DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/3773 E. , 2023/1124 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
1.… Bakanlığı
2.… Genel Müdürlüğü
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/04/2022 tarih ve E:2018/5230, K:2022/2450 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Orman Kanununun 16. Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin 23. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/04/2022 tarih ve E:2018/5230, K:2022/2450 sayılı kararıyla;
Anayasa'nın 124. ve 169. maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. maddesi ve 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Orman Kanununun 16. Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "arazi izin bedeli" tanımı, 20. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 23. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde yer alan kurallar aktarılarak, Anayasa'nın 124. maddesi ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir kanun hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler ile kanun hükümlerine açıklık getirilmesi ve kanun hükümlerinin uygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı,
Normlar hiyerarşisi kuramına göre hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan anayasa, kanun, tüzük, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı, bu nitelikleri gereği, dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmelerinin mümkün olmadığı, diğer yandan, normlar hiyerarşisindeki düzenlemenin soyuttan somuta doğru kademeli bir sistem içerdiği,
Kanun koyucunun düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirleyeceği ve bunun uygulanmasını, yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakacağı, İdare Hukukunun temel ilkeleri uyarınca; idare tarafından, düzenleyici işlemler tesis edilirken, üst hukuk normlarına açıklık getirilmesi, bu normlarca çizilen çerçeve içerisinde teknik detayların belirlenmesi ve uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesinin amaçlanması gerektiği,
Dava konusu Yönetmelik'nin 3. maddesinde arazi bedelinin, verilen izinlerden orman idaresince alınacak kullanım bedeli olarak tanımlandığı;
23.maddesinde, verilen orman izinin süresinin dolması, izin sahibinin vazgeçmesi veya herhangi bir sebeple iznin sona ermesi halinde alınan bedellerin iade edilmeyeceği, teminatın ise taahhüt senedinde belirtilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi halinde iade edileceği, aksi halde alınan teminatın idarece irat kaydedileceği hükümlerine yer verildiği, ayrıca izin sahibinin kesin izin başlangıç tarihinden itibaren bir yıl içinde vazgeçmesi nedeniyle iznin iptal edilmesi ve yatırılan bedellerin ve teminatın iptal tarihinden itibaren en geç üç ay içinde iadesinin talep edilmesi halinde; izin verilen saha içinde hiçbir noktada çalışma yapılmamış olması ve izin öncesi doğal yapının bozulmamış olmasının heyetçe düzenlenecek raporla tespiti ve bölge müdürlüğünce uygun görülmesi durumunda, arazi izin bedeli dışındaki bedeller ile teminatın faizsiz olarak iade edileceğinin düzenlendiği, 6831 sayılı Kanun'un 16. maddesinde, Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Bakanlıkça izin verilebileceğinin belirtildiği ve maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelik ile belirleneceğinin öngörüldüğü,
Dava konusu Yönetmelik maddesinde, orman izninin süresinin dolması veya izin sahibinin vazgeçmesi hallerinde alınan bedellerin ve teminatın iadesine ilişkin düzenleme yapılmış olmasına karşın, izin sahibinin kusur ve/veya ihmali bulunmamasına rağmen, başka bir ifadeyle idarenin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle iznin iptal edildiği durumlarla ilgili olarak herhangi bir düzenlemenin yapılmadığının görüldüğü, izin sahibinin kusur ve/veya ihmali olmaksızın davalı idarece yerine getirilmesi gereken yükümlülüklerin yerine getirilmemiş olmasına bağlı olarak gerçekleşen izin iptaline ilişkin hallerin göz önünde bulundurulmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri gereği zorunlu olduğu, Bu durumda, dava konusu Yönetmelik hükmünde eksik düzenleme nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idareler tarafından, dava konusu Yönetmelik hükmünün, dayanağı 6831 sayılı Kanun'un 16. maddesine ve hukukun genel ilkelerine uygun olarak tesis edildiği, davacı şirkete verilen orman izninin iptal edilmesinde idarelerinin kusurunun bulunmadığı, davacı şirketin, izin sahasında bulunan ağaçların idarelerince kesilmediğini bahane ederek bedellerin iadesini talep ettiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:
Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarelerden Tarım ve Orman Bakanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,
2.Dava konusu düzenlemenin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 06/04/2022 tarih ve E:2018/5230, K:2022/2450 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Kesin olarak, 25/05/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Anayasa'nın dava konusu Yönetmeliğin yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 124. maddesinde; Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kuralı yer almıştır. Anayasa'nın aktarılan hükmü ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir kanun hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler ile kanun hükümlerine açıklık getirilmesi ve kanun hükümlerinin uygulamaya geçirilmesi amaçlanır.
Kanun koyucu düzenleyeceği konularda genel prensipleri belirler ve bunun uygulanmasını yürütmeye, bir başka ifadeyle idarelere bırakır. İdare Hukukunun temel ilkeleri uyarınca; idare tarafından, düzenleyici işlemler tesis edilirken, üst hukuk normlarına açıklık getirilmesi ve bu normlarca çizilen çerçeve içerisinde teknik detayların belirlenmesi, uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesi amaçlanmalıdır. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 16. maddesinde, Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verileceği, yine madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verileceği, kullanım bedeli, kullanım süresi, yapılan bina ve tesislerin devri gibi hususların genel hükümlere uygun olarak taraflarca tespit edileceği ve maddenin uygulanması ile ilgili tanım, şekil, şart ve esasların yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Bu maddeye dayanılarak hazırlanan Orman Kanununun 16. Maddesinin Uygulama Yönetmeliği'nin dava konusu edilen "Teminat ve bedellerin iadesi" başlıklı 23. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendinde, "İzin sahibinin kesin izin başlangıç tarihinden itibaren bir yıl içinde vazgeçmesi nedeniyle iznin iptal edilmesi ve yatırılan bedellerin ve teminatın iptal tarihinden itibaren en geç üç ay içinde iadesinin talep edilmesi halinde; izin verilen saha içinde hiçbir noktada çalışma yapılmamış olması ve izin öncesi doğal yapının bozulmamış olmasının heyetçe düzenlenecek raporla tespiti ve bölge müdürlüğünce uygun görülmesi durumunda, arazi izin bedeli dışındaki bedeller ve teminat faizsiz olarak iade edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, üst hukuk normlarına açıklık getirilmesi ve bu normlarca çizilen çerçeve içerisinde teknik detayların belirlenmesi, uygulamadaki belirsizliklerin giderilmesi amacını taşığı anlaşılan dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemenin iptali yolunda verilen temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.