Esas No
E. 2023/7898
Karar No
K. 2024/1681
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Gayrimenkul Hukuku

5. Hukuk Dairesi         2023/7898 E.  ,  2024/1681 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2023/42 Esas, 2023/134 Karar
KARAR: Kabul

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait dava konusu Antalya ili, Manavgat ilçesi, ... Mahallesi 95 ada 30 parsel (yenileme ile 2629 ada 12 parsel) sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın yol yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın yol yapımı amacıyla 27.08.1984 tarihli, 1984/172 sayılı kamu yararı kararı ile dönemin mevzuatına uygun olarak kamulaştırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 02.10.2014 tarihli ve 2013/192 Esas, 2014/565 Karar sayılı kararı ile sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1.Mahkemenin 02.10.2014 tarihli ve 2013/192 Esas, 2014/565 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dava konusu taşınmazın davalı idarenin kamulaştırma planına göre kamulaştırılan alan içerisinde kaldığı belirtilmişse de davacıya 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 13 üncü maddesi gereğince noter vasıtası ile kamulaştırma belgelerinin tebliğ edilmediği, 2942 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi uyarınca hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işleminin, mal sahibi açısından usulüne uygun yapılan tebligatla başlayacağı, bu durumda, davacılar yönünden geçerli bir kamulaştırmadan söz edilemeyeceğinden, davanın kamulaştırmasız el atma davası olarak kabulü ile işin esasına girilerek usulüne uygun olarak oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde taşınmaz başında keşif yapılıp davalı idarece taşınmazın ne kadarlık kısmına ne şekilde el atıldığı, el atmanın kalıcı nitelikte olup olmadığı, el atmanın hali hazırda devam edip etmediği hususlarının tespiti ile el atılan alanların ölçekli kroki üzerinde de gösterilmek suretiyle alınacak rapor sonucuna göre değer biçilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.11.2021 tarihli ve 2020/37 Esas, 2021/492 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı

1.Mahkemenin 23.11.2021 tarihli ve 2020/37 Esas, 2021/492 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Mahkemece kısa kararda davacıların hisselerine isabet eden bedel toplam 293.107,28 TL olarak tespit edildiği halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında bu bedel 307.289,90 TL olarak belirlendiğinden kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik olduğu, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının bozma nedeni kabul edildiği, bozmadan sonra Mahkemenin önceki kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi kaldırmak kaydıyla vicdani kanaate göre karar verebileceği, bu itibarla çelişkili karar verilmesi doğru olmadığı gibi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Hükmün Tashihi" kenar başlıklı 304 üncü maddesi uyarınca tashih kararı ile hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği gözetilmeden, 03.01.2022 tarihli tashih kararında talep sonucunun 297.849,00 TL olarak değiştirilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının tespiti ile davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın yol yapımı amacıyla 27.08.1984 tarihli, 1984/172 sayılı kamu yararı kararı ile dönemin mevzuatına uygun olarak kamulaştırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, taşınmazın değerinin hesaplanmasında el atma tarihindeki niteliğinin esas alınmasını, fiili el atma tarihi olan 1984 yılı itibarıyla taşınmazın tarla vasfında olduğunu ve değerlendirmenin net gelir yöntemine göre yapılması gerektiğini, emsal alınan taşınmazın dava konusu taşınmazdan farklı özelliklere sahip olduğunu, emsalin dava konusu taşınmaza göre oldukça küçük yüzölçümlü bulunduğunu, bu durumun yanıltıcı sonuçlara sebebiyet vereceğinden emsal olarak kabul edilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ile bedelinin tahsili hususundadır.

2.İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.

2.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.”

3.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına...” karar verilmiştir.

3.Değerlendirme

1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.