Esas No
E. 2021/1504
Karar No
K. 2024/672
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Sigorta Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/1504

KARAR NO: 2024/672

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/02/2015 (Dava) - 07/09/2021 (Karar)

NUMARASI : 2017/430 Esas - 2021/681 Karar

DAVA: Maddi ve Manevi Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
BAM KARAR TARİHİ: 24/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 24/04/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/430 Esas-2021/681 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 15/10/2013 tarihinde davalı sürücü ...'ın, sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Smyrna Meydanı Kavşağına geldiğinde kendisine kırmızı fasılalı ışık yandığından durması gerekirken geçiş yaptığını, bu sırada müvekkili ...'ın da sevk ve idaresindeki motosikleti ile Smyrna Meydanına gelerek kendisine sarı fasılalı ışık yandığından tam kavşağı geçmek üzere iken ... idaresindeki aracın çarpması sonucu kazanın meydana geldiğini, kazada ...'ın asli kusurlu olduğunun kaza tespit tutanağında da açıkça görüldüğünü, yine İzmir 34. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/200 E.-2014/248 K. sayılı dosyasından alınan Adli Tıp kusur raporunda da davalı ...'ın asli kusurlu bulunduğunu, müvekkilinin ağır yaralı halde hastaneye kaldırıldığını, vücudunda kırıklar oluştuğunu, iç organlarında ağır hasar oluştuğunu, 28 yaşında genç biri iken geçirdiği operasyonlar nedeni ile sakat kaldığını, başkasının bakımına muhtaç hale geldiğini, yüzünde ve vücudunda kalıcı hasarlar meydana geldiğini, madden ve manen zarara uğradığını, psikolojisinin de bozulduğunu, hali hazırda tedavisinin devam ettiğini, davalıya ait ... plakalı aracın diğer davalı ... A.Ş tarafından zorunlu mali sorumluluk poliçesi ile sigortalandığını, müvekkilinin kazadan beri çalışamadığını, her türlü bakımının refakatçi olarak annesi tarafından sağlandığını, çalışmadığı için mahrum kaldığı gelirleri, iş gücü kaybı, maluliyet, yapılan tedaviye ilişkin giderler, devamlı hastaneye giderken yapılan taksi ve diğer masraflar, motorunun hasarı, evde bakım-refakatçi masrafları için işbu davayı açmalarının zaruri olduğunu, sigorta şirketinin poliçe miktarı ve kapsamı ile sorumlu olup bunun dışındaki taleplerinden sigorta şirketinin sorumlu olmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla HMK' nın 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası istemli alacakları bakımından, davalı ... A.Ş' den poliçe kapsam ve limiti ile sorumlu olduğu miktarlar dahilinde olmak üzere diğer davalılardan ise tüm talep yönünden; şimdilik 10.000.00 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davalılar ... San. Tic. Ltd. Şti ve ...'dan 30.000,00 TL manevi tazminatın da müşterek ve müteselsilen tahsiline, kazanın oluş tarihi olan 15/10/2013'den itibaren şirket olan davalılardan reeskont faizi ile, şahıs olan davalıdan yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 21.09.2015 tarihli talep açıklama dilekçesi ile maddi tazminat kalemlerini tek tek miktar olarak açıkladığı ve akabinde talep arttırım dilekçesi ile de maddi tazminat istemini 221.703,89-TL'ye çıkardığı anlaşılmıştır.

CEVAP

Davalılar ... ile ... San. Tic. Ltd. Şti vekili cevap dilekçesinde özetle; maluliyet durumu dışında kalan tüm maddi tazminat taleplerinin belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini, zira miktarı önceden belirlenebilecek alacaklar yönünden belirsiz alacak davası açılması halinde davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, davacının çalıştığı şirket ile iş ilişkisinin devam ettiğini, eğer raporlu ise Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan bir miktar maaş alması kaçınılmaz olduğundan bu belgelerin celbini, taksi giderlerinin davacı yanca dosyaya ibraz edilmesi ve hastane kayıtları ile karşılaştırılması gerektiğini, iddia edildiği gibi hastanede ve evde bakım-refakatçi giderleri olmuş ise, bunlara ilişkin yasal harcama giderlerinin dosyaya ibrazı gerektiğini, delil olarak bildirilen davalı ...' ın asli kusurlu olduğunu bildirir raporların işbu davada mahkemeyi bağlayıcı bir mahiyeti bulunmadığını, zira ceza yargılaması neticesinde müvekkili hakkında HAGB kararı verildiğini ve temyiz aşamasından geçmediğini, maddi hukuk anlamında kesin hüküm ifade etmeyen bir mahkeme kararının ve bu karara dayanak yapılan bilirkişi raporlarının bir başka dosyada kesin delil teşkil etmesinin mümkün olmadığını, esasen asıl kusurlunun davacı olduğunu, gece yarısından sonraki bir saatte, kısmen kontrolsüz olan bir kavşağa, kullanmaya ehliyeti de bulunmadığı bir araç ile girdiğini, araç sürücülerinin göremediği "kör nokta" olarak tabir edilen yerden müvekkilinin kullandığı araca çarptığını, kavşakta müvekkili dikkatli bir şekilde dönmeye çalışırken birden bire ışık dahi görünmeden davacının motorsikletinin aracına çarptığını, kaza sırasında yasal olarak takılması zorunlu olan kask, dizlik, dirseklik, eldiven gibi ekipmanların takılı olup olmadığının belli olmadığını, davacının iddia ettiği bedelleri işbu davayı ikame etmeden kolaylıkla sigortacıdan tahsil etmesi mümkün iken davaya konu etmesinin de kötü niyetli olduğunu, davacının zararlarının sigorta limitlerinden daha yüksek çıkması halinde davacının tahsil edemeyeceği kısımdan müvekkillerinin sorumlu tutulması gerektiğini, manevi tazminatın bir kişi zenginleşirken, diğer kişinin fakirleşmesine sebebiyet vermemesi gerektiğini, davacı yanın faiz talebinin de usulsüz olduğunu, müteselsil sorumluluğun söz konusu olduğu durumlarda davacının sorumlulardan bir kısmından farklı, bir kısmından farklı taleplerde bulunmasının söz konusu olamayacağını, bu davanın konusunu ticari bir alacağın oluşturmadığını, bu nedenle davacı yanın reeskont faizi yönündeki taleplerini de kabul etmediklerini, davacının ayrım gözetmeksizin manevi tazminat yönünden de reeskont faizi istemesinin de yasal olmadığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili şirkete trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı sorumluluklarının, sigortalının kusuru oranında olmak üzere bedeni zararlarda azami 250.000 TL ile sınırlı olduğunu, öncelikle dosyanın kusur tespiti için Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesini, davacının maluliyet oranının belirlenebilmesi amacıyla da tam teşekküllü bir devlet hastanesine veya Adli Tıp Kurumuna sevkini talep ettiklerini, trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını, bu nedenle tedavi giderlerine ilişkin davanın müvekkili şirket bakımından reddine karar verilmesi gerektiğini, bakıcı gideri için %100 oranında kalıcı maluliyetin bulunması gerekli olup, kalıcı maluliyetin bulunmadığını, geçici maluliyet kaynaklı zararlardan 6111 sayılı Kanun gereği sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere; davacı tarafın aile birliği içinde bakım görüp görmediği ve bakıma ilişkin yapılan masrafların değerlendirilmesi açısından bakıcı giderinin %50'sinin mahsubu gerektiğini, SGK tarafından rücuya tabi herhangi bir ödemenin veya gelir bağlanıp bağlanmadığının sorulmasını, kask takılmaması durumunda belirlenen tazminattan indirim yapılmasını, davadan önce müvekkiline müracaat edilmediğinden davacının olay tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu, yine reeskont faiz isteminin de yasaya aykırı olduğunu, ... plakalı aracın özel araç olup ticari nitelikte olmadığını, uyuşmazlığın tamamen haksız fiilden kaynaklandığın beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İZMİR BAM 11. HD'NİN KALDIRMA KARARI: Mahkemece daha önceden verilen "davanın kısmen kabulü"ne dair kararın istinaf incelemesi neticesinde İzmir Bam 11. HD'nin 10.03.2017 tarihli, 2017/151 E.- 2017/240 K. sayılı kararı ile; "...Maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybı olduğu iddiasına dayalı talepler nedeniyle maluliyete ilişkin olarak zararın kapsamının ve dolayısıyla maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan (Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü veya Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği yada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri) tüzük veya yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkemece, dava konusu kaza nedeniyle davacının maluliyeti konusunda %48 gibi bir oranı içerir tek hekim tarafından verilen, özellikle kişinin çalışmasına engel teşkil etmeyen travma sonrası stres bozukluğu iddiasına ilişkin takdir yönünden denetime elverişli olmayan ve ciddi itirazlara uğrayan rapora dayalı olarak karar verilmiş olup, davaya konu 15.10.2013 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle davacıda meydana gelen maluliyet oranının tespit edilmesi, geçici iş göremezlik süresinin belirlenmesi ve davacının iyileşme döneminde bir başkasının sürekli bakımına muhtaç olup olmadığının tespit edilmesi için Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Kurulundan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı bölümleri gibi kuluşlardan denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu yöndeki deliller toplanmadan ve hiç değerlendirilmeden karar verilmesi yerinde görülmemiştir.

İlk derece mahkemesince, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri deliller toplanmadan ve gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verildiğinden, istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. Bu durumda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir...." gerekçeleriyle kaldırıldığı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda, "....Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi ile; dava konusu kaza sonucu davacının meslekte kazanma gücünde %16 oranında azalma gerçekleşecek şekilde ve 9 ayda tıbbi şifa bulacak şekilde yaralandığı, trafik kazasının oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü davalı ...' ın %75, ... plakalı motosiklet sürücüsü ...' ın %25 oranında kusurlu olduğu, davalı tarafça davacının kaza sırasında kaskının takılı bulunmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği savunmasının ileri sürüldüğü, bu sebeple tazminattan indirim yapılabilmesi için, zarar görenin ortak kusurunun bulunması yeterli olmayıp, bu ortak kusurun doğan zarar ile uygun illiyet bağı içinde olmasının gerektiği, zarar gören için kusur teşkil edebilen durum, eğer zararın doğumu ya da artması bakımından hiçbir illiyet değeri taşımıyorsa, artık müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması olasılığının kalmayacağı, davaya konu kazada diz eklem hareket kısıtlılığı arızası nedeniyle davacı için maluliyet oranı belirlendiği, kazada yaralanmasının niteliği ile davacının kask takmadan motosiklete binmesi arasında illiyet bağı bulunmadığı bu durumun davacının zararı artırmaya yönelik ortak kusuru olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle müterafik kusur indirimi yapılmadan tazminata hükmedildiği, kaza sebebiyle davacı tarafça 2.621,43-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 169.811,77-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.298,37-TL bakıcı/refakatçi gideri, 1.653,76-TL SGK sorumluluğunda olmayan tedavi ile ilişkili gider, 941,25-TL tedavi amaçlı ulaşım gideri olmak üzere toplam 177.326,58-TL maddi tazminat talep edilebileceğinin alınan ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi kurulu rapor ve ek raporları ile belirlendiği, davalı araç sürücüsü ve araç maliki yönünden olay tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden de dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceği, davacının trafik kazası sebebiyle manevi olarak da zarar gördüğü, bu zararın da haksız fiil hükümleri doğrultusunda davalı araç sürücüsü ve araç maliki tarafından giderilmesi gerektiği, olayın niteliği, davacının maluliyet oranı, kusur oranları, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ve paranın satın alım gücü göz önüne alınarak davacı lehine uygun miktarda manevi tazminatın hüküm altına alınmasının gerektiği anlaşılarak, sonuç olarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmekle; DAVACININ MADDİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE, 169.811,77-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.621,43-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2.298,37-TL bakıcı gideri, 1.653,76-TL tedavi gideri, 941,25-TL ulaşım gideri olmak üzere toplam 177.326,58-TL' nin davalılar ... ve ... San.Tic.Ltd.Şti. yönünden olay tarihi olan 15/10/2013 tarihinden, davalı ... AŞ. yönünden dava tarihi olan 02/02/2015'den itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlandırılmasına, DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNİN KISMEN KABULÜ İLE, 20.000,00-TL manevi tazminatın 15/10/2013 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... San.Tic.Ltd.Şti.' nden anılarak davacıya verilmesine, manevi tazminat ile ilgili fazlaya ilişkin istemin REDDİNE...." şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

DAVACI VEKİLİ TARAFINDAN, "...ATK 2. Üst Kurulu, psikiyatrik yönden inceleme ve değerlendirme yapmadığından eksik değerlendirme olduğunu, bu konuda itirazda bulunduklarını, yerel mahkemce psikiyatrik olarak maluliyetine etki edecek hususların sorularak yeniden değerlendirilmesi için Adli Tıp Kurulu İkinci Üst Kuruluna yazı yazıldığını, alınan yazı cevabında; İkinci Üst Kurulunun gündemine alınmasını gerektirecek özelilkler taşımadığı belirtilerek, bu nedenlerle tekrar üst kurul gündemine alınamayacağı gerekçesiyle herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın iadesinin uygun görüldüğünün belirtildiğini, yerel mahkemenin, müvekkilinin psikiyatrik incelemesi yapılmadan, psikiyatrik olarak maluliyetini etki edecek hususlar incelenmeden, hesaplama bilirkişisine dosyayı sevki ile yapılan maddi tazminat hesaplamalarının eksik ve hatalı olduğunu, müvekkilinin genç yaşta sakat kaldığını, artık iş bulamadığını, müvekkili vücudu ile eforlu çalıştığından kimsenin işe almadığını, aylarca yatalak kaldığını, uzun süre iyileşemediğini, şu anda da sakat kaldığını, eski hareketlerini bu genç yaşında yapamadığını, moralinin ve psikolojisinin çok bozulduğunu, tüm bunlar göz önüne alındığında takdir edilen manevi tazminatın da çok düşük olduğunu..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.

DAVALI ... ANONİM ŞİRKETİ VEKİLİ TARAFINDAN, "...Mahkemece hükme esas alınan hesap raporundaki yaşam tablosunun hatalı olduğunu, poliçe tanzim tarihine göre PMF yaşam tablosu ile %10 artış %10 iskonto hesabının esas alınması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'nce verilen iptal kararının geriye yürümeyeceğini, dava konusu poliçenin tanzim tarihinin 02.04.2013 olduğunu, dolayısıyla eski genel şartlara tabi işbu dosyada TRH - 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının kabul edilemeyeceğini, bakıcı gideri talebine ilişkin tazminatın sürekli sakatlık teminatı kapsamından ayrı değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, ATK 2. İhtisas Kurulu raporunda davacının sürekli bakıcı ihtiyacının bulunduğuna dair bir tespit yapılmadığını, buna rağmen bilirkişi tarafından davacının, mutlak bakım ihtiyacının olacağı belirlenerek hesaplama yoluna gidildiğini, bilirkişi tarafından tespit edilen süreler için re'sen bakıcı gideri hesaplanmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere davacının bakıcı giderinin olacağının kabulü halinde ise; bakıcı gideri tazminatının, kişi başı teminat limiti ile sınırlı olarak sürekli sakatlık teminatı kapsamında olacağını, yani bakıcı gideri için hesaplanacak tazminat ve maluliyet için hesaplanacak tazminat tutarları toplamının en fazla kişi başı teminat limiti kadar olacağını, davacının bakıma muhtaç olup olmadığının hekim bilirkişilerce tespiti gerektiğini, ek olarak bakım ihtiyacının karşılanması için bir yardımcı kişinin fiili olarak çalışıp çalışmadığının da tespiti gerektiğini, bakım ihtiyacının kim tarafından yerine getirildiğinin, bu kişinin başka bir işle meşgul olup olmadığının, bir gününün ne kadarlık bölümünü davacı için ayırdığının tespit edilmesi, hakkaniyet ilkesi göz önüne alınarak ödenecek tazminat tutarının takdirinde dikkate alınması gerektiğini, aile bireyleri tarafından yapılan bakımdan indirim yapılması gerektiğini, mahkemece tedavi giderlerine ve geçici iş göremezliğe ilişkin tazminata hükmedilmesi yerinde olmayıp müvekkilinin bundan herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağını, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmadan hesap raporunun tam kabulünün de yerinde olmadığını, davacının motosiklet sürücüsü olduğunu, hiçbir koruyucu önlem almaması sebebiyle yaralanma derecesini kendi ihmali ve kusuru sebebiyle arttırdığını, müvekkili şirketin ancak gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunda tespit edilen tazminat miktarının davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak nitelikte fahiş ve kabul edilemez olduğunu, hatalı bilirkişi raporu esas alınarak davanın ıslahının kabul edilemeyeceğini, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin haksız olduğunu, ıslahtan önceki tazminat talepleri için dava tarihinden itibaren, ıslahtan sonraki tazminat talepleri için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, kısmi davanın, dava konusu edilmeyen bölümü için borçluyu temerrüde düşürmeyeceğini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili ve davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; mahkemece verilen ilk kararın yalnızca davalılar vekilleri tarafından istinafa konu edildiği ve İzmir BAM 11.HD tarafından maluliyet raporu ve bakıcı ihtiyacı yönünden kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, istinaf kaldırma kararı doğrultusunda ATK'dan maluliyet raporları alındığı görülmüşse de, kaza tarihi olan 15.10.2013 tarihinde yürürlükte bulunan yönetmeliğe uygun olarak rapor alınmadığı ve kaldırma kararında belirtildiği halde bakıcı ihtiyacına dair de rapor alınmaksızın hüküm tesis edildiği görülmüştür. Bilindiği üzere, 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Somut uyuşmazlıkta kaza tarihi 15.10.2013 olduğundan, "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine uygun şekilde maluliyet raporu alınması gerekmektedir. Mahkemece anılan yönetmelik hükümlerine uygun şekilde maluliyet raporu düzenlenmesi istenildiği halde, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre rapor düzenlenemeyeceği belirtilerek, "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre rapor düzenlendiği görülmekle, mahkemece yapılması gereken; Ege Üniversitesi ya da Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinin Adli Tıp ABD'ndan "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği"ne göre ve yine "davacının bakıcı ihtiyacı ve süresi" bakımından da değerlendirme içerecek şekilde heyet raporu alınarak sonucuna göre hüküm tesisinden ibarettir. Yeniden alınacak raporda, davacının maluliyetine neden olacak derecede psikolojik arazı olup olmadığının da davacı taraf itirazları irdelenerek değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf itirazının bu yön itibariyle kabulü gerekmiştir.

Mahkemece verilen ilk karara karşı davacı tarafın istinafa gelmemiş olması nedeniyle, aktüer hesabında esas alınan kriterler bakımından (yaşam tablosu, asgari ücret gibi...) davalılar lehine oluşan usuli müktesep hakların gözetilmesine de dikkat edilmesi gerekmekte olup, davalı sigorta şirketi vekilinin bu yöndeki itirazının da kabulü gerekmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekilinin, bakıcı giderinin sürekli sakatlık teminatı içinde tek teminata dahil olduğu yönündeki itirazının ise kabulü mümkün görülmemiştir. Şöyle ki; daimi işgücü kaybı tazminatı ile bakım giderleri farklı tazminat kalemleri olup, bakıcı giderlerinin sakatlık teminatı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir (Aynı yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/6924 E.- 2022/1134 K, Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2020/2821 E- 2020/8505 K.). Davacının yaralanmasının niteliğine göre, kask takmasının sonuca etkili olmaması nedeniyle mahkemece müterafik kusur indirimi uygulanmamasında da bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yine, aile bireylerinin bakımla ilgilenmesine göre indirim yapılması gerektiğine dair itirazın da reddi gerekmiştir. Zira, zararın artmasında hiçbir müterafik kusuru bulunmayan ve dava konusu olay nedeniyle oluşan zarara katlanmak zorunda kalan davacının tazminat alacağından aile içi bakım düşüncesi ile hakkaniyet indirimi dahi yapılamayacağı Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile de sabittir (Bu yönde bknz. Yargıtay (kapatılan) 17. HD 2016/4273 E.-2019/7158 K).

İstinaf kaldırma kararından önce verilen ilk kararda da manevi tazminat 20.000-TL olarak belirlenmiş olup, davacı tarafça istinafa gelinmediği anlaşılmakla, istinaf kaldırma kararı sonrasında manevi tazminata dair davacı vekilinin istinaf itirazlarının, davalı taraf yararına oluşan usuli müktesep haklar gözetilerek reddi gerekmiştir.

Kabule göre de, dava belirsiz alacak davası şeklinde açılıp, talep arttırımı yapıldığından, tüm alacak bakımından faiz başlangıcının sigorta şirketi bakımından dava tarihi olarak benimsenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece, son karara karşı davalılardan sadece sigorta şirketinin istinafa geldiği, diğer davalıların ise kararı istinaf etmemesi nedeniyle bu davalıların sorumluluğu bakımından davacı yararına usuli müktesep hak oluştuğu da gözetilmelidir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin ve davalı ... A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekilinin ve davalı ... A.Ş vekilinin istinaf itirazlarının KISMEN KABULÜNE; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/430 Esas - 2021/681 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2.Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

3.Davacı vekilinin ve davalı ... A.Ş vekilinin sair istinaf itirazlarının REDDİNE,

4.İSTİNAF AŞAMASINDA; a-Davalı ... A.Ş tarafından yatırılan 3.030,00 TL istinaf karar harcının istek halinde bu davalıya iadesine, b-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf karar harcının istek halinde davacı tarafa iadesine,

5.İstinaf aşamasında davacı ve davalı ... A.Ş tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,

6.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

7.Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/04/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.