11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/12841 E. , 2010/4766 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.11.2007 tarih ve 2006/172-2007/445 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 11.830,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin gümrükleme ve yurt dışına mal taşımacılığı işi ile iştigal ettiğini, davalının çeşitli mallarının yurtdışına nakliyesi konusunda anlaşmaya varıldığını, nakliye işleminin müvekkili tarafından gerçekleştirilmesine rağmen navlun fatura bedellerinin ödenmediğini, tahsiline yönelik başlatılan takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız açıldığını savunmuştur.
Mahkemece, dosya kapsamına ve bilirkişi raporuna göre, davalı tarafın ticari defterlerinin kapanış tasdiklerinin yapılmadığından delil niteliği taşımadığı, davacı tarafa yemin teklifi hakkının hatırlatılmasına rağmen davalı tarafa yemin teklif etme hakkını kullanmadığı,davacı tarafın iddialarını ispat edemediği, davacının icra takibinde haksız ve kötüniyetli olduğu gerekçesiyle, davanın reddi ile asıl alacağın %40 oranında icra inkar tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava, navlun fatura bedellerinin tahsiline yönelik başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, davacı taraf, davaya konu edilen taşımaların yapıldığını, malların yurtdışındaki alıcılarına teslim dahi edildiğini iddia etmiş, bu iddiaya karşı davalı vekili, taşıma işinin yapılmadığını yargılamada savunmuş, davacı taraf davaya konu taşımaya ilişkin olduğunu bildirdiği ve delil olarak dayandığı yükleme talimatları, hamule senedi, dolaşım belgesi, teslim vs. ilişkin belgeleri sunmuş olmasına rağmen mahkemece, davacı tarafça delil olarak dayanılan taşımaya ilişkin belgelerin varlığı gözardı edilerek bu kanıtlarla ilgili denetime elverişli hiç bir değerlendirme ve tartışma ortaya koymadan eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2.Öte yandan, daha önce alınan bilirkişi raporu raporu yetersiz görülerek, davalı tarafa ticari defterlerinin ibrazı için kesin süre verilmiş olmasına, aksi halde ibrazdan kaçınmış sayılacağı hususunun ihtar edilmiş bulunulmasına, davalı tarafça ibrazdan kaçınılmasına rağmen,mahkemece, artık bu aşamada davacı taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıllması gereği ve zorunluğu dahi düşünülmeden, davalının ticari defterlerini ibrazdan kaçınmasının davacı aleyhine hukuki sonuç doğuracak şekilde yorumlanması da doğru görülmemiştir.
3.Diğer yandan, davacı tarafın delilleri değerlendirilip tartışılmadan,mahkemece, davacı tarafa yemin teklif hakkının hatırlatılması doğru olmayıp, bu hakkın kullanılmadığı gerekçesiyle de davanın reddi eksik incelemeye dayalıdır.
4.Beri yandan, İİK.67/2.madde hükmü uyarınca, itirazın iptali davasının reddi halinde, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedebilmek için, alacaklı (davacının) takibinin haksız olması yeterli değildir, davacı alacaklının takibe geçmede kötüniyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. Alacaklının kötüniyetli sayılabilmesi için, haksız olduğunu bildiği ya da bilmesi gerektiği halde icra takibine girişmiş olması gerekir, alacaklının kötü niyetli olduğu konusunda ispat yükü davalı borçludadır, bu husus ispatlanmadığı gibi davacı alcaklının delil olarak dayandığı belgeler karşısında icra takibinin kötüniyetle yapılmadığı açıktır. Bu itibarla, mahkemece, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekirken, üstelik gerekçesi dahi gösterilmeden davalı yanılgılı değerlendirme ile icra inkar tazminatına karar verilmesi yanlış olmuştur.