43. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/4
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/12/2019
NUMARASI: 2017/204 Esas - 2019/1095 Karar
Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında mevcut olan ticari ilişki çerçevesinde davacı tarafından davalıya çeşitli zamanlarda kumaş satışı yapıldığını, sevk irsaliyesi ve faturaları düzenlendiğini, davalının bakiye 5.692,55TL'lik cari hesap borcunu ödememesi üzerine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından itiraz dilekçesi ile borca haksız olarak itiraz edildiğini belirterek itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davalı firmanın yurt dışındaki müşterilerine göndermek üzere davacı şirkete kumaşlar ürettirdiğini, müşterisinin istediği kumaşların nitelik ve standartlarını davacı tarafa bildirdiklerini, üretimin bu standartlara uygun yapılması konusunda anlaştıklarını, ancak davacı tarafça bir kısım kumaşların istenilen nitelik ve standartlarda üretilmediğini, bu hususun malların teslimi sırasında davacıya bildirildiğini, müşteriden herhangi bir şikayet gelmesi durumunda kendilerine bildirileceğinin iletildiğini, iş bu ürünlerin yurt dışındaki dışındaki ithalatçı firma tarafından ayıplı-hatalı oldukları gerekçesi ile kabul edilmediğini ve reklamasyon faturası ile davacı şirkete iade edildiğini, davalının ekstra nakliye, gümrük vs. masraf yaparak bu hatalı ürünleri ithal etmek durumunda kaldıklarını ve zarara uğradıklarını, bu durumun davacı şirkete bildirildiğini, hatalı ayıplı ürünlerin yerine yurt dışına gönderilmek üzere yeni ürün yaptırıldığını, yeni ürünler için düzenlenen fatura bedellerinin de ödendiğini, davacı tarafa hatalı-ayıplı ürünlerin iade edileceğinin bildirildiğini, iade için davalı tarafından düzenlenen 09/12/2013 tarihli ... Seri nolu ve 5.692,99 TL bedelli fatura ve aynı tarihli Sevk İrsaliyesinin davacı şirkete gönderildiğini, ancak davacı tarafın ilgili faturayı kayıtlarına almadığını, davacı ile davalı arasında akdedilmiş yazılı bir Cari Hesap Sözleşmesinin mevcut olmadığını, bu sebeple TTK'nun Cari Hesaba ilişkin hükümlerinin taraflar arasında uygulanmasının mümkün olmadığını, tarafların karşılıklı mutabakatlarını bulunmadığını, davalı tarafından döviz ile ödeme yapılmasına rağmen davacının kur farkı faturası düzenlemek istediğini, bu ve benzeri sebeplerle taraflar arasında bir çok yazışmanın yapıldığını ancak mutabakat sağlanamadığını, takibe konu alacağın likit olmayıp ancak yapılacak yargılama neticesinde belirlenebileceğini belirterek haksız davanın reddine, %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..davacının alacağının tahsili amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...
E. Sayılı dosyası ile takip başlattığı, davalının süresinde itirazı üzerine takibin durduğu, davacının süresinde iş bu davayı açarak itirazın iptalini talep ettiği, davalı şirketin yurtdışındaki müşterilerine göndermek üzere davacı firmaya kumaşlar ürettirdiği, istediği kumaşların özelliklerini davacıya bildirdiği ve üretimin belirtilen standartlara uygun olarak yapılması konusunda anlaşıldığı, davacı tarafından malların teslimi sırasında bir kısım malların istenilen renk ve nitelikte üretilmediği belirtilerek müşteriden herhangi bir şikayet gelmesi durumunda kendilerine bildirileceğinin iletildiği, davalının yurtdışı müşterisi tarafından gönderilen ürünlerin bir kısmının ayıplı olduğunun bildirildiği ve davalı şirkete iade edildiği, iade için davalı şirket tarafından davacı şirkete 09/12/2013 tarihli 5.655,99 TL bedelli fatura gönderildiği, hatalı ürünlerin yerine davacı şirkete yeni ürün yaptırılarak bedellerinin ödendiği, mail yazışmalarından ilk ayıp bildirim tarihinin 24/07/2013 olduğu, 30/07/2013 tarihli ayıplı ürün nedeni ile kullanılamayan ürün yerine tekrardan verilen kumaş satın alma föyünde kullanılamayan kumaş hatasının belirtildiği, davacı tarafından ürünlerdeki olası mevcut hatayı kabul etmediklerine dair herhangi bir yazışmanın bulunmadığı, 24/07/2013 tarihli ayıp ihbarı ile davaya konu kumaşların davalıya teslim tarihi 09/07/2013 arasında 15 gün, 30/07/2013 tarihli yeni kumaş siparişi ile davaya konu kumaşların teslim tarihi arasında ise 21 gün olduğu, 24/07/2013 tarihli ayıp ihbarının kumaşlardaki istenmeyen ton farkından kaynaklandığı ve açık ayıp statüsünde olduğu, taraflar arasındaki mail içeriğinden davacının bu ton farkından haberdar olduğunun anlaşıldığı, kumaşlardaki siyah çizgilerin ise kapalı ayıp statüsünde olup 30/07/2013 tarihli yeni kumaş siparişi ile ayıbın bildirildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte uyuşmazlığın TBK.470 ve devamı maddelerinde yer alan eser sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu, davalının eseri yedinde alıkoyduğundan TBK.475.maddesindeki ayıp oranında indirim isteme seçimlik hakkını kullandığı, tarafların incelenen ticari defter kayıtlarına göre davalı defterlerinde davacıya ait TL hesabının 2015 yılı sonu itibarı ile 37,60 TL alacak bakiyesi, davacının defterlerinden davalı hesabının 5.692,55 TL borç bakiyesi verdiği, taraflar arasındaki mutabakat farkının büyük kısmının 09/12/2013 tarihli 5.655,99 TL'lik ... tekstil faturasının davacı tarafından kayda alınmamasından kaynaklandığı, 500 mt-244 kg olarak tespit edilen ayıplı malın tutarı 1.342,00 TL olmakla davacının talep edebileceği tutarın 4.313,99 TL olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline karar verilerek alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya sunulan bilirkişi kök ve ek raporu ile davacı tarafın hatalı mal ürettiği ve davalının bu sebeple zarara uğradığının sabit olduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenen 09.12.2013 tarihli ... Seri No.lu ve 5.655,99 TL bedelli fatura ve aynı tarihli sevk irsaliyesinin davacı şirkete gönderildiğini ancak davacı şirketin ürünleri teslim almaktan imtina ettiğini, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi olmadığı gibi kayıtlara ilişkin mutabakat da bulunmadığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin ayıplı ürünler için talep edebileceği tutarın 4.313,99 TL olması gerektiği yönünde görüş bildirilmiş ise de Mahkemece bu hususun hatalı değerlendirildiğini, dava konusu alacağın likit olmayıp %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla İstanbul 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/204 Esas, 2019/1095 Karar sayılı ve 30/12/2019 tarihli kararının kaldırılarak, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ,
GEREKÇE
Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari (açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "5.692,55 TL cari hesap bakiye alacağı" sebebine dayalı olarak 5.692,55 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 20.01.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
Davalı tarafça, satıma konu ürünlerin ayıplı olduğu, ayıplı ürünler nedeniyle zarar uğradığı, bu nedenle borcun bulunmadığı savunulmuştur.Taraflar arasında eser sözleşmesi olmayıp, tarafların tacir olması nedeniyle uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı , satıma konu malların teslim edildiği ihtilafsızdır. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, satılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, cari hesap alacağının hesaplanmasında davalının tanzim ettiği iade faturası bedelinin dikkate alınıp alınmayacağı noktasındadır. Taraf defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunda davalının defterlerinde davacıya ait hesabın 2015 yılı sonu itibariyle 37,60 TL alacak bakiyesi, davacının defterlerinde davalıya ait hesabın 5.692,55 TL borç bakiyesi verdiği, taraflar arasındaki mutabakat farkının büyük kısmının 09/12/2013 tarihli 5.655,99 TL tutarlı ... Ticaret Limited Şirketi tarafından tanzim edilen iade faturasının davacı tarafından kayda alınmamasından kaynaklandığı, taraf ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu belirtilmiştir. Davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturasının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekli olup, iade faturası düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olması tek başına davalının savunmasını ispata elverişli değildir. Ayıp, aynı nitelikte, cinste normal bir eşyada bulunması gerekli olan iyi niteliklerin satılan malda bulunmaması ya da bulunmaması gereken kötü niteliklerin ise satılan malda bulunması olarak tanımlanabilir. Satıcının satılan mallardaki ayıplardan sorumlu olabilmesi için kanunun alıcıya yüklemiş olduğu yükümlülükler satılanı gözden geçirme, muayene etme ve var olan ayıpları satıcıya bildirme (ayıp ihbarında bulunma) yükümlülüğüdür. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan sorumlu olmayacaktır. Tacirler arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı TTK.'nun 23/1-c maddesindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur.
TTK'nun 23. maddesi uyarınca, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Ayıp açıkça belli değil ise alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğunun ortaya çıkması halinde hakkını korumak için durumu aynı süre içinde satıcıya ihbar ile yükümlüdür. Somut olayda, bilirkişi heyeti raporunda, iade faturasının düzenlenmesinin sebebinin kumaşlardaki renk, gölgelenme ve kumaş yüzeyinde istenmeyen çizgiler olduğu, bu hususların kumaşın genelindeki görsel inceleme ile tespit edilebilecek açık ayıp statüsünde olduğu belirtilmiştir. Her ne kadar 25.04.2019 tarihli ek raporda kumaşlardaki istenmeyen siyah çizgilerin mevcudiyetinin ihracat öncesi kapalı ayıp statüsünde olduğu belirtilmiş ise de 09.07.2013 tarihinde teslim edilen ürünlerde ton farklılığının 15 gün sonra 24/07/2013 tarihli mail yazışmasıyla, çizgi durumunun ise 21 gün sonra 30/07/2013 tarihli yeni kumaş siparişine ilişkin mail yazışmasıyla davacıya bildirildiği görülmekle tacir olması nedeniyle basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken davalı, ayıba karşı süresinde muayene ve ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyerek kendi kusuru ile zararına yol açmıştır. Davacının ayıbı kabul ettiğine dair beyanı bulunmadığı gözetildiğinde ürünlerin tesliminden beş ay sonra düzenlenen ve davacı defterlerinde kayıtlı olmayan 09/12/2013 tarihli 5.655,99 TL tutarlı iade faturası bedelinin davacı alacağından düşülmesi mümkün olmayıp, istinaf edenin sıfatına göre mahkemece 4.313,99 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davaya konu icra takibi, cari hesap sözleşmesine değil, cari (açık) hesaba dayalı olup, açık hesap ilişkisi, önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip, belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz. Taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunmaması, açık hesapta takip edilen alacağın tahsiline engel değildir. Diğer yandan davaya konu edilen açık hesap alacağı likit ve davalının itirazı haksız bulunmakla mahkemece hükmedilen alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesi isabetli olmuştur. Bu yönlere ilişkin davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine dair karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 73,67 TL harcın, alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye 353,93 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2024