11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/2163 E. , 2010/8001 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.10.2008 tarih ve 2008/281 - 2008/325 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı ve aynı zamanda yönetim kurulu üyesi iken hisselerini 05.10.2004 tarihinde devrederek ortaklıktan ayrıldıklarını ancak ticaret sicil kayıtların müvekkillerinin halen ortak ve yönetici olarak görüldüklerini ileri sürerek, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olmadıklarının tesbiti ile kararın ticaret sicil gazetesinde ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacıların hisselerini devrederek şirket ortaklığından ayrıldıkları ve bu durumun şirket pay defterine kaydedildiği gerekçesiyle, ortak olmadıklarının tesbiti isteminin hukuki yarar bulunmadığından reddine, yönetici olunmadığının tesbiti isteminin ise salt ortaklıktan ayrılmış olmanın yöneticilikten de ayrılma sayılamayacağı gerekçesiyle bu istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, hisselerini devreden davacıların davalı şirketin ortağı ve yöneticisi olmadıklarının tesbiti istemine ilişkindir.
TTK’nun 312/2. maddesine göre anonim şirket yönetim kurulu pay sahibi olan kişilerden oluşmakta olup, aynı yasanın 315/2. maddesinin 1. cümlesine göre de yönetim kurulu üyeliği için kanunen gerekli niteliklerin yitirilmesi halinde yönetim kurulu üyeliğinin sona ereceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı şirketin yöneticisi iken payını devreden davacılar bu pay devri ile birlikte yönetim kurulu üyelikleri de sona erdiğinden, bunun tesbiti için dava açmada hukuki yararları mevcut değildir.
Bu itibarla, mahkemece davacıların yönetim kurulu üyesi olmadıklarının tesbiti isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddi yolunda hüküm tesisi yerinde değil ise de, HUMK'nun 438/son madde uyarınca sonucu itibarıyla doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiştir.