10. Ceza Dairesi

Gaziosmanpaşa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 13.02.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli ve 2019/599 değişik iş sayılı kararı ile, sanık hakkında, değişen suç vasfı itibariyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/499 Esas, 2019/259 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik itirazın reddine, kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.09.2022 tarihli ve 2022/8491 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/128394 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/128394 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17.08.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar şüpheliye 14.09.2015 tarihinde tebliğ edilmiş ise de, Somut olayda, sanığın soruşturma aşamasında 02.08.2015 tarihinde adresini "50. Yıl Mah. 2195 Skk. 5/5 Sultangazi/İstanbul" olarak bildirdiği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karara ait tebligatın anılan adres yerine şüphelinin MERNİS adresine doğrudan tebliğ edilmesi suretiyle tebliğ işleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, tebligatın yapılamaması halinde ise bu kez sanığın "adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek" tebliğ işleminin yapılması gerektiği, bu halde usulüne uygun bir tebligat yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

Tam metni görüntülemek için kayıt olun

Ücretsiz üyelik ile günlük 1 karar görüntüleme hakkı kazanın

Ücretsiz Kayıt Ol Giriş Yap