Esas No
E. 2014/7526
Karar No
K. 2014/11678
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2014/7526 E.  ,  2014/11678 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 24/12/2013

NUMARASI : 2013/129-2013/275

Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2013 tarih ve 2013/129-2013/275 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, Davalı G.. Ü..'in davacı N. Yazılım A.Ş'nin genel müdürü iken, davalının patron olmak için kendi adına iş yapma isteği ile 13/07/2011 tarihinde istifa ederek şirketten ayrıldığını, davalının da davacı şirket gibi yazılım işi yaptığından birbirlerine zarar vermeyen bir geçiş dönemi planlayarak aralarında "Centilmenlik Antlaşması" adını koydukları bir sözleşme yaptıklarını, (EK3) bu antlaşmaya göre tarafların hak ve alacakları ile yükümlülüklerinin belirlendiğini, G.. Ü..'in aykırı davranış halinde davalının 150.000 TL cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, davalının anlaşmaya aykırı yaptığı B2B yazılımı üretip sahibi ve yöneticisi olduğu N. Yazılım A.Ş. üzerinden sattığını ileri sürerek, anlaşmada belirtilen 150.000 TL 'nin avans faizi ile birlikte davalıdan müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, görev itirazında bulunmuştur.

Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacı işveren ile davalı çalışanı arasında yapılmış olan 13/07/2011 tarihli centilmenlik anlaşmasından doğan alacak davası olup, davacı işveren şirket ile davalı çalışanı arasında yapılmış olan 13/07/2011 tarihli centilmenlik anlaşmasından doğan ihtilaflara İş mahkemelerinin bakmakla görevli olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin reddine, dosyanın görevli İzmir İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

BK'nın 348. maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerinin esrarına nüfuz etmek hususlarında işçiye müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra, işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasını ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler. Rekabet memnuiyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfuzundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar husulüne sebebiyet veribilecek ise, caizdir. İşçi, akdin yapıldığı zamanda reşit değilse rekabet memnuiyetine dair olan şart batıldır." hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir.

Düzenleme hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresinde yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir. Hizmet akdinin devamında bir sadakatsizlik, bu ister bir sözleşme ile düzenlensin ister kanunla düzenlensin elbette ki İş Mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır. Oysa davada, davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle cezai şart istemektedir. Uyuşmazlığın bu niteliği itibariyle davanın İş Mahkemesinde görülmesini gerektirir bir durum mevcut değildir. Ayrıca, ticari sırrın ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldi ki TTK'nun 4. maddesiyle yasa koyucu çok açık bir şekilde BK'nun 348. maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlanma noktasının veya sebebin, davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yoldadır. (2008/7321 E- 2008/9007 K, 2000/8808 E-2000/10150 K, 2006/9411 E-2007/12223 K, 2007/4507 E-2008/6825 K, 2005/6508 E-2006/9306 K) Ayrıca doktrinde de (Bkz. Prof.Dr.Polat Soyer, Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Ankara 1994 s.

14.davanın mutlak ticari dava olduğu kabul edilmektedir. Bir kısım yazarlar ise (Bkz. Prof.Dr.S.Arıkan, Ticari İşletme Hukuku, Onuncu Bası, s.96) davanın mutlak ticari dava olduğunu, ancak böyle sayılmanın anlamsız olduğunu kabul etmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/11-781 E sayılı kararında da bu tür davaların Ticaret Mahkemelerinde görülmesi kabul edilmiştir. Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece mutlak ticari dava olan davaya bakılmak gerekirken, anılan bu hususlar nazara alınmadan dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu TTK md.4
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.