11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/13291 E. , 2010/4758 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/07/2008 tarih ve 2008/191-2008/269 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunduğu dava dışı ... Ltd. Şti ile davalı banka arasındaki döviz kredisi sözleşmesine kefil olmadığı halde, davalının döviz kredisiyle getirilen özel şartlara dayanarak ve haksız şekilde, müvekkilinin imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesini feshettiğini ileri sürerek, müvekkilinin uğradığı zarara karşılık şimdilik (10.000.000.00) TL maddi ve (8.000.000.000) TL manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile işbölümü, görev ve esas yönünden davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, her iki tarafı da tacir olan dava dışı şirket ile davalı banka arasındaki ticari kredi sözleşmesinin haksız yere kat edildiğinden bahisle açılan davanın 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 13 ve 142. maddesi uyarınca 1. veya 2. asliye ticaret mahkemelerinden görülmesi gerektiğinden davalı vekilinin işbölümü itirazının kabulüne, talep halinde dosyanın görevli Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece bu kez 28.07.2008 tarhil karar ile işbölümü itirazının kabulü nedeniyle verilen gönderme kararlarının TTK'nun 5. maddesi uyarınca verildiği anda kesin olduğu ve temyiz edilemeyeceği, ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin ise görev değil işbölümü ilişkisi olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 142 nci maddesi uyarınca davalı vekilinin işbölümü itirazının kabulü ile dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiş, 03.07.2008 tarihli işbu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, bu kez de 28.07.2008 tarihli kararla işbölümü itirazının kabulüne dair gönderme kararlarının temyiz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmiştir.
Oysa 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 142 nci maddesinde düzenlenen kurallar işbölümünü değil görev ilişkisini düzenleyen kurallardır. Görev kuralları ise kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınacağı gibi bu kurallara dayanılarak verilen görevsizlik kararları da temyiz edilebilir. Bu durum karşısında mahkemece davacı vekilinin temyiz isteminin reddine dair 28.07.2008 tarihli karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile anılan kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
2.Davacı vekilinin mahkemece hükmedilen 03.07.2008 tarihli gönderme kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 142 nci maddesinin ilk bendinde Fon, Fon bankaları ve faaliyet izni kaldırılan bankaların iflas ve tasfiye idareleri tarafından açılacak hukuk davalarına asliye ticaret mahkemelerinde bakılacağı, o yerde birden fazla asliye ticaret mahkemesi bulunması halinde bu davaların (1) ve (2) numaralı asliye ticaret mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmıştır. Yine yasa metinde her ne kadar “açılacak davalara” ibaresi kullanılmışsa da daha önceki düzenlemede olduğu gibi geçici bir madde ile bu hükmün yürürlüğü konusunda bir düzenleme yapılmamış bulunması, usule ilişkin yasal düzenlemelerde derhal uygulama ilkesinin geçerli olması karşısında, bu ibarenin yasanın yürürlüğünden sonra açılacak davalar şeklinde anlaşılması mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta ise, faaliyet izni kaldırılan veya yönetimi Fon’a intikal eden bankalardan olmayan davalı bankaya karşı açılmış bir dava söz konusudur. Bu tür bir davanın yukarıda açıklanan yasal düzenleme karşısında, 1 veya 2 nci asliye ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğundan söz edilemez. Bu durum karşısında mahkemece işin esasına yönelik inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması dahi doğru olmamış, 03.07.2008 tarihli gönderme kararının da bozulması gerekmiştir.