Esas No
E. 2010/14849
Karar No
K. 2011/2911
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2010/14849 E.  ,  2011/2911 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Aksaray 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.06.2009 tarih ve 2008/1061 - 2009/498 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının borcundan dolayı müvekkiline 3.700,00 TL tutarlı çeki keşide ederek verdiğini, davalının ödeme vaadi üzerine çekin bankaya ibraz edilmediğini ancak davalının borcunu ödememesi üzerine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takini durduğunu ileri sürerek, 3.700,00 TL'nın davalıdan faiziyle tahsilini ve % 40'dan az olmamak üzere icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, ibraz edilmeyen çekin sadece yazılı delil başlangıcı olabileceğini ve davacının başka delille ispatlanmayan davasının reddinin gerektiğinin savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, keşideci olan davalının çekteki imzasına yönelik inkarda bulunmadığı, çekin kayıp olduğu yada bedelsiz olduğunun ileri sürülmediği, yazılı bir belge olan çekten ve altındaki imzasından davalının sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 3.700,00 TL'nın dava tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline ve 1.480,00 TL icra-inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Davacı, dava dilekçesinde alacağın tahsilini istemesinin yanında icra inkar tazminatına karar verilmesini de talep etmiş, mahkemece de hem alacağın tahsiline hem de icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

Oysa İİK’nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali davası ile alacağın tahsili davaları, nitelikleri ve sonuçları itibarı ile birbirinden farklı dava türleridir. Zira, ilk dava türü tamamen icra takibine dayalı olarak, takip edilen alacağın İİK’nun 67. maddesi hükmü çerçevesinde ve takip talebine bağlı olarak sonuçlandırılması ve buna bağlı olarak icra inkar veya kötüniyet tazminatı ile tarafların sorumlu tutulabilmeleri sonucunu doğururken, tahsil davası sadece alacaklının genel hükümlere göre alacağını bir ilama bağlatarak ve o ilam çerçevesinde alacağına kavuşma imkanını sağlayan bir dava türüdür.

Bu durumda, her iki dava türü birlikte yürütülemeyeceğine göre, mahkemece HUMK’nun 179/3 ve 75/2. maddeleri uyarınca, davacı tarafa, davasını istek sonucunu teşkil eden, icra takibine vaki itirazın iptali veya alacağın tahsili davalarından birine hasrettirilerek, tercihine göre davaya devam edilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

Ayrıca;

TTK’nun 720. maddesine göre hamil, süresinde ödeme için bankaya ibraz ettiği takdirde ödenmeyen çek bedelini keşideci ve cirantalardan isteyebilir. Somut olayda çekin süresi içinde bankaya ibraz edilmediği sabittir. O halde takip dayanağı olan çek’in bir ödeme aracı olması nedeniyle süresinde ibraz edilmemesi sonucunda kambiyo hukukuna ilişkin niteliklerini kaybettiği, sadece yazılı delil başlangıcı niteliği taşıdığı açıktır. Bu durumda çeke dayalı müracaat hakkı düşmüş olan hamilin alacağına dava yoluyla kavuşabilmesi için önünde iki seçenek bulunmaktadır. Hamil ya doğrudan temel borç ilişkisine dayanarak bir tahsil davası açacak yada TTK'nun 730/14.bendi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken ve aynı Yasa’nın 644.maddesinde düzenlenmiş bulunan sebepsiz iktisap davası yoluna başvuracaktır. Türk Ticaret Kanununun 644/1. Maddesine göre zamanaşımı veya kanuni muamelelerin yapılmaması nedeniyle poliçedeki hakkı düşmüş olanların bu davayı açacağı hükme bağlanmıştır. Yine aynı maddenin son fıkrası cirantaya karşı böyle bir davanın açılamayacağını belirtmiştir. Oysa davacı, dava dilekçesinde davasını temel ilişkiye mi yoksa sebepsiz zenginleşme hükümlerine mi dayandırdığını açıklamadığı gibi mahkemenin kabul gerekçesi de açıklanan yasal düzenlemeye göre yerinde değildir.

Bu durumda mahkemece, davacının dava dilekçesinin yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan ilkeler doğrultusunda açıklatılması ve sonucuna göre yapılacak incelemeye göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 21.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu TTK md.730/14 TTK md.720 İİK md.67
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog