Esas No
E. 2009/7386
Karar No
K. 2011/3525
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2009/7386 E.  ,  2011/3525 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26.02.2009 tarih ve 2005/25-2009/66 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili asıl ve birleşen davada, müvekkillerinin davalı şirket aracılığı ile hisse senedi alım satımı yaptıklarını, davalı gerçek kişinin müvekkillerinin izni olmadan bir kısım hisse senetlerini satarak gene talimat olmadan başka hisse senetleri aldığını, bu nedenle müvekkillerinin zarar ettiğini ileri sürerek, toplam 26.564,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilleri ayrı ayrı, davanın reddini istemiştir. İhbar olunan TMSF vekili, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların yazılı veya sözlü talimatı olmaksızın hesapta bulunan hisse senetlerinin satılarak davacıların zarara uğratıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, toplam 14.429,15 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilleri ile feri müdahil vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2.Dava, hisse senedi alım-satımından kaynaklanan zararın tazminini istemine ilişkindir.

Davacılar, talimatları olmaksızın 31.01.2000 tarihinden 15.06.2000 tarihine kadar hesaplarındaki para ile hisse senedi alım ve satımı yapıldığını ileri sürerek zararın tazminini istemiş, davalılar ise davacıların sözlü talimatına göre hisse alım ve satımının yapıldığını, buna ilişkin hesap ekstrelerinin davacılara tebliğ edildiğini ve bunlara itiraz edilmediğini, dolayısı ile davacıların yapılan işlemlerden haberdar olduklarını ve kabullendiklerini savunmuşlardır. Mahkemece, davalıların bu savunması üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmiştir.

Oysa, mahkemece, davalıların bu savunmaları üzerinde durularak, 31.01.2000 tarihi ile 15.06.2000 tarihleri arasında yapılan işlemlere ilişkin hesap ekstrelerinin davacılara ne şekilde tebliğ edildiğinin davalı tarafça açıklanarak, buna ilişkin belgelerin temin edilmesi ve davacı ...’in çalıştığı kuruma kargo şirketi vasıtasıyla gönderildiği iddia edilen hesap ekstrelerinin davacının çalıştığı kurumda nasıl teslim alındığı ve bu tür evrakların çalışanlara ne şekilde teslim edildiğinin ilgili kurumdan sorulması ve davacıların itiraz etmedikleri 31.01.2000 tarihinden önceki dönemde hesap ekstrelerinin davacılara ne şekilde tebliğ edildiği ile taraflar arasındaki uygulamanın nasıl olduğu araştırılarak, gerçekten anılan dönemde davacıların yapılan işlemlerden haberdar olup olmadıkları ve bu işlemlere icazet verip vermedikleri belirlenerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlarda yeterli araştırma yapılmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, HUMK’un 57. maddesi uyarınca, hüküm sadece lehine müdahale edilen taraf hakkında verilebileceğinden, hükme karşı temyiz yoluna başvurma hakkı da hakkında hüküm tesis edilen asıl tarafa aittir. Lehine müdahale edilen taraf hükmü temyiz ederse onunla birlikte hareket etme yetkisine sahip olan müdahil de hükmü lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edebilir. Aksi halde tek başına hükmü temyiz edemez. Ancak, anılan madde hükmüne aykırı olarak müdahil hakkında da hüküm verilmişse, fer’i müdahil hükmü sadece kendisi bakımından (hükmün kendisine ilişkin bölümünü) temyiz edebilir.

Somut olayda, ihbar olunan TMSF, davalı ... kıymet şirketine BDDK tarafından elkonulduğunu ve daha sonra bu şirketin HSBC Bank AŞ.’ye devredildiğini, hisse satış sözleşmesine göre elkonulmadan önce gerçekleşen zararın TMSF’nin sorumluluğunda bulunduğunu, tazminata hükmedilmesi halinde sorumluluğun TMSF üzerinde kalacağını ileri sürerek, davalılar yanında katılma talebinde bulunmuş olup, mahkemece bu talep olumlu bulunarak feri müdahilliğe karar verilmiştir.

Bu durumda, verilen karar feri müdahilin de haklarını etkilediğinden yukarıda yazılı olduğu gerekçe ile feri müdahil yönünden de kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalılar ve feri müdahil vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilleri ile feri müdahil vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalılar ve feri müdahil yararına, BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 176,40 TL harcın temyiz eden davacılara iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 29.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.