4. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1477
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/03/2023
NUMARASI: 2023/149 Esas - 2023/188 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin Alamanya'da gerçekleşen fuara katılmak üzere fuara göndereceği çalışanlarının vize başvurularının ve ilgili sürecin tamamlanması için ... Ltd. Şti. ile anlaştığını, bunun akabinde ilgili turizm firması tarafından 09/08/2022 tarihinde müvekkilin çalışanı olan ... ve fuarda görevli diğer çalışanları adına pasaportları ... A.Ş.ye teslim edilerek vize başvurusunda bulunulduğunu, 29 Ağustos 2022 tarihinde ... tarafından ... dışında vize başvurusunda bulunan diğer dört kişinin vizeleri çıktığı bilgisi verildiğini, ...'in kendi vize başvurusu ile ilgili ... Ltd. Şti.'den bilgi almak istediğinde, kendisine pasaportun hala işlemde gözüktüğü takribi bir hafta içinde sonuç alınacağı bilgisi kendisine verildiğini, müvekkilin çalışanı ...'in pasaportu 31 Ağustos 2022 ile 5 Eylül 2022 tarihleri arasında da ... A.Ş. Tarafından pasaportun teslimiyle birlikte verilen barkod no ile sorgulama yapıldığında halen işlemde gözüktüğünü, başvuru sonucunun sebep bu kadar geciktiğini ne müvekkilce ne de aracı turizm firması tarafından anlaşılamadığını, 6 Eylül 2022'de fuara çok kısa bir süre kalması sebebiyle ...'in kendisine ... tarafından verilen ...@... mail adresine Almanya Fedaral Cumhuriyeti Başkonsolosluğu'na hitaben bir mail hazırladığı mail metninde durumun aciliyetinden bahsettiğini, bu maile ancak 12 Eylül 2022 tarihinde dönüş sağlandığını, 12 Eylül 2022'de müvekkilin mailine verilen cevap "e-postanız için teşekkür ederiz. Yaziniz ilgili bölüme iletilmistir. Lütfen yazismalarinizda barkod numaranizi ... belirtmeyi unutmayiniz." şeklinde olduğunu çözüme ilişkin bir cevap verilmediğini, 16 Eylül 2022'de saat 12:55'te müvekkilin çalışanı ... Almanya Konsolosluğu tarafından arandığını, konsolosluk çalışanı tarafından müvekkile pasaportun eline geçip geçmediğinin sorulduğunu, ...'in pasaportun kendine ulaşmadığını söylemesi üzerine, araştırma başlattıklarını, pasaportun kendi ellerinde bulunmadığını ancak aynı tarihte yapılan sorgulamada pasaport halen konsoloslukta işlemde gözüktüğünü, bu sebeple ...'in durumu yine aynı telefon konuşmasında konsolosluk çalışanına ilettiğini, durumun aciliyetini, fuara katılmasının elzem olduğunu, fuara katılacaklar içindeki tek pazarlamacının kendisi olduğunu, katılan diğer görevlilerinin herhangi bir yabancı dil bilmediğini, kendisinin fuara katılmaması durumunda yapılan her masrafın boşuna olacağını, vize başvurusu sonuçlanmadığı için bağlı çalıştığı firmanın çok zor durumu düştüğünü ve yeni bir formül oluşturacak süresinin de kalmadığını, 19 Eylül 2022'de ...'in attığı maile cevap olarak konsolosluktan bir mail geldiğini ve mailde ... A.Ş. ile görüşmesi gerektiğini belirtildiğini, 20 Eylül 2022'de ...'in tekrar mail atarak kendisine telafonla gün sonuna kadar dönüş yapılacağının söylenilmesine rağmen dönüş yapılmadığını, fuarın süresinin geçtiğini, artık katılmayacağını ama sonuç istediğini yazdığını, sonrasında ... A.Ş. tarafından ...'e telefonla dönüş yapıldığını ve henüz bir gelişme olmaması sebebiyle dönüş yapılmadığını halen konsoloslukla görüştükleri bilgisi müvekkile verildiğini, 21 Eylül'de tekrar müvekkilin ... A.Ş. tarafından arandığını, ...'e pasaportu bulamadıklarını söylendiğini, ... kendisinin ciddi mağduriyet yaşadığını, bağlı olarak çalıştığı şirketinde bu durum sebebiyle büyük oranda maddi, manevi mağdur olduğunu karşı tarafa bildirdiğini ve yasal yollara başvuru yapacağını bu sebeple görüşme kendisiyle yapılan görüşmelerinin kayıtlarının yazılı ya da sesli olarak tarafına iletilmesini rica ettiğini, ...'e bu husus hakkında görüşme yapılıp kendisine dönüş yapılacağını, 27 Eylül 2022'de ...'in ses kayıtlarının kendisine iletilmesi talebine ilişkin olarak arandığını, müvekkile hukuk departmanı ile görüşme yaptıklarını ses kayıtlarının yazılı veya ses kaydı olarak müvekkile iletemeyeceklerini ancak resmi bir kurumca talep edilmesi halinde ses kayıtlarının ilgili resmi kuruma verecekleri bilgisi verildiğini, sonrasında da ...'in pasaporta başvurması halinde pasaport masraflarının iyi niyet göstergesi olarak ... A.Ş. tarafından, vizeye başvurması halinde de vize masraflarının konsolosluk tarafından karşılanacağı söylenerek görüşmenin sonlandırıldığını, sonrasında taraflarınca hukuki süreç başlatıldığını ve arabulucuğa 26/12/2022 tarihinde başvurulduğunu, Almanya Büyükelçiliği'nin arabuluculuk görüşmelerine katılmadığını, diğer davalı ... A.Ş. ile ise arabuluculuk görüşmesinde de anlaşma sağlanamadığını, tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla haklı ve yerli davanın kabulü ile şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminat ile davacı müvekkilin uğramış olduğu imaj ve prestij kaybı, yaşadığı ticari sıkıntı sebebiyle 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 29/08/2022 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "..Somut olayda; davacının diğer davalı ... A.Ş üzerinden şirket çalışanı için Davalı ülkede düzenlenecek olan fuara katılım sağlamak için vize başvurusu da bulunduğunu davalı ülke konsolosluğunun viyana sözleşmesine aykırı olarak süresinde vize verilmediğini ve sebeple fuar etkinliğine katılamadığını maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürmüş, Pasaport teslim belgesi görüntüsü Pasaport barkod sorgusu ekran görüntüleri davalılarla yapılan mail yazışmaları görüntüleri Maddi zarara konu yol, konaklama, vize, fuar masraf faturaları ve belgeleri ile Muadil olarak değelendirilebilecek katınılan fuarlarda alınan sipariş dökümleri delillerine dayanarak maddi manevi tazminat talep ettiği görülmüştür. Türk Hukuk sistemi yabancı devletleri, hakimiyet-egemenlik-tasarrufları bakımından yerel yargıdan muaf tutmuştur. Yabancı Devletlerin vize verme işmeleri bu kapsamda yabancı devletin hakimiyet-egemenlik-tasarrufları kapsamında kalmaktadır.
Bu kapsamda dava dilekçesinde, davacını çalışanına ait vize başvuru barkod sorgulamasında bu yönde bir baş vuru bulunmadığına ilişkin bilgi verildiği dolayası ile dava konusu belgelerin davacı tarafından ... A.Ş üzerinden davalı Almanla Ülkesi Büyükelçiliğine teslim edildiğinin ispat edilemediği gibi, davacının vize başvurusu süresinde Almanya Büyükelçiliğine ulaşmış olsa dahi davalı Devletin davacıya vize verip vermemek konusunda takdir yetkisinin bulunduğu ve bu kapsamda başvurunun kabulü/reddi halinin Devletin hakimiyet-egemenlik-tasarrufları kapsamında kalacağından Türk yargı yetkisinden muaf olduğu anlaşıldığından davanın HMK 114/1-a maddesinde düzenlenen Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması dava şartı yokluğu sebebi ile Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkilinin pasaportunun kaybedilmesi sebebiyle ikame ettiğimiz tazminat davasında taraflardan biri olan Almanya Fedaral Cumhuriyeti Büyük Elçiliği'nin davadan tefrik edilmiş ve İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/149 E. İle kaydı yapılarak Almanya Fedaral Cumhuriyeti Büyük Elçiliği yönünden davanın reddine karar verildiğini, uyuşmazlık konusunun yargı muafiyeti alanına girmeyen bir husus olduğunu, uyuşmazlık konusunun Almanya Fedaral Cumhuriyeti Büyük Elçiliği'nin müvekkil şirketin çalışanına vize vermiyor olması değil, müvekkilinin pasaportunun kaybedilmiş olması olduğunu, bu durumun devletin hakimiyet-egemenlik-tasarrufları olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. 22 Kasım 1982 tarihinde yürürlüğe giren 2675 sayılı "Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun" ile yabancılık unsuru taşıyan Özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak yasa kuralları ve izlenecek yöntem açıkça belirlenmiştir. Söz konusu Yasanın "Yabancı Devletin Yargı Muafiyetinden Yararlanamayacağı Haller" başlıklı 33. maddesinde de, yabancı devlete, özel hukuk ilişkilerinden doğan hukuki uyuşmazlıklarda Yargı muafiyeti tanınmayacağı ve bu gibi uyuşmazlıklarda yabancı devletin diplomatik temsilcilerine tebligat yapılabileceği öngörülmüştür. Burada, yabancı bir devletin özel bir şahıs gibi giriştiği özel hukuk ilişkilerinden dolayı aleyhine açılacak dava ile diplomatik temsilcilerin yargı muafiyetini birbirine karıştırmamak gerekir. Gerçekten, bu gün tüm hukuk sistemleri yabancı devletleri, hakimiyet-egemenlik-tasarrufları bakımından yerel yargıdan muaf tutmuştur. Bu itibarla, gerek Türkiye'nin taraf olduğu Viyana Sözleşmesinde ve gerekse bu hususta düzenlenmiş olan ikili ve çok taraflı anlaşmalarda kabul edilmiş olan muafiyet, diplomatik temsilcilerle ilgili olup, temsil ettikleri devlet aleyhine açılan davalar için değildir. Kaldı ki, bu yön anılan Yasanın 33. maddesinin gerekçesinde açıkça vurgulanarak, düzenlemenin Viyana sözleşmesine aykırılığının düşünülemeyeceği belirtilmiş olduğu gibi, doktrinde de öteden beri muafiyet konusundaki uygulamanın açıklandığı biçimde olması gereğine değinilmektedir. Yabancı bir devletin Türkiye'deki büyükelçiliği, o yabancı devletin temsilcisidir. Yabancı bir devleti Türkiye'de, o devletin büyükelçiliği temsil eder. Türkiye'deki yabancı devlet büyükelçileri şahsi ilişkileri dışında temsil ettiği devlet adına da özel işlem ve sözleşmeler yapar ve yaptığı bu sözleşmelerin doğrudan sorumlusu da temsil ettiği yabancı devlettir. Özel hukuk alanında yaptığı bu sözleşmelerden dolayı da temsil ettiği yabancı devleti temsilen, büyükelçilik aleyhinde dava açılabilir. ... Almanya Devletini temsil ettiğinden ihtilaf davacı ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasındadır. Davada ...nce vize verilmemesi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini talep edilmiş olup davacının vize başvurusu hakkında verilen karar Almanya Federal Cumhuriyeti'nin hakimiyet-egemenlik-tasarrufları kapsamında bulunduğundan davalı devletin olayda yargı muafiyeti bulunmaktadır. Açıklanan sebeplerle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.