Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

ANTALYA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

11. HUKUK DAİRESİ

KARAR TARİHİ: 01/04/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

KARAR TARİHİ: 17/03/2021
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit

GEREKÇELİ KARAR

YAZIM TARİHİ : 01/04/2024

İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:

Davacı vekili, müvekkili ve diğer borçluların ... Şti. ile ... aleyhine davalı bankaca Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından senete dayalı olarak takip yapıldığını, davalı bankanın ... Şti.'ye kullandırıldığı krediye ilişkin boş olarak alınan senede daha sonra vade ve 600.000 USD meblağ yazarak, 165.213,00 USD asıl alacak 9.929,30 USD gecikme faizi talep edilmek üzere 175.142,30 USD takip toplamı üzerinden müvekkili ve diğer borçlular aleyhine hukuka ve sözleşmelere aykırı işlem başlattığını, bankaca müvekkili ve diğer borçluların imzası bulunan genel kredi sözleşmesi değil de teminat amacı ile boş olarak verilen senedin işleme konulmasının doğru olmadığını, takibe konu senedin bilirkişi incelemesi sırasında görüleceği üzere sözleşmeye aykırı olarak sonradan düzenlendiğini, yani bankanın açığa atılan imzayı kötüye kullanarak senedi sonradan müvekkilinin rızası olmadan müvekkili aleyhine olacak şekilde düzenleyerek takibe konu ettiğini, takibe konu senetin geçerli bir senet olmadığını, bu nedenle takibin iptalinin gerektiğini, bu nedenlerden dolayı müvekkilinin kefil olduğu 180.000,00 TL'lik genel kredi sözleşmesine istinaden boş olarak alınan senedin sonradan sözleşmeye aykırı olarak düzenlenip, takip konusu yapılması, işbu senedin ait olduğu genel kredi sözleşmesine ilişkin takipler ve tahsilatların yapılmış olmasına rağmen bunların bildirilmeyerek hukuka aykırı şekilde takip yapılan Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının tedbiren durdurulmasına ve bu dosyada müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, takibin iptali ile müvekkili lehine tazminata ve ödenmesi halinde fazla bedellerin, ödeme tarihinden işleyecek faizi ile istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacının takip konusu senetten dolayı sorumlu ve borçlu olduğu, takip konusu senedin asıl borçlu ... Şti.'nin davalı bankadan kullanılan kredilerin teminatı olarak verilmiş olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre dava tarihi itibariyle kredi borçlarının tamamen ödenmediği, 300.542.80 TL borç kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DAİREMİZİN 18/11/2020 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI İLAMI:

Davacının, davalı bankanın 23/05/2013 tarihinde Denizli 7. İcra Müdürlüğü'nün ..., ... ,... Esas sayılı dosyaları kapsamında aynı kredi sözleşmesinden doğan borç için başlattığı icra takiplerinde yaptığı tahsilatların dikkate alınarak borçlu olup olmadığının tespitini istediği, Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında alacağın hangi kredi türünden kaynaklandığı, takip tarihi itibariyle nakde dönüşmeyen gayrinakdi kredilerden dolayı sorumlu olup olmadığı, davacının bu talep edilen kredi türünden sorumluluğun bulunup bulunmadığı hususlarında bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkiside verilerek takip tarihi itibariyle davacının borçlu olup olmadığının ve varsa istirdadını talep edebileceği miktarın tespitinden sonra oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, hatalı bilirkişi kök ve ek raporlarına itibar edilerek davacının dava tarihi itibariyle borçlu olduğu yanılgılı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesince kaldırılmasına karar verilmiştir.

DAİREMİZİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, takip tarihi itibariyle yapılan ödemeler mahsup edildiğinde, davacının 240.732,42 TL kredi borcu ve 103,500,00 TL teminat mektubu riski olmak üzere toplam 344.232,42 TL yönünden davalı bankaya karşı sorumlu olduğunun tespit edildiği, 62.097,58 TL yönünden davacının takip tarihi itibari ile borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı ve davalı vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı banka tarafından açılan icra takibindeki takip miktarının 175.142,30 USD olduğunu, takip çıkışının 175.142,30 USD'nin günlük kurdan hesaplanması durumunda borç miktarının en az 875.000,00 TL olduğunun sabit olduğunu, bilirkişi raporu ile dahi müvekkili davacının sorumlu olduğu borç miktarının 300.542,80 TL olduğunun sabit iken mahkemece müvekkilinin sadece 62.097,58 TL'den sorumlu olmadığı yönündeki davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin borçlu olduğu kabul edilse dahi bu borç miktarının 300.542,80 TL'den fazla olamayacağını, dolayısı ile müvekkilinin davalı bankaya karşı 300.542,80 TL borçlu olduğunu, bu miktarın 175.142,30 USD'den düşülerek kalan miktar üzerinden borçlu olduğunun tespit edilmesi gerektiğini, davalının asıl borçlu ... Şti’ne karşı yönelttiği icra takip dosyalarının olup olmadığının, asıl borçludan, davaya konu borca ilişkin tahsilat yapılıp yapılmadığı hususunun da araştırılıp irdelenmesi gerektiğini, tüm banka kayıtları incelendiğinde görüleceği üzere müvekkilinin kefil olduğu krediye ilişkin alınan teminatların nakde çevrilmiş ve çevriliyor olmasına rağmen, davalı bankanın bunları davalı şirketin başkaca borçlarına, özellikle belirsiz olan “Gayri nakdi teminat mektubu için depo talebi” olarak belirtilen alacaklara mahsup ettiğini, müvekkilinin bu borçlara kefil olmadığını ayrıca alınan teminatların müvekkilinin kefil olduğu 180.000,00 TL'lik krediye ilişkin olduğunun açık olduğunu, gecikme faiz oranlarının yüksek hesaplanması sebebi ile neredeyse asıl alacakla eş değer hesaplanan gecikme cezasının hakkaniyet ve nesafet ilkeleri ile bağdaşmadığını, müvekkilinin ancak asıl borcunun ispatı halinde sorumlu tutulabileceğini ancak asıl borcun varlığının kesin olarak ispat edilemediğini, davalı banka tarafından kredi borcuna esas olmak üzere başka teminatlar da aldığından müvekkilinin depo talebinden sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı banka tarafından aynı borca ilişkin başkaca teminatların alınmış olması sebebi ile zaten depo bedelinden söz etmenin kabul edilemeyeceğini, TTK'ya göre ortaklığı sona eren ortağa yönelme ihtimalinin olmadığını ancak dosyada alınan bilirkişi raporunda ve mahkemenin kararında sözleşmeyi müştereken müteselsilen kefil sıfatıyla imzalamasından müvekkilinin sorumlu olacağını belirterek çelişki yaratıldığını, çünkü müvekkilinin ... Şti. ile ortaklığından 16.07.2012 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile ayrıldığını, ortaklıktan ayrıldığını 23.07.2012 tarihinde Ticaret Sicili'ne tescil ettirdiğini, bu durumun müvekkili tarafından bankaya 03.08.2012 tarihinde yazılı olarak yapılan müracaat ile bundan sonra şirketin kullanacağı kredi, teminat, çek vb. tüm işlemlerden sorumlu olmadığını bildirildiğini, bankanın da bu durumdan haberdar olduğunu ancak davalı bankanın müvekkilinin ihtarına rağmen sözleşmeyi yenilediğini, davalı bankanın hakkaniyet kuralları içerisinde sözleşmeyi yenilememesi gerektiğini, teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihte de müvekkilinin söz konusu şirketin ortağı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkilinin sorumluluğu olmamasına rağmen kendisine ait olmayan bir borcun müvekkiline ödettirilmeye çalışılmasının hakkaniyete aykırılık oluşturduğu gibi müvekkilinin mağduriyetine de sebep olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyadan en son aldırılan bilirkişi raporunda müvekkili bankanın komisyon ve masraf alacaklarından hiç bahsedilmediğini, raporda, borçlu şirket aleyhine yapılan icra takiplerinden kaynaklanan ve rehin açığına bağlanan alacakların, asıl alacak, masraf, vekalet ücreti gibi ferilerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının gözetilmediğini, raporda belirtildiği gibi davacının borçtan sorumlu olduğunun açık olduğunu, davacının davasının reddi gerekirken kısmen de olsa kabulünün yanlış olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Somut olayda; Dairemizin 18/11/2020 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla davacının borçlu olup olmadığının tespitini istediği, Denizli 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası kapsamında alacağın hangi kredi türünden kaynaklandığı, takip tarihi itibariyle nakde dönüşmeyen gayrinakdi kredilerden dolayı sorumlu olup olmadığı, davacının bu talep edilen kredi türünden sorumluluğun bulunup bulunmadığı hususlarında bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiye banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi de verilerek takip tarihi itibariyle davacının borçlu olup olmadığının ve varsa istirdadını talep edebileceği miktarın tespitinden sonra oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırıldığı anlaşılmaktadır.

Her ne kadar ilk derece mahkemesince, Dairemizin kaldırma ilamında belirtildiği gibi bankacılık konusunda uzman yeni bir bilirkişiden rapor alınmış ise de; bu raporun taraflara tebliği üzerine taraf vekillerince yasal süresi içerisinde rapora itiraz edilmesine rağmen taraf vekillerinin itirazlarının giderilmesi için aynı bilirkişiden ek rapor alınmadığı gibi mahkemece verilen kararda da bu yöne ilişkin bir gerekçede kurulmaması ve eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olmuştur.

Sonuç olarak, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının ESASTAN KABULÜNE,

2.6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/03/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

3.6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4.492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talepleri halinde taraflara İADESİNE,

5.Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,

6.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,

7.6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,

8.Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog