6. Hukuk Dairesi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:
T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/10/2023
NUMARASI : Esas Karar
İSTİNAF EDEN DAVACI :
Av
İSTİNAF KARARININ
Davacı tarafından davalı aleyhine Konya . Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... Esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 12/10/2023 tarihinde tesis edilen davanın reddine ilişkin karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde;
Kullanım Anlaşması” imzalandığını,
sözleşme maddesinde bahsedilen "sistem kullanım/dağıtım bedelinin", davalı tarafından hazırlanarak EPDK tarafından yayımlanan tarifelere göre belirlendiğini, davacıya uygulanan son dönem tarifesinin (01/01/2022 itibarıyla) Üreticiler İçin Veriş Yönünde Tek Terimli Dağıtım Tarifesi’nin lisanslı üreticiler için 3,8193 kr/kWh, Lisanssız Üreticiler için ise 28,2765 kr/kWh şeklinde olduğunu, davanın ikame edildiği tarih itibarıyla davacının üreterek dağıtım sistemine verdiği her kWh elektrik enerjisine karşılık 28,2765 kuruş sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını, dağıtım hizmeti alan elektrik üreticileri arasında sistem kullanım/dağıtım bedelleri bakımından "üretici" ve "lisanssız üretici" şeklinde bir ayrım yapıldığını, bu bağlamda davacıdan 28,2765 kuruş sistem kullanım/dağıtım bedeli alınırken buna karşın aynı hizmeti alan diğer üreticilerden sadece 3,8193 kuruş alındığını, tarife cetvellerindeki sistem kullanım/dağıtım bedellerinden derlenerek taraflarınca hazırlanan ve aşağıda sunulan karşılaştırma tablosundan da açıkça görüleceği üzere, 2016 yılı sonuna kadar üreticiler arasında herhangi bir ayrım yapılmadığını, buna göre; lisanslı-lisanssız ayrımı yapılmaksızın tüm üreticilerden aynı bedel alındığını, bu bedelin (1 Ekim - 31 Aralık 2016 dönemi için) 0,7596 kuruş olduğunu, 1 Ocak 2017 itibarıyla üreticiler arasında ayrıma gidilerek, lisanssız üreticilerin dağıtım sistemi üzerinde ek maliyet oluşturduğu gerekçesine dayalı olarak, lisanssız üreticilerden daha fazla sistem kullanım/dağıtım bedeli alınmaya başlandığını, buna dayanak olacak şekilde davacının ek maliyet oluşturmadığını, buna göre tamamen aynı hizmeti aldığı ve aralarında herhangi bir ayrım yapılmasına hukuken imkan olmadığı halde davacıdan, ürettiği her bir kWh elektrik enerjisi başına neredeyse 10 kat oranında artırım yapılmak suretiyle sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğunu, bu yöntemle davacıdan haksız yere fazladan tahsil edilen tutarın 400.000,00 TL'nin üzerinde olduğunu, uyuşmazlık konusu lisanssız elektrik üretim tesislerinin hukuki altyapısının 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 14. maddesinde düzenlendiğini, anılan maddeye göre bu tesislerin, yenilenebilir enerji kaynaklarının ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla desteklendiği ve bu kapsamda "lisans alma" ve "şirket kurma" yükümlülüklerinden de muaf tutulduğunu, bunların dışında başkaca hiçbir konuda, lisanslı ve lisanssız elektrik üretim faaliyeti arasında ayrım yapılmadığını, nitekim 12/05/2019 tarihli ve 30772 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan “Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği”nin 1 inci maddesine göre; lisanssız elektrik üretimiyle "küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve küçük ölçekli üretim kaynaklarının etkin kullanımının sağlanması" ile "elektrik şebekesinde meydana gelen kayıp miktarlarının düşürülmesi"nin amaçlandığının açıkça düzen altına alındığını, diğer taraftan 6446 sayılı Kanunun "Dağıtım faaliyeti" başlıklı 9/2 maddesine göre; "Dağıtım şirketi, lisansında belirtilen bölgedeki dağıtım sistemini elektrik enerjisi üretimi ve satışında rekabet ortamına uygun şekilde işletmek, bu tesisleri yenilemek, kapasite ikame ve artırım yatırımlarını yapmak, dağıtım sistemine bağlı ve/veya bağlanacak olan tüm dağıtım sistemi kullanıcılarına ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin hizmet sunmakla yükümlü" olduğunu, dağıtım bedellerinin nasıl belirleneceğinin 6446 sayılı Kanunun "Tarifeler ve tüketicilerin desteklenmesi" başlıklı 17/6-(ç) bendinde düzenlendiğini, bedelin nasıl belirleneceği ve tahsil edileceğinin, yani uygulanmasının, 31/12/2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan "Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar"da düzen altına alındığını, düzenlemeden anlaşıldığı üzere, sistem kullanım/dağıtım bedelinin, farklı uygulanmasının yegane şartının, lisanssız üretim tesisinin dağıtım sistemi üzerinde ek maliyet oluşturması olduğunu, lisanssız üreticilerden alınan sistem kullanım/dağıtım bedeli bakımından diğer üreticilerden daha fazla bedel alınmasına sebep olacak herhangi bir ek maliyet ya da fazla hizmetin bulunmadığını, somut olay bağlamında davalının, mevzuatta açıkça belirlenen ek maliyet sebebini ortaya koymadan sanki ek maliyet varmış gibi Davacıdan fazla ve fahiş miktarda tahsilat yaptığı, hal böyle iken tüm üreticilerin dağıtım şirketinden aldığı hizmet tamamen aynı olduğu halde diğerlerine nazaran davacıdan daha fazla sistem kullanım/dağıtım bedeli alınmasının herhangi bir teknik veya mali/finansal sebebi bulunmadığını, bilim, sanat ve fen kurallarına göre objektif ve somut bir şekilde; davacının diğer üreticilere nazaran dağıtım sistemi üzerinde ek maliyet oluşturduğu ve bu sebeple de fazladan sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığının iddia edilemeyeceğini, olayı somut hale getirmek gerekirse; "birbirine komşu parsellerde kurulu olan" ve "her ikisi de aynı trafo üzerinden dağıtım sistemine bağlanan" iki farklı güneş enerjisi santralinin ("GES'") olduğu bir örnekte; her iki tesisin sistem üzerinde oluşturduğu maliyet tamamen AYNI olduğu halde; davacıdan 400.568,35 TL (yıllık) sistem kullanım/dağıtım bedeli alınırken diğer üreticiden sadece 55.627,56 TL (yıllık) sistem kullanım/dağıtım bedeli alındığını, uyuşmazlıkta adli yargı görevli olduğuna göre, uyuşmazlık konusu tahsilatlara sebep olan tarifenin de işbu davada hukuki denetime tabi tutulmasının zorunlu olduğunu, uyuşmazlık konusu olayın sözleşmeden doğmuş olup bu sözleşme önceden tek taraflı olarak hazırlanmış ve tüm benzer olaylarda standart olarak kullanıldığı ve sisteme bağlantı yapılması öncesinde davacıya dayatıldığını, bütün bunlar, uyuşmazlık konusu sözleşme kuralının genel işlem koşulu olduğunu ortaya koyduğunu, uyuşmazlık konusu bedelin fazladan tahsilinin, açıkça dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, uyuşmazlık konusu bedelin, genel tarife üzerinden tahsil edilmesi gerektiğini, sözleşme adaletinin sağlanmasının zaruri olduğunu, "Mülkiyet hakkı"na müdahale niteliğindeki uyuşmazlık konusu fazla bedel tahsilatının hukuken korunamayacağını, huzurdaki davada, davacıya oldukça yüksek miktarda uygulanan sistem kullanım/dağıtım bedelinin gerçekte ne kadar olması gerektiğinin ve bu kapsamda davacıdan fazladan yere tahsil edilen bedellerin bu aşamada hesaplanmasının objektif şartlar dahilinde mümkün olmadığını, zira uyuşmazlık konusu dağıtım sistem kullanım bedelinin belirlenmesine ilişkin hususların 22/8/2015 tarihli ve 29453 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği" ile bu Yönetmeliğe dayalı olarak 19/12/2015 tarihli ve 29567 sayılı "Dağıtım Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ"de düzen altına alındığını, uyuşmazlık konusu sistem kullanım/dağıtım bedelinin anılan Yönetmeliğin 24.maddesine göre; davalı şirket tarafından hazırlandığını, davacının elektrik dağıtım sistemi üzerinde ne kadar ek maliyet oluşturduğu afaki dahi olsa hesaplanamadığından ve buna bağlı olarak da davacıdan haksız yere fazladan tahsil edilen (dava konusu) bedellerin miktarı bu aşamada ortaya konamadığından işbu davadaki talebin belirsiz alacak olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek; davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve yargılama sırasında ortaya çıkacak gerçek alacak tutarına talebi artırmak üzere, davacıdan dava tarihine kadar fazladan tahsil edilen sistem kullanım/dağıtım bedelleri yanında bunlara işletilen KDV'lerle birlikte oluşan toplam tutar için şimdilik 1.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline ve davacıya verilmesine, alacağa konu bedellere, her bir faturada fazla ödenen tutarlara ödeme tarihlerinden itibaren işletilecek bankalarca mevduata uygulanan azami faiz veya her halükarda en yüksek ticari faiz/değişen oranda avans faizi uygulanmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tarifelerin, üstün kamu iradesi tarafından herkes için bağlayıcı nitelikte olmak üzere EPDK tarafından belirlenmekte olup idari birer işlem niteliğinde olduğunu, şirketlerin tarifeleri uygulamama yönünde bir takdir yetkisi bulunmadığını, müvekkiline ait yanlış bir uygulama sebebiyle değil EPDK tarafından yapılan bir idari düzenleme sebebiyle oluştuğu iddia edilen farkın talep edildiğini, bu nedenle davada idari yargının görevli olduğunu, dava EPDK tarafından düzenlenen tarifeye dayalı olarak yapılan faturalandırmalara karşı açılmış bulunduğundan öncelikle pasif husumetin temelde EPDK’ye yöneltilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak görülmesinin mümkün olmadığını, dava konusu uyuşmazlığın temeli niteliğindeki idari işlemin iptali için açılan davada Danıştay 13. Dairesi'nin ....Esas .... Karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verildiğini, hukuk mahkemesinin idari yargının yada EPDK’nin yerine geçerek dağıtım bedeli katkı payını belirlemesinin yada kaldırmasının düşünülemeyeceğini, dava davacının kendisi aleyhine sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanmakta olup, davacı baştan itibaren kendisine uygulanan dağıtım tarifesinden haberdar oluğunu, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılda sona ereceğinden davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ayrıca davacının faturalara TTK 21. maddesinde gösterilen 8 günlük süre içinde itirazda bulunmadığını, kanun gereğince faturanın içeriğini kabul etmiş sayıldığını, ayrıca söz konusu faturaları ticareti defterlerine işlemek suretiyle içeriğini benimsemiş olduğunu, müvekkilinin 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu çerçevesinde faaliyet gösteren 6446 sayılı yasanın 3/1-c maddesi çerçevesinde lisansında belirlenmiş dağıtım bölgesi olan Konya, Aksaray, Niğde, Kırşehir, Nevşehir ve Karaman olmak üzere 6 ilde mülkiyeti kamuya (TEDAŞ’a ) ait olan elektrik dağıtım tesisleri ve şebekesini işleten elektrik dağıtım şirketi olduğunu, davacının ise lisanssız güneş enerjisi santrali (GES) işletmecisi olduğunu, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yapılan mevzuat çalışmalarından incelenmesi gereken bir diğer kanunun ise 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu olduğunu, kanunun elektrik piyasasına ilişkin genel bir kanun niteliği taşımasının yanında elektrik üretiminde kullanılan yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik lisanslı veya lisanssız bir şekilde yenilenebilir enerji kaynaklarından enerji elde edilmesinin 6446 sayılı Kanun çerçevesinde ele alındığını, 6446 S.K. 3/1.t maddesinde lisansın, tüzel kişilere piyasada faaliyet gösterebilmeleri için bu Kanun uyarınca verilen izin şeklinde tanımlandığını, davacının lisanssız statüde olması sayesinde tüm bu bedelleri ödemekten muaf tutulduğunu, ayrıca üretim lisansı başvurusunda bulunan tüzel kişiden, önlisans yükümlülüklerinin yerine getirilmesini müteakiben üretim tesisinin lisansında belirlenen inşaat süresi içerisinde kurulmaması halinde irat kaydedilmek üzere, kurulmak istenen üretim tesisinin niteliğine ve büyüklüğüne göre yatırım tutarının yüzde onunu geçmemek üzere teminat mektubu alındığını, bu kanuni düzenlemelerin yanı sıra lisanslı üreticilerin 02.11.2013 tarih 28809 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği ile EPDK kararlarına konu edilmiş pek çok ek hukuki yükümlüğe tabii kılınmışken lisanssız santrallerin lisans almak ve lisans almanın yanında getirdiği pek çok ek yükümlülükten muaf tutulduklarını, tüm bu yasal hukuki statü avantajlarının yanında lisanssız elektrik üreten tesislerin ürettikleri enerjiyi daha yüksek bir bedelle satmaları sayesinde fiyat avantajına sahip olduklarını, 29/12/2010 tarihli ve 6094 sayılı Kanunun hükmüne göre düzenlenen I Sayılı Cetvel’de Güneş Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi’nde uygulanacak fiyatın 13,3 ABD Doları cent/kWh olduğunu, 03.12.2010 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik gereği, güneş enerjisine dayalı üretim tesislerine YEK destekleme mekanizması kapsamında belirlenen kWh başına 13,3 dolar/cent ile ihtiyaç fazlası enerjinin 10 yıl süre ile üreticilere görevli tedarik şirketi tarafından ödenmekte olduğunu, Rüzgâr ve Güneş Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi Kurmak Üzere Yapılan Önlisans Başvurularına İlişkin Yarışma Yönetmeliği gereği lisanslı santral kurmak isteyen her bir tüzel kişinin TEİAŞ’a katkı payı ödemek veyahut alım garanti fiyatı için yarışmaya katılarak en düşük fiyat teklifini yapmak zorunda olduğunu, Rüzgâr ve Güneş Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi Kurmak Üzere Yapılan Önlisans Başvurularına İlişkin Yarışma Yönetmeliği’nin 6. maddesi 3 üncü fıkrası kapsamında seçim işleminin Şirket lehine ise bu katkı payı teklifi esas alınarak yönetmelik hükümlerine göre yarışmanın sonuçlandırıldığını, 2015 yılında TEİAŞ tarafından yapılan 600 MW GES ihalesinde 13,3 dolar çent alım garantisine karşılık 2 milyon TL’leri bulan katkı payı ödemelerini TEİAŞ’a yapmak üzere ihalenin sonuçlandığını, davacının Lisanssız santral için başvuru yaptığı Mart 2016 yılında kWh başına alım garantisi 6,99 dolar/cent civarında iken, 2021 yılında ise YEKA kapsamında kurulan lisanslı tesisler için alım garantisi birim fiyatlarının 20 kuruş/kWh civarında olduğunu, davacının tesis kurulum aşamasında TEİAŞ’a herhangi bir katkı payı ödemesi yapmadığından veya tavan fiyatın düşürülerek yarışmaya girmemesinden dolayı lisanslı tesis, kapsamında değerlendirilmesinin söz konusu olmadığını, Lisanslı tesisler için Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 30/6. maddesi uyarınca transformatör ve/veya hat kaybı uygulanması söz konusuyken davacının lisanssız tesisinde böyle bir uygulamaya tabii olmadığını, Lisanslı üreticiler tarafından yükümlülükleri kapsamında üstlenilen ancak, lisanssız üreticiler tarafından karşılanmayan tüm bu maliyetlerin lisanssız üreticiler adına sistemde ek yük oluşturduğunu, tüm bu açıklamalar ışığında davacının lisanssız GES’e yatırım yapmayı lisanslı / lisanssız ayrımını avantajlı dezavantajlı yönlerini bilerek basiretli bir tacir olarak tercih ettiği ve kendi tercih ettiği statü üzerinden hukuk güvenliği ve hukuki öngörülebilirlik içinde EPDK tarafından bir idari işlem olarak belirlenen tarife ile fiyatlandırıldığını, davacının durumu itibariyle baştan itibaren lisanslı GES’lere göre lisanssız GES’ler ilgili farklılıklar baştan itibaren davacı açısından hukuki öngörülebilirlik ve bunun getirdiği hukuki güvenlik ilkesinin bir yansıması olarak nasıl bir hukuki muamele karşılaşacağını bildiği, bu yönüyle de davanın açıkça kötü niyetli olup haksız bir menfaat sağlamaya dönük olduğunu, dağıtım tarifelerinin; dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluştuğunu, dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedellerin 31.12.2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına ilişkin Usul ve Esaslarda (Usul ve Esaslar) belirlendiğini, Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliğinin ilki 22.08.2015 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak 01.01.2016 tarihinde, ikincisi 19.06.2020 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak ilkini ilga etmek suretiyle 01.01.2021 tarihinde yürürlüğe girdiğini, yönetmelikler kapsamında dağıtımla ilgili iki temel tarife dağıtım bağlantı tarifesi (bağlantı tarifesi) ve dağıtım tarifesi olmak üzere iki ayrı başlıkta eski ve yeni Yönetmeliğin 6 ve 9. maddelerde düzenlendiğini, eski ve yeni her iki yönetmeliğe göre bağlantı tarifelerinin şebeke yatırım maliyetlerini kapsamadığını, bağlantı yapan kişinin iç tesisatının dağıtım şebekesine bağlanması için inşa edilen bağlantı hattı kapsamında katlanılan masraflar ile sınırlı olduğunu, üreticilerden alınan bedellerin gelir tavam üzerinde kalan kısmı tarifeye tekrar iade edildiğini, bu kapsamda 29.12.2016 tarihli 6338 sayılı Kurul Kararı ile lisanslı ve lisanssız üreticilerin birim fiyatları ayrıştırılmış olup 31.12.2017 den önce devreye giren santrallere üretici yönündeki lisanssız fiyatından %75 indirim uygulandığını, bu indirim kapsamındaki santrallerin 31.12.2021 tarihine kadar 4 yıldan fazla indirimden faydalandığını, 30.12.2021 tarihli ve 10700 sayılı Kurul Kararı ile 2016 yılında veriler indirim geri alınarak, lisanslı ve lisanssız olmak üzere üreticilere tarifelerin sadeleştirildiğini, dağıtım tarifelerinin sadece birim fiyat karşılığı elektrik bedeli değil, esasen dağıtım faaliyetlerinin ne şekilde finanse edileceğinin Devlet (EPDK) tarafından planlanması niteliğinde olduğunu, bu noktada tarifelerin davacının iddiasını aksine sadece belli bir tesisat yada abone grubunun durumu değil sistemin bütünü nazara alınarak tarifelerin belirlendiği, o yüzden davacının “lisanslının şebekeye maliyeti, lisanssızınkinden farklı değildir, o zaman neden dağıtım bedeli farklıdır” şeklinde ortaya koyduğu gerekçenin temeli bulunmadığını, %75 indirim uygulandığını, EPDK tarafından belirli periyotlarda yayınlanan “Elektrik Faturalarına Esas Tarife Tablolarında” Nihai Tarife Tablosu kısmında lisanssız üreticiler için veriş yönünde alınması gereken dağıtım bedellerinin belirtildiğini, bağlantı anlaşmalarının genel işlem şartı içerdiği değerlendirmesinin hukuki bir dayağının bulunmadığını, davaya konu talebin hukuki öngörülebilirlik ve hukuk güvenliği yönüyle de kabulünün mümkün olmadığını, ödeme tarihinden itibaren mevduata uygulanan azami faiz veya en yüksek ticari faiz/değişen oranlarda faiz talebinin de diğer talepler gibi mesnetsiz olduğu belirterek; davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince; ".....Kayseri BAM 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/807 E 2023/873 K sayılı ilamı ile ''Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliğinin 23. maddesi uyarınca kendi ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapması esas olan davacının, kendi insiyatifiyle ihtiyaç fazlası olarak ürettiği elektrik nedeniyle davalıya ait dağıtım hatlarını kullanmasından dolayı kullanım/dağıtım bedellerinin EPDK tarafından düzenlenen tarifelerle belirleneceğine ilişkin mevzuat hükümlerine atıf yapan sözleşmeyi, üstelik üretici ve lisanssız üreticiler yönünden sistem kullanım/dağıtım bedellerinin farklılaşmasından sonra imzalamış bulunmasına, sistem kullanım/dağıtım bedellerine ilişkin faturaları defterlerine kaydetmediği yönünde dosyada herhangi bir beyan, delil ve belge bulunmamasına,
TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacirin, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen tarafın, faturaya dayalı bu alacağının varlığını HMK'nın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olmasına göre, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu ...'' şeklinde olup, ilk derece mahkemesince verilen ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun bahsi geçen gerekçelerle esastan reddine karar verilmiştir. Yine Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi'nin 2022/1765 E 2022/2121 K sayılı ilamı da aynı yöndedir.
Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; lisanssız elektrik üreticilerine uygulanacak dağıtım sistemi kullanım tarifelerinin EPDK tarafından belirlendiği, tarifenin belirlenmesi konusundaki yetkinin EPDK'ya ait olduğu, bu konuda davalının insiyatif alarak farklı tarife uygulamasının mümkün olmadığı, davalı tarafça tahsil edilen bedellerin EPDK tarafından belirlenen tarifelere uygun olduğu, yine davalıya sistem kullanım bedeli ödemek istemeyen davacının kendi ihtiyacı kadar elektrik üretme imkanı varken fazlasını üretip kullanım bedelinin iadesini istemesinin hukuken korunamayacağı, davacının tahsil edilen sistem kullanım bedelinin haksız olduğu ve istirdadının gerektiği iddiasını usulünce ispatlayamadığı sonucuna varıldığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; uyuşmazlık konusu hesaplanmadan karar tesis edildiğini, ihtiyaç fazlası enerji yönünden tartışılan hususun sözleşmeye aykırı tahsilat olduğunu, EPDK tarifesi olmadığını, elektrik tüketicisi olan davacının, tüketim ihtiyacı olan enerjiyi üretmek için yukarıdaki mevzuat hükümleri uyarınca üretim tesisi kurduğunu ve taraflar arasında sistem kullanım anlaşması akdedildiğini, ihtiyaç fazlası enerjinin üreticisi ve sisteme (şebekeye) vereni dava dışı görevli tedarik şirketi (".....") olduğunun açıkça kabul edildiğini, görüleceği üzere ihtiyaç fazlası enerjinin mülkiyetinin, henüz davalıya ait şebekeye çıkmadan müvekilin elinden çıktığını, ihtiyaç fazlası enerjinin üreticisi ve sisteme vereni davacı olmadığına göre bu enerjiden dolayı davacıdan dağıtım bedeli alınmasının da mümkün olmadığını, uyuşmazlık konusu iş, bir nevi taşıma işi olup; taşınacak emtia olan enerji; henüz dağıtım şebekesine çıkarılmadan davacının santral sahasında dava dışı ...'ye teslim edilmekte olup bu aşamadan sonra söz konusu enerji mülkiyeti ve zilyedliğiyle birlikte dava dışı ... tarafından şebekeye çıkarıldığını, ihtiyaç fazlası enerji yönünden alınan dağıtım bedelinin EPDK tarifesinin konusu olmadığını, uyuşmazlık konusu olaya uygulanacak 6446 sayılı Kanunun 17. maddesi hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından verilen iptal kararıyla ortaya çıkan hukuki durum çerçevesinde, uyuşmazlık konusu olay bakımından mahkeme, sahip olduğu yargılama yetkisinden kaçınamayacağını, dava kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu üzere uyuşmazlık konusu tahsilatların dayanağı olan tarifenin farklılaşmasına sebep olacak şekilde somut bir ek maliyet olmadığının açıkça ortaya çıktığını, dava kapsamında yaptırılan bilirkişi incelemesiyle lisanssız üreticilerin somut olayda davacının dağıtım sistemi üzerinde ek maliyet oluşturduğu somut ve denetime elverişli şekilde tespit edilemediğini, dolayısıyla yukarıdaki sebeplerle lisanslı ve lisanssız elektrik üretimi yapan tesislerin, dağıtım bedeli maliyetleri yönüyle ayrışmadığını, yani lisanssız üreticilerin dağıtım sistemine ek maliyet getirmediklerini, sistem üzerinde ek maliyet oluşturmadığı halde ve tamamen aynı dağıtım hizmeti alan üreticiler arasında bu denli fahiş oranda (10 kat) ayrım yapılmasının kesinlikle dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, uyuşmazlık konusu olaya uygulanacak düzenlemenin normlar hiyerarşisine tabi tutulamayacağı yönündeki kabulün Anayasanın 138.maddesine aykırı olduğunu, davalı tarafından yapılan tahsilatların TTK'nın 20.maddesine aykırı olduğunu, uyuşmazlık konusu fazla tahsilatların mülkiyet hakkının ihlali olduğunu, açıklanan nedenlerle istinafa konu kararın kaldırılmasına ve alacağın tespitine yönelik olarak eksik bırakılan usul işlemlerinin yerine getirilmesini teminen bilhassa 5346 sayılı Kanunun 6/A maddesi uyarınca ihtiyaç fazlası enerji sebebiyle davacıdan yersiz tahsil edilen sistem kullanım bedeline ilişkin alacağın bilirkişi marifetiyle hesaplanması ve diğer tüm istinaf sebeplerinin değerlendirilmesi için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, aksi yönde kanaat oluşması halinde yani mevcut haliyle dosya üzerinden yargılama yapılmasına imkan olduğunun kabulü halinde talepleri yönünde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; alacak istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355.maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, toplanan delillere ve özellikle dairemizce usul ve yasaya uygun görülen bilirkişi raporuna göre taraflar arasında imzalanan "Lisanssız Elektrik Üreticileri İçin Dağıtım Kullanım Anlaşması" sözleşmesinde dağıtım sistem kullanım bedeli birim fiyatı ile ilgili bir düzenleme bulunmadığı, anlaşma ile mevzuat ve mevzuat değişikliklerinin geçerli olduğunun kabul edildiği, Lisanslı ve Lisanssız GES'lerde üretilen enerji bedellerinin EPDK tarafından belirlendiği, davalı şirketin enerji fiyatını belirleme yetkisinin bulunmadığı, sadece EPDK'nın belirlediği birim fiyatlar üzerinden fatura tahakkuk etme yetkisinin bulunduğu, EPDK'nın ilgili kararları gereği Lisanslı ve Lisanssız GES'lerin ürettiği enerji bedellerinin birim fiyatlarının farklı olduğu, EPDK'nın bu kararlarına karşı yapılan iptal başvurularının Danıştay tarafından reddedildiği, EPDK kararlarını uygulamakla yükümlü olan davalının yapmış olduğu faturalandırma işlemlerinde fazladan yapılmış tahakkukun bulunmadığı; genel işlem koşuluna aykırılığın bulunmadığı, açıklanan nedenlerle davacının ileri sürdüğü istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, davanın reddine ilişkin kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE,
2.Alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3.İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
4.İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,
6.Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 08/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)