Esas No
E. 2010/2872
Karar No
K. 2010/5879
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2010/2872 E.  ,  2010/5879 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.04.2008 tarih ve 2006/142-2008/92 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 11.05.2010 gününde davacı Avukatı ... gelip, davalı avukatı davetiye tebliğine rağmen gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, 16.06.1995 tarihli genel kurulda yükleniciye olan borçların hafifletilmesi için bazı dairelerin satılmasına ve yönetime yetki verilmesine karar verildiğini, kooperatif yönetiminin E Blok 4. kat güney cepheli olan daireyi, inşaatı tamamlandığında tapusu verilmek üzere anahtar teslimi fiyatı olan 12.000,00 YTL'nın peşin ödenmesi suretiyle 19.01.2001 tarihli karar ile davacıya sattığını, bu bedeli peşin ödeyen müvekkiline 05.10.2006 tarihli ihtar gönderilerek, 31.08.2005 tarihi itibariyle toplam 17.531,00 YTL borç bildirimi yapıldığını, peşin bedelli taşınmaz satın alan davacıdan tekrar para istenemeyeceğini ileri sürerek, davacının davalıya 17.531,00 YTL tutarında borcu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının sabit fiyatla ortak alındığına dair genel kurul kararı bulunmadığını, 16.06.1995 tarihli genel kurul kararının bu anlama gelmediğini, o tarihte dairelerin inşaatına dahi başlanmadığını, somut bir daireye yönelik bir kararın olmadığını, davacının o tarihe kadar ödenmesi gereken aidatları ödeyerek üye olduğunu, yönetim kurulu kararında davacının genel kurul kararına uyacağının belirtilmesinin de bu anlama geldiğini, davacının girişte ödediği dışında ödeme yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi asıl ve ek raporuna göre, genel kurulda asgari fiyatı belirlenen ve satışına karar verilen dairelerin somut olarak yerinin belirtilmediği, satış ve peşin bedelle üye olduğuna dair bir genel kurul kararının bulunmadığı, diğer üyelerin ödemesi gereken aidat ve faizi ödemek zorunda olan davalının girişte peşin ödediği 12.000,00 YTL mahsup edildiğinde 31.08.2005 itibariyle 10.055.60 YTL asıl aidat ve 7.476.00 YTL faiz borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1.Dava, bedelini peşin ödeyerek daire satın aldığı ve üye olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.

Davacı 15.11.2000 tarihinde üye olduktan sonra 15.1.2001 tarihinde alınan yönetim kurulu kararında davacıya E Blok 4. kat güney cephedeki dairenin inşaatı tamamlandığında tapusu verilmek üzere anahtar teslimi 12.000.00 YTL peşin bedel ile satıldığı belirtilmiş ve bedelin tamamı makbuz karşılığında davalıya ödenmiştir. Bu kararın dayanağı olan genel kurulun 15.5.1995 tarihli kararında, 12 adet dairenin asgari fiyatı da gösterilerek, satılmasında yönetime yetki verilmiştir. 19.1.2001 tarihinde yapılan peşin bedel tahsilatından sonra, sadece 20.6.2002 tarihli genel kurul kararının davacıya tebliği sırasında davacının 12.000.00 YTL ödediği, ödemesi gereken aidat borcunun 11.655.00 YTL olduğu, buna göre borcunun bulunmadığı bildirilmiş, davanın açılmasına neden olan 5.10.2006 tarihli ihtarnameye kadar da davacıdan aidat istenilmemiştir. Dairemizin uygulamasına göre, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 23. madde hükmü uyarınca, ortaklar hak ve yükümlülüklerde eşit konumda olduklarından, yönetim kurulu bu ilkenin dışına çıkmak istediği taktirde, bu hususu genel kurul gündemine alarak, genel kurulun tartışmasına açıkça sunması veya genel kurulun yapılan uygulamayı açıkça veya zımnen benimsemiş olması gerekmektedir. Bu nedenle, sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle ortaklığa alınmadaki bu usule uyulmamışsa, böyle bir ortağın (devam eden inşaatların finansmanına katılımı için) üyelik aidat yükümlülüğü devam eder. Açıklanan usule uyulmuşsa, ortaklığa alınmadaki bu farklılık, ortaklığa alındıktan sonra üyelik aidatı istenmesini mümkün kılmaz ise de, kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerinden ortağın sorumluluğuna engel değildir. (Dairemiz’in 16.4.1995 gün ve 2568-2729 sayılı ve 11.5.2000 tarih ve 3437-4066 sayılı, 14.1.2002 gün ve 2001/7849-2002/54 sayılı ilamları bu yöndedir.)

Somut olayda, davacı sabit ve peşin aidat ödemek suretiyle üyeliğe alınmış olup, iptal edilmediği taraflarca açıklanan anılan genel kurul tarihinde inşaatlara henüz başlanılmamış ve somut dairelerin o tarihte ortaya çıkmamış olmasının bu sonuca bir etkisi bulunmadığından, anılan genel kurul kararın bu tür bir üyelik tesisine ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Aksi yöndeki gerekçe isabetsiz olduğu gibi, davalı kooperatifçe bu üyeliğin, davacıdan 4 yılı aşan bir süre aidat istenmemesi suretiyle benimsendiğinin kabulü de gerekir. Ne var ki, ihtarnamede gösterilen borcun, üyelik aidatına mı, yoksa alt yapı veya genel yönetim giderlerine mi ilişkin olduğu belli değildir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönler üzerinde durulmamış olup, davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde bu ihtarname ile alt yapı gideri istenmediği ileri sürülmekle birlikte, borcun kaynağının yeni bir bilirkişi raporu ile belirlenmesi de talep edilmiştir. Alınan ek raporda bu itiraz üzerinde durulmamış, davacı yan bu rapora da itiraz etmiştir. Mahkemece, bu yönler tartışılmamış ve bilirkişiden bu noktaya ilişkin ek rapor dahi alınmamıştır. Bu durumda, ihtarnamede istenilen borcun kaynağı üzerinde durulması, menfi tespit isteminin buna göre ele alınması gerekirken bu yönden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.

2.Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin inşaatların finansmanına katılımına ilişkin aidatların güncellenmesi yöntemine yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle,diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden vekalet ücretine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu K1163 md.23
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog