Esas No
E. 2008/13778
Karar No
K. 2010/5855
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2008/13778 E.  ,  2010/5855 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 2.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.09.2008 tarih ve 2003/469-2008/374 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin herbirisi (1.000) TL nominal değerli toplam (62.490) adet hisse ile davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 31.03.2003 tarihli genel kurul toplantısında ortaklarına 1.taksidi 20.05.2003 2.taksidi 19.09.2003 tarihinde olmak üzere kâr payı dağıtılmasına karar verildiğini, bu karar doğrultusunda müvekkiline 1.kâr payı taksidinin ödendiği halde (24.030.798.207) TL.tutarındaki 2.taksidin ödenmediğini, bu hususta girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının ortak olduğu müvekkili şirket aleyhine böyle bir dava açmasına imkan bulunmadığını, müvekkili şirket yönetim kurulunun 11.09.2003 tarih 21sayılı kararı ile 2.temettü alacaklarının ödenmesinin ertelendiğini, bu nedenle alacağın muaccel hale gelmediğini, elektrik üretim ve dağıtımı yapan müvekkili şirketin imtiyaz sözleşmesinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı' nca 11.06.2003 tarihinde tek taraflı olarak feshedilip 12.06.2003 tarihinde tüm tesislerine ve belgelerine el konulduğunu, ayrıca Şişli 2.Sulh ceza Mahkemesi' nin 2003/391 sayılı müteferrik kararı ile müvekkili şirketin mevduat hesaplarının, hisse senetlerinin tüm hak ve alacaklarının dondurulmasına, bunlar üzerindeki tasarruf yetkisinin tamamen kaldırılmasına, mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerinin zaptı ile tevdii mahalline yatırılmasına karar verildiğini, bu durumun müvekkili için mücbir sebep oluşturacağını ve müvekkilinin borçlarını ödeme ve kâr payı dağıtma olanağının hukuken ve fiilen bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, davalı şirket yönetim kurulunun genel kurulca dağıtılmasına karar verilen 2.temettünün ertelenmesine karar veremeyeceği, böyle bir kararın yetki gasbı niteliğini taşıdığı ve alacağı çekişmeli hale getirdiği, imtiyaz sözleşmesinin feshi ve ardında gelen işlemlerin ise davalının kedi kusurundan kaynaklandığı, basiretli bir tacir gibi davranmayan davalının bu kusurlu davranışlarının, davalıya mücbir sebep niteliğinde hukuki koruma sağlamayacağı, imtiyaz sözleşmesinin feshi işlemine karşı açılan davaların da reddedilip kesinleştiği ve böylece işlemin yasal ve yerinde bulunduğunun anlaşıldığı, alacağın likid olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, kar payı alacağının ikinci taksitinin tahsiline yönelik yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Davacının ortak olduğu davalı şirketin 31.03.2003 tarihli genel kurul toplantısında ortaklara kar payı dağıtılmasına, belirlenen kar paylarının birinci taksitinin 20.05.2003, ikinci taksitinin ise 19.09.2003 tarihinde ödenmesine karar verilmiş, iptal edildiği veya yoklukla malul olduğu savunulmayan ve dosya kapsamından kesinleştiği anlaşılan bu karar uyarınca davacı adına tahakkuk eden kar payının birinci taksiti ödenmiştir. Kar payının ikinci taksitinin ödenmesi zamanı gelmeden 3096 sayılı Kanun kapsamında faaliyet gösteren davalı şirketin 09.03.1998 tarihli imtiyaz sözleşmesi, dava dışı Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı tarafından 12.06.2003 tarihinde tebliğ edilen yazı ile feshedilmiş, işletilen tesislere ve bu tesislerin mütemmim cüzleri ile işletme faaliyeti için gerekli tüm araç ve gereçlere el konulmuştur. Ayrıca, Şişli C. Başsavcılığı’nın 31.07.2003 tarih ve 2003/30350 Hazırlık sayılı kara paranın aklanması soruşturması dolayısıyla aynı yer 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2003/391 Müteferrik sayılı kararı ile 4208 sayılı Kanun kapsamında tedbiren mevduat hesaplarına, hisse senetlerine, diğer gerçek ve tüzel kişiler nezdindeki kiralık kasa mevcutları da dahil olmak üzere hak ve alacaklarının dondurulmasına, bunlar üzerindeki tasarruf yetkilerinin tamamen kaldırılmasına, mal, kıymetli evrak, nakit ve diğer değerlerin zaptına karar verilmiştir. Bu gelişmelerden sonra da davalı şirketin yönetim kurulu 11.09.2003 tarih ve 21 sayılı kararı ile imtiyaz sözleşmesinin haksız feshi ve dava dışı Bakanlığın şirketin döner varlıklarını yaratan, duran varlıklarını haksız ve hukuksuz bir şekilde müsadere ettiği gerekçesiyle uyuşmazlığa konu kar payının ikinci taksitinin genel kurulda belirtilen tarihte ödenmesinin, bu işlemin iptali için Danıştay’da açılan davanın sonuçlanmasına kadar ertelenmesini, bu kararın yapılacak ilk genel kurul toplantısında şirket ortaklarının tasvibine sunulmasını kararlaştırmıştır. Davacı, adına tahakkuk eden kar payının ikinci taksitinin ödenmediği iddiasıyla 28.10.2003 tarihinde icra takibi başlatmıştır.

Davalı vekili, yukarıda açıklanan hususlardan bahsederek davacıya ödeme yapılmasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki çekişme, davacının hak ettiği kar payının ikinci taksiti olan tutarı, ödenmesi gereken 19.09.2003 günü veya takip tarihi itibariyle talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Anonim şirketlerde kar payının nasıl ve hangi şartlarda ödeneceğine karar verme yetkisi, genel kurula aittir. İcra organı olan yönetim kurulunun bu kararı kendiliğinden değiştirme veya erteleme hakkı bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalının yönetim kurulunun kar paylarının ikinci taksitinin ödenmesini erteleme kararı yerinde değildir. Ancak, ikinci taksitin muacceliyetinden önce tedbiren de olsa davalı şirketin tüm malvarlığı 4208 sayılı Kanun kapsamında dondurulmuş, dolayısıyla yönetim kurulunun tasarruf yetkisi de ortadan kaldırılmıştır. Esasen, bu tedbir kararına rağmen icra organı olan yönetim kurulunun ortaklara ödeme yapması da bu kurulun üyelerinin hukuki ve cezai sorumluluklarını doğuracak bir durumdur. O halde, mahkemece verilen tedbir kararı uyarınca davalı şirketin tüm malvarlığının dondurulduğu, her türlü tasarruf yetkisinin askıya alındığı, kar payının ikinci taksitinin genel kurulda belirtilen günde veya dava tarihi itibariyle ödenmesi bakımından davalı şirket açısından hukuki ve fiili engelin bulunduğu dikkate alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.