21. Hukuk Dairesi
T. C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/399 Esas 2024/480 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/399
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2021
NUMARASI : 2020/685 Esas 2021/811 Karar
GEREKÇELİ KARARIN
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kredi sözleşmesinin dava dışı şirketle davacı banka arasında imzalandığını, asıl borçlu şirketin ipotekleri bulunduğunu, davacının ise süresinde ipotek verene başvurmayıp doğrudan kefil olan müvekkiline başvurduğunu, kredi sözleşmesinde müvekkilinin adi kefil olduğunu, kredi alan birden fazla kredi sözleşmesi imzalamışsa da müvekkilinin sadece bir genel kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, sadece imzasının bulunduğu sözleşmeden sorumlu tutulabileceğini, ipotek veren tarafından yapılan ödemelerin düşülmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davalı kefilin dava tarihi itibariyle davacı bankaya olan borcunun toplam 411.573,03 TL olarak hesaplandığının bilirkişi raporuyla anlaşıldığı, takipten sonra fakat davadan önce olmak üzere tespit edilen ödemelerin davacı banka kayıtlarında asıl alacaktan düşüldüğü, taleple bağlılık gereği bu ödemelerin asıl alacaktan, diğerlerinin faizden düşülmesi suretiyle takip tarihinden dava tarihine kadar davacı bankanın bilirkişi tarafından tespit edilen temerrüt faiz oranından daha düşük olarak talep etmiş olduğu, temerrüt faiz oranının %17,55 olmasına göre bu oran üzerinden bilirkişi raporundaki gösterilen şekilde yapılan hesaplamaların yerinde bulunduğu, tahsilde tekerrüre yol açmayacak şekilde bilirkişi tarafından hesaplanan tutarların esas alınması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin dava tarihi itibariyle 353.564,22 TL asıl alacak, 55.246,49 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.762,32 TL BSMV olmak üzere toplam 411.573,03 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak olan 353.564,22 TL'ye dava tarihinden geçerli olmak üzere yıllık %17,55 temerrüt faizi yürütülmesine, davadan sonra 29/12/2020 tarihinde yapıldığı tespit edilen 6.159,44 TL, 32,70 TL, 4.000,00 TL, 189.038,28 TL, 769,58 TL tahsilatların icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına, hükmolunan 411.573,03 TL'nin %20'si oranında takdir edilen icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket olağanüstü şartlar karşısında alacağı için süresinde ipotek verene başvurmadığını, doğrudan kefil olduğu iddia edilen müvekkiline yönelik olarak takip ve dava yoluna gidildiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkilinin kredi sözleşmelerinde müteselsil kefil değil adi kefil durumunda olduğunu, adi kefilin borçtan sorumlu tutulabilmesi, asıl borçlunun iflas etmesi veya ona karşı başlatılan icra takibinin sonuçsuz kalması ya da asıl borçlu hakkında icra takibi yapılmasının imkansız hale gelmesine bağlı olduğunu, bu koşulların gerçekleştiği kanıtlanmadıkça borcun kefilden tahsil edilmesine karar verilemeyeceğini, davacının asıl borçlu ipotek verene hiçbir başvuru dahi yapmadan alacağı yalnız kefil olan müvekkiline yönelttiğini, bu konuda müvekkiline hiçbir bildirim, ihtar vb. yapılmadığını, davacının müvekkilinin tek kefil olduğu genel kredi sözleşmesini devamı sözleşmelerde de uyguladığını, davacının kefilin imzası olsun olmasın tüm gks'leri birleştirip tek bir alacak olarak kefalet limiti talebinde bulunması ve bu taleplerini gks'de yer alan doğmuş ve doğacak bütün borçlarının teminatı ibaresine dayandırdığını, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı en yüksek miktar ile kefalet tarihi açıkça gösterilmesi gerektiğini, aksi halde kefalet sözleşmesinin geçerli olmayacağını, müvekkilinin dava konusu kredi sözleşmesini adi kefil olarak imzaladığını, ancak sözleşmenin tasarrufu geçerliliği müvekkilinin borca batık olmamasına bağlı olduğunu, müvekkilinin çok sayıda icra takibi bulunduğu sırada kefalet sözleşmesi imzalandığını, şartları sağlanamayan tasarrufun geçerli olmadığını, eksik inceleme yapılarak hüküm kurulduğunu, davacının kredi sözleşmesini esas alarak itirazın iptali davasını açtığını, icra takibine konu olan miktarda ipotek veren tarafından yapılan ödemelerin de düşülmediğini, mahkemece yapılan ödemelerin bir kısmı takip tutarından düşmeden, icra dosyasında dikkat alınmasına karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itiraz edilmişse de itiraz nedenlerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda esasen alacağın takip talebindeki taleplerden fazla olarak tespit edildiğini, ancak anaparanın daha az, faizinin ise daha fazla hesaplandığını, yapılan yargılamada taleple bağlılık ilkesi gerek bilirkişi gerekse mahkemece yanlış yorumlanarak karar verildiğini, hatalı olarak dava tarihi itibariyle yapılan hesaplamanın dikkate alındığını, müvekkilinin talep ettiği toplam alacak tutarı üzerinden ancak bilirkişinin tespit ettiği anapara üzerinden faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verilmesi gerekirken, davanın kısmen kabul ile gerekçeli kararda yazılı tutarlardan devamına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin alacağının takip tarihi itibariyle hesaplanması ve bu tutarlar yönünden karar verilmesi gerekirken, dava tarihi itibariyle hesaplanan alacak tutarlarının dikkate alınarak karar verilmesinin hukuki yönden de hatalı bulunduğunu, müvekkilinin alacağının eksik hesaplandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2020/6560 sayılı icra takip dosyası, genel kredi sözleşmeleri, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 12/10/2021 tarihli rapor, Ankara Gayrimenkul satış icra dairesinin 2020/345 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasının Uyap'tan gelen sureti, Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2020/2538 sayılı takip dosyasının Uyap sureti, dava dışı asıl borçlunun müşteri hesap ekstresi, ödeme planları dosya içerisinde yer almaktadır.
Dava konusu Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2020/6560 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine toplam 484.142,80 TL alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 31/08/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde 04/09/2020 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 23/12/2020 tarihinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.
Dava konusu icra takip dayanağı olan ve davacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında akdedilen 02/09/2016 tarihli, 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesinde davalının 02/09/2016 tarihinde 650.000,00 TL limitle müteselsil kefil olduğu, eş rızasının alındığı, kefaletin anılan sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerinde düzenlenen şekil koşullarına şeklen uygun olduğu dosya içeriğiyle sabittir.
İstinaf aşamasında davalı vekilinin karara yönelik istinaf itirazları gözetilerek davacı banka genel müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevap ekinde gönderilen genel kredi sözleşmesinden, ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında sunulan ve dosyada yer alan 02/09/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi dışında davacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında akdedilen 02/03/2018 tarihli, 650.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede davalının kefaletinin bulunmadığı görülmüştür.
Davacı tarafından kredi borcunun ödenmediği gerekçesiyle kredi hesabı kat edilerek dava dışı asıl borçlu, davalı ve dava dışı ipotek borçlusuna 17/09/2019 tarihli hesap kat ihtarnamesi gönderilerek 457.136,99 TL'nin 3 gün içinde ödenmesi istenilmiş, ihtarname dava dışı asıl borçluya ve davalı kefile 18/09/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ankara Gayrimenkul Satış İcra Dairesinin 2020/345 sayılı takip dosyasında, davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu ... ... Ltd. Şti. ve ipotek maliki ... aleyhine toplam 484.142,80 TL alacağın tahsili talebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2020/2538 sayılı takip dosyasında ise, davacı banka tarafından dava dışı ... aleyhine toplam 484.142,80 TL alacağın tahsili talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır.
Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, dava tarihi itibarıyla davacının davalıdan 353.564,22 TL asıl alacak, 55.246,49 TL işlemiş temerrüt faizi, 2.762,32 TL BSMV olmak üzere toplam 411.573,03 TL alacaklı olduğu, dava tarihinden sonra yapılan ödemeler bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiştir.
Davacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise sadece bir genel kredi sözleşmesinde kefaleti bulunduğunu, diğer sözleşmelerde kefil olmadığını, ipotek ve asıl borçluya başvurulmadan kefile başvurulamayacağını savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında icra takip dayanağı gösterilen genel kredi sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olduğu, kredi borcunun ödenmediği iddiası ile davacı banka tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacı bankanın davalının kefalet imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının bulunup bulunmadığı, alacak var ise miktarı, dava tarihinden önce yapılan ödeme bulunup bulunmadığı, var ise dava tarihi itibarıyla davacının alacaklı olduğu bir miktar bulunup bulunmadığı, kefile başvuru koşullarının oluşup oluşmadığı, takibe konu borcun hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı hususlarından kaynaklanmaktadır.
Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, dava konusu icra takibi ile davalıdan banka alacağının tahsili talebinin dayanağı davalının genel kredi sözleşmesindeki müteselsil kefaletidir. Takip talebinde genel kredi sözleşmesine dayanılmış ise de, herhangi bir sözleşme tarihi belirtilmemiş, yargılama aşamasında dosya içerisine sadece davalının kefalet imzasının yer aldığı 02/09/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi ibraz edilmiştir.
Müteselsil kefalet başlıklı TBK'nun 586. maddesinin 1. fıkrasında "Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir." hükmünü içermektedir.
Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere müteselsil kefile başvurulabilmesi için asıl borçluya veya taşınmaz rehnine başvurulması ve şayet bu yolla alacağın tahsili mümkün olmaz ise bu takdirde kefile müracaat edilmesi gerekmektedir. Yasa koyucunun buradaki amacı asıl borçluya veya rehne başvurulmadan kefile başvurulamayacağıdır.
Temlik eden bankanın kredi hesabını kat ettikten sonra dava dışı asıl borçlu ve müteselsil kefil olan davalıya tebliğden itibaren 3 gün süre vermek suretiyle alacağının ödenmesini isteyen ihtar gönderdiği, bu ihtarın 18/09/2019 tarihinde dava dışı asıl borçlu ve davalı kefile tebliğ olduğu görülmüştür.
Bu durumda asıl borçlunun sözleşmede yer alan adresine gönderilen hesap kat ihtarının tebliğ edildiği, asıl borçlunun ifada geciktiği ve alacaklı tarafça tanınan 3 günlük sürede borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı iddia edildiğine göre,
TBK'nun 586/1. maddesinde öngörülen kefile müracaat edebilme koşulu somut olayda gerçekleşmiştir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12/07/2013 tarih 2013/9225 Esas 2013/14683 Karar sayılı ilamı). Öte yandan, somut olayda davalı kefile başvuru koşulları oluşmuş ise de, davalı kefil ancak müteselsil kefaleti bulunan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan bir borcun varlığı halinde müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu tutulabilecektir.
Davalı yanın aşamalardaki savunması ve istinaf itirazı gözetilerek davacı banka genel müdürlüğüne Dairemizce yazılan müzekkereye verilen cevap ekinde gönderilen genel kredi sözleşmesinden, ilk derece mahkemesi yargılaması sırasında sunulan ve dosyada yer alan 02/09/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi dışında davacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti. arasında akdedilen 02/03/2018 tarihli, 650.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede davalının kefaletinin bulunmadığı görülmüştür.
Yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden banka kayıtlarında yerinde yapılan inceleme ile alınan bilirkişi raporunda ise, davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında akdedilen 02/09/2016 tarihli genel kredi sözleşmesi incelenmiş, istinaf aşamasında Dairemizce yazılan müzekkere üzerine ibraz edilen 02/03/2018 tarihli genel kredi sözleşmesine ilişkin bir incelemeye ise yer verilmemiştir. Bir başka anlatımla, hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen borcun hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığına yönelik bir tespite yer verilmediğinden hüküm altına alınan alacağın davalının müteselsil kefaletinin bulunduğu 02/09/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden mi, yoksa kefaletinin bulunmadığı 02/03/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinden mi kaynaklandığı anlaşılamamaktadır.
İstinaf incelemesi sırasında yürürlüğe giren 22/07/2020 tarih ve 7251 Sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 35.maddesi ile yapılan değişik HMK'nun 353/1.a-6 maddesi "Mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması" hükmünü içermektedir.
Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, bankacı bilirkişiden takip konusu alacağın davalının müteselsil kefaletinin bulunduğu 02/09/2016 tarihli genel kredi sözleşmesinden mi, yoksa davalının kefalet imzasının bulunmadığı 02/03/2018 tarihli genel kredi sözleşmesinden mi kaynakladığı hususunda ek rapor alınarak tüm deliller değerlendirilip sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir.
Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı vekilinin sair, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve taktiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KISMEN KABULÜNE,
2.Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2021 tarih ve 2020/685 Esas 2021/811 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davalı vekilinin sair, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4.Davalı hakkında Dairemizce adli yardım kararı verildiğinden ve davalı tarafından yatırılan istinaf harcı bulunmadığından bu hususta karar verilmesin yer olmadığına,
5.Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,
6.Tarafların istinaf aşamasında yapmış olduğu yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sonunda dikkate alınmasına,
7.İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/03/2024 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi - Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.