Aramaya Dön

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

T.C.

KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ "TÜRK MİLLETİ ADINA"

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVACI: ... - TC.NO:...

...

VEKİLLERİ: Av. ... - Av. ...
DAVALI: ... - TC.NO:...

...

VEKİLLERİ: Av. ... - Av. ...
DAVA: Menfi Tespit-İstirdat
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:

KARARIN

YAZILDIĞI TARİH:

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; müvekkil tarafından yapılan araştırma neticesinde dava konusu çeke ilişkin imzanın müvekkiline ait olmadığını ve müvekkilin cirantalardan ... Asansör şirketi ile bir ilgisinin bulunmadığını, şirketin yetkilisi Kadir İlhan'ın çek üzerinde tahribatta bulunduğunu ve müvekkilin imzasını kullandığını, Kadir İlhan hakkında ceza davası açıldığını, resmi belgede sahtecilik suçundan Konya . Ağır Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasından dava konusu çekten dolayı mahkumiyet hükmü verilmiş olduğunu ve ceza olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, davalı ... tarafından bu çeke istinaden Konya . İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatıldığını, tüm bu nedenlerle müvekkilin maaşından haciz kesintisi ile tahsil edilen şimdilik 12.115,62 TL'nin istirdadına, takip konusu yapılan 60.000,00 TL değerindeki 15.08.2016 tanzim tarihli çek ve Konya . İcra Dairesi ... E. sayılı takip yönünden müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, HMK md. 209 gereği dava sonuna kadar takibin teminatsız olarak durdurulmasına, ayrıca davalı lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi ile tüm masraf ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; müvekkilin ... isimli şahısla yaptığı gayrimenkul işi sonucunda alacağına karşılık dava konusu çeki kendisine ciro edildiğini, çeke ilişkin icra takibinin kesinleştiğini ve üzerinden bu menfi tespit davası tarihi itibariyle 6 yıldan uzun süre geçtiğini, izah edilen sebepler neticesinde davanın Usulden reddine karar verilmesini , mahkeme aksi kanaatte olması halinde haksız ve hukuki mesnetten ari davanın esastan reddine karar verilmesi ile yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

TOPLANAN DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, menfi tespit ve istirdat isteminden ibarettir.

Davaya konu Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibinin 60.000,00 TL çek bedeli, 6.000,00 TL çek tazminatı, 180,00 TL komisyon ve 759,45 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 66.939,45 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 15/08/2016 tarihli, keşidecisi Kadir İlhan lehtarı ise ... olan 60.000,00 TL bedelli çekin gösterildiği, davacının çekte ciranta olarak yer aldığı ve eldeki davada çekteki ciranta imzasının kendisine ait olmadığını ileri sürerek takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve icra tehdidi altından ödenen 12.115,62 TL'nin istirdadını talep etmiştir.

Taraflar arasındaki ihtilaf davaya ve takibe konu15/08/2016 tarihli çekte davacıya atfen yer alan ciranta imzasının davacıya ait olup olmadığı, çekte davacıya atfen yer alan imzanın davacıya şahsi sorumluluk yükleyip yüklemediği, çekin süresi içinde ibraz edilip edilmediği, davacının davaya konu takip nedeniyle borçlu olup olmadığı ile davada zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususlarından ibarettir. Davalı zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de, manfi tespit davaları herhangi bir zamanaşımı süresine tabi olmadığından davalının zamanaşımı def'i yerinde görülmemiştir. Davacı çekin süresinde ibraz edilmediğini iddia etmiş ise de, çekin keşi,de tarihinin 15/08/2016 olduğu, çekin aynı gün ibraz edildiği, yine daha sonra ikinci kez ibraz ediliği, dolayısıyla davacının çekin süresinde ibraz edilmediği yönündeki itirazlarına itibar edilmemiştir.

Yine her ne kadar davacı çekte kendine atfen yer alan imzanın kendini değil, ayrı bir tüzel kişiliğe haiz limited şirketi borç altına soktuğunu iddia etmiş ise de, davacının imzasının altında yer alan unvanın tüzel kişiliğe haiz bir şirkete ait olmadığı, şahıs firmasına ait bir kaşe olduğu anlaşılmakla davacının bu iddiasının da yerinde olmadığı kabul edilmiştir. Davacı aynı zamanda imza inkarında bulunmuştur. Çek metnine göre taraflar arasında temel ilişki bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu noktada davacının davalıya karşı imza inkarına dayalı bedelsizlik defini ileri sürmesinin mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Defiler,

TTK'nın 659, 825 ve 687'nci maddelerinde ele alınmıştır. Emre yazılı senetlerde defiler konusu ise genel olarak 825'inci maddede düzenlenmiştir. Maddi özelliklerine göre defileri ''senetteki metinden anlaşılan defiler'' ''senetteki taahhüdün hükümsüzlüğüne ilişkin defiler'' ve ''şahsi defiler'' olmak üzere üç kısma ayrılması mümkündür. Senet metninden anlaşılan defilerin alacaklıya karşı dermeyan edebileceği tabiidir. Zira, alacaklı senedi görünmekte olan şekliyle almıştır ve bu nedenle kendisine karşı ileri sürülen defiyi bilmektedir ya da bilmesi gerekir. Örneğin, şekil eksikliği, zamanaşımı, müracaat hakkının kaybedilmiş olması, cira zincirinde kopukluk vadenin henüz gelmemiş olması, senet üzerindeki çizgi ve yazılara, caiz olmayan kayıtlar. Senetteki taahhüdün hükümsüzlüğüne ilişkin defiler senedin hükümsüzlüğüne değil, sadece o senetle taahhüt altına giren şahsın taahhüdünün geçersizliğine yol açar. Bu gibi defiler senet metninden anlaşılmadıkları için, etkileri bakımından esas itibariyle nisbi etkilidir; ancak, bazı hallerde, mutlak etki taşıdıkları da görülür. İmza sahibinin ehliyetsizliği, temsil yetkisinin bulunmaması, imzanın sahte olması imzanın şahsın fiziki varlığını doğrudan etkileyerek doğrudan doğruya cebirle, zorla attırılmış olması hallerinde, borçlu bu hususu bir mutlak defi olarak herkese karşı dermeyan edebilir. Senetteki taahhüdün geçersizliğine ilişkin diğer bütün defiler '' sonuçlarını bilerek, değerlendirerek ve isteyerek doğmasına sebebiyet verilen hukuki görünüş sebebiyle sorumluluk ilkesi'' sonucu iyiniyetli üçüncü şahıslara karşı dermeyan olunamaz. Senedin verilmesine ilişkin anlaşmanın hataen, hile sonucu veya ikrah ile yapıldığı hallerde, muvazaalı işlemlerde, senedin kumar, bahis, evlenme tellallığı, borsa oyunu dolayısıyla verilmesi durumlarında, senedin ahlaka aykırı bir amacın gerçekleştirilmesi için verilmesinde, kabul değişiminde, aşırı yararlanma vs...'de durum böyledir. Şahsi defiler ise, emre yazılı senetlerdeki borç taahhüdünün objektif mevcudiyetine hiç bir etkisi olmayan, borçlunun, belli bir alacaklı ile arasındaki hukuki münasebetten doğan defilerdir; bu mahiyetleri dolayısıyla da, esas itibariyle sadece doğrudan doğruya ilişkileri bulunan kimseler arasında dermeyan olunabilir. Bazı istisnai durumlarda; borçlu, şahsi defini, kendisiyle doğrudan doğruya ilişkisi olmayan bir hamile karşı da ileri sürebilir. Mesela, senedin halefiyet yoluyla devralınmış olması, senedin protestoya uğradıktan veya gerekli işlemlerin zamanında yapılmaması dolayısıyla müracaat hakkının kaybından sonra ciro edilmiş bulunulması veya tahsil cirosu yapılması vs hallerinde durum böyledir. Ayrıca, hamilin senedi iktisap ederken, bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde, borçlunun şahsi defileri dermeyan etmesi mümkündür.

Somut olayda, davacı imza inkarında bulunduğuna göre, bu def'i iyiniyetli olup olmadıklarına bakılmaksızın herkese karşı ileri sürülmesi mümkün mutlak def'ilerden olduğundan davalıya karşı da ileri sürülebilir.

Bu kapsamda davaya konu çek üzerinde davacıya atfen yer alan birinci ciranta imzasının davacıya ait olup olmadığının belirlenmesi gerekir. 17/07/2023 tarihli ATK raporu ile çekte yer alan imzanın kuvvetle muhtemel davacıya ait olmadığı tespit edilmiştir. Raporun ihtimale dayalı olması nedeniyle aynı konuda yeni bir rapor tanzimine karar verilmiş, bu kapsamda tanzim edilen 01/12/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile imzanın davacıya ait olmadığı tespit edilmiştir. Davalı açıkça yemin deliline dayandığından kendisine yemin delili hatırlatılmış, davalının yemin teklifini kabul eden davacı Adıyaman . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Talimat sayılı dosyasında 19/03/2024 tarihli duruşmada çekteki imzanın kendisine ait olmadığına dair yemin etmiştir.

Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, davacının imza inkarında bulunması nedeniyle ispat yükünün alacaklı olduğunu savunan davalı üzerinde olduğu, davalının çekteki imzanın davacıya ait olduğunu usulünce ispatlamasının gerektiği, yapılan imza incelemesi neticesinde imzanın davacıya ait olmadığının tespit edildiği, yine davacının imzanın kendisine ait olmadığına dair yemin ettiği, bu kapsamda davacının çek ve çeke dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığı, davadan önce icra tehdidi altında davacıdan 12.115,62 TL tutarında tahsilat yapıldığı, bu tutarın davalıdan istirdadının gerektiği sonucuna varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Davacı fer'i nitelikte tazminat isteminde bulunmuş ise de, çek metnine göre davalının çeki dava dışı ... devraldığı, dolayısıyla imzanın davacıya ait olup olmadığını bilebilecek durumda olmadığı, dolayısıyla davalının kötüniyetli hareket ettiğinin usulünce ispatlanamadığı kabul edildiğinden davacının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN KABULÜ ile;

a)Keşidecisi ... , lehtarı ... olan, 15/08/2016 tarihli 60.000,00 TL bedelli çek ve bu çeke dayalı olarak başlatılan Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibi nedeniyle, DAVACININ DAVALIYA BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,

b)12.115,62 TL'nin davalıdan alınarak (istirdat edilerek) davacıya verilmesine,

2.Alınması gereken 4.572,63 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 1.143,16 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.429,47 TL eksik harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3.Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 1.560 TL. yargılama giderinin, davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,

4.Davacı tarafından yapılan 1.223,86 TL harç gideri ve 4.188,5 TL yargılama gideri olmak üzere toplam 5.412,36 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5.Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,

6.Davacı taraf, kendini vekille temsil ettiğinden , A.A.Ü.T'ne göre tayin ve taktir olunan 17.900 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

7.Davacı tarafından yatırılan teminatın, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin ve talep halinde davacıya iadesine,

8.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE,

Dair ; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/04/2024 Katip ... Hakim ...

(e-imzalıdır)

5070 Sayılı Kanun Hükümlerine Göre Elektronik İmzalıdır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.