırmaz. Yine HMK'nın 17.maddesi gereğince tacirler veya kamu tüzel kişileri aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemede açılabilecek hükmü düzenlenmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun "Yetki" başlıklı 50/1. maddesinde aynen "para veya teminat borcu için takip hususunda HMK'nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe selahiyetlidir" düzenlemesine yer verilmiştir.Eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan icra takiplerinin veya açılacak davaların kural olarak, davalının yerleşim yeri, sözleşmenin ifa edileceği yer (sözleşmenin yerine getirildiği yer) veya yetki sözleşmesi ile belirlenen icra dairelerinden/mahkemelerden birinde açılması gerekir. Bu tür sözleşmelerde para alacakları yönünden yetkili mahkemeyi alacaklının yerleşim yeri mahkemesi olarak belirleyen 818 sayılı BK'nın 73, 6098 sayılı TBK'nun 89. Maddesinin uygulama imkanı olmadığı Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış içtihatlarıyla kabul edilmiştir. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2015 tarih ve 2014/2485 Esas, 2015/922 Karar sayılı kararı) Davacı davayı sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde açtığını iddia etmiştir. Davalı akdi ilişkiyi inkar ettiğine göre davacı öncelikle sözleşmenin varlığını, davanın niteliği ve miktarına göre kesin delilerle kanıtlanması gerekir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.Bu durumda, davacının dava dilekçesinde açıkça "yemin" deliline de dayandığı gözetilerek mahkemece sözleşme ilişkisinin varlığı konusunda davacıya yemin delili hatırlatılarak yemin sonucuna göre akdi ilişkinin ispatı halinde yetkili mahkemenin bu husus da dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğinden, kararın kaldırılarak yukarıda belirtilen hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılması için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.