6. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/07/2023
NUMARASI : Esas Karar
İSTİNAF KARARININ
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan itirazın iptali davasında 17/07/2023 tarihinde tesis edilen davanın kabulüne ilişkin karara karşı, davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, uyuşmazlığın davalı tarafından davacı şirketten sipariş edilen 2 adet Comfort 2010 Hidrolik Makas makinesine dayandığını, söz konusu 2 adet makinenin imal edilerek davalıya teslim edildiğini, makinelere ilişkin olarak 02.09.2022 tarihli, ..... numaralı 584.100,00 TL tutarlı faturanın düzenlenerek elektronik ortamda teslim edildiğini, davalı şirketin 584.100,00 TL'lik faturanın 427.949,00 TL kısmını ödediğini, 156.151,00 TL'sini ödemediğini, yapılan görüşmelerde davalı tarafın borçlu olduğunu kabul ettiğini, ancak ekonomik durumunun kötü olması nedeniyle borcu ödemeye yanaşmadığını, bunun üzerine Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı şirketin borcu bulunmadığı gerekçesiyle takibe itiraz etmesi üzerine mezkur itirazın iptali davasını açtığını beyanla ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün ....Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile 2 adet Comfort 2010 Makas Makinesi için anlaşıldığını, devamında faturalar kesildiğini ve mutabakat gereği ödemeler yapıldığını, borç bakiyesinin 133.600,00 TL olduğu konusunda anlaşıldığını, anlaşmadan sonra 10.10.2022 keşide tarihli 133.600,00 TL tutarlı Ziraat Katılım Bankası İzmit Şubesinin .... no.lu çek düzenleyerek davacıya kargo ile gönderildiğini, ancak davacı şirketin çeki bankaya ibraz ederek tahsil etmek yerine itiraza konu fatura ile takibe başladığını, çekin halen davacı yedinde olduğunu, huzurdaki dava ile mükerrer talepte bulunduklarını beyanla öncelikle yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, davanın ödeme sebebi ile reddine, davacı yan aleyhine dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; ".....Dosya incelendiğinde; davacı alacaklının alacağına yönelik Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı dosyası ile alacağına yönelik takibin davalı borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine mahkememizde itirazın iptali olarak açıldığı, dosya kapsamına giren icra dosyası, tarafların ticari sicil kayıtları, tanık beyanları ve tarafların karşılıklı defter incelemeleri sonucunda alınan raporlar dikkate alındığında; her iki tarafın defterinde de davacı vekilinin talep etmiş olduğu alacağa ilişkin miktarın tespit edildiği ancak davalı vekilinin cevap dilekçesi ve aşamalarda söz konusu ortaya çıkan borcun davalı tarafından ödenmek üzere çek kesildiği, çekin de kargo yoluyla davacı alacaklıya gönderildiği iddiası mahkememizce ilgili bankaya yazılan yazıda iddia edilen ve bilgileri sunulan çekin muhattap bankaya sorularak dava süresi boyunca söz konusu çek ile ilgili bankaca herhangi bir işlemin yapılmadığı, aynı zamanda davalının söz konusu çeki kargoyla gönderdiğini ve kargonun davacıya ulaştığını ispat edememesi de alacaklının iddialarına karşı davalının iddialarının ispatlayamamasının karinesini oluşturmuştur. Davalı itirazlarının ispat edilememesi ve taraf vekillerinin defterlerinin denetime elverişli ve her iki taraf defterlerinin de birbirleriyle örtüşüyor olması nedeniyle davacının davasına kabul kararı vermek ile birlikte alacağın likit olması ve ilgili maddelerince takip çıkışı miktarı üzerinden icra inkar tazminatı vermek gerekmiştir...." gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile; davalının Kocaeli İcra Müd.'nün ..... E. sayılı takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile 156.151,18 TL. üzerinden takibin devamına, hükmedilen 156.151,18 TL'nin %20'si kadar icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu kararın hukuka ve usule açıkça aykırılık teşkil ettiğini, çek bir ödeme aracı olup, müvekkili davacı adına çeki keşide ederek teslim etmekle borcunu ödemiş sayıldığını, çekin halen davacı yedinde olduğu düşünüldüğünde de huzurdaki dava ile davacı yanın mükerrer talepte bulunduğunu, yargılama konusu uyuşmazlık nedeni çekin firmaları tarafından karşı firmaya verildiği ve kargolanmış olan çekin kargoya verilip verilmediği hususunda toplandığını, şirket kayıtlarına göre inceleme yapıldığında çek kargoya verilmiş olup kargonun davacıya teslim edilmesi hususunun değerlendirmeye alınmaması yalnızca davacı beyanlarının dikkate alınması ile değerlendirme yapılması da müvekkilinin hak kaybına uğramasına sebep olduğunu, yerel mahkemece çek zayi davası açma talepleri ve konusu çekin kargoda kaybolup kaybolmadığı hususun yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın acele bir şekilde karara bağlandığını, söz konusu maddi gerçeğin açığa çıkarılması için ve dava konusu çekin kaybolup kaybolmadığı yeterli inceleme yapılmadan karara varılmasının hukuka aykırı olduğunu beyanla kararının kaldırılarak yapılacak istinaf incelemesi neticesinde yeniden hüküm tesis edilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
İspat yükü ile ilgili genel kuralı düzenleyen TMK’nın 6. maddesine göre; “Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” İspat yükü kenar başlıklı HMK’nın 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
Belirtilen yasa hükümleri karşısında, alacağın tahsili için girişilen icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında kural olarak ispat yükü davacı alacaklıya aittir. Bununla birlikte itirazın iptali davasında davalı borçlunun ödeme savunmasında bulunması ya da borcu ortadan kaldıran diğer itirazları ileri sürmesi halinde ispat yükü yer değiştirecek ve davalıya geçecektir. 6100 sayılı HMK'nın 222.maddesinde "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır...." hükmünün yer aldığı,
Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığı gerekir.
Bir başka anlatımla, faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hâli, sadece o faturanın -miktar ve fiyat yönünden- münderecatını kabul anlamını taşır, yoksa o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka, daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.: Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). 6098 sayılı TBK’nın 102. maddesinde “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme,muaccel borç için yapılmış olur. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.” hükmünün yer aldığı,
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17/09/2019 tarih 2017/19-824 Esas 2019/885 Karar sayılı ilamında; "... Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki itirazın iptali davasında incelemenin takip ve dava konusu faturalarla sınırlı olarak mı yoksa taraflar arasındaki tüm ticari ilişki değerlendirilerek mi yapılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal düzenlemelerin incelenmesinde fayda bulunmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89 ve 6762 sayılı TTK’nın 87. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz. İtirazın iptali davası ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu davanın açılabilmesi için gereken şartlar anılan Kanun'un 67. maddesinde gösterilmiş olup, buna göre ;
1.İlamsız takip yapılmış olması
2.Borçlunun bu takibe itiraz etmesi
3.Alacaklının, itirazın kaldırılması için İcra mahkemesine başvurmaması.
4.İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, 1 yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar da göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 84 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre birden fazla borcu bulunan borçlu, ödeme zamanında bu borçlardan hangisini tediye etmek istediğini alacaklıya beyan etme hakkını haizdir. Aynı Kanun’un 86. maddesine göre de yasal olarak geçerli bir beyan vaki olmadığı yahut makbuzda ödemenin hangi borca mahsup edileceği gösterilmediği takdirde, tediye muaccel olan borca mahsup edilir. Birden çok borç muaccel ise tediye, borçlu aleyhinde birinci olarak takip edilen borca mahsup edilir. İcra takibi yapılmamış ise tediye, vadesi daha önce gelmiş olan borca mahsup edilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.05.2006 tarih 2006/19-260 E. 2006/251 K., 09.06.2010 tarih 2010/19-262 E. 2010/304 K, 27.01.2016 tarih 2015/15-1830 E. 2016/98 K., 25.04.2018 tarih 2017/19-903 E. 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır.
Somut olayda, davacının davalı hakkında Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyada yaptığı takibe davalının itirazının iptalini talep ettiği, davalının fatura bedelinin kalan kısmını davalıya kargo ile gönderdiğini çek ile ödediğini iddia etmiş ise de; çekin davacıya ulaştığını ispat edemediği, çekin süresi içerisinde bankaya ibraz edilmediği, davalının açıkça yemin deliline de dayanmadığı, her ne kadar takip miktarı 156.151,00 TL olmasına rağmen ilk derece mahkemesince 156.151,18 TL'ye hükmedilmiş ise de bunun maddi hataya dayalı olduğu, mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken 10.666,67 TL harçtan peşin alınan 2.666,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.000,00 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4.İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
6.Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/04/2024 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)