11. Hukuk Dairesi
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ: 05/04/2024
İlk Derece Mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı banka ile ilk genel kredi sözleşmesini Antalya Ticari Şube aracılığıyla 24/04/2015 yılında akdettiğini, ticari ilişkinin 31/10/2017 tarihli genel kredi sözleşmesiyle rotatif krediler şeklinde devam ettiğini, bu kredilerin mevcut piyasa ve başka bankaların şartlarına göre çok yüksek oranda faizler ile kullandırıldığını, müvekkilinin tüm edimlerini zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ayrıca bahsi geçen kredileri kullanırken dosya masrafı, komisyon vb adı altında talep edilen tüm bedellerin kredilerin başlangıcında eksiksiz olarak davalıya ödendiğini, devam eden rotatif kredi ilişkisi bulunmaktayken davalı tarafça 28/06/2019 tarihinde 21.000,00 TL ve 27/09/2019 tarihinde 15.000,00 TL olmak üzere periyodik hizmet komisyonu adı altında 09/01/2020 tarihinde 15.000,00 TL olmak üzere kredi tahsis komisyonu adı altında 41.250,00 TL. tahakkuk ettirildiğini ve bu haksız bedellerin ödemesinin zorunlu tutulduğunu, hiçbir bildirim yapılmaksızın devam eden rotatif krediye eşi benzeri olmayan bedellerin tahakkuk ettirildiğini, bu bedellerin karşılığında verilen bir hizmetin de olmadığını, akdedilen kredi sözleşmesinin 8.maddesine göre de devam eden krediye önceki durumdan farklı komisyon ve bedeller yansıtıldığında bu değişikliklerin müvekkiline bildirilmesinin gerektiğini, müvekkilinin değişiklikleri kabul etmeme ve kredi sözleşmesini sonlandırma hakkının bulunduğunu, müvekkilinin devam eden krediyi yüklü miktarda ödeme yaparak kapatmak zorunda kaldığını ve ticari zarara uğradığını, bu durumun müvekkilince fark edilir edilmez 18/11/2019 tarihli noter ihtarnamesi keşide edilerek hangi hizmet karşılığında kesinti yapıldığının bildirilmesinin istendiğini, davalı bankanın cevap yazısı göndererek ikincil olarak kesilen 15.000,00 TL’yi iade ettiğini, tahsil edilen 21.000,00 TL’nin ise makul gerekçe gösterilmeden açıklama yapılmadan iadesinin uygun görülmediğini, BDDK’ye yapılan şikayet başvurusuna sözleşme ve genel hükümler gereğince yargı organınca çözümlenmesine dair cevap verildiğini, ilk kredi borcunun 21.000,00 TL haksız kesinti yapıldığı kapatılmış iken ikinci kredisiyle alakalı olarak 09/01/2020 tarihinde 5.250,00 TL haksız bir kesinti daha yapıldığı hususları belirtilerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla haksız kesilen 26.250,00 TL’nin müvekkili şirkete ticari temerrüt faizleriyle birlikte geri ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep edilmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, davacının tacir olduğunu tüketici hukukundan kaynaklanan hakların tacirlere uygulanamayacağını, taraflar arasında imza edilen kredi sözleşmesinin 8.maddesinde bankanın sözleşmeye dayanarak açacağı döviz kredisi teminat mektubu ve aval kabul kredisi, dövize endeksli kredi dahil her türlü krediye yetkili merciler tarafından bildirilen en yüksek oranları geçmeyecek şekilde belirlenecek oranlarda faiz ve her nevi komisyonlar, fon gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret masraf ve sair giderlerin uygulanacağı ve bunların vergilerinin müşterinin hesabına borç yazılacağını, hükmünü içerdiği, madde içeriğine göre müvekkili bankanın krediler üzerinden komisyon alma hak ve yetkisinin bulunduğunu, bu hükme istinaden davacı firmaya yönelik yapılan kredi limiti yenilemesi ve tahsisine istinaden davacı taraftan komisyon tahsil edildiği, bankaların tacir olduğunu ve Kanunun 20. maddesine göre ücret isteme hakkı bulunduğunu, bankaların bankalar kanunu uyarınca faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarını serbestçe belirlemelerinin öngörüldüğünü, taraflar arasındaki sözleşmeye 6098 sayılı TBK genel işlem koşullarının denetimi açısından uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının müdebbir bir tacir olduğunu, dolayısıyla davacının GİŞ koşullarına dayanan taleplerinin kabul edilebilir nitelikte olmadığını, sözleşmenin imzalanmasından önce sözleşme öncesi bilgi formu verildiğini, periyodik hizmet komisyonunun risk merkezi bildirimleri, sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube ve alternatif dağıtım kanallarından hizmet verilmesi ve bunun yanı sıra kredili müşterilerin nakit akış ve kredi ödeme döngüsünün takibi ve oluşturulan risk modelleme çalışmalarına göre kredi portföyünün risk derecesinin düzenli olarak analiz edilerek verimli şekilde yönetilmesi ve diğer hizmetler için ayrılan kaynakların karşılığı olarak tahsil edildiğini, periyodik hizmet komisyonunun diğer hizmetler ve istisnalar dikkate alınarak farklılaştığını, üçer aylık dönemlerdeki ortalama kredi bakiyesine göre belirlendiğini, ilgili ücret kaleminin Türkiye Bankalar Birliği nezdinde yapılan ticari ücret ve komisyonları sadeleştirme çalışması kapsamında oluşturulan ücret tablosundaki kalemlerden biri olduğunu, bankanın masraf komisyon listesinin BDDK web sitesinde yayınlandığını, dolayısıyla tahsil edilen periyodik hizmet komisyonu mevzuatına uygun olduğunu, ayrıca bankanın web sitesinde de duyurulduğunu, ücret uygulamasından önce müşteri bilgilendirilmesinin yapıldığını, bildirimin ulaştığının ilgili ekipten teyit edildiğini belirtilerek davanın reddine karar verilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "... Davacı şirketin borçlu cari hesap rotatif kredisinin banka sisteminde kayıtlı olarak tabi olduğu akdi faiz ve komisyonun düzenli olarak üçer aylık devrelerde davalı banka tarafından tahsil edildiği, en son kredi tespit ve yenilemesinin 09.11.2016 tarihinde ve belirlenen limit dahilinde en son kredi kullandırımının 17.07.2018 tarihinde yapıldığı, bu tarihten sonra kredi anaparasının düzenli olarak geri ödendiği, davacı şirket tarafınca da yenileme ve yeni bir limit tahsis yapıldığına dair bir talep bulunmadığı, davalı banka tarafından kredi kullandırım koşullarında periyodik hizmet komisyonu adı altında faiz dışı gelir niteliğinde bir komisyon alınacağına dair taraflar arasında ek bir düzenleme bulunmadığı, davalı banka tarafından ihtar keşidesiyle yapılan iade talebi ve dava sürecinde 28.06.2019 tarihinde bu uğurda tahsil edilen 21.000,00 TL’nin hangi tarifeye dayalı olarak alındığının dahi net olarak açıklanmadığı, anılan kredi bakiyesinin 28.06.2019 faiz devresi itibariyle 2.000.000,00 TL olduğu gözetildiğinde, kredi limiti üzerinden %1 nispi oranda mevcut alınan komisyona ilave ve doğrudan gelir hesabına alındığı, kredinin sunulan Excel kayıtlarında komisyon olarak yer almadığı da dikkate alındığında, 28.06.2019 tarihinde davalı şirketten alınan 21.000,00 TL’nin sözleşmeye, banka tarifesine uymayan, yerleşik banka uygulamaları dışında makul kabul edilebilir bir yanı bulunmadığı, dolayısıyla davacı şirkete iade edilmesinin gerektiği, 09.01.2020 tarihinde kredi tahsis komisyonu adı altında davalı şirket hesabında alınan 5.250,00 TL’nin ilişkili olduğu tahsis edilen bir kredi bulunmadığı, borçlu cari hesap rotatif kredinin 21.08.2019 tarihinde kapatıldığı, 8000-1 numaralı taksitli kredinin ise 01.11.2017 tarihinde açılıp kullandırılması aşamasında tarafların mutabık oldukları geri ödeme planına göre düzenli olarak ödendiği, tahsis komisyonun tahsili öncesinde 02.01.2020 tarihinde 26.taksitin tahsiliyle kredinin 1.166.343,32 TL. anapara bakiyesinin bulunduğu, bu aşamada kredi tahsis işlemine konu olamayacağı, tahsis komisyonunun hangi kredi ilişkisi nedeniyle ve hangi tarifeye istinaden tahsil edildiğini ilişkin davalı banka tarafınca hiçbir açıklama getirilmediği, kredi tahsis komisyonu adı altında alınan tutarın açıklanabilir ve herhangi bir kredi işlemiyle irtibatının olmadığı, dolayısıyla davalı bankanın resen dayanıksız olarak yaptığı her iki kalem komisyon tutarlarının iadesinin gerektiği kanaatine varılmakla davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin eksik inceleme ile takdiri sebeplerde hataya düştüğünü, yine bilirkişi raporunun objektif olmadığını, bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini, başka davaların emsal nitelikteki bilirkişi inceleme raporlarında "periyodik hizmet bedeli" olarak adlandırılan ücretlerin müvekkili Banka internet sayfası duyurusu sınırları dahilinde olmak kaydıyla tahsilinin haklı ve geçerli olduğunun, bu ücretlerin tahsil edilen kredi müşterilerine iadesinin yani tazmininin gerekmediği yönündeki görüş ve kanaatlerinin olduğunu, bu hususta yerel mahkemeden yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettikleri halde mahkemenin taleplerini ret ettiğini, davacı ve tüm diğer ticari (KOBİ) müşterilerle imzalanan genel kredi sözleşmelerinde, Merkez Bankası ve BDDK.'ya bildirilen ve ilgili kurumların denetiminde olan internet sayfasında davacı gibi herkese açık şekilde kredi ilişkisine bağlı ücret ve masrafların nasıl belirlendiği, ne tür kredi ilişkisi kurulduğunda hangi masrafın tahsili edileceğinin ayrıntılı olarak açıklanıp herkese karşı duyurulup ilan edildiğini, davacının müvekkili banka ile kurduğu cari ve ticari kredi ilişkisi süresince tüm bankacılık ilişkisinin her aşamasının açık ve net olduğunu, davacının her işlemin miktarından, sebebinden, sonuçlarından haberdar olduğunu, davacının her krediye ihtiyacı doğdukça yaptığı müracaatlardan ve işlemlerinden ötürü, gerek şubelerdeki müşteri temsilcilerinden, gerek telefon iletişimlerinden ve gerekse özel internet bankacılığından ve genel internet sayfasında duyurulan bilgelendirmelerden faydalanarak her işlemin sonuçlarına yönelik bilgisi, ilgisi ve kabulünün olduğunu, müvekkili bankanın, ne Bankacılık Kanununa, ne Türk Ticaret Kanununa, ne Borçlar Kanununa ve ne de diğer bankacılık faaliyetlerinin düzenleme ve denetleme yetkisi olan kamusal Kurum ve Kuruluşlarının yetki ve talimatlarına faiz miktarındaki TCMB'nın tanıdığı faiz hadleri dahilinde kredi kullandırmasında, ister her kullanılan ticari kredideki dosya masrafı-kredi tahsis ücreti gibi masraf tahsilatlarında, ister ticari mevduat veya vadesiz hesaplarındaki işlem masraflarında, isterse davacının diğer belirli olmayan taleplerinde usulsüzlük veya haksızlık, hukuka aykırılık yapmadığını, usul, yasa ve dosya kapsamı ile hakkaniyete aykırı olarak verilmiş olan yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davacının tüm talepleri yönünden davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Dava, Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Alacak istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, davalı bankanın kendisinden periyodik hizmet komisyonu ve kredi tahsis komisyonu adı altında haksız olarak tahsil edilen 21.000 TL ve 5.250 TL'nin tahsilini talep etmektedir.
HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında düzenlenen sözleşme içeriğinde bankanın periyodik hizmet komisyonu adı altında ücret talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamasına ( aynı yönde karar için bknz. Dairemizin 16/09/2022 tarih 2020/2041 Esas 2022/1131 Karar sayılı ilamı ), kredi tahsis komisyonu adı altında alınan tutarın açıklanabilir ve herhangi bir kredi işlemiyle irtibatının olmamasına, yapılan kesintilerin yerinde olmayıp iadesi gerekmesine, hükme esas alınan bilirkişi raporunun açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
1.Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.793,13 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 448,28 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.344,86 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,
3.Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4.Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
5.İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6.Kararın İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.05/04/2024 ...