Esas No
E. 2009/8406
Karar No
K. 2011/7511
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2009/8406 E.  ,  2011/7511 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.11.2008 tarih ve 2007/543 - 2008/597 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak yasal halef sıfatıyla davacı TMSF vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 21.06.2011 gününde davalılar ... vekili Av.... ile davalılardan asil... gelip, davacı ve diğer davalılar duruşmaya gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davalılardan asil... ve ... avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalıların müvekkili şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevinde bulunduklarını, bu süreçte şirketin muhasebe kayıtlarında bulunmasına rağmen fiilen mevcut olmayan 62.60 YTL nakit paranın takip edilmeyerek zarara dönüştürdüklerini, tasarruf yetkisinin kısıtlanmasına dair mahkemece verilmiş ihtiyati tedbir kararı olmasına rağmen firma kasasında çok sayıda tahsilat ve ödemeler yaptıklarını, bir kısmını zorunlu giderlerde harcadıklarını, ancak bir kısım tahsilat ve ödemelerin ticari dayanaktan yoksun şekilde grup firmalarına fon aktarma amacıyla kullandıklarını, yasal defterlerin gerçeği yansıtmadığını, hesaplara ilişkin bilgi ve belgelerin eksik olduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 1.370.620.38 YTL’nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ..., şirketin Uzan Grubuna ait olduğunu, işçi olarak çalıştığını, görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, görevin işini kaybetme korkusuyla kabul edilen kaydi görev niteliğinde bulunduğunu, iddiaları kabul etmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ..., şirkette sekreter olarak çalıştığını, eski yöneticilerin ve avukatların talebi üzerine görevi kabul etmek zorunda kaldığını, kendisinin sorumlu olmadığını açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.

Davalı ..., 01.03.1998-30.06.2004 tarihleri arasında şirketin muhasebe personeli olarak çalıştığını, yönetim ve denetimin kendi insiyatifinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar, davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uyuşmazlık konusu dönemde davalıların, davacı şirketin yönetim ve denetim kurulu üyesi olduklarının kayden sabit olduğu, davalı ...’ın 1.100 adet, diğer yönetici davacıların ise 1 er adet sembolik hisselerinin bulunduğu, bilanço incelendiğinde 2002 yılında davacı şirketin finansman giderlerinin olumsuz etkilenmesi sonucu 1.089.455.15 YTL zarar ettiği, bu zararın kaynak aktarılması veya davalıların görevlerini aksatması sonucu meydana geldiğine dair kanıt olmadığı, 2003 ve 2004 yıllarını karla kapattığı, Şişli 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26.08.2003 tarih ve 2003/442 sayılı kararı ile davacı şirkete ihtiyati tedbir kararı konulduğu, denetimi ve ticari faaliyetinin yürütülmesinin TMSF’ye geçtiği, davalıların sorumlu olduğu dönemde şirketin zararının olmadığı, belirlenen 62.60 YTL kasa açığının davaya konu edilen 1.380.557,78 YTL zarara yol açacak bir meblağ olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, yasal halef sıfatıyla davacı TMSF vekili temyiz edilmiştir.

1.Dava, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hükmün yeterli araştırma ve incelemeye dayandığını kabul etmek mümkün olmadığı gibi yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor da doğru değerlendirmeler içermemektedir. Davalıların 2002-2003 ve 01.01.2004-04.02.2004 döneminde davacı tarafından el konulan ve yargılama sırasında ticaret sicilinden terkin edilen şirketin yönetim ve denetim kurulu üyelikleri görevinde bulundukları, 29.06.2007 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında açıklanan bu döneme ilişkin olarak davalıların ibra edilmemesine ve haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verildiği, anılan karar uyarınca eldeki davanın açıldığı hususu uyuşmazlık konusu değildir.

Davacı vekili, davalıların bu dönemde şirket muhasebe kayıtlarında görünmesine rağmen fiilen mevcut olmayan 62.60 YTL ile ilgili gerekli takibi yapmayarak zarara dönüşmesine neden olduklarını, ayrıca şirketin tasarruf yetkilerinin kısıtlanmasına dair ceza mahkemesince verilmiş tedbir kararına rağmen ticari dayanaktan yoksun, başka bir anlatımla haklı neden olmaksızın grup firmalarına şirketin hesaplarından ödemeler yaptıklarını, fon aktardıklarını, bu dönem itibariyle şirketin defter ve belgelerinin gerçeği yansıtmadığını ve zarara neden olduklarını ileri sürmüştür. Ayrıca, dava dilekçesinde usulsüz ödemelere dair işlemlerin neler olduğu etraflıca açıklanmıştır.

Bilirkişi raporunda belirtilenin aksine dava edilen dönemle ilgili olarak önceden verilmiş ibra kararı bulunmamaktadır. Önceden verilmiş ibra kararını kaldırılması yönünde ihdas edilmiş bir karar da yoktur. 2002-2003 ve 01.01.2004-04.02.2004 dönemi ilk defa 29.06.2007 tarihli genel kurulda değerlendirilmiş, bu dönem itibariyle davalılar ibra edilmemiş, iddia edilen işlemler ve faaliyetler dolayısıyla haklarında sorumluluk davası açılmasına karar verilmiştir. Öte yandan, mahkemenin kabulünün aksine, taraflar arasındaki çekişme, anılan dönem itibariyle şirketin kar ya da zarar etmesi noktasında değil, iddia edilen işlemler ve faaliyetler dolayısıyla şirketin gerçekten zarara uğratılıp uğratılmadığı hususunda toplanmaktadır.

Bu durum karşısında, iddia ve savunmalar dikkate alınıp, ticaret sicilinden terkin edilen şirketin defter ve kayıtları üzerinde uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulu vasıtasıyla inceleme yaptırılıp, dava dilekçesinde açıklanan işlem ve faaliyetler nedeniyle şirketin gerçekten zarara uğratılıp uğratılmadığının, davalıların sorumluluğunu gerektirir bir durumun olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2.Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararı yasal halef sıfatıyla temyiz eden davacı TMSF yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, 21.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Ticaret Hukuku
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.