11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/10121 E. , 2011/2970 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.04.2009 tarih ve 2009/277-2009/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette 41.720 adet pay sahibi olduğunu, 18.04.2007 tarihli genel kurul toplantısı sonrasında hamiline yazılı olan hisse senetlerinin davalı şirket yetkilileri tarafından kendisine iade edilmediğini, diğer davalıları hisse oranlarında ise artış olduğunu ileri sürerek, davalıların davaya konu olan paylar üzerindeki muarazasının men’ine ve davaya konu payların müvekkiline iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin genel kurul toplantılarına katılanların hisse senedi tevdi etmeleri şeklinde bir uygulamasının bulunmadığı, davacının bunun aksini yazılı delille kanıtlayamadığı, davacı tarafın davaya konu olan hisse senetlerinin zayi olduğu yönünde iptal davası açtığı, davalıların davaya konu hisse senetleri ile ilgili olarak muaraza yaratmasının söz konusu olmadığı, gerçek kişi davalıların pay oranlarındaki artışın anonim şirketlerin yapısı ve hamiline yazılı hisse senetlerinin devrine ilişkin hükümler sebebiyle davacının nizalı hisseleriyle ilgili olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, hamiline yazılı hisse senetlerinin davacıya iadesi istemine ilişkin olup, davacı, davaya konu olan hamiline yazılı hisse senetlerinin davalı şirketin genel kurulu sırasında, yasa gereği şirkete tevdi edilmesine karşın iade edilmediğini, davalılar vekili ise müvekkili şirketin genel kurullar sırasında hisse senetlerini teslim alma uygulamasının olmadığını belirtmiştir. Her ne kadar mahkemece, davalının bu savunmasının aksinin davacı tarafça yazılı belge ile kanıtlanamadığı ve davacı tarafça davaya konu olan hisse senetlerinin iptali için dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de,
TTK’nun 360. maddesi uyarınca hamiline yazılı hisse senedi sahiplerinin şirket genel kurulunda oy kullanabilmeleri için hisse senetlerini veya hisse senetleri üzerinde tasarruf hakkına sahip olduklarını gösteren belgeleri şirkete tevdi etmeleri zorunlu olduğundan ve davacı da anılan genel kurula hisse senetlerini tevdi ederek katıldığını ileri sürdüğünden yasa gereği hisse senetlerinin davalı şirkete tevdi edildiğinin kabulü gerekir ve bu karinenin aksinin yani genel kurula TTK'nun 360 ncı maddesinde öngörülen prosedüre uyulmadan katılındığının davalı şirket tarafından kanıtlanması gerekir. Ayrıca zayi iptal davası bulması açılması da bu davanın dinlenmesine engel teşkil etmez. Öte yandan, davacı tarafça, davaya konu olan hisse senetlerinin gerçek kişi davalılar tarafından devralındığı ileri sürüldüğüne göre, bu davalıların isticvabı ile davaya konu hisse senetlerini devralıp almadıkları, davalıların hisse senedi miktarındaki artışın kaynağının ne olduğu tespit edildikten sonra oluşacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle red hükmü kurulması doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.