11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2010/5447 E. , 2010/5015 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04.06.2008 tarih ve 2006/81-2008/223 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olup, kooperatif tarafından istenen tutarda aidat borcu ve faizinin bulunmadığına ilişkin olarak açtıkları menfi tespit davası sırasında müvekkilinin ihraç edilmiş olduğunu öğrendiklerini, aidat borçlarına ve faizlerine ilişkin olarak menfi tespit davası açıldığı takdirde ihraç işleminin yapılamayacak olmasına karşın davalının müvekkili hakkında ihraç kararı almış bulunduğunu, ihraç kararı ve ihtarnamelerin müvekkiline ulaşmadığını ileri sürerek, müvekkili hakkında alınan ihraç kararının iptali ile müvekkilinin kooperatif ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın ihraç kararının tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmamış olduğunu, bu nedenle reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre çıkarma kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle davanın yasal üç aylık süre içerisinde açıldığı, davacıya çıkarılan birinci ihtarda borcun yatırılmaması halinde uygulanacak yaptırım ve yasa maddelerinin belirtilmediği, ayrıca ihtarname tarihi itibariyle muaccel olmayan 2005 yılı Ocak ayına ilişkin aidatın da talep edildiği, bu nedenle ilk ihtarın geçersiz bulunduğu, bunun sonucu olarak yasanın aradığı anlamda iki haklı ihtar koşulunun gerçekleşmediği, dolayısıyla çıkarma kararının usulsüz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının ihtarlara konu miktarda borcunun bulunmadığına ilişkin olarak menfi tespit davası açmış olması karşısında ihraç kararı alınmasının mümkün olmamasına göre de davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, alınmadığı anlaşılan 17,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.05.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Dava, parasal yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle davalı kooperatif yönetim kurulunca alınan ortaklıktan ihraç kararının iptaline ilişkindir. Yerel mahkemece, davacı ortağı gönderilen ihtarların usulsüzlüğüne dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı yanca temyiz edilmesi üzerine Dairemizce gerekçe ilavesi suretiyle yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Dairemizin kararın onanmasına ilişkin sonuç görüşüyle mutabıkım. Ancak, davacının açmış olduğu menfi tespit davası nedeniyle –esasen- ihraç kararı alınamayacağı yolundaki onama gerekçesine katılmaya olanak görmüyorum. Şöyle ki; bilindiği üzere, 1163 sayılı Yasa’nın 16. maddesi ile Yapı Kooperatifleri Tip Anasözleşmesi’nin 14/2. maddesinin amir hükümleri gereğince, süresi içerisinde genel kurula yahut mahkemeye başvurulmak suretiyle itiraz edilmeyen ortaklıktan çıkarma kararları kesinleşir. Menfi tespit davasının, konuyla ilgili bir yasal düzenleme de bulunmamakla, nitelik itibariyle, bu süreci kesintiye uğratması yahut akim kılması düşünülemez. Gerçekten de, yetkili organca alınacak ihraç kararından önce açılacak menfi tespit davasının, bir başka hukuksal yarara ilişen iptal davasının sonuçlarını, önceden ve adeta “otomatik” olarak doğuran bir etkisinin bulunmaması gerekir. Bir diğer söyleyişle, ancak iptal davası ile sağlanabilecek bir hukuksal himayenin, menfi tespit davası yoluyla da sağlanabilmesi gibi bir yanlışlığa düşüleceği gibi, menfi tespit davasının ihraç kararını engelleyen bir fonksiyonu olduğunun kabul edilmesi halinde, açılan bu davanın reddi halinde bile, yasa ve anasözleşmeye göre verilmiş haklı çıkarma (ihraç) kararlarının hukuksal açıdan yok sayılmasını gerektirmesi gibi kabul edilemez bir sonuca yol açacaktır. Bu durum da, bir takım kötüniyetli kişileri, menfi tespit istemleri reddedilse bile, aslında haklı nedenlere dayalı olarak verilmiş kendileri hakkındaki ihraç kararlarını etkisiz kılma yolunda cesaretlendirebilecek, kooperatif harcamalarına kollektif bir anlayışla katılmak yükümlülüğünde bulunan ortakları, yükümlülüklerini tam olarak ve zamanında yerine getirmemek, ödemeler konusunda zaman kazanmaya yöneltebilecek, hatta özendirecek bir iklime yol açabilecektir. Bu nedenlerle, kooperatife karşı parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kooperatif ortaklarının, gönderilen ihtarlarda gösterilen tutarda borçlu bulunmadıklarına ilişkin olarak, haklarında ihraç kararı alınmadan önce açacakları bir menfi tespit davasının bu süreci sonlandırıcı bir etkisinin bulunmasından, bir diğer deyimle, kooperatif yetkili organınca alınacak ihraç kararını engellemesinden değil, bu karara karşı ortak tarafından iptal davası açılması halinde, menfi tespit davasının, iptal davası için bekletici mesele yapılmasından söz edilmesinin daha yerinde olduğu düşüncesindeyim. Öte yandan, tıpkı işbu davada olduğu gibi, ihraç kararının iptalini gerektiren başkaca yasal koşulların varlığı halinde, menfi tespit davasının, iptal davası için bekletici mesele yapılmasına dahi gerek olmadığı, bunun anayasal usul ekonomisi kurallarına daha uygun düşeceği kanısındayım. Tüm bu nedenlerle, yerel mahkeme kararının gerekçesinin yerinde ve davanın kabulü için yeterli olduğu görüşündeyim. Dairemizin kararın onanmasına ilişkin çoğunluk gerekçesinde, menfi tespit davasının ihraç kararına etkisi ile ilgili değerlendirmelere katılmaya olanak görmüyorum.