11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2008/13825 E. , 2010/5424 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Denizli Asliye 1.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.03.2008 tarih ve 2008/42-2008/95 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete sigortalı bulunan emteanın, davalı tarafından gerçekleştirilen Denizli-Bursa taşıması sırasında uğradığı hasar bedelinin sigorta ettirene ödendiğini ileri sürerek, (5.175,50)YTL’nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı taşıyıcının davacının zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu taşımaya ilişkin 29.01.2004 tarihli ambar tesellüm fişi ile 31.01.2004 tarihli taşıma ücreti faturasının “Denizli Birlik Kargo Taşımacılık- ...” isimli şahıs firması tarafından düzenlenmiş olması karşısında, mahkemece davalı ...’in taşıyan olarak kabul edilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2.Ancak dava, taşıma rizikolarına karşı sigortalı bulunan emteanın uğradığı hasar bedelinin rücuen tahsili istemine ilişkin olup davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde davanın reddi savunulmuştur.
Sigorta hukukunun ana ilkelerine göre mal sigortalarında sigorta sözleşmesi, sigorta ettirenin rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle ortaya çıkan “gerçek zararının” giderilmesi amacına yönelik olup, sigorta ettirenin zenginleşmesine bir vesile teşkil etmemelidir. Bu durumda mahkemece öncelikle sigorta ettirenin uğradığı gerçek zarar miktarının usulüne uygun şekilde tespit edilmesi gerekmektedir. Somut olayda ise davalı taşıyanın sorumlu bulunduğu olayda, davacı şirkete sigortalı olan havlu ve bornoz emteaları hasara uğramış, mahkemece gerçek zarar miktarının tespiti konusunda uzmanlık alanı anlaşılamayan bir bilirkişinin görüşüne başvurulmuştur. Bu durum karşısında mahkemece, anılan emtea konusunda uzman bir bilirkişi tarafından gerçek zarar miktarının tespiti yaptırılarak sonucuna göre davalının sorumluluk miktarının belirlenmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.