11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2023/5797 E. , 2024/2839 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen şirket genel kurul kararının iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin 31.01.2012 tarihinde yapılan ortaklar kurulunda alınan 21 sayılı karar ile davalı şirkete müdür olarak atandığını, ancak zikredilen ortaklar kurulu kararından hiçbir surette haberi bulunmadığı gibi müdürlük görevini kabul ettiğine dair bir beyanının da bulunmadığını, yapılan işlemi davalı şirketin iflasından sonra öğrendiğini ileri sürerek davaya konu ortaklar kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacılar vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı şirketin ortakları olan müvekkillerinin asıl dava davacısı ...'ın şirkete müdür olarak atanmasına karar verildiğini asıl davanın açılması ile öğrendiklerini, ancak müvekkillerince böyle bir karar alınmadığı gibi karar metninde yer alan imzaların da onlara ait olmadığını ileri sürerek 31.01.2012 tarihli ve 21 sayılı ortaklar kurulu kararındaki imzaların müvekkillerine ait olmadığının tespiti ile kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.05.2017 tarihli ve 2014/1245 E., 2017/438 K. sayılı ilamı ile birleşen dava dosyasının 05.10.2016 tarihli celsede takipsizlik nedeniyle işlemden kaldırıldığı ve üç ay içinde yenilenmediği, asıl davada davacının, davayı ikame etmesinde hukuki yararının bulunmadığı, zira aynı sonuca istifa etmek suretiyle de ulaşabileceği, müdürlük görevinin istifa ile birlikte kendiliğinden son bulacağı, bu noktada, davacının müdür olarak atandığı tarihten istifa ettiği güne kadar müdür olmadığının tespitini istemekte hukuki yararı bulunduğu düşünülebilirse de davacının bu yönde bir talebinin bulunmadığı, sadece davaya konu ortaklar kurulu kararının iptalini talep ettiği gerekçesi ile asıl davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleşen davanın ise açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.10.2020 tarihli ve 2020/100 E., 2020/124 K. sayılı ilamı ile görevden istifa geçmişe etkili sonuç doğurmayacağından davacının şirket müdürü olarak göründüğü dönem için sorumluluğuna gidilebileceği, bu nedenle eldeki davanın açılmasında hukuki yararının bulunduğu, 6762 sayılı Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 536 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının atfıyla limited şirketler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanun’un 381 inci maddesine göre; genel kurul kararının iptaline ilişkin davanın kararın alındığı tarihten itibaren 3 ay içinde açılması gerektiği, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, somut olayda, ortaklar kurulu kararının 31.01.2012 tarihinde alındığı, iptal davasının ise 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, genel kurul kararının iptaline ilişkin asıl davada şirket ortaklarına husumet yöneltilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, asıl davada, davalı şirket hakkındaki davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması dolayısıyla, davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın ise pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine, birleşen davanın ise açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A
. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizin 27.09.2022 tarih, 2021/1874 E. ve 2022/6351 K. sayılı ilamı ile ortaklar kurulu kararının alındığı tarihte yürürlükte olan 6762 sayılı Kanun'un 541 inci maddesi ile ortaklar kuruluna ortak olmayan kişilerinin de şirket müdürü olarak atama yetkisi verilmiş ise de ortaklar kurulunun, karşı tarafın iradesi olmaksızın alacağı tek taraflı bir kararla istediği kişiyi müdür olarak atayabileceği ve atama kararının alındığı tarihten itibaren hüküm ve sonuç doğuracağı şeklinde yorumlanamayacağı, müdür olarak atanan kişinin açık veya zımni onayına kadar askıda hükümsüz olacağı, buna göre, müdür olarak atanan kişinin karara açık veya zımni bir şekilde onay vermesi halinde kararın alındığı tarihten itibaren geçerli olacağı, ancak belirtilen şekilde bir onay bulunmaması halinde kararın en başından itibaren geçersiz kabul edilmesi gerektiği, somut olayda davacı, müdür olarak atanmasına ilişkin ortaklar kurulu kararına açık veya zımni bir şekilde onay vermediğini iddia ettiğine göre anılan kararın hükümsüzlüğünün tespiti için herhangi bir süreye bağlı olmadan dava açabileceği, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince bu husus gözden kaçırılmak suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetli görülmediği, bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının kararın alınmasından sonra kararı kabul ettiğine ilişkin açık veya zımni bir onayının olup olmadığının araştırılması, bu bağlamda, davalı şirketin defter ve kayıtları incelenerek davacının şirket adına hareket edip etmediğinin tespit edilmesi, keza ticaret sicilden davaya konu ortaklar kurulu kararının ilanının kim tarafından talep edildiğinin belirlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmediği işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile davacı tarafça, Büyükçekmece 6. Noterliğinin 07.02.2012 tarih ve .... yevmiye numaralı işlemle tasdik edilen belgeyle davalı şirkete müdür seçildiği hususunun açıkça kabul edildiği, bunun yanı sıra, davaya konu ortaklar kurulu kararının aynı kararla müdür seçilen ortak ... tarafından tescilinin ve ilanının istenmiş olması ve iflas halinde olan davalı şirketin ticari defterlerinin de şirket yetkilisi sıfatıyla yedi emin olarak ...'ya bırakılması nedeniyle ortaklar kurulu kararının benimsenerek uygulandığının görüldüğü, bu halde dava konusu ortaklar kurulu kararındaki imzaların ... ile ...'ya ait olmadığı iddiasının, bu kişiler tarafından açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği de nazara alındığında dinlenebilir nitelikte olmadığı, davacı yanca, ortaklar kurulu kararından haberdar olunmadığı iddiasıyla eldeki dava açılmış ise de tatbiki örnek imza sunulması ve buradaki davacı beyanı dikkate alındığında, davacının ortaklar kurulu kararından haberdar olduğu ve müdür olarak seçilmesini kabul ettiği anlaşılmış olup, bu haliyle dava konusu ortaklar kurulu kararında bir usulsüzlük görülmediği gerekçesi ile asıl davada şirket aleyhine açılan davanın reddine, ortaklara karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, birleşen davanın ise açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ortaklar kurulunda yer alan imzaların birleşen davanın davacıları tarafından inkar edilmesi nedeni ile alınan kararın yok hükmünde olduğunu, birleşen davanın takipsiz bırakılmasının sonuca etkili olmadığını, her ne kadar dava açılırken imzaların sahte olduğuna dayanılmamış ise de bu hususun taraflarınca yargılama sürecinde öğrenildiğini, belirtilen durumun mahkemece göz önünde bulundurulması gerektiğini, talep formunun kim tarafından doldurulduğu hususunun talepnamede yazılmadığını, yalnızca şirket kaşesinin ve imzasının bulunduğunu, ancak kesinlikle müvekkilinin imzasına benzemediğini, davacının hiçbir şekilde şirket yetkilisi sıfatı ile hareket etmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, limited şirket ortaklar genel kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3.Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.