Aramaya Dön

Danıştay 8. Daire Başkanlığı

Esas No
E. 2021/2267
Karar No
K. 2023/5234
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
İdare Hukuku

Danıştay 8. Daire Başkanlığı         2021/2267 E.  ,  2023/5234 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y

SEKİZİNCİ DAİRE

Esas No: 2021/2267
Karar No: 2023/5234
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR): 1- ... Bakanlığı
VEKİLİ: Av. ...

2.... Genel Müdürlüğü

VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI): ... Mermer Sanayi ve Ticaret A.Ş.
VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... , K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Muğla ili, Yatağan ilçesi sınırları dâhilinde davacı şirket uhdesinde bulunan S:...(İR: ..., ER: ...) sayılı II (b) grubu (Mermer) işletme ruhsat sahasında yapılan inceleme ve denetlemeler neticesinde mevzuata aykırı durumlar tespit edildiği gerekçesiyle, davacı adına toplam 20.617.185,41-TL Devlet hakkı bedeli tahakkuk ettirilmesi ile 98.689.569,55-TL idarî para cezası verilmesine dair Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümü için keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, söz konusu rapor hükme esas alınmak suretiyle, davalı idarece tespit edilen üretim boşluğu hacmi ve pasa hacmi ile ilgili kısmının teknik anlamda yerinde olmadığı ve buna göre yapılan hesaplamaların isabetli bulunmadığı, dava konusu işlemin jeolojik tespit ve verim miktarı ile ilgili kısmının ve ocak başı satış fiyatları ile ilgili kısmının davalı idarece yerinde ve doğru olarak belirlenmediği, devlet hakkı, devlet hakkının 5 katı tutarındaki para cezası ve ek devlet hakkı uygulanması yönündeki dava konusu işleme esas teknik ve mali değerlendirmelerin, bilirkişi raporunda sunulan teknik veriler göz önüne alındığında bilimsel verilerle uyuşmadığı anlaşıldığından, usûlünce tesis edilmeyen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından, mahallinde tetkik ve değerlendirme raporu hazırlandığı, bu rapora göre tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. Davalı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, yaptırılan bilirkişi incelemesi uyarınca karar verildiği, ancak bilirkişi raporunda heyet tarafından açık ve net şekilde hesaplama yapılmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı taraıfndan istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ... 'NUN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta, 2003 ila 2017 yıllarına ilişkin hesaplama yapıldığı, bu hesaplamadaki üretim miktarına göre 2016 yılı ocak başı satış fiyatı yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle Devlet hakkının belirlendiği görülmektedir. Dava konusu işlemin değerlendirilmesinden;

Öncelikle, ödenmesi gereken Devlet hakkının ilgili yıla ait ocak başı satış fiyatı esas alınarak ve her bir yıla isabet eden mermer üretimi bulunarak (geçmiş yıllara ait hesaplama yapmanın zorluğu dikkate alındığında en azından ortalama üretim miktarıyla) hesap edilmesi gerekmekteyken, bu usulün işletilmediği anlaşılmaktadır.

Ödenmesi gereken Devlet hakkının, hesaplamanın yapıldığı 13 yıllık süre içerisinde Maden Kanunu'nda yapılan değişiklikler uyarınca yüzdesel olarak değişim gösterdiği (%2, %4 oranında alınması gerektiği gibi) ancak tesis edilen işlemde, söz konusu değişiklikler dikkate alınmaksızın işlem tarihindeki mevzuat esas alınarak %4 üzerinden hesaplama yapılmadığı görülmektedir. Son olarak, talep edilen Devlet hakkının bir kısmının 6183 sayılı Kanunda öngörülen tahsil zamanaşımına uğradığı açıktır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince verilen iptal kararındaki gerekçelere ek olarak, yukarıda yer verilen gerekçeler de eklenmek suretiyle, anılan ilke ve esaslar doğrultusunda ve hesaplamadaki eksikliklik ve hataları giderecek şekilde davalı idarelerce yeniden işlem tesis edilmek üzere dava konusu işlemin iptaline yönelik kararın gerekçe eklenerek onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY :

Muğla ili, Yatağan ilçesi sınırları dâhilinde davacı şirket uhdesinde bulunan S:... (İR: ..., ER: ...) sayılı II (b) grubu (Mermer) işletme ruhsat sahasında Maden İşleri Genel Müdürlüğü makamının ... tarih ve ... sayılı Olurlarına istinaden yapılan inceleme ve denetlemeler neticesinde düzenlenen 12/09/2017 tarihli Mahallinde Tetkik ve Değerlendirme Raporu uyarınca davacı adına toplam 20.617.185,41-TL Devlet hakkı bedeli tahakkuk ettirilmesi ile toplam 98.689.569,55-TL idarî para cezası verilmesine dair Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 8. fıkrasında; "Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verilir. Bu fıkranın ikinci kez ihlâli halinde bir önceki ceza katlanarak uygulanır. Üç yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlâl edilmesi halinde ruhsat iptal edilir." düzenlemesi, 9. fıkrasında; "Bu Kanuna göre; a) Ruhsatın ait olduğu grup dışında, üretim hakkı olmayan diğer grup madenin üretilmesi ve/veya sevk edilmesi, b) (Değişik: 4/2/2015-6592/6 md.) Arama ruhsat döneminde arama faaliyetleri yapılırken zorunlu olarak maden çıkarılması veya numune alınması dışında izinsiz üretim ve/veya satış yapılması, c) Ruhsat sahibinin kamulaştırılan alanı kamulaştırma amacı dışında kullanması, ç) Galeri atımı yöntemi ile patlatma yapılması, d) Genel Müdürlükçe faaliyeti durdurulan sahalarda üretim faaliyetinde bulunulması, e) Ruhsat sahasında yapılan üretim veya satışların beyan edilmemesi, haksız yere hak iktisabı sayılır. Haksız yere hak iktisabına imkan veren bu hususlarla ilgili yapılmış beyanlar da gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar olarak kabul edilir.", düzenlemesi, 12. maddesinin 4. fıkrasında; "Denetim ve inceleme sonucunda, yaptığı üretim ve sevkiyatı bildirmediği tespit edilen ruhsat sahiplerine, ödenmesi gereken Devlet hakkına ilaveten bildirilmeyen miktar için hesaplanacak Devlet hakkının beş katı tutarında idarî para cezası verilir." düzenlemesi, 13. maddesinin 3. fıkrasında; "Bakanlık, mülki idare amirlikleri ve il özel idareleri tarafından bu Kanuna göre verilen idari para cezaları hakkında 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri uygulanır. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Tahakkuk eden ve ödenmeyen Devlet hakları 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsil edilmek üzere ilgili tahsil dairesine bildirilir." düzenlemesi, 14. maddesinde; "Devlet hakkı, ocaktan çıkarılan madenin ocak başındaki fiyatından alınır. Üretilen madenin hammadde olarak kullanılması veya satılması hâlinde, aynı pazar ortamında madenin işletmelerdeki tüvenan olarak ocak başı satışında uygulanan fiyat, ocak başı satış fiyatıdır. Madenlerden alınan Devlet hakkına esas olan emsal ocak başı satış fiyatı, bölgeler de dikkate alınarak her madene ait ayrı ayrı ve uygulandığı yıl için belirlenerek Genel Müdürlükçe ilan edilir. Ocak başı satış bedeli, ilan edilen emsal fiyattan daha düşük olamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.....Devlet hakkı; a) I. Grup (a) bendi madenlerin valilik veya il özel idaresince belirlenen ve ilan edilen boyutlandırılmış ve/veya yıkanmış piyasa satış fiyatı üzerinden %4 oranında, b) I. Grup (b) bendi madenlerden %4 oranında, c) II. Grup (a) ve (c) bendi madenlerden %4 (Kaba inşaat, baraj, gölet, liman gibi yapılarda kullanılan tüvenan hammadde dışında bu maddedeki Devlet hakkı boyutlandırılmış fiyat üzerinden alınır.) oranında, ç) II. Grup (b) bendi madenlerde doğal taşın özelliklerine ve bulunduğu bölgeye göre ocakta oluşan piyasa satış fiyatı üzerinden %4 oranında, d) III. Grup kaynak tuzlarından %1 oranında, bu grubun diğer madenlerinden %5 oranında, e) IV. Grup madenlerden; altın, gümüş, platin, bakır, kurşun, çinko, krom, alüminyum ve uranyum oksit madenlerinden ekli (3) sayılı tabloda belirtilen oranlarda, uranyum oksit dışındaki radyoaktif mineraller ve diğer radyoaktif maddelerden %8 oranında, diğerlerinden ise %2 oranında, f) V. Grup madenlerden %4 oranında, alınır. Ruhsat sahibi tarafından beyan edilen ocak başı satış fiyatı Bakanlık tarafından denetlenir ve eksik beyanlar tamamlattırılır. İşletme izni olan maden ruhsatlarından her yıl en az ruhsat taban bedeli kadar Devlet hakkı alınır....Bu yerlerin Devlet ormanlarına rastlaması ve Çevre ve Orman Bakanlığınca verilen iznin beş hektarı geçmemesi halinde, fazla alınan Devlet hakkı, Orman Genel Müdürlüğünün ilgili hesabına yatırılır. Ağaçlandırma bedeli dışında başkaca bir bedel alınmaz. Sahanın rehabilite edilerek teslim edilmesinden sonra, talep edilmesi halinde teslim edilen saha kadar aynı şartlarda izin verilir. Bir ruhsat sahasında defaten verilen iznin beş hektarı geçmesi halinde, aşan kısım için orman mevzuatı hükümlerine göre fon bedelleri hariç diğer bedeller alınır. Bu alanlardaki madencilik faaliyetlerinden birinci fıkrada öngörülen % 30 fazla Devlet hakkı alınmaz. Ruhsatın temdit edilmesi durumunda, aynı ruhsat sahası içerisinde Çevre ve Orman Ba-kanlığınca izin verilen sahanın beş hektarı geçmemesi halinde Devlet hakkı ve ağaçlandırma bedeli, beş hektarı geçmesi halinde beş hektardan fazla olan alan için fon bedelleri hariç orman mevzuatı hükümlerine göre bedel alınır." düzenlemesi bulunmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Uyuşmazlıkta, dava konusu işlem uyarınca; Muğla ili, Yatağan ilçesi sınırları dâhilinde davacı şirket uhdesinde bulunan S:... (İR: ... , ER: ... ) sayılı II (b) Grubu (Mermer) işletme ruhsat sahasında yapılan denetimde; davacı şirket tarafından S:... sayılı işletme ruhsatının süre uzatımı (temdit) işleminin yapılması için 24/09/2008 tarih ve ... sayılı dilekçe ekinde verilen işletme projesinde ocak verim oranın %15 olarak belirtildiği, ancak yine şirket tarafından Genel Müdürlüğe verilen yıllık işletme faaliyet raporlarında ocak veriminin %5,9,12,15 vb. şekilde fark oranlarda beyan edildiği ve ocak veriminin değişkenlik gösterdiğine dair Genel Müdürlüğe herhangi bir revize proje verilmediği, S:... sayılı ruhsat sahasında yapılan jeolojik gözlemlerde, ruhsat sahasındaki mevcut mermerin orta ile çok kalın tabakalı, ancak yer yer masif yapıda olduğu, üretimi gerçekleştirilen mermerin renk, desen, homojenite, tansiyon çatlakları, kireçtaşının eğimi, dalımı, ocak aynalarında gözlenen çatlakların yapısı ve sahadaki pasalar ile şirketçe Genel Müdürlüğe verilen temdit işletme projesinde beyan edildiği üzere ruhsat sahasındaki mermerin plaka vermesi, kenar köşe kesilmesi, cila alma ve şekillendirme özellikleri gibi kriterler birlikte değerlendirilerek, S:... sayılı ruhsat sahasındaki ocak verimi rödövansçı ... Mer. San. Tic. Taah. Ltd. Şti. tarafından açılarak işletilen ... koordinatındaki ocak, ... koordinatındaki ... nolu ocak ve ... (tepe ocak) koordinatındaki ocakta %5, davacı şirket ile rödövansçılar ... Mermer San. Tic. Ltd. Şti, ... Mermer İhr. İth. Tur. Ltd. Şti., ... Mer. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Mer. San. Tic. Ltd. Şti tarafındaki işletilen diğer tüm ocaklarda ise işletme projesinde beyan edilen şekilde %15 olarak belirlendiği görülmektedir.

İşlemde; ocak verimliliği %5 olan ocakların imalat ölçümünde (326.907,2 + 126.901,77 + 59.296,23) toplam 513.105,2 m3 hacmin boşaltıldığı, diğer rödövansçılar ile davacı şirket tarafından açılarak işletilen ve verimliliği %15 olan ocakların imalat ölçümünde ise; (445.218,08 + 443.314,52 + 505.807,58 + 1.686.777,93 + 3.052.943,08 +3.111.814,11 +4.220.258,45) toplam 13.466.133,75 m3 hacmin boşaltıldığı, S:... sayılı ruhsat sahasındaki mevcut tüm ocaklardan mahallinde denetimin yapıldığı 05/08/2017 tarihinde (513.105,2 + 13.466.133,8) olmak üzere toplam 13.979.238,95 m3 hacim boşatıldığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlığa konu S:... sayılı ruhsatın, Oruçoğlu Mermer şirketi tarafından 10/12/2003 tarihinde şirkete devredildiği, şirket tarafından 30/03/2004 tarihinde Genel Müdürlüğe 2003 yılı işletme faaliyet bilgi formu ekinde yer alan 2003 yılına ait son durum imalat haritası verildiği, söz konusu imalat haritasının sayısallaştırılması yapılarak, S:... sayılı ruhsat sahasındaki mevcut olan tüm ocaklarda, 2003 yılı sonu itibarıyla toplam 266.100,64 m3 hacmin boşaltıldığının belirlendiği, S:... sayılı ruhsat sahasının şirket uhdesinde bulunduğu 10/12/2003 tarihinden mahallinde yapılan 05/08/2017 tarihindeki denetime kadar geçen sürede söz konusu ruhsat sahasından (13.979.238.95 m3 - 266.100,64 m3) olmak üzere toplam 13.713.138,31 m3 hacmin boşaltığının belirlendiği, S:... sayılı ruhsat sahasından, bu ruhsatın şirket uhdesinde bulunduğu 2003-2017 yılları arasındaki dönemde üretimi yapılarak boşaltılan ve Genel Müdürlüğe beyan edilmeyen 13.713.138,31 m3 hacmin, yukarıda belirtilen şekilde 513.105,2 m3’lük kısmının ocak verimi %5 ve geriye kalan (13.713.138,31 - 513.105,2) olmak üzere toplam 13.200.033,11 m3'lük kısmının ocak verimi de %15 olarak belirlendiğinden, %5 verimli 513.105,2 m3'lük kısımdan (513.105,2 m3 x %5) olmak üzere 25.655,26 m3 satılabilir mermerin, geriye kalan %15 verimli 13.200.033,11 m3'lük kısımdan da (13.200.033,11 m3 x %15) olmak üzere 1.980.004,96m satılabilir mermerin üretiminin yapıldığı belirlenmiştir.

Buna göre söz konusu ruhsat sahasından 2003-2017 yılları arasındaki dönemde (25.655,26 m3 + 1.980.004,96 m3) olmak üzere toplam 2.005.660,22 m3 satılabilir mermer üretimi yapıldığının belirlendiği, S:... sayılı ruhsat sahasında, 2017 yılı içerisinde yapılan üretimlerde dahil olmak üzere, şirketiniz tarafından Genel Müdürlüğe verilen 2003-2017 yılları arası döneme ait yıllık işletme faaliyet bilgi formlarında toplam 1.241.880,63 m3 üretim yapıldığının beyan edildiği, söz konusu ruhsat sahasında rödövansçı şirketler ve davacı şirket tarafından işletilen diğer ocaklarda da toplam 4.125 m3 blok mermerin stokta bulunduğu, S:... sayılı ruhsatın şirket uhdesinde bulunduğu 2003-2017 yılları arasındaki dönemde, bu ruhsat sahasından üretimi yapılarak satıldığı halde Genel Müdürlüğe beyan edilmeyen mermer miktarının (2.005.660,22 m3 - 1.241.880,63 m3 - 4.125 m3) olmak üzere toplam 759.654,59 m3 olarak hesaplandığı görülmüştür.

Dava konusu S:... sayılı ruhsat sahasında üretimi yapılan mermerin ticari adının beyaz (carrera) olduğu, üretilen mermerin ocakbaşı satış fiyatının, geçmiş yıllarda üretilen ancak Genel Müdürlüğe beyan edilmeyen mermerlerin hangi kalitede olduğunun tespit edilemediğinden, her üç kalitenin aritmetik ortalaması (385+230+120)/3 alınarak 245 TL/ton alınarak belirlendiği, sahasından üretilen mermerin yoğunluğu şirket tarafından Genel Müdürlüğe verilen işletme projesinde 2,5 ton/m3 olarak beyan edildiği, Genel Müdürlük teknik elemanları tarafından da uygun bulunduğundan 1 m3 mermerin ocakbası fiyatının (2.5 ton/m3 x 245 TL/ton) olmak üzere 612.5 TL/m3 olarak hesaplandığı, Maliye Bakanlığı tarafından 2016 yılı için belirlenen yıllık yeniden değerleme oranı %3,83 olarak dikkate alınarak, ruhsat sahasından üretilen mermerin ocakbaşı satış fiyatı (612,5 TL/m3 x 1,0383) olmak üzere 635 TL/m3 olarak hesaplandığı, S:... sayılı ruhsata ait 2015 ve 2016 yılları Devlet hakkı tutarlarının, Genel Müdürlüğün Muğla ili için belirleyerek ilan ettiği ocak başı satış fiyatları üzerinden yeniden değerlendirilmesi sonucunda 2015 ve 2016 yılları için eksik yatırıldığı tespit edilen tutarın 817.877,02 TL tutarında Devlet hakkı payı farkı ile 72.356,88 TL tutarında ek Devlet hakkı (orman payı) farkının ödenmesi gerektiği tespit edilmiştir.

Yukarıdaki tespitler neticesinde 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesinin 4. fıkrası gereğince (759.654,59m3x635TL/m3x%4) = 19.295.226,58-TL tutarındaki Devlet hakkına ilaveten bu miktarın 5 (beş) katı tutarındaki 96.476.132,93-TL idari para cezası uygulandığı, S;... sayılı ruhsat sahasında mermer üretimi yapılan alanların orman arazisi olduğu, şirket tarafından Genel Müdürlüğe verilen satış bilgi formlarında ruhsat sahasının 67,04 hektarlık orman izni alanında mermer üretimi yapıldığı beyan edildiği, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 14. maddesinin 9., 10. ve 11. fıkraları doğrultusunda, ruhsat sahasından üretilerek satıldığı halde Genel Müdürlüğe beyan edilmediği tespit edilen 759.654,59 m3 mermer üretiminden dolayı, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesinin 4. fıkrasına göre hesaplanan 19.295.226.58 TL tutarında Devlet hakkına yönelik 67.04 hektarlık orman izninin 5 hektarlık kısmı için anılan Kanun maddesine göre (19.295.226,58 TL x 0,3). (5/67,04) olmak üzere 431.724,93 TL tutarında ek Devlet hakkı (orman payı) ile bu ek Devlet hakkının 5 (beş) katı olan 2.158.624,65 TL tutarında idari para cezasının uygulandığı, ayrıca, yukarıda belirtilen şekilde S:... sayılı ruhsat sahasından 759.654,59 m3 mermerin üretilerek satışı yapılmasına rağmen Genel Müdürlüğe beyan edilmediği tespit edildiğinden, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 8. fıkrasının (e) bendinde gereğince 2017 yılı güncel miktarı üzerinden 54.812,00-TL idari para cezasının uygulandığı, yani toplamda davacı şirket adına dava konusu işlemle 20.617.185,41-TL Devlet hakkı bedelinin tahakkuk ettirildiği, 98.689.569,55-TL de idarî para cezasının verildiği anlaşılmaktadır.

Özetle; dava konusu işletme ruhsat sahasından 2003-2017 yılları arasında yıllık olarak beyan edilen toplam 1.241.880.63 m3 üretimden fazla olacak şekilde 2.005.662.22 m3 satılabilir mermer bloğu üretimin yapıldığı 04-07/08/2017 tarihinde mahalinde tetkik ve ölçümler yapılarak davalı idarelerce tespit edilmiş; beyan edilen üretimden fazla üretim yapıldığı anlaşılan 759.654.59 m3 satılabilir mermer bloğu ile ilgili 6592 sayılı Kanunla değişik 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12. maddesinin 4. fıkrası, 14. maddesinin 9. fıkrası, 10. fıkrası, 11. fıkrası, 10. maddesinin 7. fıkrası ve 8. fıkrası ile (e) bendine göre işlem tesis edilmiştir.

Uyuşmazlığın çözümü için, dava konusu işleme esas alınan üretim miktarının ortaya konulması, üretim miktarının doğru şekilde tespit edilebilmesi için ise ruhsat sahasından boşaltılan hacmin ve bu hacimden elde edilen mermer miktarının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespitin yapılmadığı/yapılamadığı durumlarda dava konusu işlemin içeriğinin irdelenmesi olanaklı olmayacaktır. Bu bakımdan, uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi gerektirdiğinden, ... İdare Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Konunun uzmanı olan bilirkişilerin görüşlerinin alınması ve bu vesile ile uyuşmazlığın en doğru şekilde çözüme kavuşturulması amaçlanmakla birlikte, söz konusu raporda yapılan tespitlerin ve elde edilen verilerin 6100 sayılı Kanun'un 282. maddesi uyarınca hakim tarafından serbestçe değerlendirilerek hüküm kurulacağı tabidir. Öte yandan, bilirkişi raporunda çözüme kavuşturulamamış ve taraflar arasında çekişme konusu olan hususların aydınlatılamamış olduğu hallerde ek bilirkişi raporu alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yapılması da mümkündür. Olay, bilirkişi raporunda yapılan tespitler ve İdare Mahkemesinin uyuşmazlığı inceleme yöntemi üzerinden değerlendirilmiştir.

Dava konusu işlemin üretim boşluğu hacmi ve pasa hacmi ile ilgili kısmının incelenmesi;

Bilirkişi raporunda özetle; ruhsat sahasının 2003 yılı ile 2017 yılları arası hacim hesaplamasına esas imalat planlarına ilişkin davalı idarece esas alınan haritaların, geçmiş yıllarda arazi ölçüm teknolojisindeki eksiklik, şev altlarının ölçülmemesi ve doğrulama amacıyla kullanılabilecek pasa sahası ölçümleri olmaması nedeniyle yıllar bazında üretim boşluğu hacimlerinin hesaplanmasının yanıltıcı sonuçlara neden olacağı, kaldı ki davalı idarenin dosyada bulunan verileriyle yıllar bazında üretim boşluğu ve pasa hacmi hesabının mümkün olmadığı, sahanın madencilik öncesi topoğrafyası ile Kasım 2019 tarihinde bilirkişi heyeti nezaretinde gerçekleştirilen ölçümlere göre belirlenen pasa hacminin 20.650.382m3 olarak bulunduğu, bilirkişi raporu içerisinde detayları (Çizelge 2- Çizelge 3) verilen hesaplamalara göre, idari işleme esas, beyan edilmeyen 759.654,59 m3 satılabilir mermer hacminin dahil olduğu pasa miktarı hacminin, hacim hesaplarında kabul edilen hata sınırlarının dışında olduğu, hata sınırlarının dışında olmasının nedenin ise; geçmiş yıllardaki haritaların sayısallaştırma hataları, hacim ölçümüne esas nokta sayısının azlığı, yöredeki poligon noklarının kotlarının genel harita sistemindeki düzenlemeler nedeni ile değişmesi, geçmiş yıllardaki şev altı noktalarının genel bir yaklaşımla işlenmesi (ölçülmemesi) gibi sebeplerden kaynaklandığı belirtilmiştir.

Raporda, boşaltılan hacme ilişkin hesaplama yapılamamasının gerekçeleri arasında, en başında geçmiş yıllara ait harita ve diğer bilgi ve belgelerin eksikliği gösterilmiş ise de, aynı hesabın davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan 07/11/2017 tarihli teknik raporda; üretim raporları, imalat haritaları ve sahada yapılan incelemeler dikkate alınarak yapıldığı, benzer şekilde davalı idarece hesap edilmek suretiyle dava konusu işlemin tesis edildiği, ayrıca dava dosyası ekinde bulunan 10/07/2019 tarihli "Teknik Rapor" ve "Teknik Tespit Raporu"nda boşaltılan hacim ve pasa alanı hacmine ilişkin hesaplamaların yapıldığı görülmektedir.

Bu haliyle, her ne kadar dava konusu işlemin 2003 ila 2017 yıllarını kapsaması ve bu yıllara ilişkin başta imalat planları ve haritalar olmak üzere birtakım bilgi ve belgelerin eksikliği nedeniyle geçmişe dönük bir hesaplama yapılmasının ve bu hesabın yüksek doğruluk içerecek şekilde gerçekleştirilmesinin zorluğundan bahsedilebilir ise de, yukarıda yer verilen raporlar dikkate alındığında hesaplama yapılamayacağı sonucuna varılmasının isabetli olmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, dava konusu işlemin tesis edilmesine dayanak teşkil eden ve uyuşmazlığın çözümüne ilişkin temel hususun sahadan boşaltılan hacmin ve üretilen mermer miktarının hesaplanması oluşturmaktadır.

Öte yandan, gerek dava dilekçesinde davacı tarafından, gerek bilirkişi raporunda gerekse dosyada bulunan diğer teknik raporlarda pasanın ruhsat sahasında depolandığı anlaşılmakta olup, madencilik kapsamında kazı çalışmaları sonucu hacim değişimlerinin söz konusu pasa hacmi ile elverdiği ölçüde doğrulamasının yapılarak, hacim hesabının daha sağlıklı bir şekilde yapılabileceği de tabiidir. Bu durumda, dosyada mevcut olan harita ve teknik raporlar ile diğer bilgi ve belgelerden yararlanılması suretiyle boşaltılan hacmin hesaplanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Söz konusu hacim hesaplaması yapılırken (Devlet hakkına ilişkin ocak başı satış fiyatının belirlenmesine yönelik aşağıda yer alan açıklamalara göre), Devlet hakkının doğru şekilde hesaplanabilmesi için hacim hesabının her bir yıl için ayrı ayrı yapılması gerekmektedir. Her ne kadar, dosya kapsamında farklı yıllara ilişkin bu hesabın yapılmasını kolaylaştıracak imalat haritası ve saha incelemeleri gibi bilgi ve belgelerin eksik olduğu görülmekte ise de, toplam hacmin bulunması üzerine, davacının önceki yıllara ait yıllık üretim miktarları ve pasa hacimleri dikkate alınarak orantılama yapılmak suretiyle bu hesabın yapılabileceği değerlendirilmektedir. Dava konusu işlemin jeolojik tespit ve verim miktarı ile ilgili kısmının incelenmesi;

Bilirkişi raporunda özetle, davalı idarece, ruhsat sahasında üretimi yapılan mermerin Muğla Kristal (carrara) tipi mermer olduğu iddia edilerek bu tipteki mermer için MAPEG tarafından belirlenen ocakbaşı satış fiyatları baz alınarak ek devlet hakkı hesaplandığı ancak dava konusu sahanın Menderes Masifinde Mesozoyik yaşlı zımpara içerikli kalın karbonatlar içerisinde bulunan mermer yatağı içerisinde olduğu, yörede üretilen orta-iri kristalli, genellikle sarı kahverenkli ankeritli, mat beyaz dolomitli bu mermerlerin Muğla beyaz, Muğla kristal beyaz, Muğla şeker gibi farklı isimler altında satıldığı, bu mermerlerin, ince kristalli ve daha beyaz "Carrara" mermerine benzerliğinin ise söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, dava konusu işlemde mermer tipi "Carrara" olarak belirlenmiş ise de, gerek dava dilekçesi ve savunmaya cevap dilekçesinde gerekse bilirkişi raporuna karşı verilen beyanlarda davacı tarafından mermerin tipine ilişkin açık bir itirazda bulunulmadığı görülmektedir.

Davacı tarafından yapılan itirazın genel olarak ocak başı satış fiyatının belirlenmesine ilişkin usule ve bu fiyatın yüksekliğine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

Bilirkişi raporunun irdelenmesine gelince, raporda ruhsat sahasından çıkartılan madenin "Carrara" tipinde olmadığı, bölgede Muğla beyaz, Muğla kristal beyaz, Muğla şeker gibi farklı isimler altında satılan bir mermer tipi olduğu ifade edilmiş ise de, MAPEG'in internet sitesinde yayımlanan 2016 yılı ocak başı satış fiyatı listesinde Muğla kristal beyaz, Muğla kristal, Muğla beyaz (Carrara) tipi mermer madenlerinin her biri için farklı fiyatların belirlendiği görülmektedir. Dolayısıyla, uygulanacak ocak başı satış fiyatının doğruluğu, sahada üretilen madenin tam olarak tespit edilmesine bağlıdır.

Raporda, davalı idare tarafından "Carrara" tipi maden tespitinin ne şekilde yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından bahsedilmekte olup, dosya kapsamında yapılan incelemede davalı idarelerce verilen savunma ve diğer belgelerden bu konuda yeterli bilgi edinilememiştir. Bununla birlikte, bilirkişi raporunda isabetli şekilde defter-kayıt incelemesi, alım-satıma konu olanların beyanları, sanayi ve ticaret odalarının görüşlerinin alınması gibi verilerle satılan mermer tipinin belirlenebileceği belirtilmiş ise de, somut olayda bu yola başvurulmayarak, yalnızca davacı tarafından ... Ticaret ve Sanayi Odasından alınan ekspertiz raporu yeterli görülmüş ve sahadan çıkartılan mermerin "Muğla kristal beyaz" tipinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Diğer yandan, raporda davacı tarafından devlet hakkına esas verilen beyan ve bilgi formlarında mermer tipinin Muğla kristal beyaz olarak belirtilmesi ve davalı idarenin bu konuda tenkit ettiği bir hususun bulunmaması nedeniyle mermer tipini zımnen kabul ettiği sonucuna varıldığı ifade edilmiştir.

Oysa, Maden Kanunu'nun 14/5. maddesinde, ruhsat sahibi tarafından beyan edilen ocak başı satış fiyatının Bakanlık tarafından denetleneceği ve eksik beyanların tamamlattırılacağı düzenlemesi yer almakta olup, bilirkişi raporundaki kabulle hareket edilmesi halinde bu hükmün uygulanamaz hale geleceği açıktır.

Bu durumda, davacıya ait defter ve belgelerin, alım-satım işlemine konu faturaların ve sevk fişlerinin incelenmesi (bilirkişi heyetinde yeminli mali müşavir bulunmakta ise de, bu belgelere ve davacının diğer mali evraklarına ilişkin mali bir inceleme yapıldığına ya da sonuçlarına dair bir değerlendirme bulunmamaktadır.), ayrıca davacının stok alanında mermer bulunduğu anlaşılmakla söz konusu madenin de incelenmesi ve gerektiğinde sahadan numune alınmak suretiyle mermerin hangi tipte olduğunun herhangi bir şüpheye yer verilmeyecek şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Bu doğrultuda, davalı idarelerce sahadan çıkartılan mermerin hangi sebeple "Carrara" tipinde kabul edildiğine ilişkin dayanakların ve davacı tarafından bu durumun aksini gösterir her türlü bilgi ve belgeyi gerekçeleriyle birlikte dosyaya sunmaları uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunludur

Bilirkişi raporunda, sahanın farklı yerlerinde değişken olmakla birlikte verim değerinin % 5-9 arasında değişkenlik gösterdiği, bu değerin; yıllara göre üretim boşluğu hacmi, pasa hacmi, satılabilir mermer bloğu hacmi ve stok hacminin net olarak bilinmesi ile ortaya konulabileceği, geçmişe yönelik hacim hesaplamalarının, veri eksikliği nedeni ile net olarak yapılmasının mümkün olmadığı, bu itibarla davaya konu olan idari işlemde belirtilen verim yüzdelerinin net olarak bütün sahayı temsil eden tek bir rakam veya tek bir yüzdesel değere teşmil edilmesinin mümkün olmadığı, diğer taraftan davacı tarafından beyan edilen yüzde verim değerlerinin uygulamada gerçeğe daha yakın olduğu belirtilmiştir.

İlk olarak, bilirkişi raporunda hem bütün sahayı temsil eden tek bir rakam belirlenmesinin mümkün olmadığı hem de davacı tarafından beyan edilen yüzde verim değerlerinin uygulamada gerçeğe daha yakın olduğu belirtildiğinden, bu hususun çelişki oluşturduğu sonucuna varılmakla, bu çelişkinin giderilmesi gerekmektedir. Ayrıca raporda, davacı tarafından beyan edilen verim değerinin gerçeğe yakınlığı veya dava konusu işlemde esas alınan verim değerinin neden kabul edilemeyeceği bilimsel veriler kullanılarak ortaya konulmamıştır.

Sahada üretilen mermerin verim hesabının yapılmasında, satış bilgi formları, işletme faaliyet raporları, davalı idarelerce sahada yapılan denetimler sonucunda düzenlenen mahallinde tetkik raporları, davacıya ait mali bilgi ve belgeler, pasa miktarı ve davacı tarafından temdit başvurusunda sunulan ve idare tarafından uygun görülen işletme projesinde beyan edilen verim miktarı birlikte ele alınarak, bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmeli ve ortalama verim değerinin tespiti yapılmalıdır. Dava konusu işlemin ocak başı satış fiyatları ile ilgili kısmının incelenmesi;

Bilirkişi raporunda özetle, davacı şirket tarafından üretilip satıldığı halde devlet hakkı beyanına konu edilmeyen mermerin kalitesinin üretim miktarı bazında tespit edilemediği, devlet hakkı bedelinin hesaplaması yapılarken 1.-2.-3. sınıf kalite mermerin ocak başı satış fiyatlarının aritmetik ortalaması esas alınarak birim m3 satış fiyatının tespiti yoluna gidildiği, ancak MAPEG tarafından ilan edilen ocakbaşı satış fiyatlarına ilişkin tablonun incelenmesi neticesinde 1.-2.-3. sınıf kalite mermere ilişkin ocak başı satış fiyatına ilaveten 4. kalite için de belirleme yapıldığı ancak davalı idarece neden 4. kalite mermere ilişkin satış fiyatlarının ocak başı satış fiyatınının belirlenmesinde dikkate alınmadığının açıklanmadığı, heyetimizce sahada yapılan incelemelerde üretimi yapılan mermerin 4 kalite grubu dikkate alınarak sınıflandırılmasının uygun olacağı ve üretimi yapılan mermere ilişkin her kalite grubunun dağılımının toplam üretim miktarı içinde eşit dağıldığı varsayılarak, davalı idarece ‘aritmetik ortalama’ esas alınarak yapılan hesaplama yerine ‘ağırlıklı ortalama’ esas alınarak hesaplama yapılmasının uygun olacağı belirtilmiştir.

Maden Kanunu ve kanunun uygulanmasına yönelik çıkartılan yönetmelik hükümleri uyarınca, ruhsat sahibi tarafından beyan edilen asgari ocak başı satış fiyatının Bakanlık tarafından denetlenebileceği ve bunun sonucunda eksik beyanda bulunulduğunun tespiti halinde bunun tamamlattırılacağı açık olduğundan, devlet hakkına ilişkin olarak ortaya çıkabilecek aksaklıkları ve tutarsızlıkları önlemek, beyanlar arasında birliği sağlayarak devlet hakkı kayıplarının önüne geçmek amacıyla davalı idarenin dayanaklarını ortaya koymak suretiyle asgari emsal fiyat tespiti yapma konusunda yetkili olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

Ancak, Devlet hakkına ilişkin ocak başı satış fiyatının, ait olduğu her bir yıl için ayrı ayrı tespit edilerek uygulanması gerekmektedir. Ruhsat sahasından boşaltılan hacmin hesaplanmasına yönelik yukarıda yer verilen açıklamalara göre, her bir yıl için ayrı hesaplama yapılacağından Devlet hakkının da yıllara göre ocak başı satış fiyatı dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerektiği tabiidir. Diğer taraftan, bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde Devlet hakkının hesaplanmasında 4 kalite grubu bulunan ocak başı satış fiyatı için, hesaplamanın 4 kalite grubunun hepsinin dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Ruhsat sahasında geçmiş yıllarda hangi kalitede ne kadar maden üretildiğinin tespit edilmesi mümkün olmadığından; - Davacının geçmiş yıllara ait üretimlerinin hangi kalite mermer için ne kadar olduğu belirlenerek, bu hesabın orantı yapılmak suretiyle ilgili yıllara uygulanması veya, -Yukarıda yer alan hesabın yapılamaması halinde ağırlıklı ortalama alınması da mümkün olmadığından, aritmetik ortalamaya göre hesaplama yapılması gerekmektedir. Dava konusu işleme ilişkin diğer değerlendirmeler; Uyuşmazlıkta, dava konusu işlemle istenilen Devlet hakkı için 6183 sayılı Kanun uyarınca tahsil zamanaşımına uğrayan kısımlara yönelik değerlendirme yapılması gerekmektedir. Son olarak, 2003 ila 2017 yılları arasında Maden Kanunu'nda yapılan değişiklikler uyarınca Devlet hakkının yüzdesel olarak farklı oranlarda (%2, %4) alınması düzenlendiğinden, Devlet hakkının alınacağı yıla ilişkin düzenleme dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği tabiidir. Bu itibarla, eksik inceleme ve araştırma sonucunda dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;

1.2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,

2.... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararının BOZULMASINA,

3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,

4.Kesin olarak 27/10/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY :

X- Uyuşmazlıkta, ruhsat sahasında üretilen mermer tipinin "Muğla kristal beyaz" veya "Carrara" tipinde olduğuna ilişkin davacı tarafından açık bir itirazda bulunulmamasına rağmen, bilirkişi raporunda mermer tipinin ne olduğuna dair bilimsel olarak yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın değerlendirmede bulunulduğu görülmektedir. Ayrıca, dava konusu işlemde, ruhsat sahasındaki verim değerinin rödövansçı şirketlerden biri için %5, ruhsat sahasında çalışan davacı da dahil olmak üzere diğer şirketler için %15 olarak belirlenmesine karşın, verim değerlerindeki söz konusu farklılığın hangi sebepten kaynaklandığı belirtilmemiştir. Bu durumda, bilirkişi raporunda ve dava konusu işlemde bulunan ve yukarıda ayrıntısına yer verilen tespitlerin isabetli olmadığı sonucuna varıldığından, işlemin iptaline yönelik temyize konu kararın açıklama eklenerek onanması gerektiği düşüncesiyle, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog