Esas No
E. 2022/14930
Karar No
K. 2024/44
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Uyuşturucu

10. Ceza Dairesi         2022/14930 E.  ,  2024/44 K.SANIK UYUŞTURUCUYU KABUL ETMİŞ, ANCAK DAİRE BUNA SOYUT BEYAN DEMİŞ, MADDE EL GEÇİRİLEMEDİĞİNDEN, KYB GEREKÇEMİZDEN FARKLI OLARAK, KARARIN İÇERİĞİNE MAHKEMENİN TAKDİR HAKKINA GİREREK KARAR BOZULMUŞ

"İçtihat Metni"

Gaziosmanpaşa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin 13.02.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli ve 2019/599 değişik iş sayılı kararı ile, sanık hakkında, değişen suç vasfı itibariyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/499 Esas, 2019/259 Karar sayılı kararı ile verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara yönelik itirazın reddine, kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.09.2022 tarihli ve 2022/8491 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/128394 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/128394 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1-Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, şüpheli hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17.08.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin karar şüpheliye 14.09.2015 tarihinde tebliğ edilmiş ise de,

Somut olayda, sanığın soruşturma aşamasında 02.08.2015 tarihinde adresini "50. Yıl Mah. 2195 Skk. 5/5 Sultangazi/İstanbul" olarak bildirdiği ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair karara ait tebligatın anılan adres yerine şüphelinin MERNİS adresine doğrudan tebliğ edilmesi suretiyle tebliğ işleminin tamamlandığının anlaşılması karşısında, öncelikle sanığın en son bildirdiği adrese tebliğ işlemlerinin yapılması gerektiği, tebligatın yapılamaması halinde ise bu kez sanığın "adres kayıt sistemindeki en son yerleşim yeri adresi tespit edilerek" tebliğ işleminin yapılması gerektiği, bu halde usulüne uygun bir tebligat yapılmaması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,

2.İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli ve 2019/599 değişik sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

Dosya kapsamına göre, 5320 sayılı Kanun'a 18.06.2014 tarihinde 6545 sayılı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen geçici 7 nci maddesinde, "(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında hâlen denetimli serbestlik veya tedavi kararı uygulananlar bakımından Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesi hükümleri çerçevesinde bu tedbirlerin uygulanmasına devam olunur. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi kararı verilmiş olup da bu yükümlülükleri ihlal eden kişilerin yargılanmasına devam olunur" şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran,

İncelenen dosya kapsamındaki suçun anılan düzenleme sonrasında, 31.05.2018 tarihinde işlendiği ve suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verildiği, bu halde sanık hakkında yapılan yargılama sonunda 5320 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmeyeceği cihetle, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye dair genel hükümler gereğince yapılması muhtemel uygulamalar saklı kalmak kaydı ile yargılamaya devam edilerek belirtilen gerekçe ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

A. Gaziosmanpaşa 1.

Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:

1.Şüpheli hakkında, 02.08.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 17.08.2015 tarihli ve 2015/24729 Soruşturma, 2015/1038 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüpheliye 14.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği,

2.Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2016 tarihli ve 2015/24729 Soruşturma, 2016/5288 Esas, 2016/4873 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

3.Gaziosmanpaşa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.12.2016 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının aynı Kanun'un 51 inci maddesi uyarınca ertelenmesine karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 13.02.2017 tarihinde kesinleştiği,

4.Sanığın denetim süresi içerisinde 10.02.2018 tarihinde işlediği hırsızlık, mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal suçlarından mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2018 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı ek kararı ile, erteli hapis cezasının aynen infazına karar verildiği, sanığın ek karara itiraz etmesi üzerine Mercii İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.01.2019 tarihli ve 2019/29 Değişik iş sayılı kararı ile, itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır.

B. İstanbul 19.

Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/499 Esas, 2019/259 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde:

1.Sanık hakkında, 31.05.2018 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 30.10.2018 tarihli ve 2018/176148 Soruşturma, 2018/40609 Esas, 2018/7763 sayılı iddianamesi ile İstanbul 19.Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,

2.İstanbul 19.Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2019 tarihli ve 2018/499 Esas, 2019/259 Karar sayılı kararı ile, sanığın eylemi kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği,

Cumhuriyet savcısının karara itiraz ettiği,

3.İtirazı inceleyen mercii İstanbul 20.Ağır Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 26.06.2019 tarihli ve 2019/599 Değişik iş sayılı kararı ile, itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır.

C. Dosyalar kapsamına göre;

1.Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

Asıl kararın kanun yararına bozulması halinde erteli hapis cezasının aynen infazına ilişkin Gaziosmanpaşa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2018 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı ek kararının ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.01.2019 tarihli ve 2019/29 Değişik iş sayılı kararının infaz kabiliyetinin bulunmayacağı gözetilerek yapılan değerlendirmede,

28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun'un 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasında; "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında; tebligatın öncelikle bilinen en son adrese, MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23 üncü maddelerinin birinci ve sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, şüpheli hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak şüpheliye 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tebliğ edildiği, tebligatın usulsüz olması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği, erteleme kararı usulûne uygun şekilde kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan işlemlerin hukuken geçersiz olacağı, mahkemece, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde ise de;

Dava konusu 02.08.2015 tarihli olay nedeniyle sanığın üzerinde herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilmediği, sanığın uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığına ilişkin teknik yöntemlerle yapılmış bir tespitin bulunmadığı, kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçmeyen ve uyuşturucu madde kullandığı teknik yöntemlerle saptanamayan sanığın, kullandığını beyan ettiği maddenin ele geçmemiş olması nedeniyle inceleme yapılamadığından uyuşturucu madde kullandığına dair soyut beyanı dışında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle sanığın suçunun sabit olmadığı anlaşıldığından, bu husus mahkemenin takdiri ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmesi durumunu aşan mutlak hukuka aykırılık niteliğinde olduğundan, sanığın "beraatine" karar verilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma istemi değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder." Şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

2.İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli ve 2019/599 Değişik sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;

28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un (6545 sayılı Kanun) 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 8 inci fıkrasında, "Bu Kanun'un;

a)188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti,

b)190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme gereğince, "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan açılmış olan kamu davasında, yapılan yargılama sonucunda suçun "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun kabul edilmesi halinde, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen şartlar aranmaksızın sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin yasal bir zorunluluk olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında; Sanık hakkında "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan dolayı açılan davada, yapılan kovuşturma sonucunda sanığın sabit olan eyleminin "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçunu oluşturduğunun anlaşılması durumunda, suç vasfındaki değişiklik nedeniyle mahkemece 6545 sayılı

Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca, "kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma" suçundan hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde; öncelikle, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespiti gerektiğinden; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının denetim süresi içinde işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veya 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilmiş ve infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi çerçevesinde karar verilen "Tedavi ve Denetimli Serbestlik Tedbiri" ve "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararlarının kesinleşmesinin 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden sonra "Kamu Davası Açılmasının Ertelenmesi" kararı verilmesini engellemeyeceği de gözetilerek;

1.Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı varsa ve yargılama konusu olan suç, bu erteleme kararının ihlali niteliğinde görülüyorsa, bu suç 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince soruşturma ve kovuşturma nedeni yapılamayacağından düşme kararı verilip ilgili Cumhuriyet Savcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,

2.Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" veya 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasına göre verilen "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı" yoksa 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince "Hükmün açıklanmasının geri bıkarılması kararı" verilmesi,

3.Sanık hakkında daha önce kullanmak için uyuşturucu madde satın alınması, bulundurulması ya da kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" veya 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince "hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı" verilmiş ve bu kararların ihlali nedeniyle açılan davalardan mahkûmiyet kararı verilmiş ise bu suç doğrudan soruşturulması ve kovuşturulması gereken suç olacağından yargılamaya devam olunarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi çerçevesinde bir hüküm kurulması gerekmektedir. Somut olayda;

Sanığın daha önceden 02.08.2015 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 17.08.2015 tarihli ve 2015/24729 soruşturma, 2015/1038 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verilmiş, denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymaması nedeniyle erteleme kararı kaldırılarak Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2016 tarihli iddianamesi ile Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.

Yapılan yargılama sonucunda, Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 21.12.2016 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı kararı ile, sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Esasen, İstanbul 19.Ağır Ceza Mahkemesince, hüküm kurulma aşamasına gelindiğinde, daha önceden sanık hakkında verilmiş bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve erteleme kararı kaldırılarak açılmış kamu davasında verilmiş bir mahkûmiyet kararı bulunduğundan, sanık hakkında yapılan yargılama sonunda 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair genel hükümlerin uygulanabileceği gözetilmeden, Kanun'a aykırı şekilde sanığın mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Ancak; kanun yararına bozma incelemesi sırasında gelinen aşamada, 02.08.2015 tarihli suçun sabit olmaması nedeniyle Gaziosmanpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı kararının kanun yararına bozulması nedeniyle, 17.08.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliğini yitirdiği, ancak, sanığın 24.07.2016 tarihli aynı nitelikteki eylemi nedeniyle başka bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, 30.06.2020 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, Bakırköy 51. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli ve 2021/511 Esas, 2021/112 Karar sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği dosya kapsamından anlaşıldığından, İstanbul 19.Ağır Ceza Mahkemesince yukarıda açıklanan şekilde araştırma yapılarak, tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi gerekecektir. Açıklanan nedenlerle, mercii İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesince, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, "itirazın reddine" karar verilmesi Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2.Gaziosmanpaşa 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2016 tarihli ve 2016/366 Esas, 2016/620 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin cezanın kaldırılmasını gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının; "Sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca BERAATİNE" şeklinde değiştirilmesine, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine,

3.İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli ve 2019/599 Değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.01.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.