14. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/917
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 18.02.2021
NUMARASI: 2017/627 Esas - 2021/117 Karar
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; alacaklı bankanın, müvekkilleri aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlattığını, icra dosyasında müvekkillerinin asıl borçlu olmayıp kefil olduğunu, alacaklı bankanın; icra dosyasında yıllarca hiçbir işlem yapmadığı için dosyanın işlemden kaldırıldığını, dosyanın 2015 yılında alacaklı banka tarafından yenilendiğini ve müvekkillerine yenileme emri gönderildiğini, borcun zaman aşımına uğradığı için Borçlar Kanunu 598. maddesine göre müvekkillerinin sorumluluğunun sona erdiğini, Borçlar Kanununun 598. maddesinde "Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkar. Kefalet, on yıldan fazla bir süre için verilmiş olsa bile, uzatılmış veya yeni bir kefalet verilmiş olmadıkça kefil, ancak on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir." ibaresi bulunduğunu, icra dosyasının incelendiğinde müvekkilİ tarafından verilmiş olan kefaletin üzerinden 10 yıldan fazla zaman geçtiğinin açıkça anlaşıldığını, bu nedenle müvekkilleri açısından tedbiren takibin durdurulmasını, zaman aşımına uğramış olan borç ve geçen süre dikkate alındığında kefaletin ortadan kalkmış olmasının anlaşılması nedeniyle müvekkilleri aleyhine yapılan takibin iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, savunmasında özetle; dava dışı kredi borçlusu ... Ltd. Şti. ile müvekkili bankanın Şişli şubesi arasında 23/09/1999 tarih ve 1.058,00 Euro bedelli kredi sözleşmesi imzalandığını, bu kredi sözleşmesince dava dışı borçlu firmaya kredi kullandırıldığını, davacılar; ... ve ...'in ise iş bu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil ve garanti veren sıfatıyla imza ettiklerini, davacıların kredi sözleşmesi gereğince müvekkili bankaya borçlu bulunduğunu, kredi borcunun gününde ödenmemesi üzerine borçlu firma ve kefillerine Beyoğlu .... Noterliğinin 01/05/2001 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini ve bu ihtarnamenin davacılara tebliğ edildiğini ancak borcun ödenmediğini, bunun üzerine kredi borçlusu firma ve kefiller hakkında yasal takip işlemleri başlatıldığını, ihtarnamenin muhataplara tebliğ edilmesine rağmen kredi borcunun ödenmemesi üzerine borçlu firma ve kefilleri hakkında İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2001/5311 D.İş sayılı dosyasından 2.262.309,09TL üzerinden ihtiyati haciz kararı alındığını, ihtiyati haciz kararının tatbik edildiğini ve 06/12/2001 tarihinde kredi borçlusu firma ve kefilleri hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 2.262.309,09TL üzerinden %154 oranında temerrüt faizi istemi ile genel haciz yolu ile esas takibe başlanıldığını, borçlulara ödeme emri tebliğ edilmiş olup, takibin kesinleştiğini, borçluların takibe karşı yasal süresi içinde herhangi bir itirazları bulunmadığından, tüm borçlular yönünden takibin kesinleştiğini, dosyanın düşmesinden önceki son icrai işlemin 06/07/2006 tarihinden yapıldığını, ayrıca Uyap kaydından bakıldığında dosyada 26/11/2007 tarihinde "... A.Ş. Nuruosmaniye şubesinden 25,00TL borç tahsilatı yapıldığını, dosyanın kaydı icra müdürlüğünce 18/07/2011 tarihinde kapatıldığını, 28/10/2015 tarihinde taraflarınca icra dosyasının yenilenmesi talep edildiğini, icra müdürlüğünce taleplerinin kabul edilerek takip dosyasının ... Esas numarası ile yenilenmiş ve borçlulara yenileme emri tebliğ çıkarıldığını, takip dosyasının işlemsiz kaldığı sürenin; son icrai işlem tarihi 06/07/2006 tarihi ile yenileme tarihi olan 28/10/2015 tarihleri esas alındığında 9 yıl, 3 ay, 22 gün olduğunu, davacıların icra müdürlüğü nezdinde imzaladıkları icra taahhütleri ile dava konusu borcu açıkça kabul ve ikrar ettiklerini, davacıların bu kabulü kesin hükmün neticelerini haiz olduğunu, ikrarları ile aleyhine kesin delil teşkil etmekte olduğunu, bu nedenlerle usule ilişkin itirazları gözetilerek eksik harcın tamamlatılmasını aksi takdirde davanın usulden reddini, derdestlik itirazlarının kabulü ile davacılardan ... yönünden dosyanın tefriki ve davanın usulden reddini, eksik hasımla açılan davanın usulden reddini, bu kabul görmediği takdirde davanın dava dışı asıl kredi borçlusu firmaya ihbarını, kredi kullandırımından 18 yıl sonra ve kesinleşmiş ve halen derdest bulunan icra takibine rağmen yasal 1 yıllık süresi geçtikten sonra ileri sürülen menfi tespit davasının zamanaşımı nedeniyle reddini, davacıların haksız ve yasal dayanaktan yoksun menfi tespit ve istemlerinin kesinleşen icra takibi nazara alınarak esastan reddini, davacıların kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, kefaletin TBK 598/3. Maddesindeki 10 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle geçersiz olduğu ve bu nedenle borcu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Borçlar Kanununun 598/3. maddesindeki yer alan düzenleme açısından önemlidir. Bu fıkraya göre “Bir gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefalet, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak on yılın geçmesi ile kendiliğinden ortadan kalkar” Kefalet sözleşmesi için öngörülen bu azami süre, asıl borçtan bağımsız olarak kefaletin sona ermesine yol açmaktadır 61. Bu sürenin, hak düşürücü süre niteliğinde olduğu kabul edilmelidir62, bu nedenle kesilmesi mümkün değildir. Ayrıca hakim tarafından re’sen dikkate alınmaktadır 63. Aslında kanun koyucu, alacaklının genel hükümlere göre (TBK md. 146 vd.) on yıllık zamanaşımı süresine tâbi olan alacak hakkını, ayrıca bir de on yıllık hak düşürücü süreye tâbi kılmıştır. Bunun sebebi, kefili korumaktır. Nitekim zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması için, kefalet alacağının doğması ve muaccel olması gerekmektedir. Kefalet alacağının muaccel olmasından itibaren alacaklı on yıl içinde alacağını talep edebilecek; aksi takdirde alacağı zamanaşımına uğrayacaktır. Davacı TBK 598. maddeye dayanmış olup, münhasıran ileri sürdüğü husus - her ne kadar zamanaşımı desede- 10 yıllık hak düşürücü süredir. Davacı TBK'nun 598. Maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü serenin dolduğu iddia ese de borcun kefalet tarihinden itibaren 10 yıl içinde doğmuş olması yeterli olup 1999 yılında imzalanan GKS gereğince 2001 yılında icra takibi yapılmış olup, borcun kefaletin geçerli olduğu tarih içinde doğduğu bu nedenle somut olayımızda TBK'nun 598. Maddesinin, kefaletten zaten doğmuş olan borca bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.Dava dilekçesindeki anlatım,
TBK 598. Maddesine dayanılmasına göre kefalet kapsamında doğan borcun genel zamanaşımı uğradığı iddiasını da taşıdığı iddia edilemez ise de ; somut olayımızda takip kesinleşmiş olup, kesinleşen takipte İİK 71. Maddedeki "Borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürecek olursa, 33a. maddesi hükmü kıyasen uygulanır. " yollamasıyla uygulanması gereken İİK 33/a maddesindeki "İcranın devamına karar verilmesi halinde 33 üncü maddenin son fıkrası burada da uygulanır. " yollamayla İİK 33. Maddenin son fıkrasındaki " Borçlu olmadığı parayı ödemek mecburiyetinde kalan borçlunun 72 nci madde mucibince istirdat davası açarak paranın geriye verilmesini istemek hakkı saklıdır." düzenlemesi gereğince ancak borcun ödenmesi sonrasında istirdat davası açabilecek olup, kesinleşen takibin zamanaşımına uğradığı iddiasını ancak icra mahkemelerine şikayet üzerine ileri sürebilecektir. Zaten icra mahkemesi de borçlunun lehine olarak zamanaşımına uğramadığı iddiasını ancak İİK 68 madde kapsamındaki delillerle ispatını isteyecek olup..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki ve daha sonraki beyanlarını aynen tekrarla; davalı bankanın, müvekkilleri aleyhine 2001 yılında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibini başlattığını, icra dosyasında müvekkillerinin asıl borçlu değil kefil olduklarını, alacaklı bankanın icra dosyasında yıllarca hiçbir işlem yapmadığı için dosyanın işlemden kaldırıldığını, dosyanın 2015 yılında alacaklı banka tarafından yenilendiğini ve müvekkiline yenileme emri gönderildiğini,
TBK'nın 598. maddesine göre müvekkillerinin sorumluluğunun sona erdiğini, icra dosyası incelendiğinde müvekkilleri tarafından verilmiş olan kefalete ilişkin sözleşmenin kurulmasından sonra yirmi yıl geçtiğini, müvekkillerin söz konusu icra dosyası nedeniyle kefaletlerinin BK'nın 598. maddesi gereğince son bulduğunun tespit edilmesi gerektiğini, Dosyaya da sundukları Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi, borçlar Kanunu 598. maddesinde öngörülen sürenin bir zamanaşımı süresi olmayıp, kesilmesinin veya durmasının söz konusu olamayacağını, on yıllık sürenin gerçekleşmesi ile birlikte kefilin yükümlülüğünün kendiliğinden yasa gereği ortadan kalkacağını, mahkemenin bu süreyi resen gözetmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.