Esas No
E. 2021/391
Karar No
K. 2024/386
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/391

KARAR NO: 2024/386

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 22.09.2020

NUMARASI: 2017/1335 Esas - 2020/470 Karar

DAVA: Şirket ortaklığından çıkarma

Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'nda, ... sicil no ile kayıtlı müvekkil şirket ... Ltd. Şti'nde %70 hissedar olduğunu, şirketin 1977 yılında tarafların babası ... ile dava dışı bir ortakla kurulduğunu, daha sonra müvekkilin (%40) ve babasının (%60) pay ile şirketi yıllarca birlikte yönettiğini, müvekkili şirketi temsile 28/05/2008 tarihinden beri münferiden yetkili olduğunu, müvekkili ve davalı ...'ın kardeş olduğunu, babalarının vefatıyla davalının miras yoluyla şirkette %30 hissedarı durumuna geldiğini, davalının müvekkili hakkında haksız ve gerçeğe aykırı beyanlarla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2014/67940 soruşturma numaralı dosya ile suç duyurusunda bulunduğunu, bu suç duyurusu ile kardeşler arasındaki ilişkinin tamamen bozulduğunu ve şirket faaliyetlerini birlikte yürütmelerinin imkansız hale geldiğini, bu şekilde devam etmesi halinde telafisi imkansız zararların doğacağından bahisle davalının şirketteki %30 hissesine karşılık uygun bir ayrılma akçesi ödenerek şirket ortaklığından çıkarılması ve payının müvekkile devrine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin ortaklıktan ayrılması için öncelikle genel kurul kararı alınması gerektiğini, ancak bu yönde bir işlem yapılmadığını, müveklininden şirket ile ilgili işlemlerin gizlendiğini, müvekkilinin babasının Alzeimer hastası olmasına rağmen vasi tayin edilmeden banka hesaplarının davacı tarafından usulsüz şekilde boşaltıldığını ve kendi hesabına aktardığını, davacının usulsüz eleman çalıştırdığını, bazı kişilerin çalışmadığı hâlde çalışmış gibi gösterilerek sigortaları yatırılarak devletin zarar ettirildiğini, davacının haksız ve kötü niyetli olduğundan bahisle davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm Dosya Kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava,

TTK 640. Maddesi kapsamında haklı nedenlerle ortaklıktan çıkarma davasıdır.

Davacı taraf, davalının haksız ve gerçeğe aykırı beyanlarla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/67940 Soruşturma numaralı dosyasında suç duyurunda bulunduğunu, bu nedenle kardeşler arasındaki ilişkinin tamamen bozulduğunu, güven ilişkisinin kalmadığını bildirerek davalının şirketten çıkarılmasını talep etmiştir. Davalı davanın reddini savunmuştur. Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında yapılan incelemede davalının hukuka aykırı olmayacak şekilde şikayet yoluna başvurarak yasal haklarını kullanmış olmasının, ortağı olduğu şirkete karşı yükümlülüklerini ihlal ettiği ve şirket ortaklığından çıkarılması için haklı sebebin doğduğu anlamına gelmeyeceği, nitekim Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2015/2192 Esas- 2016/136 Karar sayılı kararı ile benzer bir dava nedeni ile yerel mahkemenin, şirket ortağı tarafından, diğer ortaklar aleyhine cumhuriyet savcılığına verilen şikayet dilekçesinin, anayasal şikayet hakkının kullanılması kapsamında kaldığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının, şirketten çıkarılması için gerekli olan haklı nedenlerin somut olayda mevcut olduğu göz ardı edilerek alındığını, davalının şirket faaliyetlerine engel olmak maksadıyla hareket ettiği birçok davranışından; murisin vefatına kadar şirket işleri ile alakası olmaması fakat murisin vefatıyla veraseten şirket hisselerini devraldıktan sonra müvekkiline karşı hasmane bir tavırla hareket etmesi, müvekkiline karşı iftira maksadıyla savcılığa suç duyurusunda bulunması, SGK'ya vergi Dairelerine şikayetlerde bulunması, çalışanlar hakkında suç duyurularında bulunarak yargılanmalarına sebep olmas neticede yargılamaların beraat etmesi, yapılan bu işlemlerin şikayet hakkını kullanmak olmayıp iftara, suç. atma niteliğinde beyanlar olması vs gibi sebepler karşısında, tarafların birlikte şirketi devam ettirme olanağı bulunmadığından mahkemenin davanın reddi kararı anlaşılamadığını, şirketin mevcut ortalık yapısıyla faaliyetlerinin devamı olanaksız hale geldiğini, Müvekkili ..., İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu’nda ... sicil no ile kayıtlı müvekkili şirket ... HİZMETLERİ LTD. ŞTİ.’nin %70 hissedarı olduğunu, ... Hizmetleri Ltd. Şti. 1977 yılında sigorta aracılık faaliyetlerinde bulunmak üzere müvekkilinin babası ... ile dava dışı bir ortakla birlikte kurulmuş olup, daha sonra müvekkilinin (%40) ve babası (%60) işbu şirketi yıllarca birlikte yönettiğini, Müvekkili ... ile davalı ... kardeş olduklarını, şirket ortağı baba ...'ın 10.10.2013 tarihinde vefatı ile davalı ..., miras yoluyla intikal eden %30 hissenin sahibi olmuş ve müvekkili ile birlikte müvekkili şirketin hissedarı durumuna geldiğini, Müvekkilinin, babasının vefatı sonrasında şirketin faaliyetine devam etmesini isterken, davalı ..., şirketin faaliyetine mani olmak için birçok eylemde bulunduğunu, nitekim davalının, müvekkili hakkında haksız ve gerçeğe aykırı beyanlarla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na 2014/67940 Soruşturma Numaralı dosya ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının bu davranışının, şirketin faaliyetlerini engellemek ve müvekkili şirket yönetiminde pasif konuma getirmek için yaptığı davranışlardan yalnızca bir tanesi olduğunu, davalının yaptığı suç duyurusu ile birlikte kardeşler arasındaki ilişkinin de tamamen bozulduğunu, tarafların şirket faaliyetlerini birlikte yürütmeleri, yasal işlemleri birlikte gerçekleştirmeleri, genel kurul yapmaları sonrasında olanaksız hale geldiğini, Bunun yanı sıra mahkemece dinlenen tanıklar da taraflar arasında mirastan kaynaklı problemler olduğunu, müvekkili ile babasının uzun yıllar müvekkili şirketi birlikte yönettiklerini ve davalının şirket işleri ile iştigal etmediğini, kantin işletmeciliği ile uğraştığını da beyan ettiklerini, Yine mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, her ne kadar genel kurul kararının dava şartı olduğundan bahisle öncelikle bu eksikliğin tamamlanması ve sonrasında esasa ilişkin görüş beyan edileceği belirtilmişse de, usul ekonomisi bakımından bilirkişi heyetince haklı neden ile ortaklıktan çıkarma hususu da irdelendiğini, davalının ortaklıktan çıkarılması için haklı nedenin varlığı tespit edildiğini, mahkemece bilirkişi raporuna aykırı hüküm kurulduğunu ancak gerekçede de bu yeterince değerlendirilmediğini, Mahkemenin, ortaklıktan çıkarma kararı alınabilmesi için elde bulunan tüm sebeplere rağmen usul ve yasaya aykırı olarak, soyut ve yetersiz gerekçeyle davanın reddine karar verdiğini, bu nedenle de mahkeme kararının kaldırılarak yeniden talepleri gibi hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiğini, esas olarak bu konuda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç bulunmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca davalının şirket ortaklığından çıkarılması talebine ilişkindir. İlk derce mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Buna göre, bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup mahkemece diğer delillerle birlikte serbestçe hükme esas alınır. Mahkemece tarafların sundukları deliller değerlendirilip, gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yargılama aşamasında alınana bilirkişi raporunda haklı nedenle çıkarma hususunun irdelendiği, haklı nedenin varlığının tespitine rağmen mahkemece bilirkişi raporunun bu yönden dikkate alınmayarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Eldeki davada şirket ortağı ve şirket davacı olarak gösterilerek dava açılmış, ilk derece mahkemesince haklı nedenlerin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı şirketin iki ortaktan oluştuğu, şirket ortaklarının kardeş olup davalının babadan intikal eden muris payları kapsamında şirkete ortak olduğu anlaşılmaktadır. Yine şirket ortakları arasında müteveffa babalarının ölümünden sonra miras nedeniyle ihtilaflar bulunduğu da dosya kapsamından ve tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. İlk derce mahkemesi karar gerekçesinde işaret edildiği üzere, şirket ortaklarının aralarındaki ihtilaflar kapsamında davalının, davacı diğer ortak ve ilgililer hakkında şikayet hakkı kapsamında dava ve şikayet haklarını kullanmasının ortağı olduğu şirkete karşı yükümlülüklerini ihlal ettiği ve çıkarma için haklı neden oluşturduğunun kabulüne yeterli olmayacağı sonucu ile davacı şirket yönünden davanın reddi kararı isabetli olup, aksi yöndeki davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak TTK'nın 640/3 maddesi uyarınca çıkarma davası açma hakkı şirkete ait olup, şirket ortağının diğer bir ortağın çıkarılmasını talep etmesi mümkün olmadığından, gerçek kişi davacı şirket ortağı yönünden davanın aktif husumet yokluğundan reddi gerekirken, gerçek kişi davacı yönünden de davanın esastan reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmakla, istinafa konu kararın bu yönüyle HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddesi uyarınca resen düzeltilmesi gerekmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davacılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, davanın davacı gerçek kişi yönünden aktif husumet yokluğundan reddi gerektiğinden, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca hükmün resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca hükmün resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına bu doğrultuda; 1-Davacı ... tarafından açılan davanın aktif husumet yokluğundan reddine 2-Davacı şirket tarafından açılan davanın reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60 TL karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 25,20 TL'nin mahsubu ile eksik 402,40 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde, yatırmış olan tarafa iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacılar tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara iadesine, b-Dairemiz kararının niteliği dikkate alınarak, davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olarak verildi. 07.03.2024

KANUN YOLU: HMK'nın 361 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflar tebliğinden itibaren temyiz yolu açıktır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.