Esas No
E. 2024/319
Karar No
K. 2024/557
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/319

KARAR NO: 2024/557

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06.07.2023 tarihli ara karar

NUMARASI: 2023/128 Esas

DAVANIN KONUSU: Şirketin feshi

Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davalı vekilinin, mahkemenin denetim kayyımı atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararına itirazlarının reddine dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %10 hisse sahibi olduğunu, imza yetkisinin bulunmadığını, diğer ortak ... %70 hissesinin sahibi olduğunu, tek imza yetkilisi olarak görev yaptığını, müvekkilinin imza yetkisi bulunmadığından çoğu zaman idari işlerle ilgili bilgilendirilmediğini, müvekkili ile büyük hissedar ve gerekse ... ile şirket arasında birçok icra takiplerinin ve davaların bulunduğunu, güven ilişkisinin sona erdiğini, ortaklar kurulu toplantısında sürekli müvekkili aleyhine kötü niyetli kararlar alındığını, derdest dava dosyalarında alınan rapor ve dilekçelerde şirketin banka hesaplarının tek imza yetkilisi tarafından kişisel hesabı ile karıştırıldığı, bazı ödemelerin şirketin tek imza yetkilisinin banka hesabına yapıldığı hususlarının anlaşıldığını iddia ederek, idare edilmeyen davalı şirketin tek imza yetkilisi tarafından yapılan işlemlerin denetimden geçirilerek dava sonuçlanıncaya kadar şirkete tedbiren kayyım ve/veya denetçi atanmasını ve şirketin infisahına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin değerlendirildiği 22.03.2023 tarihli ara karar ile; ihtiyati tedbir talebiyle ilgili olarak hiç bir delil değerlendirmesi yapılmaksızın, aylık kayyım ücretinin yatırılmış olduğu gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile şirkete kayyım atanmasına karar verilmiştir.

Davalı vekili,

HMK'nın 394.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiş ve itiraz dilekçesinde; ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiklerini, ortaklar arası uyuşmazlıklar veya farklı ilişkilerden doğan anlaşmazlıkların hiçbir şekilde kayyım tayinini gerektirmediğini iddia ederek, itirazlarının kabulü ile tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir kararına itirazını değerlendirdiği 06.07.2023 tarihli ara kararıyla; " ...Davacı tarafın yönetim kayyımı atanması talebine ilişkin olarak davalı şirketin yönetim organından yoksun olmadığı, yönetici kayyımı atanmasını gerektirecek bir durum da olmadığı ve atanmadığı; dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere göre ortaklar arasında çok sayıda dava ve uyuşmazlık olduğu dikkate alınarak ortaklıktan çıkma/tasfiye payı hesabı yönünden şirket malvarlığının korunması amacıyla tedbiren şirkete denetim kayyımı atandığı, davalının buna itiraz ettiği görülmüştür. Ne var ki, mahkememizce denetim kayyımı atanması şeklindeki ihtiyati tedbir kararına haklı bir itiraz derc edilmemiş, verilen kararda bir usulsüzlük görülmemiştir. Bu sebeple davalı tarafın ihtiyati tedbire itirazının reddine karar verilmiştir...." gerekçesiyle davalı vekilinin, ihtiyati tedbir kararına itirazlarının reddine, karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ;Müvekkili şirkete denetim kayyımı atanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verildiğini, hiçbir araştırma yapılmadan iddia üzerine tedbir kararı verildiğini, ihtiyati tedbir kararının tüm yasal düzenleme ve içtihatlara aykırılık teşkil ettiğini, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar veya farklı ilişkilerden doğan anlaşmazlıkların hiçbir şekilde kayyım atanmasını gerektirmeyeceğini, emsal kararların olduğunu, davacı ortağın şirketle tüm bağını 25.06.2020 tarihinde bir maille bildirdiğini, başkaca hiç bir işlemi dahi olmadığını, yaklaşık 3 yıl sonra hakkın elde edilmesinin zorlaşacağının anlaşılmasının mümkün olmadığını, kayyım atanmasına dair ihtiyati tedbir kararının müvekkilini zarara uğrattığını, kayyım atanmasından önce kolaylıkla kredi sağlayabilen şirketin bu karardan sonra kredi sağlamayamadığıni, bankanın teminat mektubunu tamamen kapattığını iddia ederek, ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine dair 06.07.2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbire itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, limited şirketin feshi ile birlikte şirkete tedbiren kayyım atanması istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, 22.03.2023 tarihli ara karar ile ihitiyati tedbir talebi kabul edilerek davalı şirkete kayyım atanmış; davalının itirazı üzerine ise itirazının reddine dair verilen 06.07.2023 tarihli ara karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir. 390/3.maddesi uyarınca ise tedbir talep eden tarafın davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. İhtiyati tedbir kararının muhtevası özel olarak HMK'nin 391/2. Maddesinde düzenlenmiştir. Genel olarak da mahkeme kararlarının neleri kapsaması gerektiği HMK'nin 297. maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasa’nın 141. maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır” hükmünü amirdir. Bu nedenle, ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine verilen kararların da gerekçeli olması zorunludur. Tarafların dava veya hukuki koruma tedbiri talepleri yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve istinaf mahkemesinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; kararın hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup resen dikkate alınır.Bu anlamda İstinaf Kanun Yoluna tabi olan ihtiyati tedbir kararının HMK’nin 391/2 ve 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli karar biçiminde oluşturulması gerekmekte olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edecektir.Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya gelince; ilk derece mahkemesince, 20.02.2023 tarihli tensip zaptının 16 nolu ara kararı ile davacı vekilinin kayyım atama talebinin kabul edildiği 22.03.2023 tarihli ara kararda ise bu hususun belirtilerek kayyım atanmasına karar verildiği, bu kararlar verilirken hiç bir delil değerlendirmesi yapılmadığı, yaklaşık ispatın mevcut olup olmadığının değerlendirilmediği yani tedbir kararında HMK'nın 391.maddesinde aranan zorunlu unsurlara yer verilmediği gibi; davalı vekilinin ihtiyati tedbire vâki itirazının 06.07.2023 tarihli ara karar ile reddine karar verildiği, bu konuda da yasanın tanımlandığı anlamda gerekçeli kararın yazılmadığı, tarafların iddia ve savunmaları ile somut olayda ihtiyati tedbiri hakli gösteren yaklaşık ispat şartlarının ne suretle sağlandığına dair hiç bir değerlendirmeye yer verilmediği anlaşılmıştır. Dolayısıyla mahkemenin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair 06.07.2023 günlü ara kararı, istinaf denetimine elverişli değildir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, istinaf başvurusunun esasına ilişkin sebepler incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbire itirazın reddine dair verdiği 06.07.2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına, itiraz hakkında yasaya uygun bir şekilde yeniden değerlendirme yapılması için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu 06.07.2023 tarihli ara kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında ihtiyati tedbire itirazın yeniden değerlendirilip karara bağlanması için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,4-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.28.03.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.