10. Ceza Dairesi
10. Ceza Dairesi 2022/14935 E. , 2024/657 K.6545 SAYILI KANUNDAN ÖNCE KARAR VERILMIŞ. DOLAYISIYLA ERTELEME SÜRESINDE SUÇ IŞLENMESI HALINDE AYRI SORUŞTURMA/KOVUŞTURMA KONU EDILEMEZ, DÜZENLEMESI UYGULANAMAZ, DÜŞME KARARI HATALI DENMIŞ. ANCAK 10. CEZA DAIRESI KABUL ETMEMIŞ.
TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN (6545) TÜRK CEZA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN "İçtihat Metni"Manisa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.07.2021 tarihli ve 2021/464 Esas, 2021/427 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "düşmesine" karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 08.09.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.09.2022 tarihli ve 2021/26459 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/126530 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/126530 sayılı kanun yararına bozma isteminin;"1- Manisa (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.10.2012 tarihli kararı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle artık 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin geçerli olduğu ve aynı maddenin sekizinci fıkrasına göre sanığın 5 yıllık denetim süresine tâbi bulunduğu, bu durumda anılan maddenin onuncu ve on birinci fıkralarında düzenlenen kanunî koşullarının gerçekleşmesi durumuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği, bununla birlikte 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, sanık hakkında daha önce 18.05.2008 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde satın almak suçundan İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.07.2011 tarihli ve 2008/2546 Esas, 2011/1436 Karar sayılı dosyasından verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince soruşturma aşamasında tedavi ve tedbire tabi tutulmasına karar verilmiş gibi değerlendirilerek, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmüne dayanılarak düşme kararı verilemeyeceği cihetle, yapılan ihbar üzerine mahkemesince açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,2- 28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde yapılan değişiklikle 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde, "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi halinde kamu davası açılır" düzenlemesine yer verildiği, anılan düzenleme ile birlikte atılı uyuşturucu madde kullanma suçundan kamu davası açılabilmesi için yükümlülüklere uymamakta ısrar şartının arandığı, anılan değişiklik tarihinden önceki dönemde ise; 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilir. Aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilir." şeklindeki düzenleme gereğince davaya devam olunabilmesi için "Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama" şartının yeterli olduğu, ayrıca ısrar etme şartının aranmadığı gibi, tedavi ve denetimli serbestlik deneme süresi içerisinde aynı suçun tekrar işlenmesi halinde hem önceki davanın yeniden görülmeye başlanması, hem de sonraki eylemden dolayı ayrı bir dava açılması gerektiği nazara alındığında, 6545 sayılı Kanun değişikliğinden önce işlenen 22.05.2012 tarihli ikinci suça ilişkin ayrı bir dava açılmasının usule uygun olduğu gözetilerek, yapılan ihbar üzerine Manisa 5. Asliye Ceza Mahkemesince açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanması yerine yazılı şekilde karar verilmesinde,3- Kabule göre de; sanığın 22.05.2012 tarihli ikinci suçu İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.07.2011 tarihli ve 2008/2546 esas, 2011/1436 sayılı tedavi ve denetimli serbestlik kararının deneme süresi içerisinde işlediğinin değerlendirilmesi halinde, anılan Mahkemeye denetim süresi içerisinde tekrar uyuşturucu madde kullandığından bahisle ihbarda bulunularak yargılamaya devam edilmesinin sağlanmasını müteakip, söz konusu dava ile birleştirme kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,İsabet görülmemiştir."Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.Kanun yararına bozma istemi ve tebliğnamede sanığın soyadının "İnce" yerine "İnece" olarak yazılması maddi hata kabul edilerek yapılan incelemede;A. Şüpheli hakkında, İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.07.2011 tarihli ve 2008/2546 Esas, 2011/1436 Karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında, uyuşturucu madde kullanımına devam ettiğinin 22.05.2012 tarihinde bildirilmesi üzerine, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2012 tarihli ve 2012/7320 Soruşturma, 2012/2483 Esas, 2012/1204 sayılı iddianamesi ile cezalandırılması istemiyle Manisa 1. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,B. Manisa (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.10.2012 tarihli ve 2012/487 Esas, 2012/957 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 23.11.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,C. Sanığın denetim süresi içerisinde 14.02.2014 tarihinde işlediği uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, Manisa 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 01.07.2021 tarihli ve 2021/464 Esas, 2021/427 Karar sayılı kararı ile, sanığın atılı suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlediği, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü uyarınca ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalktığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca kamu davasının düşmesine karar verildiği,Anlaşılmıştır.D. Sanık hakkında, 18.05.2008 tarihinde işlediği kullanmak içim uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2008 tarihli ve 2008/60231 Soruşturma, 2008/2813 Esas, 2008/12218 sayılı iddianamesi ile İzmir 8. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.07.2011 tarihli ve 2008/2546 Esas, 2011/1436 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 18.07.2011 tarihinde kesinleşmesinden sonra infazı için 02.12.2011 tarihinde Manisa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,Manisa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlanıldığı, Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinin 22.05.2012 tarihli raporu ile, uyuşturucu madde kullanımının devam ettiğinin, tedaviye uymadığının bildirilmesi üzerine, İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.11.2012 tarihli ve 2012/1214 Esas, 2012/1786 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 07.12.2012 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği,Sanığın denetim süresi içerisinde 12.04.2017 tarihinde işlediği trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.10.2020 tarihli ve 2020/283 Esas, 2020/480 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 28.12.2020 tarihinde kesinleştiği,Anlaşılmıştır.E. Dosya kapsamına göre, sanık hakkında daha önce 18.05.2008 tarihinde işlemiş olduğu kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2008 tarihli ve 2008/60231 Soruşturma, 2008/28133 Esas, 2008/12218 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.07.2011 tarihli ve 2008/2546 Esas, 2011/1436 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesini takiben, sanığın 22.05.2012 tarihinde işlemiş olduğu aynı nitelikteki suçtan Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2012 tarihli ve 2012/7320 Soruşturma, 2012/2483 Esas, 2012/1204 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, sanığın inceleme konusu 22.05.2012 tarihli suçu İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.07.2011 tarihli ve 2008/2546 Esas, 2011/1436 Karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı sırasında işlemiş olduğu gerekçesiyle, sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince düşmesine karar verildiği anlaşılmıştır.5237 sayılı Kanun’un 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, sanık hakkında daha önce 18.05.2008 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde satın almak suçundan İzmir (Kapatılan) 8. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.07.2011 tarihli ve 2008/2546 Esas, 2011/1436 Karar sayılı dosyasında verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı sırasında işlediği suç nedeniyle yeniden soruşturma ve kovuşturma yapılamayacağı gözetilerek düşme kararı verilmesi gerekmektedir.Ancak; Manisa (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 16.10.2012 tarihli kararı ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 231 incimaddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin geçerli olduğu ve aynı maddenin sekizinci fıkrasına göre sanığın 5 yıllık denetim süresine tâbi bulunduğu, bu durumda anılan maddenin onuncu ve onbirinci fıkralarında düzenlenen kanunî koşullarının gerçekleşmesi durumuna göre sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekmekle birlikte;5237 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen "suçta ve cezada kanunîlik ilkesi" ve 7 nci maddesinde düzenlenen "zaman bakımından uygulanma" başlığı altındaki düzenlemeler dikkate alındığında, "Kanun'un açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz", "suç işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimse cezalandırılmaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki düzenlemeler gereğince ve 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değiştirilen 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası ve aynı Kanun'un 85 inci maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra ve sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise; 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü uyarınca ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, somut olayda, 22.05.2012 tarihli eylemin ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, 5237 sayılı Kanun'un suçta ve cezada kanunîlik ilkesi gözetildiğinde, mahkemenin gerekçesinin ve düşme kararı verilmesinin Kanun'a uygun olduğu anlaşıldığından,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,22.01.2024 tarihinde karar verildi.