11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/11392 E. , 2011/4023 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.01.2009 tarih ve 2008/312-2009/14 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Ordu-Ulubey Şubesi’nde döviz hesabı açtırarak 93.051,79 İsviçre Frangı yatırdığını, davalı bankanın Ulubey Şubesi müdürü Selayi Kul ile aynı köylü olmaları nedeniyle tanıştıklarını, bu kişinin tayininin Eynesil Şubesi’ne çıktığını, hesabını oraya aktarırsa faiz oranlarındaki değişiklikleri daha iyi takip edeceğini, daha iyi nemalandıracağını söylemesi üzerine Ordu Ulubey Noterliği’nce düzenlenen 30.07.2001 tarih 0822 nolu özel vekaletname ile Selayi Kul’a Ulubey Şubesi’nde bulunan döviz hesabını Eynesil Şubesi’ne nakletme yetkisi verdiğini, Selayi Kul’un hesabı Eynesil Şubesi’ne aktararak 09.08.2001 tarihinde müvekkili adına döviz hesabı açtığını, yurtdışına gittikten sonra hesaptan hiç para çekmediğini, 2005 yılında Türkiye’ye dönüp para çekmek istediğinde hesabın Görele Şubesi’ne aktarıldığının söylendiğini ve müvekkiline verilen hesap ekstresine göre tüm paranın çekilmiş olduğunu gördüğünü, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatıyla müvekkilinin zararından sorumlu olduğunu ileri sürerek, anılan meblağın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından Selayi Kul’a verilen özel vekaletnamede hesabın Ulubey Şubesi’nden Eynesil Şubesi’ne aktarılması dışında, yeni açılacak hesaplardaki parayı kullanma yetkisi tanındığını, vekaletname içeriğine göre müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı Ulubey Noterliği’nce düzenlenen vekaletname ile sadece Ulubey Şubesi’ndeki paranın Eynesil Şubesi’ne aktarılmasının amaçlandığını, para çekme, hesap açma, kapatma gibi yetkilerin Ulubey Şubesi ile sınırlı olarak verildiğini, paranın Eynesil Şubesi’ne aktarılması ile vekaletnamedeki yetkinin sona erdiğini iddia etmiş ise de vekaletnamede açıkça “yeniden hesaplar açtırmaya, hesaplarıma dilediği zaman, dilediği miktarda para yatırmaya, hesaplarımı kontrol etmeye, hesaplarımdaki paraları kullanmaya” ifadesi yer alıp bu ifadenin sadece Ulubey Şubesi’ndeki hesaplarla ilgili olmayıp başka hesaplar açtırma ve hesapları kontrol edip dilediği zaman hesaplardaki paraları kullanma yetkisi verdiği, vekaletname içeriği nazara alındığında davalı bankanın Selayi Kul’un para çekmesine engel olamayacağı, davalı bankanın özel vekaletnameye dayanılarak yapılan işlemler karşısında sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mevduat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davaya konu vekaletname içeriğinden davacının o esnada davalı bankanın müdürü olan Selayi Kul’a hesaplarını Eynesil’e nakletmesi hususunda vekalet verdiği ve hesabının da gerçekten Eynesil Şubesi’ne aktarıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar vekaletnamede banka müdürüne çok geniş yetkiler verilmiş ise de vekaletnamenin bütünü değerlendirildiğinde davacının amacının davalı banka nezdindeki hesaplarını iyi değerlendirme olduğu anlaşılmaktadır. Davalı banka BK’nun 100.maddesi uyarınca çalışanlarının müşterilere verdiği zararları tazmin etmekle yükümlü olup bir kurtuluş kanıtı da getiremediği gibi çalıştırdığı vekil müdürün aldığı paraları hesap sahibi davacıya ödediği yolunda bir savunma da getirmemiştir. BK’nun 99.maddesi uyarınca hafif kusurlarından dahi sorumlu bulunan bankalar iyi adam çalıştırmak ve denetlemekle görevli olup banka müşterisi olan davacının da vekalet içeriğine göre adı geçene banka müdürü olarak güvendiği için vekalet verdiğinin başka bir deyişle davalı bankaya duyduğu güvenden dolayı vekalet verdiğinin kabulü gerekir. Mahkemece olay bu kapsamda değerlendirilip neticesine göre karar verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmeyip bozmayı gerektirmiştir.