11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2019/6517 E. , 2023/6429 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ödemiş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2015/361 Esas, 2015/362 Karar Sayılı kararı ile sanık hakkında;
1.Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
2.Bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan, 6136 sayılı Kanun’un 15 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ve 5237 sayılı Kanun'un 62, 52, 54, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis ve 600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi; suçsuz olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Suç tarihinde polis ekiplerinden kaçan sanık ...'ın yakalandığında kendisini Ali Uğur olarak tanıttığı ve Ali Uğur adına düzenlenmiş sürücü belgesini ibraz ettiği, daha sonra sanığın gerçek kimliğini açıkladığı, ayrıca sanığın üzerinden muşta diye tabir edilen bıçağın ele geçirildiği, yapılan kriminal incelemede sürücü belgesinin sahte ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunun belirlendiği, ele geçirilen bıçağın muştalı sustalı bıçak olduğu, 6136 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde belirtilen yasak niteliğine haiz bıçaklardan olup aynı Kanun'un 15 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2.Sanık savunmasında, suçlamayı kabul etmiştir.
3.Tetkik konusu bıçağın genel yapısı ve mekanik aksamı bakımından muştalı sustalı bıçak olup sağlam ve işler durumda olduğu, söz konusu muştalı sustalı bıçağın 6136 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde belirtilen yasak niteliğe haiz bıçaklardan olduğuna dair IZM-BLG-15/11264 sayılı uzmanlık raporu ile sürücü belgesinin tamamen sahte olarak oluşturulduğu ve aldatma kabiliyetini haiz olduğuna dair IZM-BLG-15/02134 sayılı uzmanlık raporunun dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır.
4.Mahkemece suça konu sürücü belgesi duruşmada incelenmiş, özellikleri tutanağı geçirilmiş ve aldatma kabiliyetine haiz olduğu gözlemlenmiştir.
5.Sanığın tekerrüre esas geçmiş hükümlülüğünün bulunduğu anlaşılmıştır.
6.Yargılama sonucunda, sanığın üzerine atılı suçların sübut bulduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararları verilmiştir. IV. GEREKÇE
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
B. 6136 sayılı Kanuna Aykılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Anayasa Mahkemesi'nin, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "...seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu suçun seri muhakeme usulüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250 nci maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması ve Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda .... basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki "hükme bağlanmış" ibaresinin Anayasanın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar vermesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyada lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması imkanının doğması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
V. KARAR
A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümü (A) bendinde açıklanan nedenlerle, Ödemiş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2015/361 Esas, 2015/362 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. 6136 sayılı Kanun'a Aykılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümü (B) bendinde açıklanan nedenle, Ödemiş 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.10.2015 tarihli ve 2015/361 Esas, 2015/362 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.09.2023 tarihinde karar verildi.