Danıştay 6. Daire Başkanlığı
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2022/8091 E. , 2023/6781 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
2.… Bakanlığı …
DAVANIN KONUSU : Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, … sayılı parsele ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09/04/2021 tarihli, 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda; taşıt yollarının değiştirilmesine ilişkin itirazın kabul edilerek, bu kapsamda taşınmaza ilişkin "Gelişme Konut Alanı (Emsal 1:50 Yençok:10 kat), Özel Sosyal Tesis Alanı (Emsal 1:00 Yençok:5 kat), Park, Genel Otopark Alanı ve Yol" kullanım kararları getirilmesine yönelik olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu parselin 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alan", 75010 numaralı plan kapsamında ise "spor tesisleri ve rekreasyon alanı" kullanımlarında kaldığı, dava konusu imar planı değişiklikleri ile "gelişme konut alanı" olarak belirlendiği ve yapılaşma koşullarının tanımlandığı, dava konusu alana ilişkin 12/11/2019 tarihli, 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ile 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/2024 sayılı dosyasında açılan davada alınan bilirkişi raporu esas alınarak işbu davada dava konusu imar planlarının iptaline karar verilmesinin talep edildiği, alanda üçüncü defa plan değişikliği yapıldığı, dava konusu imar planı değişikliklerinin hiçbir bilimsel, teknik, nesnel gerekçesinin bulunmadığı, plan değişikliklerinin parçacı bir yaklaşımla ele alındığı, üst ölçekli plan bütünlüğünü bozucu nitelikte olduğu, üst ölçekli plan ve planın bütünleyicisi olan "uygulamaya yönelik çerçeve plan koşulları" ile plan raporlarına aykırı olduğu, imar planı değişikliğine konu alanın Oran Piknik Alanı olarak tanımlanan ve halen kentliler tarafından kullanımına devam edilen yeşil alan olduğu, yakın çevresindeki Sinpaş Altınoran, Güneypark Ankara, Marina Ankara gibi konut projelerinin bulunduğu alana ilişkin imar planlarının defalarca iptal edilmesine rağmen İmrahor Vadisinin doğal yapısını bozan, vadi tabanının yapılaşmaya açılmasını öngören plan değişikliklerinin gerçekleştirildiği, E:1.50, Yençok:10 kat yapılaşma koşullarının 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planına aykırı ve çevre ile uyumsuz olduğu, yoğun nüfus ve konut kullanımı öngörüsünün bilimsel ve çevresel etüde dayalı teknik gerekçesinin bulunmadığı, dava konusu imar planları ile getirilen yeni kullanımın çevresiyle kurduğu ilişkinin ve yapı yoğunluğunun irdelenmediği, ulaşım sistemine, zorunlu altyapı alanlarının dağılımına ve kent bütününe etkilerine ilişkin zorunlu teknik çalışma ve değerlendirmelerin yapılmadığı, mevcut trafik yüküne ilave gelecek trafik yükünün hesaplanmadığı, çevre fonksiyonlarla ilişkilerin ve doğacak altyapı gereksinimlerinin değerlendirilmediği, kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporunun hazırlanmadığı, bina yüksekliğinin serbest bırakılmasının çevre yapılarla uyumlu ve insan ölçeğine uygun olmayan, çevresinin güneş ve hava almasına engel olacak ve ısı adası oluşturacak bir yapı tasarımına neden olacağı, eşdeğer alan ayrılmadığı ileri sürülerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Davanın süresinde açılmadığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasında yer alan zorunlu yasal koşulları taşımayan dava dilekçesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, 09/04/2021 tarihli ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylanan imar planı değişikliklerine askı süresinin sonunda Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan itiraz üzerine imar planlarının revize edilmesi sonucunda dava konusu imar planlarının onaylandığı, 3194 sayılı İmar Kanununun Ek-3. maddesi uyarınca, özelleştirme programında bulunan taşınmazlara yönelik her tür ve ölçekteki imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına, onaylama yetkisinin ise Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, bu yetki kapsamında sadece özelleştirme kapsam ve programındaki taşınmazlara yönelik olarak planlama yapılabildiği, planlama alanında %41,46 oranında "konut alanı", %58,54 oranında donatı alanı ayrıldığı ve bu suretle donatı alanının fazlasıyla karşılandığı, özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin mevzuat hükümleri kapsamında eşdeğer alan ayrılması hukuken mümkün olmadığı gibi koşullar nedeniyle fiziken de mümkün olmadığı, dava konusu işlemde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09/04/2021 tarihli, 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır. 3194 sayılı İmar Yasasının "Amaç" başlıklı 1.maddesinde; "Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.", "Kapsam" başlıklı 2.maddesinde; "Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapılar bu Kanun hükümlerine tabidir." hükmü yer almış, "Mekânsal planlama kademeleri" başlıklı 6.maddesinde; Mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluştuğu, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı, mekânsal strateji planlarında; kalkınma planı ile varsa bölge planları, bölgesel gelişme stratejileri ve diğer strateji belgelerinde ortaya konulan hedeflerin dikkate alınacağı, düzenlenmiş ve "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8.maddesi de; İmar Planlarının; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana geldiği; mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı; planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonlarının; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorunda olduğu; planların, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği; imar planlarının ilanı, itirazlar ve planın kesinleşmesine ilişkin süreçlerin neler olduğu; onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de aynı usullere tâbi olduğu; imar planlarında bina yüksekliklerinin yençok: serbest olarak belirlenemeyeceği; imar planları, bir kısım uygulama işlemleri, imar mevzuatına konu edilen orto-görüntüler ile diğer coğrafi veri ve bilgilerin, sayısal olarak; üretilmesi, elektronik ortamda ilan edilmesi, Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı ile entegrasyonunun sağlanması ve bedelsiz olarak Bakanlığa gönderilmesi, Bakanlıkça tesis edilecek elektronik ortam üzerinden paylaşılması, arşivlenmesi ve güncellenmesinin zorunlu olduğu, yapı ruhsatına ilişkin işlemlerde bu verilerin esas alınacağı; arazi kullanımı ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulacağı; kentsel asgari standartların, Bakanlıkça belirlenen esaslar doğrultusunda çevre düzeni planı ile belirlenebileceği; uygulamaya ilişkin kararların, yörenin koşulları, parselin bulunduğu bölgenin genel özellikleri, yapının niteliği ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, çevreye etkisi dikkate alınarak ve ölçüleri verilerek Bakanlıkça belirlenen esaslara göre uygulama imar planında belirleneceği, vb. kurallar ile plan müellifi, yerleşmenin özellikleri, denetim gibi hususlara ilişkin kuralları düzenlemektedir. 3194 sayılı İmar Yasasına 14/02/2020 tarihli 7221 sayılı Yasanın 12 maddesi ile eklenen Ek-8 maddesinde; "Plan değişiklikleri, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçeleri sağlamak şartıyla yerleşmenin özelliğine uygun olarak yapılır. Plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak planı onaylayacak idareye sunulur. Parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklikleri yapılamaz." kuralına yer verilmiştir. Aynı Yasanın 9.maddesine 24/11/1994 tarihli, 4046 sayılı Yasanın 41.maddesi ile eklenen 2.fıkra; "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 3/4/1997 - 4232/4 md.) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler." hükmünü içermektedir. Aynı Yasanın 03/07/2005 tarihli, 5398 sayılı Yasanın 12.maddesi ile eklenen, 24/07/2008 tarihli, 5793 sayılı Yasanın 15.maddesi ile değişik Ek-3 maddesinde; "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…)(1) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmüne yer verilmiştir. 2872 sayılı Çevre Yasasının 2.maddesinde; Çevre: Canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları biyolojik, fiziksel, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamı, Çevre korunması: Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü, Çevre kirliliği: Çevrede meydana gelen ve canlıların sağlığını, çevresel değerleri ve ekolojik dengeyi bozabilecek her türlü olumsuz etkiyi, Sürdürülebilir çevre: Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini, Sürdürülebilir kalkınma: Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi, ifade eder şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Yasanın "Çevrenin korunması" başlıklı 9.maddesi; "Çevrenin korunması amacıyla; a) Doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunması esastır. Biyolojik çeşitliliği koruma ve kullanım esasları, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınarak belirlenir. b) Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. c) Ulusal mevzuat ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınarak koruma statüsü kazandırılmış alanlar ve ekolojik değeri olan hassas alanların her tür ölçekteki plânlarda gösterilmesi zorunludur. Koruma statüsü kazandırılmış alanlar ve ekolojik değeri olan alanlar, plân kararı dışında kullanılamaz. d) Ülke ve dünya ölçeğinde ekolojik önemi olan, çevre kirlenmeleri ve bozulmalarına duyarlı toprak ve su alanlarını, biyolojik çeşitliliğin, doğal kaynakların ve bunlarla ilgili kültürel kaynakların gelecek kuşaklara ulaşmasını emniyet altına almak üzere gerekli düzenlemelerin yapılabilmesi amacıyla, Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak tespit ve ilan etmeye, bu alanlarda uygulanacak koruma ve kullanma esasları ile plân ve projelerin hangi bakanlıkça hazırlanıp yürütüleceğini belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. Bu bölgelere ilişkin plân ve projelerde; 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 9 uncu maddesi, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun plân onama yetkisini düzenleyen hükümleri, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 8 inci maddesinin tabiat varlıkları, doğal sit alanları ve bunların korunma alanlarının tespit ve tescili dışında kalan yetkileri düzenleyen hükümleri ile aynı Kanunun 17 nci maddesinin (a) bendi hükümleri uygulanmaz." hükümlerini düzenlemiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Yasanın "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1.maddesinin A/c bendinde; Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemek, bu Kanunun amaçları arasında sayılmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5.maddesi; "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.", "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35.maddesi; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.", "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56.maddesi; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir." ve "Konut hakkı" başlıklı 57.maddesi; "Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler." kurallarını hüküm altına almıştır.
Anayasanın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, her türlü işlem ve eylemi hukuka uygun, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurmayı amaçlayan ve bunu geliştirerek sürdüren, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren devlettir. Hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olan hukuk güvenliği, normların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Anayasanın 35. maddesinde mülkiyet hakkı, miras hakkıyla birlikte bir temel hak olarak güvence altına alınmıştır. Mülkiyet hakkı kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek ve kanunların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf olanağı veren bir haktır. Devlet, mülkiyet hakkına ancak kamu yararı amacıyla ve kanuna uygun olarak müdahale edebilir.
Diğer taraftan, Anayasanın 10. maddesinde; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." hükmüne yer verilmiş ve böylelikle hukukun üstünlüğü esas tutularak bir tek kişiye veya kimi topluluklara aynı durumda bulunanlardan daha çok veya daha geniş hak ve yetkiler tanınması suretiyle yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır.
Nitekim, yasaların ve yasalarla getirilen kuralların genel olması, hukuk devleti ve yasa önünde eşitlik ilkelerinin bir sonucudur. Yasanın genelliğinden anlaşılan, belli bir kişiyi hedef almayan, özel, aktüel, geçici bir durumu gözetmeyen, önceden saptanıp, soyut biçimde herkese uygulanabilecek kurallar içermesidir. Buna göre, yasa kurallarının her şeyden önce genel nitelikte olması, herkes için objektif hukuki durumlar yaratması ve aynı hukuki durumda bulunan kişilere ayrım gözetilmeksizin uygulanabilir olması gerekir. İmar hukuku bakımından anılan Anayasal ilkelere ek olarak Anayasanın mülkiyet, sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması ile konut haklarına ilişkin 35., 56. ve 57.maddeleri ayrıca önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, 3194 sayılı İmar Yasasının 9.maddesine 03/07/2005 tarihli, 5398 sayılı Yasanın 19.maddesi ile eklenen fıkrada yer alan "...imar mevzuatındaki kısıtlamalara tâbi olmaksızın..." ibaresi, Anayasa Mahkemesi'nin 05/01/2006 tarihli ve E:2005/98, K:2006/3 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi bu kararında, 2949 sayılı Yasanın 29.maddesi uyarınca yasaların Anayasa'ya aykırılığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelerle bağlı olmadığını belirterek, Anayasa'nın 10.maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenilen ibareyi Anayasa'nın 5. ve 56.maddeleri yönünden de incelemiş ve "idarenin imar mevzuatındaki kısıtlamaların dışında tutulması, Anayasa'nın 5. ve 56.maddeleri ile bağdaşmaz" ifadesine yer vermek suretiyle iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda yer verilen kararında, 3194 sayılı Yasanın Ek-3.maddesi yönünden ise; iptali istenilen kural ile, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının imar planı yapma ve değiştirme konusunda genel yetkili kılınmadığını, kullanılacak yetkinin özelleştirme programına alınmış bulunan kurumlara ait arsa ve arazilerin imar planları ile sınırlı olduğunu, çevre imar bütünlüğünün her halde korunacak olmasının kullanılacak imar yetkisinin sınırlı bir çerçevede geçerli olacağını gösterdiğini, birden fazla imara yetkili kurumun yetki kapsamına girmesi durumunda bu kurumların görüşlerine başvurulması, Bayındırlık ve İskan Bakanlığının uygun görüşünün alınması (5793 sayılı Yasanın 15.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda anılan Bakanlığın uygun görüşünün alınması gereği maddeden çıkarılmıştır) ve çevre imar bütünlüğünün bozulmaması gerekleri gözetildiğinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkili kılınmasının keyfi uygulamalara yol açacak nitelikte görülmediği sonucuna ulaşılmış ve istemin reddine karar verilmiştir. Somut olayda, dava konusu imar planı değişiklikleri 3194 sayılı İmar Yasasının Ek-3.maddesi ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 3. ve geçici 29.maddeleri ile 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin geçici 8.maddesi gereğince yapılmıştır.
UYUŞMAZLIK KONUSU İŞLEMİN DAYANAĞI OLAN 3194 SAYILI YASANIN EK-3 MADDESİNİN ANAYASAYA UYGUNLUK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ;
1.3194 sayılı İmar Yasasının 8. ve Ek-8.maddelerinin; imar planlarının ve plan değişikliklerinin hazırlanması ve yürürlüğe konulması ile koşul ve kısıtlarına ilişkin genel kuralları emredici şekilde hüküm altına aldığı açıktır. Aynı Yasanın salt Ek-3.maddesine göre imar planlaması yapılması halinde, 8., ve Ek-8. maddelerin göz ardı edilmesi ve "idarenin imar mevzuatındaki kısıtlamaların dışında tutulması" sonucunu doğuracaktır. Yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri dikkate alındığında, imar planlarının hazırlanması ve yürürlüğe konulmasına ilişkin esasları belirleyen 8.maddenin ve genel düzenlemeler içeren Ek-8.maddenin öncelikli olarak uygulanması gerektiği tabiidir. Nitekim Ek-3.maddede, söz konusu 8. ve Ek-8.maddede düzenlenen genel hükümlerin uygulanmayacağına ilişkin bir ibare de yer almamaktadır. Hal böyle iken, Ek-3.maddeye göre ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılan plan değişikliklerinin, plan değişikliği için gerekli kriterlerin sağlanması bakımından yeterli olduğu varsayımı üzerine işlem tesis edilmesinde başta eşitlik, hukuk devleti, yasaların genelliği olmak üzere Anayasal ilkelere ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Yine, 3194 sayılı İmar Yasasının Ek-8 maddesinde; parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişikliklerinin yapılamayacağının kurala bağlanmasına rağmen, dava konusu işlem parsel bazında ve daha önce hiç yapılaşma olmayan ve hatta 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alan" lejantı ile gösterilerek yapılaşması yasaklanan bir alanda yapılmıştır.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 6.maddesinin 2.fıkrasında; mekânsal planların, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanacağı, her planın, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorunda olduğu; aynı Yönetmeliğin 7.maddesinde ise; planların, kamu yararı amacıyla yapılacağı, kademesine ve ölçeğine göre ve yapılış amacının gerektirdiği ayrıntı düzeyinde kalmak koşuluyla alt kademedeki planları yönlendireceği, üst kademe planların, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen planlar olduğu, doğal, tarihi ve kültürel değerlerinin koruma ve kullanma dengesinin sağlanmasının esas olduğu, yapıların ve çevrenin kalitesinin artırılması için planlarda gerekli sağlıklaştırma ile ilgili kararlara yer verileceği, planlarda afet, jeolojik ve doğal verilerin esas alınacağı, varsa mevcut geleneksel dokunun korunmasının esas olduğu, planların, çevresinde veya bitişiğinde yer alan mevcut planlar ile uyumlu hazırlanacağı, korunacak alanların çevresinde yapılan planların ise bu alanların hassasiyeti dikkate alınarak hazırlanacağı, düzenlenerek Yasa hükümlerine mekânsal planlama kademeleri ve ilişkileri ile genel planlama esasları bakımından açıklık getirilmiştir.
Öte yandan, 3194 sayılı Yasanın Ek-3 maddesinde; "...imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları.....Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılarak veya yaptırılarak..." hükmü ve aynı Yasanın 9.maddesinin 2.fıkrasında; "... arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 3/4/1997 - 4232/4 md.) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer." hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler irdelendiğinde İmar Yasasında Özelleştirme İdaresi Başkanlığına imar planı yapma ve yaptırma yetkisi tanınırken genel ilke ve kurallardan tamamen uzaklaşılmadığı, ancak özelleştirme programına alınan kurumlara ait arsa ve arazilere ilişkin olarak ayrıksı bir yetkilendirme yapıldığı görülmektedir. Nitekim kişi ve topluluklar lehine, Anayasal ilke ve kuralları ihlal edecek şekilde genel yasal düzenlemelerin aksine ayrıcalıklar tanınmasının hukuk düzenince korunması düşünülemeyeceğinden, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının imar planı yapma yetkisinin, imar planlarının amaç, kapsam, ilke ve esaslarını zedelemekten uzak bir kapsamda belirlenmesinin zorunluluk arz ettiği kuşkusuzdur.
Ancak yine konuya ilişkin yasal düzenlemeler irdelendiğinde, yetkisi kapsamında olduğu belirlenen alanlarda, bir yandan Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak imar planı/değişikliği/revizyonu ve mevzi imar planının Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılacağı belirtilirken, diğer yandan bu planların her tür ve ölçekte yapılacağı belirtilmek suretiyle son derece çelişkili bir düzenleme yapıldığı görülmektedir. 3194 sayılı Yasanın 6.maddesi uyarınca imar planları ile ilgili esaslar kapsamında mekansal planlama kademelerine uyulması gerekmekte olup özelleştirme programına alınan kurumlara ait arsa ve arazilere ilişkin imar planlarının da belirtilen mekansal planlama kademelerine uyularak hazırlanması gerektiği tabiidir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılacak planların Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak şekilde hazırlanması öngörülerek, söz konusu arsa ve arazi parçalarına ilişkin planlama yapılırken, ait olduğu bölgenin ve yerleşme alanının özelliklerine uygun ve bütünsellik gösteren mevcut plan kademesine aykırı bir durumun ortaya çıkmasını önlenmek bakımından yerinde bir düzenleme yapıldığı görülmektedir. Buna karşın her tür ve ölçekte plan yapılacağının öngörülmesi "çevre imar bütünlüğünü bozmayacak" ibaresinin anlamını yitirmesine neden olmaktadır. Dolayısıyla "imar mevzuatındaki kısıtlamalara tabi olmaksızın" ibresine yer verilmeksizin imar mevzuatındaki kısıtlamalardan âri işlem yapılabilmesi olanaklı kılınmıştır. Zira, her tür ve ölçekte plan yapma yetkisinin tanınması, mevcut plan kademesinin dışına çıkılarak ve plan bütünlüğü göz ardı edilerek bambaşka plan kararları geliştirilmesi sonucunu doğurmaya elverişli olup üst ölçekli plan kararlarının etkisiz hale getirilmesine olanak sağlayacak mahiyettedir. Kaldı ki, çevre düzeni planları ölçeği gereği leke plan niteliğinde olduğundan, imar mevzuatındaki çevre düzeni planına ilişkin olarak belirlenen kriter, usul, yöntem ve kurallar uygulanmak suretiyle bütünsel plan kararlarının oluşturulması zorunlu olduğundan ve çevre düzeni planının parsel ölçeğine indirgenmesi suretiyle anlamsızlaştırılmaması gerekir.
Nitekim, somut olayda 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında konumu, zemin durumu, taşıdığı özellikler ve çevresiyle ilişkileri dikkate alınarak "ağaçlandırılacak alan" kullanımında planlanan parsel, (zemin durumu itibarıyla kısmen dolgu alanlarından oluştuğundan ve yüksek eğim özelliği gösterdiğinden dolayı önlemli alan kapsamında) üst ölçekli plan kademesinin dışına çıkılarak, tüm ölçeklerde mevcut plan kararları yok sayılarak, plan bütünlüğü gözetilmeksizin ve parçacı bir müdahale ile yapılaşmaya açılmıştır.
Dava konusu imar planı değişiklikleri, davalı idarenin her tür ve ölçekte imar planı yapabilme yetkisinin bir tezahürü olarak Anayasanın devletin temel amaç ve görevlerine ilişkin 5.maddesi, mülkiyet hakkına ilişkin 35.maddesi ile sağlık, çevre ve konuta ilişkin 56. ve 57.maddelerine aykırı şekilde gerçekleştirilmiş olup 3194 sayılı Yasanın Ek-3.maddesinin belirtilen ibarelerinin "belirtilen gerekçelerle" iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmektedir.
2.Diğer taraftan, dava konusu imar planı "değişikliği" olmakla beraber yukarıdaki değerlendirmelerin devamı olarak belirtmek gerekmektedir ki; özelleştirme programına alınan kurumlara ait arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan alanlar sınırlı, hatta kimi zaman alansal olarak pek de büyük sayılamayacak ve çoğu zaman tek başına bir imar adası oluşturmayan parsellerden oluştuğu halde 3194 sayılı Yasanın Ek-3 maddesinde imar planının "revizyon" şeklinde yapılabileceğinin düzenlenmesi bir diğer çelişkiyi ifade etmektedir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 25.maddesinde; imar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya uygulamasının mümkün olmadığı durumlar ile üst kademe plan kararlarına uygunluğunun sağlanması amacıyla planın tamamının veya plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi için bu Yönetmelikte belirtilen ilke, esas ve standartlara uygun olarak imar planlarında revizyon yapılacağı, düzenlenmiştir. Özelleştirme İdaresi Başkanlığının imar planı yapma ve değiştirme konusunda genel yetkili kılınmadığı, plan yapma yetkisinin yasada belirtilen alanlar ile sınırlı olduğu belli olduğu halde plan revizyonu yapabileceğinin düzenlenmesi Anayasanın 123., 126 ve 127.maddelerine uygun olmadığından anılan ibarenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmektedir.
3.4046 sayılı Yasanın 1.maddesinde hüküm altına alınan "ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek" amacıyla özelleştirilme yapılmasına olanak sağlayan kuralın, dava konusu imar planı değişikliklerinin gerekçesi haline getirildiği ve 3194 sayılı Yasanın amaçlarının, Anayasal ilke ve esasların ve çevre mevzuatı başta olmak üzere özelleştirmeye konu alanda uygulanması gereken diğer yasa kurallarının anılan hüküm dikkate alınarak göz ardı edildiği gözlenmektedir.
Bu noktada, davalı idarenin imar planı yapma yetkisinin yasada belirtilen arsa ve araziler ile sınırlı oluşu; mekansal plan kademelenmesi, projeksiyon nüfus öngörüsü, yerleşmelerin yön ve büyüklüğü, çevre, doğal sınırlar, zemin durumu vb. etkenlere bağlı yer seçimi kriterleri, kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanları, ulaşım sistemleri gibi değişkenlere göre belirlenen ve imar planlamasına hakim olan şehircilik ilkeleri ve planlama esasları bakımından ne kadar doğru bir düzenleme yapıldığı sorusunu akla getirmektedir. 3194 sayılı Yasanın Ek-8 maddesinde yer alan "Parsel bazında; nüfusu, yapı yoğunluğunu, kat adedini, bina yüksekliğini arttıran imar planı değişiklikleri yapılamaz." kuralı, plan bütünlüğünün korunması ve genel hükümler ile çelişen ayrıcalıklı durumları önlemek bakımlarından önemlidir. Her ne kadar, davalı idarenin yetki alanı kapsamında planlama yapmasından doğal bir durum olmayacağı düşünülse de, davalı idarece çevre imar bütünlüğü bozmayacak bir planlamanın gerçekleştirilebilmesi için planlama alanına ilişkin mevcut plan kararlarını üreten genel yetkili idare ile koordineli şekilde imar planı değişikliği yapılması veya ilk defa imar planı kararları üretilecek ise mevcut çevre düzeni planı hükümlerinin imar mevzuatına uygun şekilde alt ölçekte ayrıntılandırılması, yani yeni bir çevre düzeni planı yapılmak suretiyle mevcut çevre düzeni planının yok sayılmaması hukuka uygunluğun sağlanması bakımından oldukça büyük önem taşımaktadır. Bunun için de davalı idareye arsa ve arazi parçalarına ilişkin olarak tanınan, "her tür ve ölçekte" yani neredeyse sınırsız bir şekilde plan yapma yetkisinin plan bütünlüğünün bozulmaması ve imar mevzuatına hakim olan genel kurallara aykırı bir durumun oluşmaması için parsel bazlı kullanılamaması ve bütünsel plan kararları içerisinde taşıdığı özellikler dikkate alınmak suretiyle ele alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Söz konusu arsa ve arazilerin, üst ölçekli planlar ve mevcut plan dokusu içindeki konumu ve özellikleri bir bütün olarak ele alınmak suretiyle ve uygulamada karşılaşılan sorunlar da dikkate alınarak idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğinden, 3194 sayılı Yasanın Ek-3.maddesinde geçen "arsa ve araziler" ibaresinin Anayasanın 5., 35., 56. ve 57.maddelerine aykırı olması nedeniyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmektedir.
4.Yukarıdaki açıklamaların devamı olarak, 3194 sayılı İmar Yasasının 9.maddesinde yer alan "mevzi imar planlarının" ibaresi de imar mevzuatına hakim olan planların bütünselliği ve kademeli birlikteliği ilkelerine aykırıdır. Yasada bir yandan imar planlarına parçacı müdahale edilmesi uygun bulunmazken bir yandan davalı idareye mevzi imar planı yapma yetkisi tanınmasının Anayasanın 5., 56. ve 57.maddelerine uygun olmadığı ve anılan ibarenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği düşünülmektedir.
Anayasa Mahkemesine başvurulmaması halinde;
UYUŞMAZLIĞIN ESASINA YÖNELİK İNCELEME:
1.3194 sayılı İmar Yasasının 1.maddesinde imar planlarının amacının; yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak olarak belirlendiği, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Yasanın amacının; ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek olarak ifade edildiği, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği açıklama raporunda plan değişikliği gerekçesi olarak ise; “Özelleştirme kapsam ve programında yer alan parselin ülke ekonomisine katkı sağlaması ve ölçekler arası bütünlüğün sağlanması amacıyla Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... mahallesi, ... ada … no.lu parsele ait 1/25.000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği hazırlanmıştır. Bu çerçevede, ... ada … no.lu parsel “Kentsel Gelişme Alanı” olarak planlanmıştır.” ifadelerinin yer aldığı görülmektedir. Somut olayda, dava konusu imar planı değişikliğinin ülke ekonomisine katkı sağlamak amacıyla yapıldığı görülmekte olup bu amacın, imar planlarının İmar Kanununda belirtilen asıl amaçlarına aykırı şekilde belirlenmesi tümüyle hukuka aykırıdır. Eğer "ülke ekonomisine katkı sağlamak" amacıyla imar planı yapılacak ise İmar Kanununda belirlenen amaçlarından sıyrılarak değil, bu amaçlarla ekonomik amaçları uzlaştırarak planlama yapılması doğru bir yaklaşım olacaktır. Davalı idare tarafından ise, söz konusu plan değişikliğinin üst ölçekli plan kararları ile uyumsuzluğunun giderilmesi için halihazırda mevcut olan tüm imar planı ölçeklerinde değişikliğe gidildiği görülmektedir. Bu durum dava konusu imar planlarının, 3194 sayılı Yasa'da belirtildiği şekilde, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak olarak açıklanan imar planlarının amaçlarının göz ardı edilerek yapıldığını ortaya koyduğundan işlemin amaç unsuru bakımından sakat olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
2.Somut olayda, İmrahor Vadisi yamacında yer alan, çevresel özellikleri ve konumu itibarıyla korunması gereken alan niteliğindeki, yüksek eğim özelliği gösteren ve zemin durumu normal yapılaşmaya uygun olmadığı için, yüksek maliyetlerle gerçekleştirilecek sıra dışı mühendislik yöntemlerinin uygulanması suretiyle yapılaşması olanaklı olan bir alanda imar planı yapılmış olup kural olarak öncelikle zemin ve imar mevzuatında belirlenen diğer koşullar yönünden uygun olan alanların imar planlarının yapılması gerektiğinden, dava konusu plan değişikliğinde mevzuata, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı görülmektedir. Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/7444 ve E:20217565 sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporundaki ayrıntılı değerlendirmeler dava konusu planların hukuka aykırı olduğu kadar teknik açıdan ne kadar sakıncalı olduğunu da ortaya koymaktadır. Ayrıca yukarıda yer verilen çevrenin korunmasına ilişkin Anayasal ve yasal hükümlere de uyulmadığı ve böylece idarece, gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, sürdürülebilir çevre ve kalkınma ilkelerine göre işlem tesis etmesi gerektiği kuralına aykırı davranıldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak; Açıklanan nedenlerle, 3194 sayılı Yasanın Ek-3 maddesinin; "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin,..." kısmında yer alan "arsa ve araziler" ve "arsa ve arazilerin" ibarelerinin; aynı maddenin devamında yer alan "...imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak..." ibaresinden sonra gelen "her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları" ibaresinin ve, 3194 sayılı Yasanın 9.maddesinin 2.fıkrasında yer alan; "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak Çevre İmar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 3/4/1997 - 4232/4 md.) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer." hükmünde yer alan "arsa ve arazilerin" ve "mevzi imar planlarının" ibarelerinin yukarıda açıklandığı üzere Anayasa'nın 5.,10, 35, 56, 57., 123, 126 ve 127.maddelerine aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından, Anayasanın 152. ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 40. maddesinin 1. fıkrası uyarınca söz konusu ibarelerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasının uygun olacağı düşünülmekte olup bunun uygun görülmemesi halinde ise bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, Anayasal ve yasal mevzuata, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve üst ölçekli plan kararlarına aykırı olarak çevresel özellikleri, konumu ve zemin özellikleri bakımından "ağaçlandırılacak alan" kullanımında korunması gerekirken parselin yapılaşmaya açılması yönünde gerçekleştirilen dava konusu imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISl DÜŞÜNCESİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 09/04/2021 günlü, 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda; taşıt yollarının değiştirilmesine ilişkin itirazın kabul edilerek, Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 20/07/2022 günlü, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden, Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, … parsel sayılı, mülkiyeti Hazineye ait olup, "alarm iskan tesisi" olarak Milli Savunma Bakanlığına tahsisli uyuşmazlığa konu taşınmazın, Özelleştirme Yüksek Kurulunun … günlü, … sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı, İmar İdare Heyeti tarafından . günlü, … sayılı karar ile onaylanan 1/1000 ölçekli MSB Alarm İskân Tesisleri Yerleşim Alanı Mevzii İmar Planı ile 11/02/1986 günlü, 293 sayılı İmar İdare Heyeti parselasyon planında, “spor tesisleri ve rekreasyon alanları”; 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında "askeri alan"; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alan" kullanımında kaldığı, taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve 12/11/2019 günlü, 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile "kentsel gelişme alanı" kullanımı; 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile "(251-400kişi/ha) yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı", "sosyal altyapı alanı", " park alanı", "genel otopark" ve "taşıt yolu" kullanımları; 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile de "(emsal 2,00; yençok: serbest) gelişme konut alanı", "anaokulu alanı (emsal 0,50; yençok: 2 kat)", "park alanı", "otopark" ve "yol alanı" kullanımlarının belirlendiği, bu planlara askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan plan değişikliklerinin 09/04/2021 günlü, 3805 sayılı, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylandığı, buna göre; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "eğitim alanı", "sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt.ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında da "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:0.50, Yençok:2 kat) anaokulu alanı", "(E:0.50, Yençok:3 kat) sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt. ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararlarının getirildiği anlaşılmaktadır.
09/04/2021 tarihli plan değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, taşıt yollarına yönelik itiraz kabul edilerek, 20/07/2022 günlü, 5822 sayılı dava konusu Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:1.00, Yençok:5 kat) özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararlarının öngörüldüğü anlaşılmaktadır. 09/04/2021 onay tarihli plan değişikliklerinin iptali istemiyle açılan ve Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/7444 ve E:2021/7565 sayısına kayıtlı dosyalar nedeniyle yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporlarda sonuç olarak özetle: Dava konusu alanın, yürürlükteki üst ölçekli plan olan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … günlü, … sayılı kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli “2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı'nda 'Açık ve Yeşil Alanlar' başlığında "Ağaçlandırılacak Alan" kullanım kararının, parçacıl bir şekilde alınmış bir planlama kararı olmadığı, parselin 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının alt bölgelerinden biri olan Güney Planlama Bölgesi'nde yer aldığı ve bu bölgenin Çankaya ve Gaziosmanpaşa'nın güneyi ile ... sırtlarından başlayarak ODTÜ ormanları, Mogan ile Eymir Gölleri ve bu göllerin oluşturduğu ekosistem ile oluşan bir bölge olduğu, bu doğrultuda dava konusu “Ağaçlandırılacak Alan"ın Ankara'nın güneyindeki ekosistemin bütünlüğünü oluşturan bir kuşağın parçası olduğu ve 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planına ait Plan Açıklama Raporu'nun 89. sayfasında bu nitelikteki alanlara ilişkin; "Kentsel yerleşik alanı çevreleyen açık-yeşil alanlar ve havzaların yeşil kuşak tanımlayabilecek bir bütünlükte tanımlanması sağlanacak, bu amaçla; orman, ağaçlandırılacak alan ve tarım alanlarının bir yeşil kuşağın parçası ve bütünleri olarak yerleşim dışı tutulmasına yönelik her türlü strateji geliştirilerek titizlikle uygulanacaktır." müdahale biçimi/stratejisinin geliştirildiği, planın Planlama Stratejilerinde dava konusu alanın "YS2 - Yeşil ve Açık Alan Sistemleri - İmrahor Vadisi” müdahale biçimi/stratejisiyle tanımlandığı, YS2 kuşağında "Mogan — Eymir sisteminin kent merkezine İncesu Vadisi ile girdiği yeşil sistemin başlangıcını ve önemli bir parçasını oluşturan İmrahor Vadisinin korunarak rekreasyonel açıdan kente kazandırılması yönünde vadi içerisindeki mülkiyet problemini çözmek ve kirlilik yaratan sanayi faaliyetlerinin kaldırılmasını sağlamak planlanmıştır." kararının geliştirildiği, dava konusu alanın bu strateji ve karar kapsamında "ağaçlandırılacak alan" kullanımına ayrıldığı, alanın dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğiyle “Kentsel Gelişim Alanı” olarak belirlenmesinin üst ölçekli planın “doğal alanların korunması” ve “açık ve yeşil alan sisteminin oluşması” ana kararına aykırılık teşkil ettiği, 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı'nın bütünlüğünü ve iç tutarlılığını, koruma-kullanma dengesini bozduğu; - Parselin güney yönündeki büyük bölümünün eğimli bir arazi olup, sadece kuzey kesimde MSB Lojmanları ile TRT Kampüsüne yakın sınırlı bir kesimde düz arazi niteliği gösterdiği, Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporuna göre ise alanın tamamının “önlemli alan” statüsünde olduğu, plan paftasına işlenen yer bilimsel etüt verileri incelendiğinde, dava konusu parsel içinde “uygun alan (UA)” yer almadığı, parselin tamamının ÖA-2.1 ve ÖA-5.2 kodlu “önlemli alanlar”dan oluştuğu, yer bilimsel etüt çalışmaları sonucunda belirlenen “önlemli alanlar”ın yapılaşmaya kapatılması gereken alanlar olmadığı, “uygun alanlar”a kıyasla riskli alanlar olup, gerekli önlemlerin alınması halinde risklerin azaltılabileceği ve yapılaşmaya gidilebileceği kabul edilen alanlar olduğu, öte yandan, sakınım planlaması ilke ve esasları bakımından, yapılaşmada önceliğin “uygun alanlar”a verilmesi ve koşulların gerekli ya da zaruri kıldığı durumlarda ancak önlemli alanların düşünülmesinin gerektiği, dava konusu plan değişikliği kapsamında bu yaklaşıma yeterince uyulmadığı, alanın, üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında zemin koşulları ve eğim durumu da göz önünde bulundurularak “ağaçlandırılacak alan” olarak belirlendiği ve yapılaşma dışında tutulduğu ve bu karar ile bir yandan yeşil alan sürekliliği sağlanarak bölge için öngörülen yeşil kuşak kararının desteklenmesi hedeflenirken, diğer yandan da hiç kuşkusuz risk sakınımına öncelik verildiği, yakın çevredeki kullanımlar, bölgenin arazi yapısı ve zemin niteliği düşünüldüğünde üst ölçekli planın bu kararının oldukça anlamlı olduğu, dava konusu plan değişikliği ile bu anlamlı karar bozularak, bir yandan yeşil alan sürekliliğinin kesintiye uğratıldığı, diğer yandan da önlem gerektiren riskli bir alanda, konut ağırlıklı bir yapılaşmanın önünün açıldığı, bu durumun ancak bir zorunluluk halinde ve teknik ve bilimsel gerekçelere dayanılarak mümkün olabileceği, dava konusu plan değişikliği kapsamında ise ne zorunluluk durumuna ne de bilimsel ve teknik gerekçelere açıklık getirilmediği, dava konusu parsel için yaklaşık 715 kişilik bir konut gelişmesi öngörüldüğü, ancak bu bölgede, zeminin niteliği ve eğim durumundan kaynaklanan riskleri göze alacak ilave konut ihtiyacı olup olmadığının belli olmadığı ve plan değişikliklerine ilişkin açıklama raporlarında bu konuya dair doyurucu bir değerlendirmenin yer almadığı, yeni arazi kullanım durumunun şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile bağdaşmadığı kanaatine varıldığı; -Dava konusu plan değişiklikleri ile öngörülen ulaşım şemasına göre konut ve sosyal donatı alanları içeren bölgeye ulaşımın 12 metrelik tek bir yoldan sağlandığı, bölge içinde sürekli dolaşım imkânı veren taşıt yollarının bulunmadığı, kurpla sonlanan iki adet taşıt yolu ile parsellerin hizmet aldığı, ulaşım şemasının, farklı sosyal ve demografik niteliklere sahip yaklaşık 1000 kişilik (yerleşik+günlük kullanıcı) bir nüfusu barındıracak bir alan için son derece yetersiz olduğu ve alana erişim, alan içi dolaşımın yetersizliği ve acil durumlarda erişimin olumsuz etkilenmesi gibi sorunlara yol açabileceği; alanda ayrıca otopark sorunu olduğu, plan şemasının genel otopark ihtiyacını karşılamakta yetersiz olduğu; plan değişikliği ile öngörülen arazi kullanım şemasının sosyal donatı dengesi açısından sorunlu olmadığı; - 20/07/2022 tarih ve 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Onaylanan İmar Planı Değişikliğine İlişkin; Bahse konu yeni planlarda, önceki planlara göre köklü ve yapısal değişiklikler söz konusu olmayıp, ulaşım şemasında ve bazı arazi kullanım kararlarında kısmi değişikliklere gidildiği,
Eski planda anaokulu ve sosyal tesis alanı olarak planlanan parsellerin birleştirilerek tek bir parsel haline getirildiği ve bu parsele “özel sosyal tesis alanı” kullanım kararı verildiği, esas değişikliğin ise ulaşım şemasında yapılarak; MSB Lojmanları içinden gelerek alana ulaşım sağlayan 12 metrelik yolun iptal edildiği ve yerine parselin güneyindeki Galip Erdem Caddesinden 12 metrelik bir yol bağlantısı sağlandığı, ayrıca alan içerisinde önceki planda yer alan 10 metrelik çıkmaz sokak niteliğindeki taşıt yolunun iptal edildiği, parsellerin çevresinden geçen 12 metrelik ve yine kurp ile sonlanan bir çıkmaz sokak niteliğinde tek bir taşıt yolu bırakıldığı, bu yolun sonundaki genel otoparkın aynı kapasite ve konumda korunduğu, ayrıca yeni planda, özel sosyal tesis parselini tümüyle çevreleyen 7 metrelik bir yaya yolu planlandığı,
Yapılan son değişiklikler dikkate alındığında, Bilirkişi Kurulu tarafından 2021 onay tarihli planlar için yapılan değerlendirmelerin tümüyle geçerliliğini koruduğunun düşünüldüğü, üst ölçekli planların iç tutarlığının zedelenmesi ve arazi kullanım kararları ile uyumsuzluk durumunun devam ettiği, son yapılan değişikliklerle de üst ölçekli planda yeşil kuşak kapsamında ağaçlandırılacak alan olarak planlanmış bölge için konut ağırlıklı kentsel gelişme kararı verildiği, plan değişikliği işlemini haklı kılacak teknik ve bilimsel dayanakların 2022 tarihli planlar için de bulunmadığı, plan açıklama raporlarının benzer yetersizlikler ve eksiklikler taşıdığı,
Dava konusu parselin, yeni durumda da salt kendi içerisinde ele alınmış olup, yakın çevresi ile ilişkileri göz önüne alınarak planlanmadığı, alanın arazi yapısı ve zemin durumuna ilişkin bilgilerde de bir değişiklik olmadığı, dolayısıyla yeni planlarda da zemin açısından yapılaşma sırasında özel önlem gerektiren riskli ve yüksek eğimli bir alanın, ikna edici gerekçe ve dayanaklar olmadan konut ağırlıklı bir şekilde gelişmeye açıldığı, Sosyal donatı dengesi açısından geri gidiş olmakla birlikte, yeni planlarda da sosyal donatı ihtiyacı açısından büyük bir sorun olmadığı,
Ulaşım şemasına ilişkin yapılan değerlendirmelerin geçerliliğini tümüyle koruduğu gibi, yeni ulaşım şemasının sorunları daha da arttıracağı, alana hala tek bir yoldan ulaşıldığı, ancak bu yolun yeni durumda oldukça yüksek eğimli bir bölgeden geçerek alana girdiği, alan içerisindeki 10 metrelik taşıt yolunun kaldırılmış olmasının da alandaki tek taşıt yolunun trafik yükünü daha da arttıracağı, alternatifsiz olarak planlanan bu taşıt yolunun, iskân sonrasında alandaki tüm taşıt trafiği yükünü taşımasının beklendiği ki Bilirkişi Kurulunun bunun anlamlı ve gerçekçi olduğunu düşünmediği, hem eski hem yeni planların ulaşım-dolaşım açısından önemli riskler ve olumsuzluklar taşıdığının anlaşıldığı, tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığının yetkisinde olmakla beraber; bu planların çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuzdur.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının birlikte değerlendirilmesinden; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının uyuşmazlığa konu taşınmazın da yer aldığı "Güney Planlama Bölgesi" için "Yeşil ve Açık Alan Sistemleri-İmrahor Vadisi" stratejisiyle tanımlanan bir açık ve yeşil alan kuşağı kararının bulunduğu, taşınmazın zemin koşulları ve eğimi de dikkate alınarak plan kapsamında "ağaçlandırılacak alan" kullanımına ayrılmış olduğu, taşınmazın özellikleri ve üst ölçekli plan kararları dikkate alınmaksızın yapılaşmaya açılmasını gerektirecek bilimsel ve nesnel gerekçelerin ortaya konulmadığı göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu plan değişiklikleri ile 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı'nın bütünlüğünün, koruma-kullanma dengesinin bozulduğu, plan değişikliklerinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 20/07/2022 günlü, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY: Mülkiyeti Hazineye ait, "alarm iskan tesisi" olarak Milli Savunma Bakanlığına tahsisli, toplam 58.307 metrekare büyüklüğündeki, Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, … sayılı parsel, Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmış, İmar İdare Heyeti tarafından … tarih ve … sayılı karar ile onaylanan 1/1000 ölçekli MSB Alarm İskân Tesisleri Yerleşim Alanı Mevzii İmar Planı ile 11/02/1986 tarih ve 293 sayılı İmar İdare Heyeti parselasyon planında, “spor tesisleri ve rekreasyon alanları”; 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında "askeri alan"; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında "ağaçlandırılacak alanlar" olarak tanımlanan dava konusu alana ilişkin olarak; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı ve 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde "kentsel gelişme alanı" kullanımı; 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde "(251-400kişi/ha) yüksek yoğunlukta gelişme konut alanı", "sosyal altyapı alanı", " park alanı", "genel otopark" ve "taşıt yolu" kullanımları; 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde ise "(emsal 2,00; yençok: serbest) gelişme konut alanı", "anaokulu alanı (emsal 0,50; yençok: 2 kat)", "park alanı", "otopark" ve "yol alanı" kullanımlarının belirlenmesine ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan imar planı değişikliği 12/11/2019 tarih ve 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanmış olup anılan 12/11/2019 tarihli imar planı değişikliğinin iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/2034 sayılı dosyasında TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi tarafından; E:… sayılı dava dosyasında ise davacı tarafından davalar açılmıştır. Anılan davalarda, Dairemizin 23/02/2023 tarihli, E.2020/2024, K:2023/1907 sayılı ve 23/02/2023 tarihli, E:2020/2034, K:2023/1908 sayılı, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen kararların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulundaki temyiz incelemesi devam etmektedir.
Söz konusu imar planı değişikliklerine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda, ... ada, … sayılı parsele ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanmış olup, anılan imar planı değişiklikleri ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "eğitim alanı", "sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt.ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:0.50, Yençok:2 kat) anaokulu alanı", "(E:0.50, Yençok:3 kat) sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "10 mt. Ve 12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları getirilmiştir. Söz konusu 09/04/2021 tarihli imar planı değişikliğinin iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/7444 sayılı dosyasında TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi tarafından; E:2021/7565 sayılı dava dosyasında ise davacı tarafından davalar açılmıştır.
Anılan imar planı değişikliğine taşıt yolları bakımından yapılan itirazlar üzerine 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri yapılmış olup, bu değişiklik ile; 1/25.000 ölçekli nazım imar planında "kentsel gelişme alanı"; 1/5000 ölçekli nazım imar planında "(121-250 ki/ha) orta yoğunlukta gelişme konut alanı", "özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu alanı"; 1/1000 ölçekli uygulama imar planında "(E:1.50, Yençok:10 kat) gelişme konut alanı", "(E:1.00, Yençok:5 kat) özel sosyal tesis alanı", "park alanı", "genel otopark alanı", "12 mt. en kesitli taşıt yolu ile 7 mt. en kesitli yaya yolu alanı" kullanım kararları belirlenmiştir ve anılan imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle de TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi tarafından Danıştay Altıncı Dairesinin E:2022/8146 sayılı dosyasında ve Çankaya Belediye Başkanlığı tarafından E:2022/7748 sayılı dava dosyasında davalar açılmıştır. Bakılan dava, 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Yasanın 1. maddesinde: "Bu Kanunun amacı; "Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında "kuruluş" adı ile anılacak olan;
a)İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının,
b)Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının,
c)Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların,
d)Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının,
e)Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının,
f)Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir. " hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Yasasının imar planlarında Bakanlığın yetkisini düzenleyen 9. maddesine 4046 sayılı Yasanın 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında: "Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. (Ek ibare: 03/04/1997 - 4232/4 maddesi) ilgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Yasaya 03/07/2005 tarihli, 5398 sayılı Yasanın 12. maddesiyle eklenen ve 24/07/2008 tarihli, 5793 sayılı Yasanın 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde: "Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K. sayılı kararı ile.) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi'nin 09/06/2011 tarih ve 2008/87 E, 2011/95 K.sayılı Kararı ile.) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir." hükmü bulunmaktadır. 3194 sayılı İmar Yasasının 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı İmar Yasasının 6. maddesinde; mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planlarına uygun olarak; “Çevre Düzeni Planları” ve “İmar Planları” kademelerinden oluştuğu, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak ve her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı, mekânsal strateji planlarında; kalkınma planı ile varsa bölge planları, bölgesel gelişme stratejileri ve diğer strateji belgelerinde ortaya konulan hedeflerin dikkate alınacağı, büyükşehirlerde 1/25.000 ölçekli nazım imar planının yapılmış olmasının, gerekli görülen bölgelerde 1/5.000 ölçekli nazım imar planlarının yapılmasına engel teşkil etmeyeceği, kurala bağlanmıştır. Anılan Yasanın 8.maddesine 14/2/2020 tarihli, 7221 sayılı Yasanın 6 maddesi ile; imar planlarında bina yüksekliklerinin yençok: serbest olarak belirlenemeyeceği kuralı eklenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul yönünden;
Davalı tarafından, dava dilekçesinin zorunlu kanuni koşulları taşımadığı ve davanın süresi içinde açılmadığı ileri sürülmüştür. Dava dilekçesinin incelenmesinden, dilekçenin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 3.maddesinde belirlenen koşullara uygun düzenlendiği anlaşılmıştır. Davalının süre aşımı itirazı yerinde görülmemiştir. Esas yönünden;
Dava dosyası ile Danıştay Altıncı Dairesinin 23/02/2023 tarihli, E.2020/2024, K:2023/1907 sayılı ve 23/02/2023 tarihli, E:2020/2034, K:2023/1908 sayılı kararlarının ve E:2021/7444, E:2021/7565, E:2022/7748 ve E:2022/8146 sayılı dosyalarının birlikte incelenmesinden; dava konusu imar planlarındaki değişikliklerin; Mekânsal Planlar Yönetmeliği'nde belirtilen, tanımlara, planlama alanının tespitine, bilgi ve verilerin toplanmasına ilişkin esaslara, planların hazırlanması, hazırlattırılması ve incelenmesine ilişkin idari ve teknik usullere, plan değişikliğine ilişkin esaslara uygunluğunun, dava konusu taşınmazın geçmişten itibaren belirlenen fonksiyon/fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, dava konusu plan değişikliklerinin 12/11/2019 tarihli, 1806 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinden ne gibi farklılıklar içerdiğinin, incelenmesi amacıyla Danıştay Altıncı Dairesinin E:2021/7444 ve E:2021/7565 sayılı dosyalarında 06/12/2021 tarihli Dairemiz kararı üzerine 28/10/2022 tarihinde Naip Üye ... niyabetinde Prof. Dr. ..., Prof. Dr. … ve Prof. Dr. …'dan oluşturulan bilirkişi kurulunun katılımıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması sonucunda düzenlenen bilirkişi raporlarında özetle;
Özelleştirme İdaresi tarafından hazırlanan Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, … sayılı parsele yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin 12/11/2019 tarih ve 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylandığı,
Bu planlara askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda; sosyal ve teknik altyapı alanlarının azalması ile yapılaşma koşullarına ilişkin itirazların kabul edildiği, diğer itirazların ise reddedildiği ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2019 tarihli planda yaptığı değişikliklerle, aynı parsele ilişkin olarak yeniden 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin hazırlandığı ve dava konusu olan bu planların 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylandığı, 2021 onay tarihli plana yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan yeni planların da 20/07/2022 tarih ve 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylandığı, Dava konusu alanda 2019, 2021 ve 2022 onay tarihli üç plan değişikliğinin yapıldığı, dava konusu plan değişikliğinin 2021 tarihli değişiklik olduğu, Bilirkişi Kurulunca raporda 2022 tarihli son plan değişikliğinin de kısa bir değerlendirmesinin yapılacağı,
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan 12/11/2019 tarih ve 1806 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, … sayılı parsele “Gelişme Konut Alanı”, “Anaokulu Alanı”, “Park, Otopark ve Yol” kullanım kararları getirilmesine yönelik hazırlanan 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine askı sürecinde yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 09/04/2021 tarih ve 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan, Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi ... ada, … sayılı parsele ilişkin 1/25000 ve 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri incelendiğinde;
A. Planların Kademeli Birlikteliği İlkesi Bağlamında Dava Konusu Plan Değişikliğine İlişkin Değerlendirmeler;
Plan değişikliğinin, toplam 58.307,00 m2 yüzölçümüne sahip mülkiyeti Maliye Hazinesine ait, Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, … sayılı parsel özelinde gerçekleştirildiği,
Planların “Gelişme Konut Alanı”, “Anaokulu Alanı” ve “Park, Otopark ve Yol” kullanım kararlarına yönelik hazırlandığı, Gelişme Konut Alanında E: 1.50, Yençok: 10 kat; Anaokulu Alanında E:0.50, Yençok:2 kat; Sosyal Tesis Alanında E:0.50, Yençok: 3 kat yapılaşma koşullarının belirlendiği ve orta yoğunluklu gelişme konut alanında brüt yoğunluğun 150 kişi/ha olarak belirlendiği, Dava konusu alanın, yürürlükteki üst ölçekli plan olan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 16/02/2007 tarihli, 525 sayılı kararı ile onaylanan 1/25000 ölçekli “2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı'nda 'Açık ve Yeşil Alanlar' başlığında "Ağaçlandırılacak Alan" kullanımında kaldığı, 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planındaki “Ağaçlandırılacak Alan” arazi kullanım kararının, parçacıl bir şekilde alınmış bir planlama kararı olmadığı, parselin 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planının alt bölgelerinden biri olan Güney Planlama Bölgesi'nde yer aldığı ve bu bölgenin Çankaya ve Gaziosmanpaşa'nın güneyi ile ... sırtlarından başlayarak ODTÜ ormanları, Mogan ile Eymir Gölleri ve bu göllerin oluşturduğu ekosistem ile oluşan bir bölge olduğu,
Bu doğrultuda dava konusu “Ağaçlandırılacak Alan"ın Ankara'nın güneyindeki ekosistemin bütünlüğünü oluşturan bir kuşağın parçası olduğu ve 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planına ait Pları Açıklama Raporu'nun 89. sayfasında bu nitelikteki alanlara ilişkin; "Kentsel yerleşik alanı çevreleyen açık-yeşil alanlar ve havzaların yeşil kuşak tanımlayabilecek bir bütünlükte tanımlanması sağlanacak, bu amaçla; orman, ağağçlandırılacak alan ve tarım alanlarının bir yeşil kuşağın parçası ve bütünleri olarak yerleşim dışı tutulmasına yönelik her türlü strateji geliştirilerek titizlikle uygulanacaktır." müdahale biçimi/stratejisinin geliştirildiği, 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında Güney Planlama Bölgesi Planlama Stratejilerinde dava konusu alanın "YS2 - Yeşil ve Açık Alan Sistemleri - İmrahor Vadisi” müdahale biçimi/stratejisiyle tanımlandığı, YS2 kuşağında "Mogan — Eymir sisteminin kent merkezine İncesu Vadisi ile girdiği yeşil sistemin başlangıcını ve önemli bir parçasını oluşturan İmrahor Vadisinin korunarak rekreasyonel açıdan kente kazandırılması yönünde vadi içerisindeki mülkiyet problemini çözmek ve kirlilik yaratan sanayi faaliyetlerinin kaldırılmasını sağlamak planlanmıştır." kararının geliştirildiği, İmrahir Vadisi'nin güneybatı yönünde açık ve yeşil alan sisteminin devamı niteliğinde "YS1 - ODTÜ Ormanları"nın yer aldığı ve ODTÜ Ormanlarına ilişkin "Doğal sit alanı olarak tespit edilen ODTÜ ormanlarının Eğmir Gölü ve çevresindeki kısımlarını kapsamaktadır. Bu alanların korunup geliştirilmesi ve göl çevresinin sunmuş olduğu rekreasyonel imkanların kente kazandırılması esastır." öngörüsünün de belirlendiği (Plan Açıklama Raporu, sayfa: 619),
Dava konusu alana ilişkin “Konut Gelişme Alanı" kullanım kararının, yukarıda açıklanan YS2 - Yeşil ve Açık Alan Sistemleri - İmrahor Vadisi'ni de içine alan kentsel, kırsal alana geçiş niteliğindeki bölgeyi oluşturan, kentin topoğrafik, iklimsel ve floristik özellikleri ile biçimlenen güney yeşil kuşağında yer aldığı ve bu kuşağı tanımlayan doğal öğelerin veya parçaların Ankara Yeşil Kuşak Ağaçlandırma Projesinin tanımladığı ağaçlık ve ormanlık alanlar dahil İmrahor Vadisi, ODTÜ Ormanları ve Mogan ile Eymir Gölleri Su Toplama Havzaları olduğu,
Koruma Alanları kapsamındaki “KT2 - Mogan - Eymir Havzası”nın ise "Kanun ile sınırları belirlenen koruma bölgesi dışında kalan ancak, Mogan gölünü besleyen dere ve akarsuların doğal havza sınırlarında koruma statüsü kazandırılması öngörülen alanları kapsamaktadır. Bu alanlar içerisinde Mogan ve Eymir göllerini besleyen aguferlerin korunması, tarımsal mücadelede toprağın ve yer altı. sularının kirletilmesine olumsuz etkileri bulunan yöntemlerin sınırlandırılmasını denetleyici mekanizmaların geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapılacaktır." şeklindeki stratejilerle Mogan ile Eymir Havzası'nın korunmasının hedeflediği,
Buna ek olarak, bu açık ve yeşil sistemin batıda, koruma değer ve öncelikleri ile öne çıkan Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi ile sınırlandırıldığı, Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesinin, 2872 sayılı “Çevre Kanunu'nun 9'uncu maddesi kapsamında, 22.10.1990 tarih ve 90/1117 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ilan edilmiş olan ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'nün yetkisinde olan özel koruma esaslarına uyulması gereken bir bölge olduğu,
Bu çerçevede, kapsamlı analiz çalışmalarına dayandırılan plan kararları üzerinde yapılan değişikliklerin, plan yapım sürecindeki gibi kapsamlı inceleme düzeyinde ele alınmasının mümkün olmadığının açık olduğu ve dava konusu imar planı değişikliklerinin, 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı'nın bütünlüğünü ve iç tutarlılığını bozduğu, Vadi tabanlarının, su kaynakları ve/veya havza bütünü olarak yerleşim baskısı ve kararları dışında ele alınmasının; yerleşim ve konut gelişimi öngörülmemesinin ve açık ve yeşil alan sisteminin parçası olarak korunmasının şehircilik ilkeleri ve planlama esasları açısından esas olduğu,
Bu çerçevede 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında “Ağaçlandırılacak Alan” olarak belirlenen alanın, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğiyle “Kentsel Gelişim Alanı” olarak belirlenmesinin Bilirkişi Kurulunca uygun bulunmadığı, üst ölçekli planın “doğal alanların korunması” ve “açık ve yeşil alan sisteminin oluşması” ana kararına aykırılık teşkil eden ve koruma-kullanma dengesini bozan dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarıyla uyumsuz olduğunun düşünüldüğü,
B. Plan Değişiklerinde Uyulması Gereken İlkeler Bakımından Dava Konusu İşleme İlişkin Değerlendirmeler;
İmar planı değişikliklerinin idari bir tasarruf olduğu ve bu nedenle de alınacak kararların yetki, şekil, konu, sebep ve amaç/maksat yönlerinden hukuka uygun olması zorunluluğunun bulunduğu, Tüm idari düzenleyici işlemlerin vazgeçilmez amacının (maksadının), işlemin kamu yararına yapılması olduğu ve kamu yararının da, kişinin ve toplumun huzur ve refahını sağlamak anlamına gelen genel düşünceyi ifade ettiği,
Davalı idarece dava konusu işlemin gerekçesinin ve amacının; dava konusu alanın “Ağaçlandırılacak Alan” lejantında yer almasına karşın geçen süre zarfında bu kullanım kararına yönelik alanda hiçbir şey yapılmadığı ve parselin atıl, işlevsiz hale getirildiği; bu çerçevede kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların, etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi bağlamında, kamu yararının artırılması amacıyla, ekonomik anlamda Devlete ait olan arazilere, değer katılmasının hedeflendiği ve bu amaçla planlama ve plan değişikliği yapma yetkisinin kullanıldığı, ifadeleriyle savunulduğu,
Yürürlükteki 3194 sayılı İmar Yasasının “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.” hükmünün ve Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Yönetmeliğin amacı; fiziki, doğal, tarihi ve kültürel değerleri korumak ve geliştirmek, koruma ve kullanma dengesini sağlamak, ülke, bölge ve şehir düzeyinde sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek, yaşam kalitesi yüksek, sağlıklı ve güvenli çevreler oluşturmak üzere hazırlanan, arazi kullanım ve yapılaşma kararları getiren mekânsal planların yapımına ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemektir.” hükmünün yer aldığı,
Kent planlamasına yönelik anılan en temel iki mevzuatta davalı idarenin değişiklik gerekçelerine - yani, dava konusu alan için öngörülen kullanımın uygulanmadığı için alanın atıl kalması ve kaynakların etkin kullanılması, diğer bir deyişle, satılması ile maliyeye gelir sağlanması- uzaktan yakından bir gönderme yapılmadığı, Dava konusu alanın rekreasyon alanı olarak işlev görecek biçimde düzenlenmemesinin olsa olsa ilgili belediyelerin ya da ilgili kurumların görevlerini ihmaline ilişkin bir konu olabileceği, ancak bu durumun yürürlükteki planın değiştirilmesine hiçbir şekilde gerekçe yapılamayacağı, Alanın satışa çıkartılarak kamuya gelir getirilmesini kamu yararı olarak ileri sürmenin de kentsel yaşam ve çevre ile ilgili en temel Anayasal hakların piyasa konusu haline getirilmesi anlamına geleceği, Anayasamızın 23. maddesinin yerleşme ve seyahat hürriyetinden söz ederken bunun ancak, “… sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve kamu mallarını korumak…” amaçlarıyla ve kanunla sınırlanabileceğini ifade ederek “sağlıklı ve düzenli kentleşmeye” verdiği önemi vurguladığı, Yine, Anayasa’nın 56.maddesinde; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir." ve 57.maddesinde; "Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır…” kuralına yer verildiği, Özetle, devlet gelirlerini artırmanın doğanın ve çevrenin tahribi için bir gerekçe olamayacağı,
İdari işlemin unsurlarından "konu"nun idari işlemin doğrudan doğruya doğuracağı sonucu ifade ettiği ve hukuksal işlemin ortaya çıkartması gereken hukuksal sonuç olarak tanımlandığı, sebep ile konu arasında ise bir neden-sonuç ilişkisi bulunduğu, imar planı değişikliklerinin konuları itibariyle dört ana başlık altında toplamanın olanaklı olduğu ve plan değişikliklerinin gerekçelerinin (sebepleri) her bir konu başlığına göre farklılık göstereceği, imar planlarında yapılacak değişikliklerle ilgili olarak bu konu başlıklarının, Mekânsal planlar Yapım Yönetmeliği’nin 26. maddesinde; "İmar planı değişikliğinin,
1.) Plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.
2.) İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz.
3.) İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz.
4.) Kat adedi veya bina yüksekliğini artıran imar planı değişiklikleri, yörenin yerleşim özellikleri, dokusu ve kimliği dikkate alınmak suretiyle, şehrin veya alanın yakın çevresinin silüeti, yapıların güneşe göre cephesi ve yönlenmesi özelliklerini olumsuz yönde etkilememesi esas alınarak yapılır.
5.) İmar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde: …. uyulması esastır.
6.) İmar planında gösterilen yolların genişletme, daraltma ve güzergahına ait imar planı değişikliklerinde… belirlenir.
7.) Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır." hükümleriyle açıkça belirtildiği,
Özelleştirme İdaresi tarafından hazırlanan dava konusu 1/25.000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği Açıklama Raporu’nda ise plan değişikliği gerekçesi olarak; “Özelleştirme kapsam ve programında yer alan parselin ülke ekonomisine katkı sağlaması ve ölçekler arası bütünlüğün sağlanması amacıyla Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... mahallesi, ... ada … no.lu parsele ait 1/25.000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği hazırlanmıştır. Bu çerçevede, ... ada … no.lu parsel “Kentsel Gelişme Alanı” olarak planlanmıştır.” ifadelerine yer verildiği görülmekte olup Plan Açıklama Raporunda dava konusu plan değişikliğinin gerekçesi olarak belirtilen “ülke ekonomisine katkı sağlaması” gibi bir gerekçenin Yönetmeliğin 26. maddesinde yer almadığı, dolayısıyla plan değişikliğinin gerekçesinin, yürürlükteki mevzuatımıza göre geçerli bir gerekçe olmadığı ve bu nedenle dava konusu plan değişikliğinin “teknik ve nesnel gerekçelere uygun olarak” yapılmadığı,
Dava konusu planda, 1/25.000 Ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planı Uygulamaya yönelik Çerçeve Plan Koşullarının “Eşik Sentezi” başlıklı 6.1 sayılı maddesinde belirtilen ve Eşik Sentezinin 1/5.000 ölçekli nazım imar planı yapımı aşamasında kentsel ve çevresel tüm tehlike ve riskleri içeren ve kentsel gelişme eğilim ve öncelikleriyle çakıştıran biçimde yapılmasına yönelik amir hükme uyulmamış olmasının eksiklik olduğu, yine Mekânsal Plan Yapım Yönetmeliğinin 26.maddesinin 7.fıkrasında belirtilen kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesine ilişkin bir analizin yapılmadığı ve rapor üretilmediği,
Özetle; Özelleştirme İdaresi'nin kuşkusuz ülkemizdeki plan yapma yetkisi olan kurumlarımızdan birisi olduğu, ancak her kurum ve kuruluş için geçerli olduğu gibi plan yapma yetkisi sınırsız olmayıp yürürlükteki imar mevzuatına uygun olmak zorunluluğu bulunduğu, uyuşmazlıkta davalı idarece yapılan plan değişikliğinde mevzuatın amir hükümlerine uygun bir plan değişikliğinin yapılmadığının görüldüğü,
C. Plan Değişikliğinin Çevre ve İmar Bütünlüğünü ve Sosyal Donatı Dengesi ile Ulaşım Sistemi Yönünden İncelenerek, Belirlenen Kullanımlarının Planlama Esasları ve Şehircilik İlkeleri Yönünden Uygunluğunun İrdelenmesi;
Bilirkişi Kurulunca, kapsamlı etüt ve değerlendirmeler yapılmadan gerçekleştirilen dava konusu plan değişikliği işlemleri sonucunda öngörülen arazi kullanım kararlarının ve plan şemasının, ilgili parselin arazi yapısı, konumu ve yakın çevre ilişkileri bakımından önemli sorunlar taşıdığı kanaatine ulaşıldığı,
Öncelikle, dava konusu parselin konumu ve arazi yapısı ile plan değişikliği kapsamında öngörülen arazi kullanım kararları arasındaki uyumun değerlendirilmesinin gerektiği, buna göre dava konusu parselin kuzeyde MSB Lojmanları, batıda TRT Kampüsü ve güneyde ise İmrahor Vadisi ile çevrili bir konumda yer aldığı, parselin güney yönündeki büyük bölümünün eğimli bir arazi olup, sadece kuzey kesimde MSB Lojmanları ile TRT Kampüsüne yakın sınırlı bir kesimde düz arazi niteliği gösterdiği, keşif sırasında çekilen fotoğraflardan da alanın eğim durumunun açıkça görüldüğü, 2018 tarihinde onaylanan ve plana esas olan Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporuna göre ise alanın tamamının “önlemli alan” statüsünde olduğu, plan paftasına işlenen yer bilimsel etüt verileri incelendiğinde, dava konusu parsel içinde “uygun alan (UA)” yer almadığı, parselin tamamının ÖA-2.1 ve ÖA-5.2 kodlu “önlemli alanlar”dan oluştuğu,
ÖA-2.1 kodunun; genel olarak “kütle hareketi tehlikeleri ve yüksek eğim açısından” sorunlu alanlara, özel olarak ise gerekli önlemler alınarak yapılaşması mümkün olan “stabilite sorunlu” alanlara işaret ettiği, ÖA-5.2 kodunun ise; genel olarak “mühendislik problemleri açısından (şişme, oturma, taşıma gücü vb.) önlem alınabilecek alanlar”, özel olarak ise “dolgu alanlar”a işaret ettiği, ilgili plan paftası görselindeki eş yükselti eğrisi çizgilerinden de alandaki yüksek eğim durumunun açıkça görüldüğü,
Yer bilimsel etüt çalışmaları sonucunda belirlenen “önlemli alanlar”ın yapılaşmaya kapatılması gereken alanlar olmadığı, “uygun alanlar”a kıyasla riskli alanlar olup, gerekli önlemlerin alınması halinde risklerin azaltılabileceği ve yapılaşmaya gidilebileceği kabul edilen alanlar olduğu, öte yandan, sakınım planlaması ilke ve esasları bakımından, yapılaşmada önceliğin “uygun alanlar”a verilmesi ve koşulların gerekli ya da zaruri kıldığı durumlarda ancak önlemli alanların düşünülmesinin gerektiği,
Dava konusu plan değişikliği kapsamında bu yaklaşıma yeterince uyulmadığı, alanın, üst ölçekli plan olan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında zemin koşulları ve eğim durumu da göz önünde bulundurularak “ağaçlandırılacak alan” olarak belirlendiği ve yapılaşma dışında tutulduğu ve bu karar ile bir yandan yeşil alan sürekliliği sağlanarak bölge için öngörülen yeşil kuşak kararının desteklenmesi hedeflenirken, diğer yandan da hiç kuşkusuz risk sakınımına öncelik verildiği, yakın çevredeki kullanımlar, bölgenin arazi yapısı ve zemin niteliği düşünüldüğünde üst ölçekli planın bu kararının oldukça anlamlı olduğu, dava konusu plan değişikliği ile bu anlamlı karar bozularak, bir yandan yeşil alan sürekliliğinin kesintiye uğratıldığı, diğer yandan da önlem gerektiren riskli bir alanda, konut ağırlıklı bir yapılaşmanın önünün açıldığı, bu durumun ancak bir zorunluluk halinde ve teknik ve bilimsel gerekçelere dayanılarak mümkün olabileceği, dava konusu plan değişikliği kapsamında ise ne zorunluluk durumuna ne de bilimsel ve teknik gerekçelere açıklık getirilmediği,
Dava konusu parsel için yaklaşık 715 kişilik bir konut gelişmesi öngörüldüğü, ancak bu bölgede, zeminin niteliği ve eğim durumundan kaynaklanan riskleri göze alacak ilave konut ihtiyacı olup olmadığının belli olmadığı ve plan değişikliklerine ilişkin açıklama raporlarında bu konuya dair doyurucu bir değerlendirmenin yer almadığı, ayrıca dava konusu parselin içinde bulunduğu bölgede, özellikle parselin güneyinde yapılaşması halen devam eden yeni konut gelişme alanlarının bulunduğu,
Bu koşullar altında; kamuya ait olan bir arsanın, salt atıl durumda olması ve ekonomiye kazandırılması gerekçelerine dayanılarak, “önlemli alan” niteliğine rağmen yeşil alan statüsünden çıkarılıp konut alanına dönüştürülmesinın anlamlı bulunmadığı ve getirilen yeni arazi kullanım durumunun şehircilik ilkeleri ve planlama esasları ile bağdaşmadığı kanaatine varıldığı, Dava konusu plan değişikliği ile öngörülen arazi kullanım kararlarının ve plan şemasının, ulaşım-dolaşım ilişkileri açısından taşıdığı sorunlar;
Dava konusu plan değişiklikleri ile öngörülen ulaşım şemasına göre konut ve sosyal donatı alanları içeren bölgeye ulaşımın 12 metrelik tek bir yoldan sağlandığı, bölge içinde sürekli dolaşım imkânı veren taşıt yollarının bulunmadığı, kurpla sonlanan iki adet taşıt yolu ile parsellerin hizmet aldığı, Bilirkişi Kurulunun bu ulaşım şemasının, farklı sosyal ve demografik niteliklere sahip yaklaşık 1000 kişilik (yerleşik+günlük kullanıcı) bir nüfusu barındıracak bir alan için son derece yetersiz olduğu ve bazı sorunlar yaratma potansiyeli taşıdığı kanaatine ulaştığı, Bu sorunların ortaya çıkarabileceği sonuçlar; - Alana ulaşım sağlayan tek yolun MSB Lojmanları içerisinden geçiyor olmasının, öncelikli olarak ilgili lojman bölgesi içindeki taşıt trafiğini arttıracağı, bunun da güvenlik kaygısının yüksek olduğu bu lojman bölgesi için hem olumsuz hem de riskli bir durum yarattığı, ayrıca, inşaatların yapıldığı sırada iş makineleri ile ağır tonajlı araçların bu yoldan geçerek alana erişim sağlayacak olmalarının da bu olumsuzlukları ve riskleri daha da arttıracağı, - Alana ulaşımın, 12 metrelik tek bir yoldan sağlanmasının, dava konusu parselde yaşayan ve çalışanlar açısından da erişilebilirlik sorunu yaratacağı, 12 metrelik taşıt yollarının; en fazla üç şerit içeren, dolayısıyla yüksek hacimde trafiği kaldıramayacak nitelikte bir yol altyapısı sunduğu, bunun da sabah ve akşam saatlerinde dava konusu parsele erişmede güçlükler yaşanmasına yol açacağı, dahası alana ulaşım sağlayan bu tek taşıt yolu üzerinde, kaza, yangın ya da benzeri beklenmedik durumlar nedeniyle oluşacak bir kesintinin, dava konusu parsele erişimin tümüyle ortadan kalkması anlamına geleceği ki bunun ciddi bir risk unsuru olarak görülmesi gerektiği, - Alana erişme ile ilgili bu gibi sorunların alanın içinde de söz konusu olduğu, planlama alanındaki konut ve sosyal donatı alanlarına erişim birbirleri ile sürekliliği olan bağlantıları bulunmayan ve başka yollara da çıkmayan 12 ve 10 metrelik çıkmaz sokak niteliğindeki iki taşıt yolu ile sağlandığı, bu yollar üzerinde de sabah ve akşam saatlerinde bir trafik yükü olacağının açık olduğu, ancak buradaki sorunun, bu yollardan birisinde ya da ikisinde, beklenmedik durumlara bağlı olarak yaşanacak trafik kesintisinin, ilgili kullanımlara erişimi tümüyle ortadan kaldırması olduğu, bunun da alana genel erişimle ilgili yukarıda değinilen risk durumuna benzer bir riskli durumun, alan içi erişimde de söz konusu olabileceği anlamına geldiği, - Alana erişimin ve alandaki dolaşımın (alternatifsiz) yegâne yollarla sağlanmasından kaynaklanan olumsuzlukların ve risklerin, özellikle acil durum hizmeti sunan; itfaiye, ambulans ve güvenlik güçlerine ait araçlar gibi taşıtların bölgeye erişmeleri ile ilgili olarak daha da kritik bir hal alabileceği ve alana erişimin beklenmedik durumlarda kesintiye uğraması halinde acil durum hizmeti sunan araçların bölgeye erişmesinin ya da hizmet sonrası bölgeden ayrılmasının mümkün olmayacağı ki bunun da var olan risklerin katmerlenmesi anlamına geleceği, - Alanda ayrıca otopark sorunu olduğu, plan şemasında alan için sadece bir adet genel otopark öngörüldüğü, plan hükümlerinde konut ve donatı alanlarının ihtiyacı olan otoparkların parsel/ada içinde karşılanacağının düzenlendiği, ancak plan şemasının genel otopark ihtiyacını karşılamakta yetersiz olduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı açıklama raporunda genel otopark için ayrılan alanın 1.276,55 metrekare olduğunun belirtildiği, otopark yüzey alanı bir araç için 20 metrekare üzerinden düşünüldüğünde, taşıtların giriş çıkış için kullanacakları yolu da hesaba katınca, bu genel otopark alanının en çok 50 araçlık kapasiteye sahip olduğu, anaokulu, sosyal tesis ve büyük bir park içeren bu bölge için bu kapasitenin yeterli olmayacağı, sadece parka gelecek kullanıcıların taşıtlarının bile genel otoparkı dolduracağının değerlendirildiği, her ne kadar plan hükümlerinde park alanının altında otopark yapılabileceği belirtilse de maliyet başta olmak üzere uygulama güçlükleri nedeniyle bu seçeneğin gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğununun düşünüldüğü ve dahası, genel otoparkın konumu itibariyle anaokulu ve sosyal tesise uzak olup, bu bölge kullanıcılarına hizmet etmesinin de zor göründüğü,
Öte yandan, plan değişikliği ile öngörülen arazi kullanım şemasının sosyal donatı dengesi açısından sorunlu olmadığı kanaatine ulaşıldığı, plandaki konut alanlarında 715 kişilik bir nüfus öngörüldüğü, bu nüfus büyüklüğünün, alan özelinde somut bazı donatı alanlarına gereksinim doğuracak kadar büyük olmadığı, alan içerisinde; park, sosyal tesis ve anaokulunun zaten sağlandığı, yakın çevrede ise farklı kademelerde eğitim tesisleri, sağlık tesisleri, parklar, kültürel tesis alanlarının yer aldığı ve dolayısıyla, plan değişikliği ile alan için öngörülen nüfusun, sosyal donatı alanlarına yönelik ihtiyacının karşılanabildiği,
D. 20/07/2022 tarih ve 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Onaylanan Yeni İmar Planı Değişikliğine İlişkin Değerlendirme;
Bahse konu yeni planlarda, önceki planlara göre köklü ve yapısal değişiklikler söz konusu olmayıp, ulaşım şemasında ve bazı arazi kullanım kararlarında kısmi değişikliklere gidildiği,
Eski planda anaokulu ve sosyal tesis alanı olarak planlanan parsellerin birleştirilerek tek bir parsel haline getirildiği ve bu parsele “özel sosyal tesis alanı” kullanım kararı verildiği, esas değişikliğin ise ulaşım şemasında yapılarak; MSB Lojmanları içinden gelerek alana ulaşım sağlayan 12 metrelik yolun iptal edildiği ve yerine parselin güneyindeki ... Caddesinden 12 metrelik bir yol bağlantısı sağlandığı, ayrıca alan içerisinde önceki planda yer alan 10 metrelik çıkmaz sokak niteliğindeki taşıt yolunun iptal edildiği, parsellerin çevresinden geçen 12 metrelik ve yine kurp ile sonlanan bir çıkmaz sokak niteliğinde tek bir taşıt yolu bırakıldığı, bu yolun sonundaki genel otoparkın aynı kapasite ve konumda korunduğu, ayrıca yeni planda, özel sosyal tesis parselini tümüyle çevreleyen 7 metrelik bir yaya yolu planlandığı, Yapılan son değişiklikler dikkate alındığında, Bilirkişi Kurulu tarafından 2021 onay tarihli planlar için yapılan değerlendirmelerin tümüyle geçerliliğini koruduğunun düşünüldüğü, üst ölçekli planların iç tutarlığının zedelenmesi ve arazi kullanım kararları ile uyumsuzluk durumunun devam ettiği,
Zira, son yapılan değişikliklerle de üst ölçekli planda yeşil kuşak kapsamında ağaçlandırılacak alan olarak planlanmış bölge için konut ağırlıklı kentsel gelişme kararı verildiği, plan değişikliği işlemini haklı kılacak teknik ve bilimsel dayanakların 2022 tarihli planlar için de bulunmadığı, plan açıklama raporlarının benzer yetersizlikler ve eksiklikler taşıdığı,
Dava konusu parselin, yeni durumda da salt kendi içerisinde ele alınmış olup, yakın çevresi ile ilişkileri göz önüne alınarak planlanmadığı, alanın arazi yapısı ve zemin durumuna ilişkin bilgilerde de bir değişiklik olmadığı, dolayısıyla yeni planlarda da zemin açısından yapılaşma sırasında özel önlem gerektiren riskli ve yüksek eğimli bir alanın, ikna edici gerekçe ve dayanaklar olmadan konut ağırlıklı bir şekilde gelişmeye açıldığı,
Bunların yanı sıra, değişen ulaşım şeması ve sosyal donatı kullanımları açısından yapılan değerlendirmelerin de geçerliliğini koruduğu, sosyal donatı dengesi açısından olumsuz bir durumun, bir geri gidişin de söz konusu olduğu, eski planlarda öngörülen anaokulunun kaldırıldığı, sosyal tesis alanına da “özel” niteliği getirildiği, bu geri gidişe rağmen Bilirkişi Kurulunun yeni planlarda da sosyal donatı ihtiyacı açısından büyük bir sorun olduğu kanaatinde olmadığı,
Öte yandan, ulaşım şemasına ilişkin yapılan değerlendirmeler geçerliliğini tümüyle koruduğu gibi, yeni ulaşım şemasının sorunları daha da arttıracağının değerlendirildiği, alana hala tek bir yoldan ulaşıldığı, ancak bu yolun yeni durumda oldukça yüksek eğimli bir bölgeden geçerek alana girdiği, alan içerisindeki 10 metrelik taşıt yolunun kaldırılmış olmasının da alandaki tek taşıt yolunun trafik yükünü daha da arttıracağı, alternatifsiz olarak planlanan bu taşıt yolunun, iskân sonrasında alandaki tüm taşıt trafiği yükünü taşımasının beklendiği ki Bilirkişi Kurulunun bunun anlamlı ve gerçekçi olduğunu düşünmediği, alanda yaşayanların özel araçlarının, okul ve personel servisleri, acil durum hizmeti sunan araçlar, nakliye kamyonları, sosyal donatılar ile parkı kullananların araçlarının ve alanda yer alacak tesislere ekipman getirecek servis araçlarının hepsinin bu tek taşıt yolunu kullanacakları düşünüldüğünde hem eski hem yeni planların ulaşım-dolaşım açısından önemli riskler ve olumsuzluklar taşıdığının anlaşıldığı,
Hülâsa, 09/04/2021 tarihli, 3805 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan imar planı değişikliği için Bilirkişi Kurulunca yapılan değerlendirmelerin, 20/07/2022 tarihli, 5822 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile onaylanan yeni plan değişikliği için de geçerli olduğu ve yeni planların da öncekiler gibi şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırılık taşıdığının düşünüldüğü, tespit ve değerlendirmelerinde bulunulmuştur. Dairemizce Yapılan Değerlendirme:
Dava dosyası ile Dairemizin E.2020/2024, E:2020/2034, E:2021/7444, E:2021/7565, E:2022/7748 ve E:2022/8146 sayılı dosyalarının birlikte incelenmesinden; dava konusu imar planı değişikliklerine davacı tarafından yapılan itirazlar ile davalı idarenin savunmaları ve bilirkişi raporuna karşı taraflarca yapılan itirazlar da dikkate alınarak, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte ele alınması sonucunda aşağıda yer verilen sonuçlara ulaşılmıştır; Dava konusu imar planı değişikliğinin amacı ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığının plan yapma yetkisi:
Özelleştirme ile ilgili olarak önce 27/11/1994 tarihli, 22124 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 4046 sayılı Yasa ile; daha sonra da 13/08/1999 tarihli 4446 sayılı Yasanın 1.maddesi ile Anayasanın 47. maddesine bir fıkra eklenerek özelleştirme uygulamalarına Anayasal ve yasal bir dayanak sağlanmıştır. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Yasanın 1/(A) maddesinde, bu Yasanın amacının, Yasanın uygulamasında "kuruluş" adı ile anılacak olan ...genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadî teşebbüslerinden kamu iktisadî kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleriyle doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının... ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmesine ilişkin esasları düzenlemek olduğu belirtilmiş;
2.maddesinde, özelleştirme uygulamalarındaki ilkeler sayıldıktan sonra, son fıkrasında, Kanundaki amaç ve ilkeler doğrultusunda alınacak kararlarda öncelikler ile bunların tâbi olacağı özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usûllerin, kuruluşların nitelikleri ve ülke ekonomisinin gerektirdiği şartlar da dikkate alınarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nca belirleneceği kurala bağlanmış;
3.maddesinde ise, 1. maddede sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasının; kuruluşların, satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayrî ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukukî tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemenin Kurul'un görevleri arasında olduğu belirtilmiştir. 4046 sayılı Yasaya göre, Yasada "kuruluş" olarak sayılan genel ve katma bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının, Kurul'ca, belirtilen usûl ve esaslar çerçevesinde ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmesi yoluna gidilebileceği, genel bütçeli idarelerin gördükleri kamu hizmeti ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının mülkiyet devri suretiyle özelleştirilmesi mümkündür. Mülkiyeti Maliye Hazinesine ait Ankara ili, Çankaya ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, … sayılı parsel, Özelleştirme Yüksek Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.
Dava konusu taşınmazın boş ve âtıl durumda olduğu, herhangi bir kamu hizmeti ile ilgisinin bulunmadığı, "Özelleştirme kapsam ve programında yer alan parselin ülke ekonomisine katkı sağlaması ve ölçekler arası bütünlüğün sağlanması" amacıyla dava konusu imar planı değişikliği işleminin gerçekleştirildiği anlaşılmakta olup 4046 sayılı Yasanın öngördüğü ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama amacına uygun olarak yapılan işemde Yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği kuşkusuz olup; dava konusu imar planlarına ilişkin yargılamanın da belirtilen bu hususla birlikte, 3194 sayılı İmar Yasasının 9. maddesinin ikinci fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yalnızca dava konusu parsel ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliğine gidildiği göz önünde bulundurularak yapılması gerekmektedir. Dava konusu parselin yapılaşmaya açılması:
Bilirkişi raporunda; 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında “Ağaçlandırılacak Alan” olarak belirlenen ve 2018 tarihinde onaylanan ve imar planına esas olan Jeolojik-Jeoteknik Etüt Raporuna göre de tamamı “önlemli alan” statüsünde olan uyuşmazlığa konu ... ada, … sayılı parselin, plan paftasına işlenen yer bilimsel etüt verileri incelendiğinde, dava konusu parsel içinde “uygun alan (UA)” yer almadığı, parselin tamamının ÖA-2.1 ve ÖA-5.2 kodlu “önlemli alanlar”dan oluştuğu ve bu nedenle zemin koşulları ve eğim durumu da göz önünde bulundurularak “ağaçlandırılacak alan” olarak belirlenerek yapılaşma dışında tutulduğu belirtilerek, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğiyle “Kentsel Gelişim Alanı” olarak belirlenmesinin uygun olmadığı değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamındaki bilgi-belgeler, plan araştırma ve açıklama raporları ile plan paftalarının incelenmesinden, dava konusu parselin çevresinin halihazırda yapılaşmış olduğu, önlemli alanda kalan parselin zemin durumu ve eğimi dikkate alınarak plan hükümlerinde belirlenen önlemlere uyulması koşulu ile yapılaşmaya açıldığı, zemin durumu göz önünde bulundurularak az katlı yapılaşma öngörüldüğü, yüksekliğin çevresine nazaran da düşük tutulduğu, plan hükümleri ile eğimin %20'nin üzerinde olması halinde teras ev yapılabileceğinin düzenlendiği anlaşılmakta olup, imar planına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporuna göre belirlenen önlemler alınmak suretiyle parselde yapılaşma öngören dava konusu imar planı değişikliğinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal ve teknik altyapı alanlarının yeterliliği ve yol düzenlemesi:
Bilirkişi raporunda; plan değişikliği ile öngörülen arazi kullanım şemasının sosyal donatı dengesi açısından sorunlu olmadığı kanaatine ulaşıldığı, plandaki konut alanlarında 715 kişilik bir nüfus öngörüldüğü, bu nüfus büyüklüğünün, alan özelinde somut bazı donatı alanlarına gereksinim doğuracak kadar büyük olmadığı, alan içerisinde; park, sosyal tesis ve anaokulunun zaten sağlandığı, yakın çevrede ise farklı kademelerde eğitim tesisleri, sağlık tesisleri, parklar, kültürel tesis alanlarının yer aldığı ve dolayısıyla, plan değişikliği ile alan için öngörülen nüfusun, sosyal donatı alanlarına yönelik ihtiyacının karşılanabildiği, 2022 yılına ait yeni planlarda, önceki planlara göre köklü ve yapısal değişiklikler söz konusu olmayıp, ulaşım şemasında ve bazı arazi kullanım kararlarında kısmi değişikliklere gidildiği, eski planlarda öngörülen anaokulunun kaldırıldığı, sosyal tesis alanına da “özel” niteliği getirildiği, bu geri gidişe rağmen bilirkişi kurulunun yeni planlarda da sosyal donatı ihtiyacı açısından büyük bir sorun olduğu kanaatinde olmadığı, değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu planlarda parsel bazında yeterli sosyal donatı alanı ayrıldığı ve planlama alanındaki nüfusun ihtiyacı olan diğer tüm donatıların yakın çevreden karşılanmasının olanaklı olduğu anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporunda; dava konusu planlarla parsele getirilen ulaşım şemasının büyük sorunlar içerdiği belirtilmiş ise de, parselin dışarıyla ve kendi içindeki ulaşımı sağlayan 12 metrelik taşıt yolunun ve parsel içindeki ulaşımı sağlayan 7 metrelik yaya yollarının, konut ve sosyal donatı alanlarının tamamı cephe alacak biçimde, hizmet ettiği alan için uygun ve yeterli şekilde düzenlendiği anlaşıldığından, dava konusu imar planlarında sosyal ve teknik altyapı alanlarının yeterliliği ve yol düzenlemesi bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Sonuç olarak:
Bu durumda, davaya konu taşınmazların bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, dava konusu imar planı değişiklikleri yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, dava konusu 1/1000 uygulama imar planı değişikliğinin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ise 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine uygun olduğu, 3194 sayılı yasanın 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığınca yalnızca dava konusu parseller ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliği yapıldığı, çevresinde yüksek yoğunluklu konut alanlarının bulunduğu bir alanda zemin durumu dikkate alınarak ve gerekli önlemler alınmak koşulu ile orta yoğunluklu gelişme konut alanı öngörülmesinde planlama esasları açısından bir sakınca bulunmadığı, bu nedenlerle çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı, diğer taraftan planlama alanında yeterli donatı alanı ayrıldığı, dava konusu planlarla öngörülen yolların iptal kararı verilmesini gerektirecek ölçüde sorunlar içermediği, dava konusu imar planı değişikliklerinde mevzuata, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU:
1.DAVANIN REDDİNE,
2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4.Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5.2577 sayılı Kanunun 20/A maddesi kapsamında kalan davada, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş gün) içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/09/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.