13. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davalının avukat olduğunu, müvekkili şirket ile arasında avukat-müvekkil ilişkisi kurulduğunu, davalının bir kısım eksik, kusurlu edimleri nedeniyle avukatlık ilişkisinin devamı mümkün olmadığını, tarafların karşılıklı mutabakatı ile 05.05.2021 tarihi itibari ile sözleşmeli avukatlık ilişkisinin sona erdirildiğini, müvekkili şirketin bu aşamada ...'na hiçbir borcu bulunmadığını ancak davalı tarafça müvekkili şirket aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını, takip dayanağı senet fotokopisinin incelenmesi neticesinde imza kısmında müvekkili şirket kaşesi bulunmadığının anlaşıldığını, senetin müvekkili şirket imza yetkililerince imzalanmadığını, avukat olan davalının satıcı olmadığını, senedin ciro edilmeyip doğrudan davalı adına düzenlendiğini, imzanın ...'e ait olması halinde dahi şirketin bu kişinin imzası ile borçlanamayacağını, senet üzerindeki düzenleme tarihi, vade tarihi ve tl yazan yerlerin üzerinin çizilmiş olması şüphe yarattığından senet üzerindeki yazıların yazılış tarihleri ve senette tahrifat olup olmadığı konusunda inceleme yapılması gerektiğini, davalı ... ile müvekkil şirket arasında avukat/vekil eden ilişkisi dışında kambiyo senedi düzenlenmesini gerektirecek herhangi bir ticari ilişki olmadığını, işbu davada ispat yükünün davalı tarafta olduğunu belirterek ...
35.İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasında borcu bulunmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davaya konu senet üzerindeki imzanın borçlu şirketin yetkili ticari mümessiline ait olduğunu, ticari mümessilin kambiyo taahhüdünde bulunması için özel yetki gerekmediğini, imza itirazının dayanaktan yoksun olduğunu, avalist imzasına keşideci şirketin itiraz edemeyeceğini, şirket genel müdürü ...'in şirket namına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin yasa gereği mevcut olduğunu, imzasının geçerli olduğunu, özel yetki lüzumu bulunmadığını, şirketin sevk ve idaresinin ...'da mukim tek ortak tarafından değil,
TTK 548'e göre ticari mümessil olan genel müdür tarafından yapılmakta olduğunu, esasında şirketin imza yetkilisi olan; genel müdürünün bu tasarruflarıyla her tür hukuki muameleyi yürüttüğünü, senedin tahrifata uğradığına ilişkin iddia mesnetsiz olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli hareket ettiğini belirterek davanın reddi ile karşı tarafın %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, dava konusu senet üzerindeki imzanın davacı şirket genel müdürü ...'e ait olup olmadığı, ...'in senedin düzenleme tarihi itibari ile davacı şirket adına senet düzenleme yetkisine haiz olup olmadığı, senet üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığı, senet nedeni ile davacının dava tarihi itibari ile borçlu olup olmadığı, borçlu değil ise dava tarihi itibari ile borçlu olmadığı tutarın tespiti talebine ilişkindir.
Davaya konu senedin incelenmesinde, ...
35.İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe konu edilmiş; 08/01/2019 düzenleme tarihli, 08/01/2021 vadeli, 447.000 Amerikan Doları bedelli bir bono olduğu anlaşılmaktadır. Bononun lehtarının ... olduğu, borçlu bilgisi kısmında davacı ... A.Ş.ye ait kaşe bulunduğu, kefil kısmında ...isminin olduğu, imza kısmında ise iki farklı karakterde toplam dört adet imza bulunduğu görülmektedir.
Davacı tarafından, kambiyo senedinin usulüne uygun olarak şirket yetkilisi tarafından imzalanmadığı, senet üzerinde tahrifat bulunduğu ve keşideci ile lehtar arasında ticari ilişki bulunmadığı ileri sürülmektedir.
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır . Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 2021/1295 Esas, 2023/1967 Karar) Kambiyo senetlerinde kural olarak bedelsizlik iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerekir. Somut olayda, davacı her ne kadar taraflar arasında avukatlık ilişkisi dışında hiçbir ticari faaliyet olmadığını iddia etmişse de kambiyo senedinin taraflar arasındaki asıl ilişkiden bağımsız olarak soyut borç ikrarı içermesi nedeniyle davacının bu yöndeki iddiasının ispata muhtaç olduğu tartışmasızdır. Nitekim, senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve bu anlamda tahrifat yapıldığı iddiasının da aynı şekilde yazılı belgeyle ispatı zorunludur. Kaldı ki, Adi Tıp Kurumu tarafından da herhangi bir tahrifat tespiti yapılamamıştır. Son olarak, davacının senet üzerindeki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı ve borçlu imzasının kaşenin üzerinde bulunmadığı iddiası incelendiğinde, borçlu ismi yazan kısımda davacı şirket kaşesinin bulunduğu ve senedin matbu olarak imza için ayrılan kısmına da imza bulunduğu görülmektedir. Davacı şirketin Ticaret Sicil kayıtlarına göre imza yetkilisi olduğu anlaşılmış, nitekim ... tarafından da söz konusu imzanın kendisine ait olduğu ikrar edilmiştir. Dolaysıyla, imza incelemesini gerektiren bir husus da dosya kapsamında mevcut değildir. Tüm bu bilgi ve açıklamalar ışığında mahkememizin 29.02.2024 tarihli ve 6 numaralı celsesinde davacıya yemin delili hatırlatılmış ancak bu delile başvurulmayacağı belirtilmiştir.
Bu durumda, tüm dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, davacının menfi tespit iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1.Davanın reddine,
2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-₺ maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 64.478,83-₺ harçtan mahsubu ile bakiye 64.051,23-₺ harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4.Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5.Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı vekili lehine hesaplanan 315.269,79-₺ vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca taraflara iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/04/2024
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)