23. Hukuk Dairesi
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/638 - 2024/618 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 29/03/2024
ESAS-KARAR NUMARASI : 2024/208 E., 2024/198 K.
İFLASIN KALDIRILMASINI
TALEP EDEN
İLGİLİ :
İflasın kapatılmasını talep eden tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ : İstem iflas tasfiyesinin tatili sonrası iflasın kapatılmasına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince "... her ne kadar iflasın kapatılması talep edilmiş ise de müflis şirketin taraf olduğu Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/467 Esas sayılı davada verilen kararın henüz kesinleşmediği, müflisin taraf olduğu Ankara 4 ATM'deki dava sonuçlanmadan iflasın kapanmasına karar verilemeyeceği..." gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Kararı Ankara İflas Müdürü istinaf etmektedir.
İcra ve İflas Kanunu'nun "Tasfiyenin tatili" başlıklı 217'nci maddesine göre "Masaya ait hiç bir mal bulunmazsa iflas dairesi tasfiyenin tatiline karar verir ve ilan eder. Bu ilanda alacaklılar tarafından otuz gün içinde iflasa mütaallik muamelelerin tatbikına devam edilmesi istenilerek masrafı peşin verilmediği takdirde iflasın kapatılacağı yazılır." Somut olayda iflas masasında hiçbir mal olmadığı anlaşılmış, iflas dairesi tarafından yasal düzenlemede gösterilen masrafın yatırılması için gerekli ilan yapılmış gider yatırılmamıştır.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi derdest dava bulunduğu gerekçesi ile kapatma istemini reddetmişse de bu kabul hatalıdır. Şöyle ki, anılan düzenlemede yasa koyucunun hedeflediği şey, derdest davadan bir sonuç bekleyen tarafın bu gideri yatırarak tasfiyenin sürdürülmesini sağlaması ve davanın sonuçlanması üzerine elde edeceği ilamı tasfiye kapsamında şu veya bu biçimde değerlendirmesidir. Söz gelimi gideri ödeyerek tasfiyenin sürdürülmesini sağlayan alacaklı alacağının tahsiline ilişkin ilamı iflas idaresine sunarak aciz vesikası alarak bunu vergi matrahından düşebilir. Aksi takdirde iflas kapatılacak, müflis şirket ya da kooperatif sicilden silinerek tüzel kişiliğini ve dolayısıyla dava ve taraf ehliyetini kaybedecektir. Bu haliyle mahkemenin red kararına dayanak yaptığı davalar da dava şartı yokluğundan usulden reddedilecektir (HMK m.114/1-d ve 115/2). Eğer tasfiye mal yokluğu nedeniyle tatil edilmeyip, iflas adi ya da basit usulde tasfiye edilmiş ve nihayetinde İcra ve İflas Kanunu'nun 254'üncü maddesine göre kapatılması istenmiş olsa idi o zaman İlk Derece Mahkemesi kararı doğru olacaktı. Gelinen noktada İcra ve İflas Kanunu'nun 217'nci maddesi koşulları sağlanmış olmakla Ankara İflas Müdürünün istinaf başvuru sebeplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve istemin kabulü ile iflasın kapatılmasına karar vermek gerekmiştir (HMK m.353/1-b.2).
HÜKÜM
I- HMK m.353/1-b.2 gereğince ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2024/208 E., 2024/198 K sayılı dava dosyasında verdiği 29/03/2024 tarihli KARARINI DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE Buna göre: "1- Ankara İflas Müdürünün isteminin kabulü ile Müflis ... Kooperatifinin iflasının kapatılmasına,
2.Karardan bir suretin Ankara İflas Dairesi'nin 2016/18 İflas sayılı dosyasına gönderilmesine,
3.Talebin mahiyeti itibari ile harç alınmasına yer olmadığına,
4.Kapatma ilanının iflas dairesince yapılmasına" II- İflas Dairesi tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına III- III- HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, 24/04/2024 tarihinde dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda İİK'nin 164 ncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Dairemize yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere esasta OYBİRLİĞİ, kararın kesin olup olmadığı noktasında OYÇOKLUĞUYLA karar verildi (GK Yazım Tarihi: 25/04/2024).
Başkan Üye Üye Katip
KARŞI OY YAZISI
I
Saygıdeğer çoğunlukla aramızda somut olayda iflasın kapatılması gerektiği noktasında görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Görüş ayrılığı iflas tasfiyesinin tatili üzerine verilen iflasın kapatılması kararının istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın kesin olup olmadığı, bir diğer ifade ile bu karara karşı temyiz yoluna başvurulup başvurulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
II
Yargıtay çeşitli kararlarında bu tür kararlar hakkında temyiz denetimi yapmıştır fakat o kararlarda bu husus tartışma konusu edilmemiştir (örneğin Yargıtay -kapatılan- 23. HD, 04.11.2019 gün ve 2016/8296 E, 2019/4508 K.).
III
Konuya ilişkin yasal düzenlemeler ve özellikle yasaların zaman bakımından uygulanması çerçevesinde bakıldığında:
İflas tasfiyesinin tatili konusu İcra ve İflas Kanunu'nun 217'nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede gösterilen prosedür tamamlandıktan sonra iflasın kapatılmasına karar verilir. Ancak bu kapatma iflas idaresince tasfiyenin yapılıp tamamlanması sonucunda kapatmadan farklıdır (İİK m.254 vd.). Çünkü tatilde esasen bir tasfiye yapılmamıştır. Tasfiyenin yapılabilmesi için alacaklılar gider yatırmaya yanaşmamış, bunun sonuçlarına katlanmayı göze almıştır.
Basit ya da adi tasfiyenin tamamlanması üzerine iflasın kapanması halinde yasa yollarına başvuru 5311 sayılı Yasa ile İcra ve İflas Kanunu'nun 254'üncü maddesine eklenen üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Buna göre kapanmada istinaf ve temyiz yolları açıktır. Ancak bu yasal düzenleme sırf bu kararlara özgü bir yasa yolu ihdas etmek için yapılmamıştır. Anılan Yasa sadece istinaf yasa yolunun kabulü üzerine ilgili yasalarda istinaf yolunun mevcudiyetini göstermek amacıyla 02.03.2005 günü kabul edilmiş ve 01.04.2005 gününden itibaren yürürlüğe gireceği kabul edilmiş bir yasadır. Zira adından da anlaşılacağı gibi yasa yolundan söz edilebilmesi için bu yolun bir yasal düzenleme ile kabul edilmesi gerekir. Böylelikle İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen davalar ve şikayetler için bir "istinaf" yasa yolu olduğu vurgulanmıştır.
O tarihte istinaf yasa yolu kabul edilmekle birlikte istinaf denetimi yapacak bölge adliye mahkemeleri henüz kurulmadığından, yine o tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanmaya devam edilmiştir.
Sorun 01.10.2011 yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile ortaya çıkmıştır. Gerçekten de bu Yasa'nın 382'nci maddesinin 2 numaralı fıkrasının "İcra ve iflas hukukundaki çekişmesiz yargı işleri" başlıklı f bendinin 4 numaralı alt bendi iflasın kapatılmasının bir çekişmesiz yargı işi olduğunu açıkça göstermiştir.
Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362'nci maddesinin 1 numaralı fıkrasının ç bendinde çekişmesiz yargı işleri sonucunda verilecek hüküm ve kararlara karşı temyiz yasa yoluna başvurulamayacağı açıkça gösterilmiştir.
Daha sonra 2016 yılında bölge adliye mahkemelerinin kurulması ile istinaf yasa yolu denetimi hayatiyet kazanmış ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri de uygulama yeteneğini kaybetmiştir.
Gelinen noktada eldeki istem bir çekişmesiz yargı işi olup, buna ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı kesin nitelikte olduğundan, karara karşı temyiz yolunun açık olduğunun yazılması yasaya aykırıdır.
Kaldı ki İcra ve İflas Kanunu'nun 217'nci maddesinde gösterilen ilana rağmen gider yatırmayan alacaklıların kararı yasa yoluna götürme hakları dahi tartışmaya açıktır.
Bu bağlamda özel yasa genel yasa ilişkisine de değinilmelidir. İlk anda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun temyize ilişkin hükümlerinin İcra ve İflas Kanunu'ndaki temyize ilişkin hükümlere göre genel nitelikte olduğu ve genel yasadaki değişikliğin özel yasayı ilga etmeyeceği düşüncesi uyanabilir. Fakat bu düşünce yerinde değildir. Çünkü önceki usul yasasında bulunmayan "çekişmesiz yargı işleri" tanımı ve sınıflandırması yeni usul yasası ile açıkça yapılmış ve buna Yargıtay yolu kapatılmış olmakla yasa koyucunun bir genel yasa değişikliği yapmak iradesinden çok münferit her bir özel yasada yer alan hükümlerle uğraşmak yerine bütün bunları kapsayan ve ilga eden bir özel kısıtlama getirme iradesini ortaya koyduğu kabul edilmelidir.
Bilindiği üzere usul yasalarındaki değişiklikler derhal uygulanır. Bu, yeni hükmün daha teminatlı bir yargılama sağladığı kabulüne dayanmaktadır. Türk hukukunda bu konudaki son hüküm Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362'nci maddesidir ve çekişmesiz yargı işlerinde bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı yasa yolu kapatılmıştır.
Her ne kadar konkordatonun tasdiki de bir çekişmesiz yargı işi ise de İcra ve İflas Kanunu 2018 yılında, yani Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğünden sonra bu konuda yasa yolunu açtığını müstakil bir hükümle (İİK m.308/a) ifade etmiştir. Yasa koyucunun bu hassasiyeti göstermesi, bir diğer ifade ile genel hükümden sonra özel hüküm koyma tercihi yukarıdan beri anlatmaya çalıştığım yaklaşımın ve ortaya konulan iradenin bir tezahürü niteliğindedir.
IV
Gösterdiğim yasal düzenlemeler ve yaptığım açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemelerince iflas tasfiyesinin tatili üzerine verilen iflasın kapatılması kararlarının istinaf incelemesi üzerine bölge adliye mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, Dairemiz kararının hüküm fıkrasının son paragrafındaki "...Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere..." ibaresinin yazılmasına muhalifim.
Hakim