Esas No
E. 2021/1137
Karar No
K. 2024/507
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1137

KARAR NO: 2024/507

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 11/05/2017 (Dava) - 02/07/2021 (Karar)

NUMARASI : 2017/532 Esas - 2021/577 Karar

DAVA: Tazminat
BAM KARAR TARİHİ: 21/03/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 21/03/2024

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2021 tarihli 2017/532 Esas ve 2021/577 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'na ait ve ...'nin sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 22/04/2016 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucunda müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, kazanan meydana gelmesinde davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğunu, ... plakalı aracın 09/08/2015-09/08/2016 tarihleri arasında davalı sigorta şirketine sigortalı olduğunu, müvekkilinin daimi ikametgahının Almanya'da olup ilk tedavi ve ameliyatlarının Türkiye'de yapıldığını, daha sonra tedaviye Almanya'da devam edildiğini, davacının tedavi süresince %100 oranında tam işgöremez kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğini, kazadan önce hiçbir rahatsızlığı olmayan davacının kazadan sonra sürekli kısmi iş göremez hale geldiğini, yaşıtlarına ve aynı işi yapanlara göre sakatlığı nedeniyle daha fazla efor sarf etme zorunluluğu kaldığını, müvekkilinin 01/12/2016 tarihinden itibaren yaş haddinden emekliye ayrıldığını, aylık maaş tutarının 1.176,32-Euro olduğunu, müvekkilinin geçici ve kalıcı maluliyet zararının hesaplanması bakımından gerçek gelir durumunun dikkate alınması ve tazminatın bu miktar üzerinden hesaplanması gerektiğini, kazada tam kusurlu olan ... plakalı aracın ZMMS sigortacısının da geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğunu, müvekkilinin Alman uyruklu olup kazanç ve harcamalarının da yabancı para üzerinden olduğunu, bu nedenle tazminatın da yabancı para üzerinden hükmedilmesi gerektiğini, davacının bu kaza nedeniyle yaralanması sonrasında gördüğü tedavi sürecinde acı ve ızdırap çektiğini, psikolojik çöküntünün oluştuğunu, bu nedenle manevi tazminat talep ettiklerini, davalı sigorta şirketinin başvuruya rağmen ödeme yapmadığını, 14/04/2017 tarihinde temerrüte düştüğünü ileri sürerek, geçici ve kalıcı iş göremezlik nedeniyle 5.000EURO maddi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihi olan 22/04/2016 tarihinden sigorta şirketi bakımından 14/04/2017 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek faiziyle ve sigorta teminatını aşmamak üzere fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığının müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının çektiği acı ızdırap nedeniyle 25.000-Euro manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden kaza tarihi itibariyle 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 19/02/2020 tarihli dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, müvekkilinin zararının bilinebilir hale geldiğini bildirerek geçici iş göremezlik zararı taleplerini 17.868,64-EURO ve sürekli iş göremezlik zararlarını 46.119,29-EURO olmak üzere toplam maddi zarar taleplerinin 63.987,93-EURO 'ya artırdıklarını bu miktar maddi tazminatın faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. Değer artırım dilekçesi davalılara tebliğ olunmuştur.

CEVAP

Davalılar ... ve ... vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin kazanın meydana geldiği Fethiye Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını, davanın esası yönünden de kazanın meydana gelmesinden müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, ceza yargılaması sonucunda kusur durumunun netleşeceğini, davacının taleplerinin afaki ve fahiş olduğunu, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı araç için 09/08/2015 başlangıç 09/08/2016 bitiş tarihli 746757 nolu karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin düzenlendiğini, 2016 yılı için teminat limitinin 310.000-TL olduğunu, manevi tazminatın ve dolaylı zararların teminat kapsamında olmadığını, kusur yönünden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, sürekli sakatlık raporu alınıncaya kadar çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderlerin, tedavi giderlerinin bakıcı giderlerinin, SGK sorumluluğunda olduğunu, bu giderlerden sorumlu olmadıklarını, yalnızca sürekli bir sakatlığın mevcut olması halinde kooperatiflerinin sorumluluğunun söz konusu olabileceğini, geçici iş göremezlik zararlarının poliçe kapsamında olmadığını, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

Mahkemece, ''....davanın kısmen kabulüne, davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 90.980,72-TL işgöremezlik maddi tazminatının 22/04/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle (davalı sigorta şirketinin 14/04/2017 tarihinden itibaren yasal faizden sorumlu olması kaydıyla) müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 30.000,00-TL manevi tazminatın 22/04/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılar ... ve ...'ndan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine....'' şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan müvekkilinin maluliyet oranı tespitine yönelik itirazları; müvekkilinin maluliyet tespitinde uygulanan yönetmeliğe karayolları trafik kanununda yapılan atıf anayasa mahkemesince iptal edilmesine rağmen bu husustaki beyan ve itirazlarının dikkate alınmamasının doğru olmadığını, mahkemece müvekkilinin maluliyet oranının tespiti için Ege Üniversitesi ATK' ya yazılan 19.03.2019 tarihli müzekkerede "ilk raporda uygulanan yönetmelik hükümleri doğrultusunda" rapor düzenlenmesinin istendiği, iş bu sebeple 17.06.2019 tarihli raporda "Mahkeme isteminin esas teşkil ettiği" açıklanarak müvekkili açısından aynı yönetmelik uygulanarak düzenlenen maluliyet raporunun dosyaya gönderildiğini, iş bu rapora süresi içerisinde itirazının da edildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte sigorta dışında da davalılar bulunduğundan bu davalılar açısından da "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" esas alınarak müvekkilin maluliyet oranının belirlenmesi zorunluluğunun olduğunu, buna rağmen mahkemece bu yöndeki taleplerinin reddinin doğru olmadığını, müvekkilinin daimi ikametgahı Almanya olup Almanya vatandaşı olmasının yanında aynı zamanda Türk vatandaşı olmasının tazminat hukuku bakımından bir sonucu olmasının mümkün olmadığını, esasen müvekkilininde kaza sebebiyle meydana gelen zararın tespitinde önemli olan husus müvekkilinin hangi ülke vatandaşı olduğu değil gerçek gelirinin ne olduğunun tazminat hesabında önemli olduğunu, mahkemenin müvekkilinin Almanya vatandaşlığı yanında Türk vatandaşı da olması sebebiyle TL üzerinden hesaplama yapılacağı yönündeki ara kararı bilirkişiler tarafından hatalı değerlendirilerek müvekkilinin dosyada mevcut olan gerçek geliri yerine Türkiye'de geçerli asgari ücret tarifesi üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, keza tazminat hesabının müvekkilinin bilinen gerçek geliri üzerinden yapılmasının gerektiğini, müvekkilinin asgari ücretin üzerinde gelir elde etmekte olduğu dosyaya sunulan maaş bordroları ile sabit olduğunu, bu durumda müvekkilinin gerçek geliri dikkate alınarak tazminat hesabının yapılması gerektiğini, mahkemece davacı tarafa artırım dilekçesi sunulacak ise gelecek celseye kadar sunması için süre verildiğini, dava dilekçesinde açıklandığı üzere müvekkilinin davaya konu 03.08.2014 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin geçirdiği rahatsızlık ve bu rahatsızlığın tedavisi için geçirdiği ameliyat, sonu gelmez tedavi sürecinin her birinin yarattığı acı ve ıstırap ve bu sebeple girilen psikolojik çöküntü işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiğini, yaşanılan tüm bu üzücü ve yıpratıcı olayların bir nebze olsun telafisi için 25.000 EUR tutarında manevi tazminata hükmedilmesi talep edilmesine rağmen talep edilen tazminatın çok altında 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, davalı ...'nun araç kiralama şirketi bulunduğunu, kendisinin de bu işyerinde çalıştığını, kendisine ait evde oturduğu yapılan araştırma ile anlaşıldığını, bu durumda hükmedilen tazminatın azlığının ortada olduğunu, resen tespit edilecek nedenlerle, kararının kaldırılarak, usuli müktesep hak, artırım dilekçeleri ve tazminat hesabının genel kuralları dikkate alınarak 14.01.2020 tarihli bilirkişi kök raporuna göre davanın kabulüne karar verilmesini, aksi kanaatte ise 04.06.2021 tarihli bilirkişi ek raporunun III-A maddesine göre hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmesini, tahkikat aşamasında usule aykırılıkların tespiti halinde HMK madde 353 (1) a gereği kararı veren mahkemeye gönderilmesini talep etmiştir.

Davalılar ... ile ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporundan beklenen uyuşmazlığın çözümü ile alakalı mahkemeye, somut, objektif, tarafsız ve kesinlik içeren değerlendirmeler sunması olduğunu, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor temin edilmiş ise de raporda varılan sonucun hukuki dayanakları, dökümleri ve ayrıntılarının gösterilmediğini, soyut kavramlara dayalı raporun düzenlendiğini, bu haliyle raporun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığını, kök bilirkişi raporunda davalının kusur oranı %75 tespit edilmişken ek raporda kusur oranı %100 olarak ifade edildiğini, mahkemece hüküm kurulur iken davacının kusurunun bulunmadığını tespit eden raporun dikkate alındığını, hesaplamaların bu şekilde yapıldığını, yetersiz ve eksik bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının hükmün kaldırılmasını gerektirdiğini, davacının geçici ve sürekli iş görmezliğine ilişkin raporun aldırıldığını, 31/07/2018 tarihli raporda davacının kazaya bağlı oluşan yaralanması nedeniyle iyileşme süresinin 12 ay olacağı ve sürekli sakatlık oranı %8 oranında tespit edildiğini, davacı ve davalının itirazı sonucunda alınan ek raporda ise iyileşme süresinin 12 ay olduğunu ve sürekli sakatlık oranının %18 olduğu tespit edildiğini, mahkemece sadece davalı aleyhine hususların dikkate alındığını ve çelişkili iş görmezlik raporlarının hükme esas alındığını, mahkemece manevi tazminata dayanak oluşturulan bilirkişi raporlarının hukuka aykırı olduğunu, resen nazarı itibar alınacak sebeplerle; tehiri icra taleplerinin kabul edilerek inceleme sonuçlanıncaya kadar mahkeme tarafından verilmiş olan kararın icrasının geriye bırakılmasına, kararın kısmen kabul edilen manevi tazminatın inceleme neticesinde kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeni ile maddi (geçici-kalıcı) ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, karar davacı vekili ve davalılar ... ile ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkilinin daimi ikametgahının Almanya'da olup ilk tedavi ve ameliyatlarının Türkiye'de yapıldığını, daha sonra tedaviye Almanya'da devam edildiğini, davacı müvekkilinin 01/12/2016 tarihinden itibaren yaş haddinden emekliye ayrıldığını, aylık maaş tutarının 1.176,32-Euro olduğunu, müvekkilinin geçici ve kalıcı maluliyet zararının hesaplanması bakımından gerçek gelir durumunun dikkate alınması ve tazminatın bu miktar üzerinden hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin Alman uyruklu olup kazanç ve harcamalarının da yabancı para üzerinden olduğunu belirterek tazminatın da yabancı para üzerinden hükmedilmesini talep etmiş; Almanya ülkesinde gördüğü tedaviye ilişkin belgelerin ve davacı tarafından Almanya ülkesinden emekli geliri olduğuna dair gelir bilgilerini gösterir belgelerin de tercümelerinin dosyaya sunulmuştur.

Mahkemece "...Davacı ...'un hem Alman devleti hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu, her iki devlet sosyal güvenlik kurumundan emeklilik maaşı aldığı, Fethiye ilçesindeki evinde oturduğu, zaman zaman yurt dışına gidip kaldığı, bu durum karşısında sadece yurt dışından gelir elde eden yurt dışında yaşayan bir kimse gibi zararının yabancı para üzerinden belirlenmesinin mümkün olmadığı, maddi zararının Türkiye'de geçerli asgari ücret ve TL üzerinden belirlenmesi gerektiği..." şeklinde gerekçe ile manevi ve maddi tazminatın TL üzerinden belirlendiği anlaşılmıştır.

Manevi tazminata TL olarak hükmedilir ise de, dosya kapsamından davacının aynı zamanda Alman vatandaşı olduğu anlaşılmış, Mahkemece davacının Türkiye'de ikamet ettiğinden bahisle TL üzerinden tazminata hükmedilmiş ise de, davacının Türkiye'de veya Almanya'da ikamet ettiğine dair kanaat oluşturacak şekilde yeterli araştırma yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı hüküm kurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının Almanya'da mı yaşadığı veya Türkiye'de mi yaşadığının tespiti bakımından, davacının kaza tarihi olan 22/04/2016 tarihinden geriye ve ileriye doğru 3 yıllık sürede ülkeye giriş çıkış kaydının ilgili kurumlardan sorularak çoğunlukla Almanya'da yaşadığının anlaşılması halinde, davacının Almanya'da ikamet ettiği kabul edilip, Almanya'daki gelirinin esas alınmasının gerekmesine göre, davacının Almanya vatandaşı olarak elde ettiği gerçek gelirin ne olduğunun tespiti ile bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumlarınca kendisine iş göremez olduğu dönemde her hangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise miktarı ve nedeni de gözetilerek, mahrum kaldığı gerçek zarar miktarının yabancı para birimiyle ne olduğunun, konusunda uzman aktuer bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile davacının Türkiye'de yaşadığı kabul edilerek, davacının kalıcı ve geçici iş göremezlik nedeniyle uğradığı zararının Türkiye'de geçerli asgari ücretlerin baz alınması suretiyle TL olarak belirlenmiş olması da doğru olmamıştır.

Diğer taraftan, davacının Almanya ülkesinde ikamet ettiğinin tespit edilmesi halinde, davacının yaralanmasına bağlı olarak Türkiye'de yapılan tedavisinden kaynaklanan harcamaları (mevcut ise) ile Türkiye'de ki diğer harcamaları hariç olmak üzere, haksız fiil niteliği taşıyan trafik kazasında yaralanan davacının, uğradığı maddi zararlarını gidermek için kendi ülkesinde yapmak zorunda kaldığı veya kalacağı ödemeleri o ülkenin para birimi üzerinden yapacağı, bu nedenle maddi zararlarının yabancı para üzerinden hüküm altına alınmasının gerekeceği, bu durumda hüküm altına alınan bir kısım maddi tazminatların Türk Lirası üzerinden tahsiline karar verilmesinin de isabetsiz olacağı anlaşılmıştır. (-bkz Yargıtay 17.Hukuk Dairesi'nin 2015/9275 esas, 2018/3896 karar sayılı ve 09/04/2018 tarihli kararı-)

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekili ve davalılar ... ile ... vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜ ile, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2021 tarihli 2017/532 Esas ve 2021/577 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3.Kararın kaldırılması sebep ve şekline göre davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

4.İSTİNAF AŞAMASINDA; davacı ve davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),

5.İstinaf aşamasında davacı ve istinaf eden davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına,

6.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

7.Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359-(3) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. 21/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.