11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/14120 E. , 2010/5735 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.10.2008 tarih ve 2004/57-2008/423 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirkette her biri 1.000 TL nominal değerde toplam 32.963 adet hisseye sahip olduğunu, şirketin 31.03.2003 tarihli olağan genel kurul toplantısında 293.592.609.528.463TL'nin ortaklara her 1.000-TL'lik hisseye %58.718,52 oranında nakit kar payı olarak dağıtılmasına, ortaklara dağıtılacak net karın S.P.K'nın 13.03.2003 tarih ve 13/291 sayılı kararı doğrultusunda 100.532.961.079.948TL'sinin 1. taksit olarak 20.05.2003 tarihinde ve bakiye 193.059.648.448.515TL'nin 2. taksit olarak 19.09/.003 tarihinde ödenmeye başlanmasına karar verildiğini, 1. kar payı taksitlerinin 20.05.2003 tarihinde ödendiğini, 2. kar payı olan 12.676.063.390 TL'nin ödenmediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, şirket ortağı olan davacıların şirket aleyhine dava açmasının mümkün olmadığını, 12.06.2003 tarihinde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nca müvekkili şirkete el konulduğunu, yönetim kurulunca ödemelerin mücbir sebep nedeniyle ertelenmesine karar verildiğini, bu nedenle muaccel olmuş borcun bulunmadığını, imtiyaz sözleşmesinin feshi işlemine karşı Danıştay 10. Dairesi’nde açılan iptal davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket yönetim kurulunun, şirket genel kurulunca dağıtılmasına karar verilen ve takibe konu 2. temettü dağıtılması kararını erteleme yetkisi bulunmadığı, bu kararın alacağı çekişmeli hale getirip takibin kesinleşmesini önlediği, davacıların alacağının tahsili amacıyla yapacağı haciz ve hacizli alacaklar sırasına girmesi olanağını ortadan kaldırdığı, imtiyaz sözleşmesinin feshi ve sonraki işlemlere, davalı şirketin basiretli bir tacir gibi davranmayıp kendi kusurlu davranışları ile neden olduğu, bu kusurlu davranışlarının mücbir sebep niteliğinde hukuki bir koruma yaratmayacağı, somut olayda oluşan olayları davalının öngörmesi gerektiği, imtiyaz sözleşmesinin feshinin iptali için açılan dava sonucunda feshin yerinde olduğunun Danıştay kararı ile kesinlik kazandığı, bilirkişinin mücbir sebep görüşüne itibar edilmediği, davalının takibe itirazının haksız olduğu, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile itirazının iptaline, takibin talep gibi devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karara verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, kar payı alacağının ikinci taksitinin tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacıların ortak oldukları davalı şirketin 31.03.2003 tarihli genel kurul toplantısında ortaklara kar payı dağıtılmasına, belirlenen kar paylarının birinci taksitinin 20.05.2003, ikinci taksitin ise, 19.09.2003 tarihinde ödenmesine karar verilmiş, iptal edildiği veya yoklukla malul olduğu savunulmayan ve dosya kapsamından kesinleştiği anlaşılan bu karar uyarınca davacılar adına tahakkuk eden kar payının birinci taksiti ödenmiştir. Kar payının ikinci taksitinin ödenmesi zamanı gelmeden 3096 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren davalı şirketin 09.03.1998 tarihli imtiyaz sözleşmesi, dava dışı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından 12.06.2003 tarihinde tebliğ edilen yazı ile feshedilmiş, işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gereçlere el konulmuştur. Ayrıca, Şişli C.Başsavcılığı’nın 31.07.2003 tarih ve 2003/30350 Hazırlık sayılı kara paranın aklanması soruşturması dolayısıyla aynı yer 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2003/391 Müteferrik kararı ile 4208 sayılı Kanun kapsamında tedbiren mevduat hesaplarına, hisse senetlerine, diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki kiralık kasa mevcutları da dahil olmak üzere hak ve alacaklarının dondurulmasına, bunlar üzerindeki tasarruf yetkilerinin tamamen kaldırılmasına, mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerin zaptına karar verilmiştir. Bu gelişmelerden sonra da davalı şirketin yönetim kurulu 11.09.2003 tarih ve 21 sayılı kararı ile imtiyaz sözleşmesinin haksız feshi ve dava dışı Bakanlığın şirketin döner varlıklarını yaratan, duran varlıklarını haksız ve hukuksuz bir şekilde müsadere ettiği gerekçesiyle uyuşmazlığa konu kar payının ikinci taksitinin genel kurulda belirtilen tarihte ödenmesinin, bu işlemin iptali için Danıştay’da açılan davanın sonuçlanmasına kadar ertelenmesine, bu kararın yapılacak ilk genel kurul toplantısında şirket ortaklarının tasvibine sunulmasını kararlaştırmıştır. Davacılar adlarına tahakkuk eden kar payının ikinci taksitinin ödenmediği iddiasıyla 29.12.2003 tarihinde icra takibi başlatmışlardır.
Davalı vekili, yukarıda açıklanan hususlardan bahsederek davacılara ödeme yapılmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki çekişme, davacıların hak ettikleri kar payının ikinci taksiti olan tutarı ödenmesi gereken 19.09.2003 günü veya takip tarihi itibariyle talep edip edemeyecekleri noktasında toplanmaktadır. Anonim şirketlerde kar payının nasıl ve hangi şartlarda ödeneceğine karar verme yetkisi, genel kurula aittir. İcra organı olan yönetim kurulunun bu kararı kendiliğinden değiştirme veya erteleme hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının yönetim kurulunun kar paylarının ikinci taksitinin ödenmesini erteleme kararı yerinde değildir. Ancak, ikinci taksitin muacceliyetinden önce tedbiren de olsa davalı şirketin tüm malvarlığı 4208 sayılı Kanun kapsamında dondurulmuş, dolayısıyla yönetim kurulunun tasarruf yetkileri de ortadan kaldırılmıştır. Esasen, bu tedbir kararına rağmen icra organı olan yönetim kurulunun ortaklara ödeme yapması da bu kurulun üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluklarını doğuracak bir durumdur. O halde, mahkemece verilen tedbir kararı uyarınca davalı şirketin tüm malvarlığının dondurulduğu, her türlü tasarruf yetkisinin askıya alındığı, kar payının ikinci taksitinin genel kurulda belirtilen günde veya dava tarihi itibariyle ödenmesi bakımından davalı şirket açısından hukuki ve fiili engelin bulunduğu dikkate alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.