14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizin 2024/175 Esas sayılı dosyasından verilen 14/11/2019 tarihli, 2019/883 karar sayılı kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 2020/616 Esas, 2023/178 Karar sayılı, 09/02/2023 tarihli ilamıyla kaldırılmakla, Mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının kimliğini kaybettiği ya da çaldırdığını, bu kimliğin başkaları tarafından kullanılarak davacı adına "...Ltd. Şti adı altında şirket kurulduğu, davalı bankanın Altunizade Şubesi'nden çok sayıda çek alarak keşide edildiğini, davacı adına sahte ikametgah ve nüfus kayıt örnekleri de düzenlenerek kurdukları şirket adına her türlü işlemin yapılarak kurum ve şahısların yanıltığını, çek ciro edildiğini, davacı hakkında karşılıksız çeklerden dolayı mahkumiyet hükümleri verildiğini, sahte ikametgah, sahte nüfus cüzdanı, sahte imzalarla alınan çeklerden dolayı davacının bir aya yakın hapis yattığını, bundan dolayı davacının maddi ve manevi çöküntüye uğradığını belirterek, davalı aleyhine 15.000 TL manevi ve hir aylık iş gücünden kalma karşılığı 2.000 TL'de maddi olmak üzere toplam 17.000 TL tazminatın davacının ceza evine girdiği tarihten itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sahte kimliği kullanılarak...Altunizade Şubesi ile ... imzalandığını, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin 2005-2006 yıllarına ait olduğunu, olay tarihinden yaklaşık on yıl sonra haksız fiile dayanarak tazminat istenmesi zamanaşımı süresinin dolmuş olması sebebiyle mümkün olmadığını, fiilin gerçekleştiği ve davacının zararı ve yükümlüsünü öğrendiği tarihte yürürlükte olan eski B.K. m.60 uyarınca bir yıllık dava zamanaşımı süresi geçtiğini, davacının zararlandırılmasına neden olan işlemlerin resmi makamlarca verilen sahte kimlik ve ikametgah belgesine dayanmakta olduğunu, çek hesabının gerçeğinden ayırt edilemeyen ve aldatma kabiliyetini haiz evrakla açıldığı ve bankanın bu evraklara güvenerek çek hesabı açtığını, bankanın üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiştir. Dava Eyüp ...Noteri ...'e ve İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne ihbar edilmiştir.
Dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 10/09/2023 tarihli raporda; her ne kadar devletin resmî kurumları tarafından verilen belgelerin sahteliğinin banka tarafından anlaşılacak ya da anlaşılması beklenecek seviye de olmadığı bankaca alınması gerekli tüm resmi belgelerin istendiği ve gerekli istihbarat araştırmasını yapıldığı bu sebeple kanun tarafından kendisine yüklenen yüksek özen yükümlülüğünün yerine getirildiği beyan edilmiş olmakla birlikte açıklamalar kısmında detaylarına yer verildiği üzere Müşteri Tanıma Kuralının banka sorumluluğu kapsamında tam anlamı ile yerine getirilmediği, kimliğe ilişkin çapraz kontrollerin yapılmamış olduğu, fotoğraf üzerinden yaşa göre irdelemenin yapılmamış olduğu, şirketin imza yetkilisi kişiyi adresinde tespitinin yerine getirilmediği ( İkametgah belgesine yönelik; 2001-2002 yıllarında bilgisayar kayıtlarının tazelenmiş olduğu ve ... adına bankaya verilen ikametgah adresinde ikamet etmediği bilgisinin bulunduğu), ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş fatura, herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya uygun görülen diğer belge ve yöntemlerle kolaylıkla tespit edilebilecek kimlik teyidinin sıhhatinden şüphe edilmeyecek şekilde yapılmamış olduğu, Noter makamının, Noterlik Kanunu’nun 1. maddesindeki “noterliğin bir kamu hizmeti olduğu ve noterin, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirdiği” hükümlerine binaen görevinin belge ve işlemlere resmiyet kazandırmak olması sebebi ile somut olayda onayladığı belgeler sebebiyle oluşan zararlardan ötürü doğal sorumluluğu bulunmakla birlikte Bankanın zinciri devam ettirmeye yönelik ve ayrıca TTK 812.madde de “sahte ve tahrif edilmiş çekin ödenmiş olmasından doğan zararın muhatap bankaya ait olacağı”, “objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu olacağı” hükümlerine yönelik müşterek sorumluluğu bulunduğu, bu tür zincir sorumluluklarda %50 sorumluluk oranlarını ihtiva eden Yargıtay kararları bulunmakla birlikte somut olayda Noter makamının eylemi nedeni ile zinciri ilk başlatan olması sonucu sorumluluk oranı ağırlığının daha fazla olduğu kanaati oluştuğu, somut olaydaki kusur sorumlulukları oranının Mahkememiz taktirinde olduğu, Zamanaşımı on yıl olmakla birlikte somut olayda haksız fiil teşkil eden hareketlerin aynı zamanda cezayı gerektiren fiillerden olması sebebi ile Ceza Kanunundaki zamanaşımı sürelerinin devreye girmesi hususunun Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, davacının 09.07.2008 tarihinde ceza evine girdiği, 24.07.2008 tarihinde ise tahliye edildiğinin anlaşıldığı, davacının on beş günlük iş kaybının maddi tazminat karşılığının Anapara + İşlemiş faizi (Faiz oranları, kamu bankalarının 1 yıl vadeli mevduata verdikleri merkez bankası ağırlık ortalama faiz oranları dikkate alınarak hesaplanmıştır) ile birlikte 1.012,19 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilince belirtilen 15.000 TL manevi tazminat kararının ise Mahkememiz taktirinde olduğu belirtilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; Dava, çalıntı veya kayıp kimlik bilgileri kullanılarak sahte kimlik belgesi ile kurulan şirket adına banka tarafından verilen çeklerin, şirket tarafından keşide edilmesi ve çeklerin karşılıksız çıkmasından dolayı cezaevinde kalan davacının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir
Taraflar arasında, davacının davalı bankanın mudisi olmadığı, davacının kimliğini, kayıp veya çaldırdığı, kimliğini ele geçiren kişi veya kişilerin, davacı adına çıkarılan kimlik ve dayanak belgeleri ile dava dışı ...Ltd.Şti'ni kurdukları, dava dışı şirket tarafından davalı bankanın Altunizade Şubesi ile 5000 YTL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığı, çek karnesi çıkarıldığı, sözleşmede şirket kaşesi üzerinde Vergi Dairesi adı ve numarası İle imzanın yer aldığı, davalı bankanın şikayeti üzerine, ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın... soruşturma nolu dosyasında, suç tarihinin 21/07/2005 olarak gösterildiği, şüphelilerin davacı ve dava dışı iki kişi olduğu suçun resmî belgede sahtecilik olduğu, ek kovuşturmaya yer olmadığına dair 10.02.2009 tarihli kararda, ...sorumlusu hakkında 3167 sayılı yasanın 13/1 maddesine aykırı davranmaktan dolayı ... hakkında soruşturma başlatıldığı, ...’nın savunmasında kimliğini yitirdiğini, bunu ele geçiren kişilerin bankaya başvurarak sahte hesap açtığını iddia ettiği, ... Tekstil...Ltd.Ştinin sorumlusunun şüpheli ... olduğu, bu kişinin boyacılık yaptığı, okuma yazma bilmediğini elli lira karşılığında kimliğini tanımadığı birisine verdiğini, çeki kendisinin düzenlemediğini belirttiği, şüphelilerin üzerine atılı suçu işlediğine dair yeterli kanıt bulunamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ...’nın kimliğini kullanarak hesap açan kişinin yakalanması için emniyete yazı yazılmasına karar verildiği, İstanbul Anadolu ... Ağır Ceza Mahkemesinin...Esas,... Karar ve 06.03.2013 tarihli kararı ile sanık ... hakkında resmî evrakta sahtecilik suçundan dolayı 2 yıl hapis cezası verildiği, davacının katılan olduğu, kararda, katılanın, nüfus cüzdanını kaybettiğini, adına şirket kurup bankadan çek aldıklarını, piyasaya sürdüklerini, sanığın 1. ciranta hanesinde olduğu el yazıları ile ciranta imzasının sanığa ait olduğu, sahtecilik suçunu işlediğinin yer verildiği, suç tarihinin 18.08.2005 olarak gösterildiği, davacı hakkında Şişli ...Asliye Ceza Mahkemesinin...Esas, ... Karar ve 14.02.2007 tarihli kararı ile karşılıksız çek keşide etmek suçu nedeniyle 3167 sayılı kanunun 16/1. maddesi gereğince cezalandırıldığı, suç tarihinin 16.08.2005, katılanın... olduğu, mahkemenin 03.01.2008 tarihli kararı ile yargılamanın iadesi talebinin kabulü ile beraatine karar verildiği, Şişli ...Asliye Ceza Mahkemesinin...D.İş kararı İle davacıya verilen karşılıksız çek keşide etmek suçu nedeniyle verilen 29.09.2006 tarihli mahkumiyet kararının, sanık adına sahte belgelerle...Ltd.Şti kurularak şirket adına bankadan çek karneleri alınıp sanığın kimlik bilgileri ile sahte olarak düzenlenen ... /Altunizade Üsküdar Şubesine ait 15.07.2005 tarihli 7.750 USD bedeli tarafa verilmek suretiyle banka aracı kullanılarak dolandırıcılık ve nitelikli sahtecilik eylemleri bulunulduğu gerekçesiyle ortadan kaldırılmasına karar verildiği, benzer nitelikte birden fazla karar olduğu, Bakırköy / ... nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 01.07.2015 tarihli cevabı yazısında davacının 09.07.2008 tarihinde hükümlü olarak cezaevine alındığı ve 24.07.2008 tarihinde tahliye edildiği konularında herhangi bir uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık, iş bu olayda davalı bankanın sorumlu olup olmadığı, sorumlu olduğunun kabulü halinde davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında toplanmaktadır. Dosya kapsamında hukuken denetime elverişli bilirkişi raporu alınmıştır.
Dosya kapsamınca; davacının kimliğinin kötü niyetli üçüncü kişiler tarafından haksız yollarla ele geçirildiği, dayanak nitelikteki kimlik belgesiyle davacı adına kurulan sahte şirket namına çek karnesi alındığı, iş bu çeklerin ödenmemesi neticesinde davacının cezai soruşturma ve davalara maruz bırakıldığı, aleyhe sonuçlanan İstanbul ... ASCM ... E. ...K. Sayılı dosyası nedeniyle davacının cezaevinde 15 gün müddetle tutuklu kaldığı, usulsüz tebligata yönelik verilen dilekçe sonrasında eski hale getirme müessesesinden yararlanma talebinin kabulüyle infazın durdurularak tahliyesine karar verildiği sabittir. Davalı bankanın öne sürdüğü itiraz noktaları; ilgili noterlik eylemi nedeniyle ağır kusurun noterliğe ait olduğundan bahisle bankanın kusurlu olduğundan bahsedilemeyeceği, sorumlu tutulamayacağı, tazmin isteminin CMK 141. Maddesi kapsamında Hazineye yöneltilmesi gerektiği yönündedir.
T. C. Eyup...Noteri ...
tarafından 07.01.2005 Tarihli... yevmiye ile düzenlenen imza beyannamesinin "beyan eden" davacı ... olarak belirlendiği, ibraz edilen kimlik belgesinin ... Nüfus Müdürlüğünce değiştirme nedeniyle verilmiş olduğu, davalı Bankanın Altunizade Şubesi nezdinde davacı ... imzasına yönelik ...Ltd.Şti adına ticari hesap açıldığı, genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıldığı ve çek kullanımına ilişkin çek karnesi verildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından sözkonusu çeklerin banka tarafından gerekli araştırma yapılmadan verilmesi nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğu ileri sürülmüştür. 18/10/2006 tarihli 26323 sayılı Resmi Gazetede Yayımlanan 5549 sayılı Kanunun 3/1 maddesinde “Yükümlüler, müşterinin tanınmasına ilişkin esaslar kapsamında; kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek ve gerekli diğer tedbirleri almak zorundadır.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu kapsamda 2005-2006 yıllarında geçerli olan “Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair 4208 Sayılı Kanun’un Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” 03.07.1997 tarihinde yayımlanmış olup Kimlik tespit usulünü belirten 6. Maddesinde;- Kimlik tespiti, gerçek kişiler için nüfus hüviyet cüzdanı, sürücü belgesi, pasaport gibi resmi daireler tarafından verilmiş kimlik tespitine yarayan fotoğraflı belgeler veya bunların noterce onaylanmış suretlerinden herhangi birinin sıhhatinden şüphe edilmeyecek şekilde fotokopisinin alınması ya da kimlikte gösterilen bilgilerin işleme ilişkin evrakın arkasına kaydedilmesi suretiyle gerçekleştirilir. İşlemlerin başka bir gerçek kişi adına yapılması halinde, adına hareket edilen kişinin de kimliği tespit edilir. Ticaret siciline kayıtlı olan tüzel kişilerde ise, tescile dair belgelerin bir örneği ile tüzel kişi adına hareket eden kişinin temsile yetkili olduğuna dair belge ve imza sirküleri aranır. ... için ...Genel Müdürlüğünde tutulan sicile, demekler için il emniyet müdürlüklerinde tutulan dernekler kütüğündeki kayda ilişkin belgelerin ibraz edilmesi gerekir. Kimliği tespit edilenlerin müteakip işlemleri, ibraz edecekleri kimlikte yer alan bilgilerin yükümlüde bulunan bilgiler ile karşılaştırılması suretiyle yapılır. Kimlik tespiti zorunluluğuna ilişkin usul ve esasları belirlemeye Başkanlık yetkilidir." hükümleri yer almaktadır.
Yine Bankaların çek hesabı açtırmak isteyen kişiler hakkında yapması gereken araştırmaya ilişkin düzenlemeye olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga Çek Kanununun 2. maddesinde yer verilmiş olup, bankaların çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumu bulunup bulunmadığını Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca, bankalara yapılan duyurular çerçevesinde her birinin kendi nezdinde oluşturduğu kayıtlardan araştıracakları, ayrıca bu kişinin ekonomik ve sosyal durumu gibi hususların belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni göstermekle yükümlü oldukları açıklanmıştır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E: 2010/14430 , K: 2012/5641)
Davalı Banka'nın değinilen Yasa kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmediği; Bankaca hesap açılışı/kredi tahsisi aşamalarında alınması mutad olan evrak ve bilgilerden sahte kimliğe ilişkin başkaca teyit edici 2. ve/veya 3. belge alınmamış olduğu, kimliğe ilişkin çapraz kontrollerin yapılmamış olduğu, fotoğraf üzerinden yaşa göre irdelemenin yapılmamış olduğu, şirketin imza yetkilisi kişiyi adresinde tespitinin yerine getirilmediği ( İkametgah belgesine yönelik; 2001-2002 yıllarında bilgisayar kayıtlarının tazelenmiş olduğu ve ... adıan bankaya verilen ikametgah adresinde ikamet etmediği bilgisinin bulunduğu), ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş fatura, herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya uygun görülen diğer belge ve yöntemlerle kolaylıkla tespit edilebilecek kimlik teyidinin yapılmamış olduğu, yine çek karnesi verirken Çek Kanunu'nun 2. maddesinde belirtilen hususları yeterince ve gerekli ölçüde araştırmadığı, şirketin ekonomik durumu, çevrede bilinirliği gibi unsurların yeterince değerlendirilmediği kanaatine varılmıştır.
Ayrıca Noterlik Kanunu’nun 1. maddesindeki “noterliğin bir kamu hizmeti olduğu ve noterin, hukukî güvenliği sağlamak ve anlaşmazlıkları önlemek için işlemleri belgelendirdiği” hükümlerine binaen görevinin belge ve işlemlere resmiyet kazandırmak olması sebebi ile somut olayda onayladığı belgeler sebebiyle oluşan zararlardan ötürü doğal sorumluluğu olmakla birlikte Bankanın zinciri devam ettirmeye yönelik ve ayrıca TTK 812.madde de “sahte ve tahrif edilmiş çekin ödenmiş olmasından doğan zararın muhatap bankaya ait olacağı”, “objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlardan dahi sorumlu olacağı” hükümlerine yönelik müşterek sorumluluğu bulunmaktadır. Bu tür zincir sorumluluklarda %50 sorumluluk oranlarında Yargıtay kararları bulunmakla birlikte somut olayda Noter makamının eylemi nedeni ile sorumluluğunun ağırlığının daha fazla olduğu kanaatine varılarak davacının 09.07.2008 tarihinde ceza evine girdiği, 24.07.2008 tarihinde ise tahliye edildiğinin anlaşıldığı, dosyaya ibraz edilen son bilirkişi raporunda davacının cezaevinde tutuklu kaldığı süre dahilinde maddi zararının 577,48 olduğu, bu miktar üzerinden davalının kusurunun %40 olduğu yönündeki nihai kanaate iştirak edilmiş, bu süre dahilinde davacının SGK döküm kayıtlarına göre de herhangi bir yerde giriş kaydı bulunmadığı anlaşıldığından başkaca maddi menfaat temin edildiğine yönelik davalı banka itirazına itibar edilmemiştir. Her ne kadar faiz hesabı yapılmış ise de tazmin isteminin haksız fiil temelinde ele alınması gerektiğinden haksız eylemin son bulduğu tarih itibariyle 09/07/2008 tarihinden itibaren tespit olunan miktara avans faizi uygulanmıştır.
Davalının sorumluluğu haksız fiile dayandığından somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 818 sayılı BK'nun 60.maddesi uyarınca dava konusu talep, kural olarak bir yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunmaktadır. Bu süre zarar görenin, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren başlamaktadır. Burada önemli olan zararı ve tazminat sorumlusunu öğrenmektir. Öğrenebilecek durumda olmak zamanaşımının işlemeye başlamasına sebep olmaz. Zarar ve sorumludan hangisi daha sonra öğrenilirse, zamanaşımı son öğrenme gününden itibaren işlemeye başlar. (HGK'nun 2013/440 E.,2014/115 K. Sayılı ilamı)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde;
Davacı taraf, davalı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmeyerek sahte belgelere istinaden müvekkili adına üçüncü kişiye çek karnesi verdiğini, bu nedenle hakkında birçok ceza davası açıldığını ileri sürmüş ve maddi tazminat talebini hakkında açılan davalar nedeniyle on beş gün cezaevinde kalması sebebiyle işe gidememesi nedeniyle, manevi tazminat talebini ise bu olaylardan duyduğu üzüntüye dayandırmıştır. Bu durumda, davacının zararının, söz konusu ceza davalarının sonuçlanması ile doğduğu ve zararı öğrenme tarihinin de en erken bu tarihler olduğu dikkate alındığında, söz konusu tarihler ile dava tarihi arasında mülga 818 sayılı BK'nun 60. ve TCK'nun 66.maddelerinde öngörülen zamanaşımı süresi dolmamıştır. 6098 Sayılı TBK'nun 58. maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacı hakkında çok sayıda ceza davası açılması ve cezaevinde kalması ve yukarıda açıklanan ilkeler, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin ile birlikte değerlendirildiğinde 5.000,00 TL manevi tazminatın somut olaya ve hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ ile;
Maddi Tazminat bakımından;
230,992-TL maddi tazminatın 09/07/2008 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Manevi Tazminat bakımından;
5.000,00-TL manevi tazminatın 09/07/2008 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine,
2.Maddi tazminat talebi yönünden; -Harçlar kanunu gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 427,60-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 290,35-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 137,25-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, -Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 230,99-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 1.769,01-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan; 290,35 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Manevi tazminat talebi yönünden; -Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, -Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 5.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre vekalet ücreti red edilen miktarı geçemeyeceğinden 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, -Davacı tarafından yapılan; 290,35 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan; 4.300,00-TL Bilirkişi ücreti, 440,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 4.740,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 1.458,52-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı tarafından yapılan; 319,95 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 221,49 TL'lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davalı üzerinde bırakılmasına,
6.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider/delil avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/03/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)