3. Hukuk Dairesi
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01.12.2022
NUMARASI : 2020/85 Esas - 2022/694 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVALI : TÜRKİYE SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ
2.... - ...
3.... - ...
4.... - ...
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın sevk ve idaresindeki aracın 07.04.2018 tarihinde geri geri gelirken davacılarının murisine çarparak ölümüne sebep olduğunu, Kandıra Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/741 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda sanık ...' ın asli kusurlu olarak kabul edilerek cezalandırılmasına karar verildiğini, dosyanın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davacılarının murislerini kaybetmeleri nedeniyle maddi ve manevi zararlarının bulunduğunu, sigorta şirketinin dava öncesinde 88.821,32 TL ödeme yaptığını beyanla her bir davacı için 1.000,00'er TL den olmak üzere şimdilik 3.000,00 TL tazminatın sürücü yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı eş için 50.000,00 TL, davacı çocukların her biri için 40.000,00'er TL den oluşan toplam 170.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücüden kaza tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Halk Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı sigorta şirketi tarafından 2918 sayılı kanuna ve ZMSS Genel şartlarına uygun olarak rapor aldırılmış ve hesaplanan tutarın davacılara ödenmiş olduğunu, müteveffanın, kaza sonucunda 55 yaşında vefat ettiğini, tazminatın TRH 2010 tablosuna göre hesaplandığını, müteveffanın olaydaki kusuru değerlendirilerek tazminatta indirim yapılması gerektiğini davacılara 88.821,32-TL ödenmiş olup davanın davalı sigorta şirketine yöneltilmesinde hukuki menfaat bulunmadığını bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde: ceza yargılamasında hatalı kusur tespiti ile hüküm tesis edilmiş olup eldeki dosya kapsamında yeniden kusur değerlendirmesi yapılması gerektiğini, ceza yargılamasında birbiri ile çelişki içeren iki farklı kusur tespiti bulunduğunu, oluşun tespiti de maddi deliller ve tanık anlatımları, davalının savunmaları karşısında hatalı olduğunu, eldeki dosya kapsamında belirlenmesi gereken hususun kaza tarihindeki poliçe limitleri olduğunu, poliçenin tanzim tarihinin 13.10.2017 olduğunu, kazanın 07.04.2018 tarihinde gerçekleştiğini, dolayısıyla poliçe limitleri sözleşmenin düzenleme tarihine göre değil, rizikonun gerçekleştiği(kaza tarihine) tarihe göre değerlendirilmesi gerektiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortaları için 2018 yılına ait belirlenen asgari teminat ölüm ve sakatlanma halinde kişi başına 60.000TL olduğunu, davacılar ... 2003 ve ... 2000 doğumlu olduğunu, tazminat hesaplaması yapılırken davacıların eğitim durumu ve yaşları gözetilerek destek sürelerinin belirlenmesi gerektiğini, günümüzde çoğu cenaze ve defin giderinin belediyelerce sosyal devlet ilkesi gereğince ücretsiz olarak karşılandığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, Maddi Tazminat yönünden; davacılar ..., ... ve ...'ın açmış olduğu maddi tazminat davasının kabulü ile, davacı ... için 231.021,21TL, davacı ... için 5.222,45TL, davacı ... için 24.263,11TL tutarında destekten yoksunluk maddi tazminatın davalı Türkiye Sigorta AŞ yönünden temerrüt tarihi olan 08.08.2019 davalı ... yönünden kaza tarihi olan 07.04.2018 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun kaza nedeniyle dava tarihinden önce yapılan ödemenin de teminat limitinden mahsubu sonrası toplamda kaza tarihi itibariyle Karayolları ZMSS poliçesi bakiye teminat limiti olan 271.179,00TL ile sınırlı olmak kaydı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, Manevi Tazminat yönünden; davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile; davacı ... için 40.000,00TL, davacılar ..., ... ve ...'ın her biri için 30.000,00'er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 07.04.2018 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı davalı Türkiye Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı Türkiye Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; dosyaya sunulan kusur ve hesap raporlarına katılmanın mevzuata uygun olarak düzenlenmediği gibi denetime elverişli de olmadığını, dosyaya sunulan kusur raporunda sigortalı araç sürücü ...'ın % 75 kusurlu olduğunun belirtildiğini ancak bu bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeksizin hükme esas alınmasının doğru olmadığını, dosyaya sunulan raporda yaya ...'ın tek şeritli dar yola çıkmadan önce yolun sağını ve solunu dikkatli şekilde kontrol etmesi, çok yakında bulunan araca gündüz görüş açıkken dikkat etmesi, aracın motor sesini dikkate alarak kendisini sakınması gerekirken bu kurallara uymadığından tedbirsiz ve dikkatsiz şekilde bahçeden yola çıktığı için olayda % 25 oranında kusurlu olduğu görüşünün bildirilmiş olduğunu, bilirkişilerce yapılan tespitlerde her ne kadar müteveffa yayanın ağır kusurlu olduğunu gösteren hareketleri bildirilmişse de sonuç tespitte yayanın tali kusurlu olduğu ve kusur oranının % 25 olduğu görüşünün kabulünün mümkün olmadığını, raporda her ne kadar müteveffaya ve sürücüye dikkat yükümlülüğüne aykırı davrandıklarına ilişkin kusur atfında bulunulmuşsa da sürücünün yayadan daha fazla kusurlu olduğu tespitinin sebebinin açıklanmadığını, belirtmek gerekir ki kazanın oluşumunda müteveffanın asli kusurlu konumda olduğunu, sigortalı araç sürücüsü ... araç yolunda gitmekte iken müteveffa yolun ortasından ve dikkatsiz bir şekilde ilerlemekte olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2021 yılından sonraki tarihlerde verdiği kararlarda TRH 2010 tablosunun kullanıldığını, bu tarihe kadar olan kararlarında PMF 1931 tablosunun kullanıldığının açık bir gerçek olduğunu, hal böyleyken hesaplamanın prograsif rant yöntemi ile PMF 1931 tablosuna göre yapılıp, ödemenin yeterli bulunup bulunmadığının buna göre değerlendirilmesi gerektiğini, ancak bilirkişi tarafından yapılan tüm hesaplamaların bu gerçek göz ardı edilerek yapıldığını, itirazlara rağmen bu hususta da hiçbir değerlendirme yapılmadığını, hesaplama yönteminde ise davalı şirketin yaptığı ödemenin güncellenmesi yöntemi hatalı ve hakkaniyetten uzak olduğunu, davalı şirketin yapmış olduğu ödeme tarihi itibari ile ayrıca zararın miktarının da hesaplanması, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin toplam zarar miktarına yüzde olarak oranının bulunması -eğer ödeme zararın tamamını karşılıyor ise davanın reddedilmesi-, ödeme zararın tamamını karşılamıyor ise, mahkeme kararına en yakın tarihte alınan bilirkişi rapor tarihi itibari ile de toplam zarar miktarı hesaplanmak suretiyle, bulunacak toplam tazminat miktarından, sigortanın ödediği miktarın oran olarak (yüzde olarak) düşüldükten sonra bakiye kalan miktar üzerinden destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerektiği hakkaniyetin sonucu olduğunu, günümüz ekonomik koşulları, asgari ücrette meydana gelen öngörülemez artışlar göz önüne alındığında adalet duygusunu tatmin edecek yegane yöntem bu olduğunu, hesaplama yönteminin de hukuka aykırı olduğunu, hesaplamanın genel şartlar destekten yoksun kalma tazminatları hesaplaması verilerine göre yapılmadığı prograsif rant yönteminin kullanıldığı, prograsif rant yöntemin ise destekten yoksun kalma tazminatı hesabında kullanılamayacağının açık olduğunu, dosyaya sunulan hesap raporu doğrultusunda hüküm kurulmasının mümkün olmadığını, raporda yapılan alternatifli hesaplamalar incelendiğinde 1. alternatifle davalı şirketin yapmış olduğu ödeme arasındaki farkın sebepleri hesaplama yöntemlerindeki değişiklikler, tarafların kusur oranı gibi davalı şirketin etki edemeyeceği ve öngöremeyeceği sebepler olduğunu, hal böyleyken bir an için tazminata hükmedileceği düşünülse dahi hükmedilecek tazminatın takdirinde 1. alternatifin tercih edilmesi gerektiğini, bu sebeplerle davacıların açmış olduğu davada yetersiz inceleme ve tespitlerle hüküm kurulduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Dava, haksız fiil(trafik kazası) nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda; 07.04.2017 günü davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyonet ile kaza mahalli olan toprak yolda geri geri gelip kavşağa çıkmak istediği esnada arkası dönük vaziyette yürümekte olan müteveffa yaya ...'a çarpması sonucunda davacıların murisi ... vefat ettiği, davacıların meydana gelen ölümlü trafik kazası nedeniyle aracın sürücüsü ve maliki olan davalı ...'dan destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat talebinde, aracın ZMMS poliçesi ile sorumluluğunu üstlenen davalı sigorta şirketinden ise destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmaktadırlar. Davalı Sigorta Şirketinin kusura yönelik itirazın incelenmesinde; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Yine aynı kanunun, 50. Maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" hükmüne yer verilmiştir.
Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir.
Olaya ilişkin kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında alınan kusur raporu ile mahkemece alınan kusur raporu ile tüm dosya kapsamındaki deliller nazara alınarak kazadaki kusur durumunun dosya kapsamına, oluşa uygun şekilde belirlenmiş olmasının, çelişkileri gideren, ayrıntılı, gerekçeli, hükme elverişli İTÜ Trafik Kürsüsünde görevli üç kişilik akademisyen bilirkişi heyeti raporunun ceza dosyasındaki ATK raporuna paralel olarak oransal kusur durumunun belirlemiş bulunmasında bir isabetsizlik olmamasına göre, davalı tarafın kusura yönelik istinaf itirazlarının yerinde görülmemiştir. Davalı Sigorta Şirketinin aktüer raporuna ilişkin itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece alınan aktüer raporun TRH2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre usulüne uygun şekilde düzenlendiği, bakiye ömürlerin ve destek paylarının doğru alındığı görülmüştür.
TBK’nın 51 ve 52 nci maddelerine göre nihai tazminatı belirlerken sırasıyla; trafik kazasının oluşumunda zarar görenin kusuru varsa bu oranda indirim yapılmalı, koşulları varsa TBK’nın 51 ve KTK’nın 87 nci maddeleri uyarınca hatır taşıması indirimi yapılmalı, zarar görenin olayın oluşumunda etkili olmamakla beraber zararın oluşumunda veya artmasındaki müterafik kusuru varsa bu sebeple indirim yapılmalı, en son olarak da sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödeme güncellenip mahsup edildikten sonra ödenecek tazminat miktarı belirlenmelidir. (Yargıtay 4. HD'nin 2022/552 Esas ve 2023/4452 Karar sayılı ilamı)
Somut uyuşmazlıkta; bilirkişi raporu ile trafik kazasında davalının kusuru oranında hesaplanan tazminat bedelinden sigorta şirketi tarafından davadan önce yapılan ödeme güncellenip mahsup edildikten sonra ödenecek tazminat miktarının belirlenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı Sigorta vekilinin aktüerya bilirkişinin raporuna karşı yapmış olduğu istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararı hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk yönünden incelenmiş olup, kararda esası etkileyen bir usul hatası bulunmadığı, vakıa tespitlerinin tam ve doğru olarak yapıldığı, maddi hukuk normlarının doğru olarak uygulandığı, delillerin değerlendirilmesinde de usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalı Sigorta vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1.Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 01.12.2022 tarih ve 2020/85 Esas, 2022/694 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı Türkiye Sigorta A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2.Yürürlükteki Yargı Harçları Tarifesi uyarınca davalıdan alınması gereken 17.795,21 TL nisbi istinaf karar harcından peşin alınan 4.448,80 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.846,41 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Davalının istinaf başvurusu için yapmış olduğu giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,
4.Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.04.04.2024 Başkan ... e imzalıdır Üye ... e imzalıdır *Üye ... e imzalıdır Katip ... e imzalıdır *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*