Aramaya Dön

ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi

Esas No
E. 2023/1007
Karar No
K. 2024/268
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/1007
KARAR NO: 2024/268
DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
DAVA TARİHİ: 13/12/2023
KARAR TARİHİ: 29/03/2024

Mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonucunda;

İDDİA ;

Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; Tasfiye Halinde... Makine San. Tic. A.Ş.’ye İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18/02/2022 tarihli... Karar sayılı kararı uyarınca tasfiye memuru olarak atandığını, tarafınca mahkeme kararına dayalı olarak başlayan sürecin ortaklara tasfiye paylarının yatırılması ile tamamlandığını, 22/11/2023 tarihinde davalı İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne terkin işleminin tescilinin yapılması için tescil isteğinde bulunulduğunu, zira şahsının tasfiye memuru olarak gerçekleştirdiği diğer mahkeme eli ile başlayan tasfiye süreçlerinde de ticaret sicil müdürlüğüne terkin işlemi için sadece tasfiye sonu “0” bilanço sunulduğunu ve ticaret sicili müdürlüğünün de ek bir istekte bulunmadan terkin işlemini gerçekleştirdiğini, ancak somut olayda İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün 07/11/2023 tarihli B19 sayılı kararında “6102 sayılı TTK’nın 542/d bendi gereğince tasfiye sonu kesin bilançosunun genel kurulun onayına sunulması gerekmekte olup, dilekçeniz ekinde tasfiye sonu kesin bilançosunun onaylanmasına ilişkin genel kurul evraklarının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Bununla birlikte müdürlüğümüz sicil kayıtlarının tetkikinde İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı kararına ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyasının Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin... Esas sayılı dosyası tahtında temyiz incelemesinde olduğu yönünde dilekçe sunulduğu, bu itibarla şirket adına devam eden davanın bulunduğu anlaşılmış olmakla şirketin davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davasının bulunmadığı hususunda tasfiye memurunun beyanda bulunması gerekmektedir. Yukarıda izah edilen hususların tamamlanmamış olması nedeniyle tescil işleminiz gerçekleştirilememiş olup talebinizin reddine karar verilmiştir” dendiğini ve tescil başvurusunun reddedildiğini, mahkemenin fesih ve tasfiye kararının 29/04/2022 tarihinde kesinleştiğini, bu hususun mahkemenin kesinleşme şerhi ile sabit olduğunu ve ayrıca 26/04/2023, 05/07/2023 ve 02/10/2023 tarihli ek kararlarda da defalarca belirtildiğini, şirketin unvanına “Tasfiye Halinde” ibaresinin eklendiğinin davalı kuruma bildirildiğini, terkin işleminin tescilinin davalı tarafça yapılmadığını, şirketin borçlu olduğu derdest bir davanın bulunmadığını, TTK’nın tasfiye işlerinin özel olarak düzenlendiği 542/e maddesinin açık olduğunu, terkin işleminin zamanında ve en kısa sürede yapılmaması nedeniyle açık bir kamu zararının doğduğunu, kaldı ki ileride terkin edilen şirketin konu ile sınırlı olarak ihya edilmesi gerekirse buna ilişkin düzenlemelerin TTK’da bulunduğunu, şirketin tasfiye işlemlerinin tamamlandığını, ortaklara tasfiye paylarının iletildiğini, şirketin vergisel yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için kar dağıtımı stopajı ve kurumlar vergisi ödemesi olarak 48.193.788,15 TL’nin Gelir İdaresi Başkanlığı’na ödenmek üzere blokeli hesaba yatırıldığını, ardından tasfiye sonu raporunun dosyaya sunulduğunu, Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapılacak olan blokeli hesaptaki ödemenin gerçekleştirilebilmesi için davalı tarafça derhal terkin işlemlerinin yapılmasının gerektiğini, terkin olmadan ödemenin yapılamayacağını, davalı ticaret sicil müdürlüğünün Ticaret Sicil Müdürlükleri Hakkında Tebliğ’in 22. maddesi uyarınca işlemi mevzuata uygun, zamanında ve eksiksiz şekilde sonlandırmasının gerektiğini, bununla birlikte somut olayda mahkeme kararına dayalı olarak şirkette organ eksikliği olduğundan dolayı yapılan bir tasfiye bulunması sebebiyle tasfiye memuru olduğu şirket genel kurulunu toplayarak oy çokluğu veya oy birliğiyle verilecek bir karar sonucunda yönetim kurulu dahi oluşturulamadığından tasfiye kararı verildiğini, terkin işleminin yapılması için tasfiye sonu bilançosunun sunulmasının yeterli olduğunu, mahkeme kararına dayalı olarak yapılan tasfiyelerde genel kurul kararının sunulma zorunluluğunun bulunmadığını, davalı kurumun 07/11/2023 tarihli kararının eşitlik ilkesine aykırı olduğunu belirterek İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Karar sayılı kararı ile tasfiyesine karar verilen Tasfiye Halinde ... Makine Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin terkin işleminin tescil ve ilanına, bu kapsamda davalı ticaret sicili müdürlüğü tarafından verilen 07/11/2023 tarihli B19 sayılı kararının kaldırılmasına, yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP ;

Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; dava dışı şirket hakkında verilen fesih ve tasfiyeye ilişkin mahkeme kararının 01/07/2022 tarihinde müdürlüklerince tescil ve ilan edildiğini, tasfiye memuru tarafından müdürlüklerine sunulan 22/11/2023 tarihli dilekçe üzerine sicil kayıtlarının ve başvuru belgelerinin incelenmesi sonucunda 6102 sayılı TTK’nın 542/d bendinin “tasfiye memurları tasfiyenin uzun sürmesi halinde her yıl sonu için tasfiyeye ilişkin finansal tabloları ve tasfiye sonunda da kesin bilançoyu düzenleyerek genel kurula sunarlar” hükmü gereği dilekçe ekinde yer alan tasfiye sonu kesin bilançonun genel kurula sunulmasına ilişkin genel kurul evraklarının bulunmadığının belirlendiğini, 6102 sayılı TTK’nın 529 ve devam eden maddelerinde sona erme ve tasfiye sebeplerinin düzenlendiğini, tasfiye memurlarına ilişkin olarak 535 ve devam eden maddelerinde düzenlenen görev, yetki ve sorumluluklarından farklı bir düzenlemenin bulunmadığını, tasfiye memurlarının TTK’nın 535 ve devam eden maddelerinde düzenlenen usul ve esasları yürütmek ve yerine getirmekle yükümlü olduklarını,

TTK’nın 535/2 maddesi kapsamında tasfiye memurunun tasfiye sonu kesin bilançonun genel kurulun onayına sunulması amacıyla genel kurulu toplantıya çağırma yetkisine sahip olduğunu, nitekim 09/09/2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı ile 6102 sayılı TTK’nın 540/1 maddesi gereği tasfiye memuru tarafından tasfiyeye giriş bilançosu ve şirket envanterinin genel kurulun onayına sunulduğunun belirlendiğini, tasfiye sonu kapanış tescilinin yapılabilmesi için de tasfiye sonu kesin bilançonun genel kurulun onayına sunulmasının gerektiğini, Ticaret Sicili Yönetmeliğinin “sona erme, tasfiye, tasfiyeden dönme ve ek tasfiye” başlıklı 86/2 fıkrasında tasfiyenin tamamlanmasından sonra kayıt silme başvurusunda genel kurul tarafından onaylanmış son ve kesin bilançonun, genel kurul kararının noter onaylı örneğinin ve alacaklılara birer hafta arayla üç kere çağrının yapıldığı sicil gazetelerinin müdürlüğe ibraz edilmesi gerektiği hususunun düzenlendiğini, bununla birlikte şirket adına devam eden davaların bulunması halinde şirketin ticaret sicilinden terkin edilmesinin tüzel kişiliğini dolayısıyla davadaki taraf sıfatını sona erdirmiş olacağını, sunulan dilekçe ile şirket hakkında devam eden davanın bulunduğunun bildirilmiş olması nedeniyle tasfiye memurundan ayrıca şirketin devam eden bir davasının bulunmadığı konusunda beyanda bulunmasının istendiğini, kanunen yerine getirilmesi gereken hususların müdürlükleri tarafından istenmesinde hukuka aykırı bir durumun bulunmadığını, gerçekleştirilen işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı durumun söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE ;

Dava; TTK’nın 32. maddesi gereğince ticaret sicili müdürlüğünün kararına itiraz davasıdır.

Mahkememizin 26/04/2023 tarihli...Karar sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacısının ..., davalısının... Makine Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi olduğu, dava dilekçesinde davalı şirketin feshinin istendiği, mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; “Toplanan ve sunulan deliller, davalı şirketin dava dışı ortakları olan fer'i müdahillerin beyanları ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; asıl olan davalı şirketin devamlılığı ise de, tarafların ve davalı şirketin dava dışı ortaklarının tamamının “şirket ortakları arasında husumet bulunduğunu, hatta açılmış ve görülmekte olan davalar olduğunu, davalı şirketin yönetim organının eksikliği sebebiyle 3 yıldır genel kurul toplantısı yapılamadığını, bu aşamadan sonra davalı şirketin faaliyetine devam etmesinin mümkün olmadığını” bildirmiş ve davalı şirketin feshine ve tasfiyesine karar verilmesini istemiş olmaları; mahkememiz huzurunda davalı şirketin feshini isteyen ortakların (fer'i müdahil ortakların) daha sonra bu beyan ve isteklerinden dönmeleri, iradelerinin sakatlandığını da ileri sürmemeleri; dava dışı ortakların bu halde dahi yani daha sonradan davalı şirketin faaliyetine devam etmesini istemelerine rağmen, davalı şirketteki organ boşluğunun giderilmesi amacıyla kayyım tarafından yapılan toplantı çağrısına uymamaları ve toplantıya katılmamaları nedeniyle davalı şirketteki organ boşluğunun tamamlanamaması karşısında, davacının davasında haklı olduğu kanaatine ulaşılmış ve davalı şirketin fesih ve tasfiyesine” denilerek "İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde Bornova ...sicil numarasında kayıtlı davalı... Makina Sanayi ve Ticaret Anonim Şirkete'nin Fesih ve Tasfiyesine, davalı şirkete tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına" karar verildiği, kararın 29/04/2024 tarihinde kesinleştiği, mahkememiz kararına karşı feri müdahil tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ise de mahkememizce "…Feri müdahilin kararı ancak, lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edebileceği, lehine müdahale edilen taraf temyiz yoluna başvurmazsa, 6100 sayılı HMK’nın 68. maddesi uyarınca, yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer’i müdahilin, yalnız başına kararı temyiz edemeyeceği" gerekçesiyle feri müdahiller vekilinin istinaf başvurusunun sıfat yokluğu nedeniyle reddine ilişkin 10/05/2022 tarihli ek kararın verildiği, bu ek karara karşı feri müdahiller tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi’nin 03/05/2023 tarihli ...3 Karar sayılı kararı ile; “…müdahale isteğinin kabulü durumunda fer’i müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket eder ve davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip eder. Karar, lehine müdahale edilen taraf hakkında verilir. Müdahil hakkında karar verilemez. Fer’i müdahil de kararı ancak, lehine katıldığı tarafla birlikte istinaf edebilir. Lehine müdahale edilen taraf istinaf yoluna başvurmazsa, 6100 sayılı HMK’nın 68. maddesi uyarınca, yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer’i müdahil, yalnız başına kararı istinaf edemez. Bu itibarla, davalı yanında davaya feri müdahil olarak katılan ve kararı istinaf eden feri müdahillerin istinaf istemlerinin usulden reddine” denilerek “1-Feri müdahiller ...'ün İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/05/2022 - 08/11/2022 - 02/02/2023 Ek Karar tarihli ve ... Karar sayılı sayılı kararına karşı yaptıkları istinaf başvurularının kararı istinaf hakları bulunmadığından HMK'nun 352-(1)-ç) maddesi gereğince ayrı ayrı USULDEN REDDİNE” karar verildiği, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin 08/02/2024 tarihli ...Karar sayılı kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin 07/09/2022 tarihli kararının onanmasına karar verildiği görülmüştür.

İzmir Ticaret Sicili Müdürlüğü’nün tasfiye memuru...e hitaben gönderdiği 07/12/2023 tarihli cevabi yazı incelendiğinde; “6102 sayılı TTK’nın 542/d bendi gereğince tasfiye sonu kesin bilançosunun genel kurulun onayına sunulması gerekmekte olup dilekçeniz ekinde tasfiye sonu kesin bilançosunun onaylanmasına ilişkin genel kurul evraklarının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Bununla birlikte müdürlüğümüz sicil kayıtlarının tetkikinde İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...Esas sayılı kararına ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi’nin... Esas sayılı dosyasının Yargıtay ... Hukuk Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası tahtında temyiz incelemesinde olduğu yönünde dilekçe sunulduğu, bu itibarla şirket adına devam eden davanın bulunduğu anlaşılmış olmakla şirketin davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davasının bulunmadığı hususunda tasfiye memurunun beyanda bulunması gerekmektedir. Yukarıda izah edilen hususların tamamlanmamış olması nedeniyle tescil işleminiz gerçekleştirilememiş olup talebinizin reddine karar verilmiştir” dendiği görülmüştür. İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacısının.. davalısının Tasfiye Halinde ...Makine San. ve Tic. A.Ş., olduğu, bu davada 09/09/2022 tarihli tasfiyeye giriş genel kurulunun iptaline karar verilmesinin istendiği, davanın derdest olduğu görülmüştür.

İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dava dosyası incelendiğinde; davacısının ..., davalısının Tasfiye Halinde... Makine San. ve Tic. A.Ş., olduğu, bu davada 15/12/2021 ve 09/09/2022 tarihli oağanüstü genel kurulunun iptaline karar verilmesinin istendiği, davanın derdest olduğu görülmüştür. 6102 sayılı TTK’nın 32. maddesinde; “(1) Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. (2) Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. (3) Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır. (4) Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır.” düzenlemesine; “İtiraz” başlıklı 34. maddesinde; “(1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 32. maddesi gereğince Ticaret Sicil Memuru tescili istenen hususların kanuna uygunluğunu resen denetlemek zorundadır. Ticaret Sicil Memurunun görevi; sadece tescil işleminden ibaret olmayıp, inceleme görev ve yetkisi kapsamında tescili zorunlu veya uygun olan hususlara ilişkin hukuki ve fiili durum araştırması yapmayı da içermektedir. Ticaret Sicil Memuru tescili istenilen hususun; kanuna ve ana sözleşmeye uygunluğunun denetimi yanında gerçeğe uygunluğunu ve kamu düzenine aykırı olup olmadığını da resen denetlemelidir.

İncelenen belgeler ve yasal mevzuat çerçevesinde yapılan değerlendirmeye göre; mahkememizce ... Makine Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi hakkında verilen 26/04/2023 tarihli... Karar sayılı karar davanın taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olması nedeniyle 29/04/2024 tarihinde kesinleşmekle birlikte, mahkememizin bu kararına karşı feri müdahil tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, bu başvurunun mahkememizin 10/05/2022 tarihli ek kararı ile "..Feri müdahilin kararı ancak, lehine katıldığı tarafla birlikte temyiz edebileceği, lehine müdahale edilen taraf temyiz yoluna başvurmazsa, 6100 sayılı HMK’nın 68. maddesi uyarınca, yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olan fer’i müdahilin, yalnız başına kararı temyiz edemeyeceği" gerekçesiyle reddedildiği, bu ek karara karşı feri müdahiller tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi tarafından "1-Feri müdahiller ...ün İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/05/2022 - 08/11/2022 - 02/02/2023 Ek Karar tarihli ve ... Karar sayılı sayılı kararına karşı yaptıkları istinaf başvurularının kararı istinaf hakları bulunmadığından HMK'nun 352-(1)-ç) maddesi gereğince ayrı ayrı USULDEN REDDİNE” ilişkin 03/05/2023 tarihli... Karar sayılı kararın verildiği, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu ve Yargıtay... Hukuk Dairesi’nin 08/02/2024 tarihli... Karar sayılı kararı ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi’nin 07/09/2022 tarihli kararının onanmasına karar verildiği belirlenmiştir. Eldeki bu dava yönünden; davacı tasfiye memuru mahkememizin kesinleşen 26/04/2023 tarihli... Karar sayılı kararının tescili işlemi için 22/11/2023 tarihinde davalı İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvurmuş ise de, kesinleşmiş olmasına rağmen, mahkememizin anılan kararı ile ilgili fer'i müdahiller tarafından istinaf ve temyiz başvurularında bulunulmuş olması karşısında davalı tarafın mahkememiz kararının kesinleşip kesinleşmediği konusunda kuşkuya düşmüş olması mahkememizce, davalının, tescili istenilen hususun yasaya ve kamu düzenine aykırı olup olmadığını denetlemek şeklindeki görevinin bir gereği olarak değerlendirilmiştir.

Diğer yandan İzmir... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasında ve İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin... Esas sayılı dosyasında fesih ve tasfiyesine karar verilen şirketin taraf olduğu davaların bulunması, davacı tarafın terkin istemli dilekçesinde bu davaların varlığından söz etmemiş olması, bu davaların varlığının da terkine engel oluşturacak olması, söz konusu davalar sonuçlanıncaya kadar taraf teşkilinin sağlanması bakımından şirketin sicil kaydının devam etmesi gerektiği gibi derdest bu davalar varken tasfiyenin tamam olduğundan da söz edilemeyecek olması karşısında, davacının haklı görülmeyen davasının reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM ; Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1.Davanın REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin olarak alınan 269,85 TL harcın düşülmesi ile kalan 157,75 TL harcın davacıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına,

3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerine bırakılmasına,

4.Davacı tarafça yatırılan gider avansından kullanılmayarak artan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine, Dair; davacı tasfiye memurunun yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 29/03/2024 Başkan ...

(e-imzalıdır)

Üye ...

(e-imzalıdır)

Üye...

(e-imzalıdır)

Katip ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.