8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. İstanbul Anadolu 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının --- tarihleri arasında satış temsilcisi olarak çalıştığını, davalının görevi olan müşteri teklif isteklerini şirkete bildirmediğini, tekliflerle ilgili bilgileri yazmadığını veya eksik yazdığını, bu bilgileri crm sistemine eklemediğini, günlük ziyaret raporlarını günlük müşteri takip programına işlemediğini veya eksik işlediğini, personel iç yönetmeliğinde “ yapılacak tüm aktivite raporunun 24 saat içerisinde sisteme kaydedileceği” hükmünün bulunmasına rağmen, davalının takip ettiği 11 adet proje teklifini şirkete teslim etmeden şirketi terk ettiğini bundan dolayı müvekkili şirketin müşterilerle iletişime geçemediğini, müşteri talep ve projelerinin takip edilemediğini, bundan dolayı müşteriden sipariş alınamadığını ve mal satamadığını, davalıya tahsisi edilen iş icabı kullanması gereken aracı özel işleri için kullandığını, çalışma saatlerinin 08:30-18:00 arasında olduğunu fakat davalının şirket aracı ile gerçekleştirdiği müşteri ziyaret sürelerinin 3 saati aşmadığını, davalının işten ayrılırken 2 bine yakın müşteri kartvizitini, şirket belgelerini, günlük müşteri not defterlerini, hesap ajanda müşteri klasörlerini teslim etmediğini, davalının müvekkil şirketten ayrıldıktan sonra 07.10.2015 tarihinde yine müvekkil şirketten ayrılan işçi------- aynı sektörde faaliyet gösterecek -------- firmasını kurduğunu, davalının bunu önceden tasarladığını, planladığını, bu durumun imzalanan sır saklama ve rekabet yasağı taahhütnamesine aykırı olduğunu,davalının müşteri bilgilerini teslim etmeyişi sonrasında kurduğu yeni firma ile hazır müşteri portföyü yarattığını ve böylece müvekkil şirketin işlerini baltaladığını, bu durumla ilgili şahitlerin bulunduğunu, davalının mesai saatlerinde online bahis sitelerinde bahis oyunları oynadığını, anılan bu nedenlerden dolayı müvekkil şirketin zarar gördüğünü beyan ederek davanın kabulünü talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacı firmada en çok rapor yazan personellerden biri olduğunu, kendisine uyarı verilmediğini, müvekkili tarafından yapılan tüm işlemlerin crm programında mevcut olduğunu ve ekte sunulan crm dökümü ile birlikte tüm işlemlerin firmaya teslim edildiğini, firma müdürünün imzalı teslim tutanağının bulunduğunu, müvekkilinin takip ettiği tüm tekliflerin ekli tutanak ile firmaya sunulduğunu, dava dilekçesinde belirtilen teklif numaralarının ---- alındığını, dolayısıyla bu teklifler şirkete teslim edildiğinden davacı şirketin tekliflerin varlığından haberi olduğunu, aksi halde programdan bu numaraları alamayacağını, ----- herhangi bir şifre ile girilmediğinden müvekkilinin işten ayrılışından sonra program verilerinin değiştirilmiş olabileceğini, davacı şirkette müşterilerin önce mail aracılığı ile talepte bulunduğunu, şirket çalışanlarına iletilen tüm maillerin doğrudan şirket müdürünün mailine de düştüğünü, bu nedenle gelen taleplerin şirket tarafından bilinmemesinin doğru olamayacağını, , müşteri ziyaretlerinin gerçekleşmediği iddiasının doğru olmadığını, böyle bir durum olsaydı müvekkilinin iş akdinin çok önceden feshedileceğini, müvekkilinin şehir dışı ziyaretlerinin aile veya arkadaşlarıyla görüşmesinin normal bir durum olduğunu, zira diğer çalışanların da bunu yaptığını ve bu durumu şirket müdürünün bildiğini, müşteri ziyaretlerinin günlük ne kadar süreceğinin bilinmesinin mümkün olmayacağını, ilgili müşteriye kaçıncı kez gidildiğinin ayrıca araştırılması gerektiğini, müvekkilinin şirkette uzun yıllar çalışmasından dolayı görüşmelerinin kısa sürmesinin gayet doğal olduğunu, şirket araçlarına gelen cezaları personelin kendisinin ödemesinden dolayı müvekkilin aracını ceza yenmeyecek en uygun yere park ettiğini, davacı firmanın rekabet yasağı ihlalinden dolayı zarar gördüğünü ispat etmesi gerektiğini, rekabet yasağına ilişkin imzalanan taahhütnamenin henüz kendilerine ulaşmadığını ancak işçinin haklı sebeple sözleşmeyi feshettiği durumlarda bu yasağın sona ereceğini ve bu durumun ---- sayılı dosyasında ortaya çıkmasıyla davacı firmanın bu iddiasının sona ereceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava hukuki niteliği itibariyle işveren tarafından işçi aleyhine açılan şirket aracını özel işlerde kullanma, iş gücü zararı, ve haksız rekabetten kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup dava ----- dosyasında görülmüş ve ---- " Davacının davasının kabulü ile; --- Maddi Tazminatın, ----- davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine -------Dava konusu taleplerin arasında haksız rekabetten kaynaklı tazminat talebi ve iş ilişkisi devamı içinde değerlendirilen şirket aracını özel işlerde kullanma, iş gücü zararı taleplerinin bulunduğu, haksız rekabete ilişkin tazminat davalarında görev hususunda daireler arasında görüş farklılığı bulunduğu konu ile ilgili olarak en son---------kararında yapılan açıklamalara göre davalının rekabet yasağı ve gizlilik sözleşmesine aykırılık oluşturduğu iddia edilen eylemlerinin iş akdinin sona erdiği döneme ilişkin olduğu, davanın mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğu anlaşılmakla davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, iş mahkemesinin görevli olmadığı anlaşılmıştır. Yerel mahkemece davacı taleplerinin iş akdinin sona erdiği tarihten sonra olan haksız rekabete ilişkin olan talep yönünden tefrik kararı verilerek bu uyuşmazlık yönünden yapılan açıklamalara göre görev yönünden değerlendirme yapılması, iş akdinden ve iş akdi süresi içinde olan talepler yönünden taraflarca gösterilen delillere göre değerlendireme yapılarak karar verilmesi gerekmektedir. Kabule göre tazminata esas alınan bilirkişi raporlarında davalı tarafça ileri sürülen itirazlar yönünden ek rapor ya da başka bir bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınarak tazminata esas zarar miktarının kesin şekilde belirlenmesi gerektiği varsayıma dayalı olarak düzenlenen raporun denetime elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada açıklanan nedenlerle deliller hiç toplanmadan ve değerlendirilmeden karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla, kararın HMK'nun 353/1-a-6. maddeleri uyarınca kaldırılarak, tüm deliller toplanarak ve değerlendirilerek yeniden yargılama yapılması için davalı vekilinin şimdilik diğer istinaf sebepleri değerlendirilmeksizin dosyanın yerel mahkemesine iadesine karar verilmesinin uygun olacağına dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Dosya ----- almış ve mahkemesince ---- uyarınca haksız rekabetten kaynaklanan tazminat istemi tefrik edilerek mahkemenin ------- taleplerinden iş akdinin sona erdiği tarihten sonra olan haksız rekabete ilişkin olan talepler yönünden dava tefrik edilerek incelenmiştir. Kaldırma kararında da açıklandığı üzere, davacı taleplerinden iş akdinin sona erdiği tarihten sonra olan haksız rekabete ilişkin olan talebi yönünden,
TBK’nın 444 vd. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ve buna bağlı olarak bu yasağın ihlali halinde ortaya çıkacak uyuşmazlıkların tarafların sıfatına bakılmaksızın ticari dava olarak Asliye Ticaret Mahkeme'lerinde görülmesi gerektiği, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun da önceki düzenleme olan TTK Md. 5'te aykırı bir hüküm içermediği, bu doğrultuda, uyuşmazlıkta yargılama görevi İş Mahkemelerine ait olmadığından, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. -------- şeklinde karar verilmiştir. İş bu kararın kesinleşmesi ile ve süresinde talep edilmekle dosya bu kez mahkememize gönderilmiştir.Davalı vekili sunduğu 30/01/2024 tarihli dilekçesi ile ------ dosyasının gerekçeli kararı uyarınca, müvekkilinin iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğinin belirlendiğini ve kararın kesinleştiğini, işverene karşı tüm yükümlülüklerinin son bulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.------- dosyasında---- aleyhine açılan davada mahkemenin 08/07/2021 tarihi itibariyle kesinleşen kararı ile -------Dava: Alacak istemine ilişkindir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı iş yerinde ------ tarihleri arasında çalıştığı, davacının kıdem süresinin 5 yıl 5 ay 25 gün olduğu anlaşılmıştır.Davacı işçinin son ücretinin banka kayıtlarına ve dinlenen tanık beyanlarına göre en son net 2.600 TL, brüt 3.636,82 TL, sosyal yardımlarla beraber giydirilmiş brüt ücretinin 5.686,82 TL olduğu, -------- yevmiye numaralı ihtarmesi ile; davacı tarafından davalıya fazla mesai ve primlerinin ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğinin bildirildiği, 07/09/2015 tarihli işten ayrılış bildirgesinde; davacının işten ayrılış kodunun ------ olarak belirtilmesine karşın davalı tarafından davacının istifa ettiğine dair hiçbir ispat unsurunun sunulamadığı, davalı tarafından 02/09/2015 ve 03/09/2015 tarihli işe gelmeme tutanakları tutulduğu ancak davacının 01/09/2015 tarihinde iş akdini feshetmesi karşısında iş bu tutanaklara itibar edilemeyeceği, 4857 sayılı İş Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda ücret ve eklerinin işçiye hak ettiği zamanda ve tutarda ödenmemesinin, işçiye derhal fesih hakkı tanıdığı, davacının iş akdi feshinin haklı nedenle olduğu, davacıya kıdem tazminatının ödenmesinin gerektiği, davacı işçinin takograf kayıtları ve tanık beyanları ile fazla çalışma yaptığını ispatladığı, işçinin çalışma saatlerinin ve varsa fazla mesailerini ve fazla çalışmalarını hiç bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenlemesi ve ispatlaması gereken işverenin davacının iddiasının aksini ispatlayamadığı, davalı tarafın 270 saate kadar yapılabilecek fazla mesailerin ücretin içerisinde olduğunu beyan ettiği, dosyaya sunulan iş sözleşmesinin 9. Maddesinde 270 saate kadar çalışma yapılabileceğinin 11. Maddesinde fazla çalışma ücretinin asıl ücrete dahil olmadığının, fazla çalşıma ücretinin % 50 arttırılarak ödeneceğinin belirtildiği, bu nedenle davalı tarafın beyanına itibar edilmediği, tanık beyanlarına göre davacı işçinin -------tarihleri arasında; ayda iki hafta fazla mesai yapmadığı, diğer iki hafta da ise; haftalık 17 saat fazla mesai yaptığı, davacının 2015 yılı başından itibaren primlerinin ödenmediğini beyan ettiği, davalı tarafın, işyerinde prim uygulaması olmadığını iddia ettiği, ancak tanık beyanlarından davalı işverenlikte prim uygulamasının olduğunun ispat edildiği, tanık beyanlarına göre davacının yılda ortalama 18.000 TL prime hak kazandığı, primlerin ödendiğinin ispat yükü kendisinde olan işverenin bu durumu ispatlayamadığı, dosya kapsamına uygun kök ve ek bilirkişi raporuna göre davacının kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı ve prim alacağının kabulüne karar verilmiştir. Dosya içerisinde bulunan takograf kayıtları ve -------- kayıtları üzerinde bilirkişi marifeti ile yapılan tespitlerin aynı mahiyette olduğu anlaşılmıştır denilerek kıdem tazminatı olarak net 20839,84 TL alacağın fesih tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, prim ücret alacağı olarak net 12050,00 TL alacağın 250 TL'sinin dava tarihinden itibaren,11.800,00 TL'sinin talep arttırım tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla çalışma ücreti olarak tanık beyanlarına göre hesaplanan net 5343,58 TL alacağın %30'u hakkaniyet gereği indirilerek; 3740,50 TL alacak ile takograf kayıtlarına göre hesaplanan net 1766,22 TL alacak toplamı olan 5506,72 TLalacağın 500 TL sinin dava tarihinden, 5006,72 TL'sinin talep arttırım tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazla talebin reddine," şeklinde hüküm kurulduğu, bu kararın davalı vekilince istinaf edildiği ve -------Sayılı kararı ile davalı yanın istinaf başvurusunun reddedildiği anlaşılmıştır. Hukuk Dairesi kararında--------açılan dava; iş akdinin feshinden doğan bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline ilişkin alacak davasıdır.Dosya içeriğinden, davacının, 06/03/2010 - 07/09/2015 tarihleri arasında davalı şirkette satış sorumlusu olarak çalıştığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık iş akdinin davacı tarafça feshinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ve ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan işçilik alacaklarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı vekili müvekkilinin iş akdini, fazla mesai ücret alacaklarının ödenmemesi primlerin ise kayıt dışı olarak elden verilmesi sebebiyle İş Kanunun 24. maddesi gereğince haklı sebeple feshettiğini, davalı vekili ise feshin haklı nedene dayanmadığını, davacının devamsızlık yaptığını, mazeretsiz olarak işe gelmediğini şirkete zarar verdiğini savunmaktadır. Dosyadaki ihtarname içeriklerinden davacının, 01/09/2015 tarihli noter ihtarı ile iş akdini fazla mesai ve primlerinin ödenmemesi gerekçesiyle feshettiğini davalı işverenliğe bildirdiği anlaşılmaktadır.
Davalı taraf her ne kadar fesih ihtarnamesinin 03/09/2015 tarihli olduğunu ve 02,03/09/2015 tarihleri arasında işe devam etmediğini devamsızlık tutanakları tutulduğunu, mahkemece bu tutanaklara itibar edilmediği gibi herhangi bir gerekçe de bildirilmediğini savunmuş ise de yukarıda da belirtildiği üzere davacının iş akdini 01/09/2015 tarihli noter ihtarı ile feshettiği açık olup bu tarihten sonrasını kapsayan devamsızlık tutanaklarına değer verilemez. Zira davacının devamsızlık yaptığı belirtilen tarihlerde esasen iş akdi davacı tarafından feshedilmiştir. Bu aşamadan sonra davacı tarafından yapılan feshin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı incelenecektir. İşçiye ücretinin ödenmemesi iş akdini İş Kanunun 24/II-e maddesi gereğince haklı sebeple feshetme imkanı tanımaktadır. Fazla mesai ücret alacağı da geniş anlamda ücret kavramı içerisinde yer almaktadır. Aşağıda açıklanacağı üzere davacının fazla mesai ücret alacağı bulunduğundan feshin haklı nedene dayandığı dolayısıyla kıdem tazminatına hak kazanacağı sonucuna varılmıştır.
Davalı vekili davacının müvekkili şirkette çalışırken kendisine ait aynı alanda faaliyet gösteren şirket kurduğunu, müşteri bilgilerinin çalınarak müvekkili şirketin zarara uğratıldığını savunmuş ise de iş akdinin davalı işverenlik tarafından bu gerekçelerle feshi yoluna gidilmemiştir. Sözleşme davacı işçi tarafından feshedilmiştir. Dolayısıyla aksi yöndeki davalı istinafı yerinde görülmemiştir.
Davalı vekilinin fazla mesai ücret alacağına yönelik istinaf başvurusu bakımından yapılan incelemede, dosyaya davacıya şirket tarafından tahsis edilen araca ait takometre kayıtları ibraz edilmiş ve takograf kayıtlarının -------- tarihleri arasını kapsadığı, takometre kayıtları bulunan dönemler için bu kayıtlara göre, takograf kayıtları bulunmayan dönem için ise tanık anlatımları dikkate alınarak hesaplama yapılmak suretiyle sonuca gidilmiştir. Yapılan hesaplama usul ve yasaya uygun ve dosya içeriğine uygun düşmektedir. Öte yandan dinlenilen davacı tanıklarının anlatımlarından işyerinde prim ödemesi yapıldığı ve primlerin belli bir satış kat sayısı üzerinden yılda 1 kez elden verildiği görülmektedir. Primlerin ödendiğinin davalı işverenlik tarafından yöntemince kanıtlamadığı, bu sebeplerle davalı vekilinin prim alacağına yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kabul edilmiştir.
Davalı vekili davacının işyerinde çalışırken müvekkili şirket ile aynı iş kolunda faaliyette bulunan şirket kurarak müvekkili şirketin müşteri bilgilerini çalmak suretiyle haksız rekabete ilişkin kuralları ihlal ettiğini bu konuda ---- sayılı dava dosyası ile dava açtıklarını sözü edilen dava dosyasının eldeki istinafa konu dosya bakımından bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğu ileri sürmektedir. ------ dava dosyasının incelenmesinde dosyamızın davalısı işverenlik tarafından dosyamızın davacısı işçi aleyhine 19/03/2018 tarihinde şirket aracını özel işlerde kullanma, iş gücü zararı, ihbar öneline uymadan istifa ve haksız rekabetten kaynaklı tazminat istemiyle dava açıldığı, mahkemenin 31/12/2020 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulü ile haksız kazanç sır saklama ve rekabet yasağını ihlalden dolayı (ihbar öneline uyulmadan iş akdinin feshinden dolayı ihbar tazminatı talebi hariç) 1.837.948,54 TL tazminatın davalı---- alınarak davacıya verilmesine karar verildiği hükme karşı davacı işçi tarafından istinaf karşı kanun yoluna başvurulduğu ve dosyanın istinaf incelemesi için------ gönderilmiş olduğu görülmektedir.
Davacı tarafından açılan dava, iş akdinin davacı işçi tarafından haklı feshinden kaynaklanan kıdem tazminatı, fazla mesai ücret alacağı ve prim alacağını ödetilmesi istemine ilişkin olup, bekletici mesele yapılması talep edilen----- sayılı dava dosyası ise iş akdinin feshiyle ilgisi bulunmayan haksız rekabete, sır saklama yükümlülüğüne ve işverenliğe şirket aracının özel işlerde kullanılmasından kaynaklı verilen zararlara ilişkindir. İş akdinin feshinin kim tarafından ve ne şekilde yapıldığı, haklı olup olmadığı hususlarındaki tespitlerin ------ dosyasındaki taleplere etkisinin bulunmadığı gibi davalı işverenlik tarafından eldeki istinafa konu davadan yaklaşık 3 yıl sonra açılan davadaki taleplerin de iş bu davaya herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin ----sayılı dava dosyasının bekletici mesele yapılmasına yönelik istinaf itirazının da yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, istinaf dilekçesinde ileri sürülen hususlara, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına,
HMK’nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme ile dosya kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılarak, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verildiği görülmüştür.Davacı yan mahkememizde açtığı davada davalının sır saklama ve rekabet etmeme yasağına aykırı davranması nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmiştir. Bu konuda taraflar arasında 05/02/2010 tarihli "Sır saklama ve rekabet yasağı taahhütnamesi " mevcuttur. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle fesih edilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında iş yerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklanan süre içerisinde rakip bir iş yerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki iş yerinde edindiği bilgileri yeni iş yerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterli sayılmalıdır.--------- sayılı dosyasında; davalı işçi tarafından dosya davacısı aleyhine açılan davada verilen karar ve yine yukarıda belirtilen -------davacının fazla mesai ücret alacağı bulunduğundan feshin haklı nedene dayandığı dolayısıyla kıdem tazminatına hak kazanacağı sonucuna varılmıştır.
Davalı vekili davacının müvekkili şirkette çalışırken kendisine ait aynı alanda faaliyet gösteren şirket kurduğunu, müşteri bilgilerinin çalınarak müvekkili şirketin zarara uğratıldığını savunmuş ise de iş akdinin davalı işverenlik tarafından bu gerekçelerle feshi yoluna gidilmemiştir. Sözleşme davacı işçi tarafından feshedilmiştir. Dolayısıyla aksi yöndeki davalı istinafı yerinde görülmemiştir. " denilmek suretiyle dosyamız davalısının iş akdini feshinin haklı olduğu kesinleşen mahkeme hükmü ile belirlenmiş olup bu hali ile davalının rekabet yasağı sona erdiğinden rekabet yasağının ihlal edildiğinden söz edilemeyeceği kabul edilerek davanın reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 427,60 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3.Davalı tarafından sarf edilen 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4.Davacı tarafından yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre hesaplanan 159.179,60 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
HMK 345. Maddesi hükmü uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/03/2024