11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/4488 E. , 2010/4898 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Çumra Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/04/2008 tarih ve 2006/586-2008/208 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatife borçlu bulunmasına karşın yapılan icra takibine haksız olarak kısmi itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin itiraz ettiği kısım olan 3.800 YTL asıl alacak, 3.029 YTL gecikme cezası üzerinden devamına, gecikme cezası oranının aylık %4 olarak uygulanmasına, itiraza uğrayan miktarın %40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davanın kısmen kabulü ile icra takibinin asıl alacak miktarı olan 2.901,50 YTL’nin takip tarihinden itibaren...’ın uyguladığı faiz oranı işletilmek suretiyle devamına, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava, davalının 2001, 2002 ve 2003 yıllarına ait sulama borcunun tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Davacı kooperatif ana sözleşmesinin 110. maddesinde sulama fiyatlarının tesislerin işletme masraflarını karşılayacak ve Köy Hizmetleri’nce hazırlanacak esaslar dâhilinde yönetim kurulunca ayarlanacağı, 111. maddesinde de sulama ücretlerinin prensip itibarı ile peşin ödeneceği, ortağın müracaatı ile kendisine vade verilmesi halinde ise borcun tahsiline kadar ortaktan kooperatifin borçlandığı kredi müessesine ödediği nispette uygun faiz ve masrafın alınacağı düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta da mahkemece, ana sözleşmenin anılan hükmü uyarınca ortakların ödenmeyen borçları için davacı kooperatifçe elektrik satın alınan... AŞ.’nin kooperatife uyguladığı faiz oranında temerrüt faizi uygulanabileceği kabul edilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmemiştir. Dolayısıyla artık davalının temerrüde düştüğü sulama borçları yönünden,... AŞ.’nin bu tarihler için uyguladığı değişir oranlarda temerrüt faizlerinin uygulanması gereklidir.
Ancak, yine mahkemece temerrüt tarihinin belirlenmesi açısından davacı kooperatifin davalı ortağına, geçmiş yıllar sulama borçlarını bildirdiği bir yazının tebliğ tarihi olan 03.11.2003 tarihi esas alınmış ve bu tarihten önce davalının temerrüde düşürüldüğünün kanıtlanamadığı gerekçesiyle geçmiş yıllara ilişkin sulama borçlarına da 03.11.2003 tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmüştür. Oysa Borçlar Kanunu’na göre yapılan ve her yılın sulama bedelinin ortaklara tebliği gerektiği sonucunu doğuran bu değerlendirme, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine uygun düşmediği gibi, mahkemece bu konuda görüşüne başvurulan bilirkişi heyeti raporunda da uygulamada her yılın sulama bedeli borcu toplamına, bir sonraki yılın başından itibaren temerrüt faizi yürütüldüğü bildirilmiştir. Buna göre mahkemece, ana sözleşmenin anılan maddesi uyarınca, davalı kooperatifin vadesinde ödenmeyen sulama ücretlerinin ödeme zamanları konusunda, takibe konu yıllara ilişkin olarak genel kurullarda alınmış bir kararın bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunmadığı takdirde bu kez de bu türden uyuşmazlılarda bilirkişi raporunda bildirilen uygulamanın ve bu uygulamanın dayanağının ne olduğunun tespit edilmesi ve sonucuna göre davacı kooperatifin faiz alacağının belirlenerek hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2.Ayrıca takibe konu borç kooperatif ortaklık ilişkisinden kaynaklanması nedeniyle taraflarca bilinebilir ve likit bir borç niteliğinde olup, varlığının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı yararına icra inkar tazminatına da hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.