Danıştay 8. Daire Başkanlığı
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2020/5716 E. , 2023/4429 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Özel motorlu taşıt sürücü kursu işletmecisi olan davacı tarafından, Mülga Özel Öğretim Kurumları standartları Yönergesi’nin "B" sınıfı sertifika için en az 4 araç bulundurma zorunluluğu öngören 30. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin (1) alt bendinin uygulanmasına yönelik 01/06/2015 tarihi itibariyle Özel MTSK Modülü üzerinden kursiyer kaydının engellenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı işlemden dolayı uğranıldığı ileri sürülen şimdilik 40.000 TL zararın tazmini talebidir. DAVACININ İDDİALARI :
Sürücü kursu işletmecisi olduğu, Milli Eğitim Bakanlığı Özel öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı Makam Olur’u ile Özel Öğretim Kurumları Standartları Yönergesi’nin 30. maddesinin 2. Fıkrasının (a) bedinin 1 nolu alt bendinde belirtilen “B” sınıfı ehliyet için 4 araç bulundurma zorunluluğu getirildiği, anılan Yönerge uyarınca … tarih ve … sayılı genel yazı ile de 4 adet “B” sınıfı için araç bulundurmayan sürücü kurslarının “B” sınıfı sertifika için kursiyer kaydının Özel MTSK Modülüne girişinin engelleneceği ve kursların bu programlarının iptal edileceğinin bildirildiği, ilgili kuralın uygulanmaya başlanmasıyla 2016 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında yeni kursiyer kaydı yapamadığı, altı ay boyunca kursiyer kaydı yapamamasından kaynaklı maddi zarara uğradığı, anılan genel yazının iptali istemiyle dava açtığı, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 29/03/2018 tarih ve E:2016/6929; k:2018/3200 sayılı kararıyla, B sınıfı sertifika programı için en az 4 aracı bulunmayan sürücü kursların, 01/06/2015 tarihi itibariyle Özel MTSK Modülü üzerinden kursiyer kaydının engellenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı işleminin dayanağı hüküm olan Özel Öğretim Kurumları Standartları Yönergesi'nin 30. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 7/3/2017 tarihli Makam Oluru ile ilga edildiği, dava açıldıktan sonra dava konusu düzenlemenin dayanağı hükmün yürürlükten kaldırılması nedeniyle davanın konusuz kaldığı görüldüğünden, davanın esası hakkında karar verilmesine yer bulunmadığına karar verildiği, ancak; verilen bu kararın haklılığına helal getirmediği, zira; davalı idarece önce uygulanan ve sonrasında kaldırılan işlem nedeniyle zarara uğradığı, işlettiği sürücü kursunun her ay 33 kişilik kontenjanının bulunduğu, yeni kursiyer kaydı yapmasının engellendiği Mayıs 2016 öncesinde Nisan aynında 17, Mart ayında ise 25 yeni kursiyer kaydı yaptığı, 2016 yılı Kasım ayında dördüncü aracı almasının ardından Aralık ayında ve 2017 yılı Şubat ayında da kursiyer kaydı yapamadığı, bu duruma, altı aylık kursiyer kaydı yapamamasından kaynaklı itibar kaybının neden olduğu, yaşanan süreç itibariyle piyasadaki güvenirliğinin zedelendiği ileri sürülerek zararının tazmini talep edilmektedir. DAVALININ SAVUNMASI :
Milli Eğitim Bakanlığı Özel öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı Makam Olur’u ile Özel Öğretim Kurumları Standartları Yönergesi’nin 30. maddesinin 2. fıkrasının (a) bedinin 1 nolu alt bendinde belirtilen “B” sınıfı ehliyet için 4 araç bulundurma zorunluluğu getirildiği, anılan Yönerge’nin Geçici 3. Maddesiyle de sürücü kurslarına araç temini için süre verildiği, bu sürenin 11/09/2014 tarihinde dolduğu, davacının verilen süre içerisinde araç sayısı konusunda getirilen şartı sağlayamadığı davacının mağdur olduğunu ileri sürdüğü dönemin 2016 yılı içerisindeki altı aylık dönem olduğu dikkate alındığında hali hazırda aradan geçen yaklaşık iki yıllık zaman içerisinde araç eksikliğini tamamlamadığı, Mülga Yönerge’de getirilen düzenlemenin, kursların suiistimallerini önlemeye yönelik olduğu, eğitimin kalitesinin artırılmasının hedeflendiği, yükseltilen sınav standartları ile kursların donanımlarının uyumlu hale getirilmeye çalışıldığı, davacının ileri sürdüğü zararında idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı, davacının beyan ettiği zararın gerçek zara olmadığı, kaldı ki; her hukuka aykırılığın tazmin sorumluluğu doğurmayacağı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : …
DÜŞÜNCESİ : Dava, özel motorlu taşıt sürücü kursu işletmecisi olan davacı tarafından, Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinin 30 ve geçici 3. maddeleri uyarınca B sınıfı sertifika programı için en az 4 aracı bulunmayan sürücü kurslarınının, 01/06/2015 tarihi itibariyle Özel MTSK Modülü üzerinden kursiyer kaydının engellenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı duyurusu nedeniyle 2016 yılı mayıs ila ekim ayları arası yeni kursiyer kaydı yapılamadığı gerekçesiyle uğranıldığı ileri sürülen zarar karşılığı 40.000.-TL nin tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinin 30 ve geçici 3. maddelerinin iptali istemiyle açılan davada: Danıştay Onbeşinci Dairesinin 29/03/2018 tarih ve E:2016/6929, K:2018/3200 sayılı kararı ile; 2918 sayılı Kanun'un 123. maddesinde sürücü kurslarında kullanılacak araçların nitelik ve niceliğinin yönetmelikle belirleneceği hükmü yer almasına rağmen sertifika sınıflarına göre eğitimde ve sınavda kullanılacak araçların sayılarının Milli Eğitim Bakanlığı tarafından çıkarılan Yönerge ile belirlendiği, ancak, B sınıfı sertifika programı için en az 4 aracı bulunmayan sürücü kurslarının, 01/06/2015 tarihi itibarıyla Özel MTSK Modülü üzerinden kursiyer kaydının engellenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işleminin dayanağı olan Özel Öğretim Kurumları Standartları Yönergesi'nin 30. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 07/03/2017 tarihli makam oluru ile ilga edilerek Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 4. fıkrasına dercedildiği, bu durumda, dava açıldıktan sonra düzenlemenin dayanağı hükmün yürürlükten kaldırılması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmektedir.
Anayasanın 125. maddesinde belirtildiği üzere idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Ancak, idarenin böyle bir yükümlülüğünden söz edilebilmesi için, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerekir. Kural olarak, idarenin, hukuka aykırı eylem ya da işlemlerinden dolayı tazmin sorumluluğuna hükmedilebilmektedir.
İnceleme konusu olayda, maddi tazminat isteminin dayanağı olan idari işlemin iptali istemiyle açılan davanın; süreci yukarıda aktarıldığı üzere hükmün yürürlükten kaldırılması nedeniyle konusuz kaldığı gerekçesine dayalı olarak dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmektedir. Bu bağlamda, tazminat isteminin dayanağını oluşturan dava konusu işlemle ilgili olarak maddi anlamda verilmiş ve temyiz incelemesinden de geçerek kesinleşmiş bir iptal kararı söz konusu değildir.
Öte yandan, idare aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için idarenin ağır hizmet kusurlu bir eylem veya işleminin mevcut olması ve ilgilinin bu zararı ile idarenin kusurlu eylemi veya işlemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir. Tazmin yükümlülüğü, muhtemel bir zararın değil açıkça ortaya konulmuş kesin bir zararın varlığına bağlıdır. Varsayıma dayalı olarak maddi tazminata hükmedilemeyeceğinden davacının tazminat isteminde bu yönüyle de yasal isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı tarafından, Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinin 30 ve Geçici 3. maddeleri uyarınca B sınıfı sertifika programı için en az 4 aracı bulunmayan sürücü kursların, 01/06/2015 tarihi itibariyle Özel MTSK Modülü üzerinden kursiyer kaydının engellenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı tüm valiliklere yapılan duyuru işleminin iptali istemiyle açtığı davada Danıştay Onbeşinci Dairesi'nin 29/03/2018 tarih ve E:2016/6929; K:2018/3200 sayılı davada karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararının Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 11/11/2019 tarih ve E:2018/2641; K:2019/5450 sayılı kararı ile onanması üzerine süresi içinde 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı işlemden dolayı uğranıldığı ileri sürülen şimdilik 40.000 TL zararın tazmini istemiyle görülmekte olan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. maddesinde; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." kuralı yer almaktadır. 29/05/2013 tarih ve 28661 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinin "Direksiyon eğitim ve sınav araçları" başlıklı 17. maddesinin 4. fıkrasının dava tarihi itibariyle yürürlükte olan halinde; kurslarda uygulanan sertifika sınıfı programına göre; "B” sertifika sınıfı için en az dört direksiyon eğitim ve sınav aracı (en az bir tanesi manuel şanzımanlı olmak üzere, manuel veya otomatik şanzımanlı) bulunması gerektiği belirtilmiş olup; maddede yer alan; "dört" ibaresi, 12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesiyle "üç" olarak değiştirilmiştir.
Mülga 11/09/2013 tarih ve 2415748 sayılı Makam Olurlu Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinin "direksiyon eğitimi ve sınav aracı" başlıklı 30. maddesinde; direksiyon eğitim ve sınav araçlarının, çift frenli, çift debriyajlı, tek direksiyon sistemi ile her türlü donanımı sağlam ve trafiğe hazır durumda olması gerektiği, direksiyon eğitimi sınavlarında kullanılan araçlarda, aracın yedek pedallarına basıldığında sesli veya ışıklı uyarı veren alet bulunacağı ile direksiyon eğitim ve sınav araçlarının motorlu taşıt sürücüleri kurslarında uygulanan sertifika sınıfı programına göre; “B” sertifika sınıfı için en az dört, “A1”, “A2”, “C”, “D”, “E”, “F”, “H (Motosiklet)” ve “H (Otomobil)” sertifika sınıfları için en az birer direksiyon eğitim ve sınav aracı bulunması gerektiği, “G” sınıfı sertifikada; özel motorlu taşıt sürücüleri kurslarında “G” sınıfı sertifika programının sadece Trafik ve Çevre, Araç Tekniği ve İlkyardım dersleri verildiğinden “G” sınıfı için direksiyon eğitim ve sınav aracı bulundurulmayacağı, düzenlemesi yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetlerin neden ve etkisiyle bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin, hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğu, idarece yürütülen hizmetin kuruluşunda, düzenlenmesinde ve işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık ve eksiklik olup hizmetin geç işlemesi, kötü işlemesi veya hiç işlememesi şeklinde ortaya çıkar. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır. Kuşkusuz idare, kural olarak; yürüttüğü kamu hizmetiyle ancak nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdür. Bununla birlikte idarî işlemlerin hukuka aykırı bulunarak yargı kararıyla iptal edilmiş olması her şekilde tazminat sorumluluğunu doğurmaz. Tazminat sorumluluğundan söz edebilmek için hukuka aykırılığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olması gerekmektedir. Öncelikle maddi bir zararın varlığı ve var olan bu zararın kesin olarak ortaya çıkmış, miktar olarak belirli yani gerçek bir zarar olması gerekir.
Davacı tarafından görülmekte olan davaya dayanak teşkil edilen Danıştay Onbeşinci Dairesi'nin 29/03/2018 tarih ve E:2016/6929; K:2018/3200 sayılı kararıyla; 11/09/2013 tarih ve 2415748 sayılı Makam Olurlu Özel Öğretim Kurumları Standartlar Yönergesinin "direksiyon eğitimi ve sınav aracı" başlıklı 30. maddesinde direksiyon eğitim ve sınav araçlarının motorlu taşıt sürücüleri kurslarında uygulanan sertifika sınıfı programına göre; “B” sertifika sınıfı için en az dört direksiyon eğitim ve sınav aracı bulunması gerektiği düzenlemesinin yer aldığı, 2918 sayılı Kanunun 123. maddesinde sürücü kurslarında kullanılacak araçların nitelik ve niceliğinin yönetmelikle belirleneceği hükmü yer almasına rağmen sertifika sınıflarına göre eğitimde ve sınavda kullanılacak araçların sayılarının Millli Eğitim Bakanlığı tarafından çıkarılan Yönerge ile belirlendiği, ancak, B sınıfı sertifika programı için en az 4 aracı bulunmayan sürücü kursların, 01/06/2015 tarihi itibariyle Özel MTSK Modülü üzerinden kursiyer kaydının engellenmesine ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve … sayılı işleminin dayanağı hüküm olan Özel Öğretim Kurumları Standartları Yönergesi'nin 30. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinin 07/03/2017 tarihli Makam Oluru ile ilga edilerek Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 4. fıkrasına dercedildiği, dava açıldıktan sonra dava konusu düzenlemenin dayanağı hükmün yürürlükten kaldırılması nedeniyle davanın konusuz kaldığı davanın esası hakkında karar verilmesine yer bulunmadığına karar verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu olayda, Milli Eğitim Bakanlığı Özel öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı Makam Olur’u ile Özel Öğretim Kurumları Standartları Yönergesi’nin 30. maddesinin 2. fıkrasının (a) bedinin 1 nolu alt bendinde belirtilen “B” sınıfı ehliyet için 4 araç bulundurma zorunluluğu getirildiği, anılan Yönerge uyarınca … tarih ve … sayılı genel yazı ile de 4 adet “B” sınıfı için araç bulundurmayan sürücü kurslarının “B” sınıfı sertifika için kursiyer kaydının Özel MTSK Modülüne girişinin engelleneceği ve kursların bu programlarının iptal edileceğinin bildirildiği, ilgili kuralın uygulanmaya başlanmasıyla 2016 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında yeni kursiyer kaydı yapamadığı hususunun, davacının kursiyer kaydı yapamaması açısından zorunluluk arz edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması, yukarıda ifade edilen gerçekten bir zararın var olup olmadığı "hukuka aykırılığın bir dereceye kadar ağır ve önemli olmasının" ve "anılan illiyet bağının" varlığının tespiti için zaruridir. Motorlu taşıt sürücüleri kursunun, kursiyer kaydı yaparak dönem açabilmesi için; mevzuatta aranan bütün şartlar sağlanarak, aranan şartların sağlanmasını müteakip kursiyerin kurumu tercih edip kaydını yaptırması gerekmektedir.
Olayda; Milli Eğitim Bakanlığı Özel öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı Makam Olur’u ile uygulamaya konulan Özel Öğretim Kurumları Standartları Yönergesi’nin belirtilen hükmü uyarınca kursiyer kaydı yapılamadığı iddia edilmekte ise de; söz konusu düzenleme yer almamış olsaydı dahi kursiyerlerin davacının kursunu tercih edip etmeyeceklerinin belli olmadığı, davacının iddia ettiği zararın varsayıma dayalı olduğu açıktır.
Bu itibarla; idarece yapılan düzenleme nedeniyle davacının ileri sürdüğü zararın ortaya çıkmış, miktar olarak ölçülebilen, diğer bir ifadeyle gerçek bir zarar olmadığı, idarenin yaptığı düzenleme ile (yargı kararı ile hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verilen) arasındaki nedensellik bağının, bakılmakta olan davada idarenin tazmin sorumluluğunun doğmasını gerektirecek ağırlık ve nitelikte kurulamadığı görüldüğünden davanın reddi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4.Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.