11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/9825 E. , 2010/4880 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.04.2008 tarih ve 2005/450 - 2008/221 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 04.05.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket yetkilisi ... ile davalı şirket arasında 20.11.2003 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin eki olan cari hesap sözleşmesinde davacının aylık hakedişlerinin ödenmesi gereken tarihlerine ve miktarlarına ilişkin getirilen esaslara uymayan davalının daha geç ve 12.687.98 lira eksik ödeme yaptığını, sözleşmenin 38 nci maddesine uygun olarak 1 yıl geçtikten sonra ve 3 ay önceden gönderilen ihtar ile davalıya feshi ihbar eden davacının ihtarnamesini 13.12.2004 tarihinde alan davalının davacıya daha önce verdiği demirbaşları ve belgeleri 11.12.2004 tarihinde teslim alıp, davacı ile olan ilgisini kestiğini, davacının sözleşmenin 4 ncü maddesi uyarınca davalının demirbaşlarını kullandığını, davalının davacıdan toplam 5.000,00 YTL tutarında 10 adet teminat senedini demirbaşlara karşılık olarak aldığını, demirbaşları teslim eden davacının bu senetlerin iptalini talep hakkını haiz olduğunu, sözleşmenin 34 ncü maddesinde sözleşmenin ön koşulu olarak davalının istediği 30.000 USD tutarında teminat senedini davacının teslim ettiğini, sözleşme sona erdiği halde davalının bunu geri vermediğini, acentelik sözleşmesinin imzalanmasından önce davalının davacıdan isim hakkı bedeli olarak talep ettiği 9.000 USD'nın davalının bildirdiği banka hesabına ödendiğini, sözleşmede yer almayan bu meblağın, sona eren sözleşme nedeniyle geri ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, 12.687,98 YTL hak ediş bedelinin faiziyle tahsilini, toplamı 5.000,00 YTL teminat bonolarının ve 30.000 USD bedelli teminat bonosunun iptalini, isim hakkı bedeli olan 9.000 USD'nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmede kararlaştırılan 30.000 USD bedelli teminat senedinin müvekkiline verilmediğini, unvan kullanım bedeli olarak davacının 9.000 USD ödediğini, kullanım süresine bakılmaksızın bir kereye mahsus olmak üzere ticari örf ve adet gereğince sözleşmenin ön koşulu olarak bunun tahsil edildiğini, bunun iade edilemeyeceğini, demirbaşların kullanım bedelinin hakedişlerden vadelere bölünerek yapılan kesintilerine davacının bir itirazı olmadığını, demirbaşlar için davacıdan teminat bonoları alınmadığını, acente ekstresine göre davacıya 3.989.59 YTL hak ediş bedeli dışında borçlarının kalmadığını, çekincesiz olarak ödemeleri alan davacının geçmişe yönelik faiz isteyemeyeceğini, ödenmeyen işin ihtar tarihinden itibaren faiz istenebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının defterlerini zayi ettiğini ve bunun için dava açtığını savunarak, ibraz etmediği, davacı defterlerine göre davacının 12.687,98 YTL alacağı bulunduğu, davacının faturaları ile davalının yanıt dilekçesine eklediği cari hesap ekstresi karşılaştırıldığında 40 YTL sehven fazla borç oluşturan bir fatura dışında faturaların birbirini teyit ettiği, davalının bu kaydında 8.759,40 YTL fazla ödemeye yer verildiği, bu hariç tutulursa davacının 12.687,98 YTL alacacağına yine ulaşıldığı, davalının 28.12.2007 tarihli oturumda 5.000,00 YTL kesintinin bilgisayar kulanımı karşılığı olduğunu savunduğu, davalıya teminat bonolarını alıp almadığı hususunda isticvap davetiyesi tebliğine rağmen isticvaba icabet etmediği, sözleşmenin 34.maddesinde teminat alınmasının kararlaştırılması, isticvaba icabet edilmemiş olması, davalının cari hesap ekstresinde 10 adet demirbaş senet ibaresine yer verilmesi karşısında davalının teminat bonolarını aldığının kabulü gerektiği, davalının bilgisayar kullanımı nedeniyle yaptığını savunduğu kesintinin sözleşmede dayanağının bulunmadığı, davalının borcunu kısmen de olsa kabul etmesi karşısında 30.000 USD bedelli teminat bonosunun bedelsiz kaldığı, demirbaşları geri almadığını ve hasara uğradığını savunmayan davalıya davacının 10 adet bono nedeniyle borçlu olmadığı, davalının savunduğu kesinti yapma hakkının sözleşmede dayanağının bulunmadığı bu kesintilerin davalının kabul ettiği alacağa eklendiğinde davacının iddia ettiği meblağa ulaşıldığı, davacının iadesini talep ettiği 9.000 USD tutarında isim hakkı bedelinin sözleşmenin bir süre ayakta kalması ve iadesine ilişkin bir hüküm bulunmaması karşısında geri talep hakkının doğmadığı gerekçesiyle, hak ediş ve menfi tespit istemlerinin kabulüne, isim hakkı bedeline ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Dava, acentelik sözleşmesinin geç ödediği hak ediş alacağının tahsiline, teminat bonolarından dolayı menfi tespite, isim hakkı bedeli olarak ödenen diğer meblağın da tahsiline ilişkindir. Davacı yan 09.08.2007 tarihli dilekçesinde 30.000 USD meblağlı teminat senedinin davalıya teslimine ilişkin bir kanıtlarının bulunmadığını bildirmiştir.
Yanıt dilekçesinde sözleşmede 30.000 USD bedelli teminat bedelinin kararlaştırıldığı ancak teminat senedinin davalıya verilmediği savunulmuştur. Mahkemece, bu teminat senedinin de davalı tarafından teslim alınıp alınmadığı hususunda isticvap yöntemi kullanılmak istenilmiş ise de tebliğe çıkarılan isticvap davetiyesi içeriğinde buna uygun, tereddütsüz ifadeler yer almamaktadır. Bu nedenle, bu isticvap davetiyesinin tebliğine rağmen cevap verilmemesi nedeniyle, anılan teminat mektubunu davalının teslim aldığının kabulü ve buna bağlı olarak menfi tespite karar verilmesi doğru olmamıştır.
3.Davacı vekilinin temyizine gelince; sözleşmede kararlaştırılmayan ancak davalı şirket yetkilisinin hesabına yatan ve dekont üzerinde nedeni ve amacı da yazılan isim hakkı bedelinin tahsil edildiği de yanıt dilekçesinde kabul edilmiştir. Davalı,unvan kullanım bedelinin, kullanımın süresine bakılmaksızın bir kereye mahsus olmak üzere ticari örf ve adet gereğince sözleşmenin ön koşulu olarak tahsil edildiğini ve iade edilemeyeceğini savunmuştur.
Sözleşme 1 yıldan biraz fazla ayakta kalmış olup, davalının savunduğu şekilde bu yönde bir örf ve adet olup olmadığı, var ise buna ilişkin 9.000 USD'nın sözleşmenin ayakta kaldığı süreye uygun bir bedel olup olmadığı yönünde ilgili sektörden bilirkişi seçilerek yada ilgili sektör ile ilgili kuruluşlardan yada ticaret odasından bu yönde görüş sorulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde bir araştırma ve inceleme yapılmadan, anılan tutarın sözleşmenin bir süre ayakta kalması karşılığı olduğu somut kanıtları ve dayanakları gösterilmeden kabul edilip, bu meblağın tamamının geri tahsiline ilişkin istemin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan, bilirkişi gideri olarak 650.00 YTL yatırıldığı ve harcandığı halde, bunun 350.00 YTL olarak yargılama gideri içerisinde gösterilmesi suretiyle davalıya eksik yargılama gideri yüklenmesi de kabul şekli bakımından doğru olmamıştır.