Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C. KONYA

. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO:
KARAR NO:
DAVALI: ... - ...
DAVA: Menfi Tespit
DAVA TARİHİ:
KARAR TARİHİ:

GEREKÇELİ KARARIN

YAZIM TARİHİ

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; müvekkili şirketin Konya ... mah. ... cad. no. ... adresinde unlu mamuller ürettiğini, davalının ne iş yaptığını bilmediklerini, 2018 yılında müvekkili şirketin ortağı ve tek yetkilisi olan dava dışı ... , şirketteki faaliyeti dışında Konya ... İlçesi ... mah. ... sokak, no. ... ve ... Cad. ... adresinde bulunan ekmek fırınlarının kendi adına işlettiğini, ... , müvekkil şirketteki hissesini ... devrettiğini ve payını devretmesi ile şirket ortaklığından ayrıldığını, bu şahıstan müvekkili şirketin hisselerini devraldığını, ...'ın şirketin ortağı ve tek yetkisi olduğu dönemde şahsi olarak işlettiği fırında mali sıkıntıya düştüğünü ve bu sıkıntısını aşmak için piyasadan para temin etmeye çalıştığını, müvekkili şirketin davalı ... ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, mal ve hizmet alışverişinin söz konusu olmadığını, bu hususun müvekkil şirkete ait ticari defter kayıtlarının incelendiğinde de kolaylıkla tespit edilebileceğini, davalı ... tarafından Konya . İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyası ile takibe konu 110.000 TL asıl alacağın cebri icra tehdidi altında toplam 143.000 TL olarak avukat ... ödendiğini, dilekçe ekinde avukat tarafından düzenlenen yazı ve makbuzların fotokopilerinin sunulduğunu, icra dosyasının borcu yaklaşık kapanmasına rağmen tahsilatlar beyan edilmeden takibin tamamı için 21.10.2022 tarihinde müvekkiline ait gayrimenkulün icradan satışını istendiğini, dairece satışa karar verildiğini, müvekkili şirketin davalı ... ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, para mal ve hizmet alımının olmadığını, haciz baskısı altında yapılan ödemeler gereğince takibin iptalini, borçlu olmadıklarının tespitini ve İİK m.72 gereğince %20 tazminatın hüküm altına alınmasını vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin de davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekilinin cevap dilekçesi özetle; hukuka ve gerçeğe aykırı davanın reddinin gerektiğini, müvekkili tarafından davacı borçlu aleyhine icra takibine girişildiğini ve takibin devam ettiğini, davacı tarafça dosya kapsamına sunulan ödeme makbuzlarını kabul etmediklerini, zira ödeme makbuzlarını bir kısmının ıslak imza dahi içermediğini, davacı borçlunun müvekkilinin alacağını engellemek amaçlı olarak adına kayıtlı bulunan taşınmazın satışını engellemek kastıyla iş bu davayı açtığını, senetlerin illetten mücerret olduğunu, bu durumun Yargıtay içtihatlarıyla da benimsendiğini, bu haliyle davacı tarafından ileri sürülen bütün hususların kötü niyetli olduğunu, müvekkilini alacağından mahrum etmek amacını güttüğünü belirtmiş, bu sebeplerle davanın reddini mahkeme masrafları ile yargılama giderlerinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği'nden, Vergi Dairesi Başkanlığı'ndan, Konya . İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasından ilgili belgeler dosya arasına alınmış, hukuk bilirkişisinden rapor alınarak, raporun tebliği taraflara tebliği sağlanmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.

Davacı vekili özetle; davacı şirketin Konya ... ... Mah. ... Cad. No. ... adresinde unlu mamuller ürettiğini, davalının ne iş yaptığını bilmediklerini, 2018 yılında davacı şirketin ortağı ve tek yetkilisi olan dava dışı ...'ın, şirketteki faaliyeti dışında Konya ... İlçesi ... Mah. ... Sokak, no. ... ve ... Cad. ... adresinde bulunan ekmek fırınlarının kendi adına işlettiğini, ...'ın, davacı şirketteki hissesini ... devrettiğini ve payını devretmesi ile şirket ortaklığından ayrıldığını, bu şahıstan davacı şirketin hisselerini devraldığını, ...'ın şirketin ortağı ve tek yetkisi olduğu dönemde şahsi olarak işlettiği fırında mali sıkıntıya düştüğünü ve bu sıkıntısını aşmak için piyasadan para temin etmeye çalıştığını, davacı şirketin davalı ... ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, mal ve hizmet alışverişinin söz konusu olmadığını, bu hususun davacı şirkete ait ticari defter kayıtlarının incelendiğinde de kolaylıkla tespit edilebileceğini, davalı ... tarafından Konya . İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyası ile takibe konu 110.000 TL asıl alacağın cebri icra tehdidi altında toplam 143.000 TL olarak avukat ... ödendiğini, dilekçe ekinde avukat tarafından düzenlenen yazı ve makbuzların fotokopilerinin sunulduğunu, icra dosyasının borcu yaklaşık kapanmasına rağmen tahsilatlar beyan edilmeden takibin tamamı için 21.10.2022 tarihinde davacıya ait gayrimenkulün icradan satışını istendiğini, dairece satışa karar verildiğini, davacı şirketin davalı ... ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, para mal ve hizmet alımının olmadığını, haciz baskısı altında yapılan ödemeler gereğince takibin iptalini, borçlu olmadıklarının tespitini ve İİK m.72 gereğince %20 tazminatın hüküm altına alınmasını talep etmiştir.

Davanın İİK.72. maddesine dayalı menfi tespit davası olduğu, İİK.72.maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir...." şeklinde, 6102 sayılı TTK.778/1-d maddesi yollaması ile TTK.

677.Maddesinde; "Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez." şeklinde, TTK. 778/1-a maddesi yollaması ile TTK'nun 687.maddesinde; "Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. (2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde, 6102 sayılı TTK'nun 825.maddesinde;"(1) Borçlu, emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def'ilerle alacaklı kim ise ona karşı, şahsen haiz bulunduğu def'ileri ileri sürebilir.(2) Borçlu ile önceki hamillerden biri veya senedi düzenleyen kişi arasında doğrudan doğruya varolan ilişkilere dayanan def'ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde caizdir." şeklinde düzenlemelerin yapıldığı görülmektedir.

Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır. Bu konuda tanık dinletilmesi de mümkün değildir. Ancak, Türk Borçlar Kanunu'nun 30-39. Maddelerinde düzenlenen irade bozukluğu hallerinde iddianın tanık dahil her türlü delille ispatlanması mümkündür. Konya . İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ... ve ..., takip dayanağının 03/11/2018 tanzim tarihli 4 adet senet olduğu, toplam 121.133,34 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı anlaşılmıştır.

Davalı vekilinin 21/03/2023 tarihinde sunmuş olduğu dilekçesinde; davacı tarafça ileri sürülen ve dosya kapsamına sunulan ödeme belgelerini yaptıkları incelemeler neticesinde kabul ettiklerini beyan ettiği görülmüştür.

Davacı vekili 07/12/2023 tarihli duruşmada ''biz icra dosyasına haricen ödeme yaptık, ancak bu icra dosyasına bildirilmedi, bu ödenen para yönünden borçlu olmadığımızın tespitini, fazla ödemiş olduğumuz 11.303,21 TL'nin de istirdatını talep ederiz'' şeklinde beyanda bulunmuştur.

Hukuk bilirkişinin düzenlediği 18/09/2023 tarihli raporuna göre; davacının senet borçlusu olmadığı kabul edilirse davalının davacıdan herhangi bir alacağının olmadığı, haciz sırasında davacı şirket yetkilisinin borç ikrarı geçerli sayılırsa haciz tutanağındaki ödeme planına göre yapılan geçerli sayılacak ödemelerin toplam borçtan düşülmesi sonucunda 24.456,65 TL olabileceği sonuçlarına varıldığının belirtildiği, 19.01 .2024 tarihli hesap bilirkişisi raporunda; davacı vekili tarafından 25.11.2020 tarihinde yapıldığı belirtilen 16.000,00 TL ödemeye ilişkin her hangi bir yazılı belge olmadığından bu beyanının hesaplamada dikkate alınmadığı, davacı/borçlu vekili tarafından dava dosyasına ibraz edilen ibra belgelerinin incelenmesinde toplam 135.000,00 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, davalı/alacaklı vekili tarafından da sunulan belgelere göre yapıldığı belirtilen ödemeleri tahsil ettiklerini beyan ettiği anlaşıldığından, yapılan hesaplamada 135.000,00 TL tahsilat miktarının dikkate alındığı, davacı/borçlu şirketin 08.11.2022 dava tarihi itibariyle halen 44.685.91 TL asıl, 2.178,.90 TL işleyecek avans faizi olmak üzere toplam 46.864,81 TL borcunun bulunduğunun belirtildiği görülmüştür.

Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; Konya . İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında alacaklı davalı ... tarafından, borçlu davacı ... ve ... aleyhine , takip dayanağı olan 03/11/2018 tanzim tarihli 4 adet senet nedeni ile toplam 121.133,34 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı, her ne kadar davacı taraf, davacının, davalı ... ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, mal ve hizmet alışverişinin söz konusu olmadığını, davalı ... tarafından Konya . İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyası ile takibe konu 110.000 TL asıl alacağın cebri icra tehdidi altında toplam 143.000 TL olarak ödendiğini beyan etmiş ise de; 30/10/2020 tarihli haciz tutanağında davacı borçlu şirket yetkilisinin borcunu bildiğini ve kabul ettiğini beyan ettiği, tutanak altında davacı şirketin kaşesinin ve şirket yetkilisi ... imzasının bulunduğu,

Mahkememizce bu borç ikrarının geçerli sayıldığı, davacı tarafından ödemeye ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğu, davalı vekilinin 21/03/2023 tarihinde sunmuş olduğu dilekçesinde; davacı tarafça ileri sürülen ve dosya kapsamına sunulan ödeme belgelerini yaptıkları incelemeler neticesinde kabul ettiklerini beyan ettiği, Hukuk bilirkişinin düzenlediği 18/09/2023 tarihli raporuna göre; haciz sırasında davacı şirket yetkilisinin borç ikrarı geçerli sayılırsa haciz tutanağındaki ödeme planına göre yapılan geçerli sayılacak ödemelerin toplam borçtan düşülmesi sonucunda 24.456,65 TL olabileceği sonuçlarına varıldığının belirtildiği, dosyaya sunulan 19/01/ 2024 tarihli hesap bilirkişisi raporunda; davacı/borçlu vekili tarafından dava dosyasına ibraz edilen ibra belgelerinin incelenmesinde toplam 135.000,00 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, davalı/alacaklı vekili tarafından da sunulan belgelere göre yapıldığı belirtilen ödemeleri tahsil ettiklerini beyan ettiği anlaşıldığından, yapılan hesaplamada 135.000,00 TL tahsilat miktarının dikkate alındığı, davacı/borçlu şirketin 08.11.2022 dava tarihi itibariyle halen 44.685.91 TL asıl, 2.178,.90 TL işleyecek avans faizi olmak üzere toplam 46.864,81 TL borcunun bulunduğunun belirtildiği, davacı vekilinin 07/12/2023 tarihli duruşmada; icra dosyasına haricen ödeme yaptıklarını, ancak bunun icra dosyasına bildirilmediği, bu ödenen para yönünden borçlu olmadığımızın tespitini, fazla ödemiş olduğumuz 11.303,21 TL'nin de istirdatını talep ederek talebini sınırladığı, bu talebiyle davacının bağlı olduğu, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmaıdğı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;

1.Davasının REDDİNE,

2.Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcın, peşin alınan 2.442,09 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırıldığı anlaşılan bakiye 2.014,49 TL'nin istek halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,

3.Dava tarihi itibariyle 19/12/2018 tarih ve 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20.maddesi ile eklenen 6102 Sayılı T.T.K'nun 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer OLMADIĞINA,

4.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,

5.Davalı tarafından yapılan gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına YER OLMADIĞINA,

6.Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (143.000,00 TL üzerinden) davalı için 22.880,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,

7.Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin istek halinde davacıya iadesine, karar kesinleşinceye kadar iade alınmaz ise gider avansının artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen davacıya İADESİNE,

Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta vekillinin yokluğunda verilen kararın, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/04/2024 Katip ... Hakim ...

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.