11. Hukuk Dairesi
11. Hukuk Dairesi 2009/10453 E. , 2011/9020 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/04/2009 tarih ve 2007/628-2009/258 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19/07/2011 gününde davacı avukatı.....riç ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı ..... ile eşi ......'in, müvekkiline olan borçlarına karşılık 06/07/2005 keşide tarihli (3.000.000) DM bedelli çeki verdiklerini, muhatap Kent Bank A.Ş.'ne el konulup davalı banka bünyesinde birleştiğinden çekin 13/07/2005 tarihinde davalı bankanın Merkez Şubesi'ne ibraz edildiğini, davalı bankanın "anılan çek bilgilerine kayıtlarından ulaşılamadığından işlem yapılamamıştır" şerhi ie çeki müvekkiline iade ettiğini, bunun üzerine müvekkilince çek keşidecileri aleyhine suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak davalının aynı cevabı cumhuriyet savcılığına da vermesi nedeniyle soruşturmanın takipsizlik kararı ile sonuçlandığını, çek keşidecileri aleyhine hem anılan çek, hem de dava dışı (5.500.000) DM bedelli başka bir çek dolayısıyla girişilen icra takiplerinin sonuçsuz kaldığını, davalı bankanın çek kayıtlarını sağlıklı tutmaması ve çekin arkasına anılan şerhi yazması nedeniyle müvekkilinin kambiyo senetlerine mahsus icra takibine girişemediğini ve çek bedelini tahsil edemediğini ileri sürerek, 18/03/2009 tarihli ıslah dilekçesiyle birlikte toplam (3.000.000) DM karşılığı (1.533.876) Euro'nun temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu eylemin 13/07/2005 tarihinde meydana geldiğini ve dava tarihine kadar BK'nun 60. maddesinde düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, Alman Markı7nın 28/02/2002 tarihinden itibaren yasal para olma özelliğinin kalmayıp tedavülden kalktığını, dolayısıyla TTK'nun 692. maddesinde belirtilen muayyen bedel şartını taşımayan dava konusu belgenin çek niteliğinde olmadığını, davacının kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin olayda bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu çekin süresinde davalı bankaya ibraz edildiği, davalı bankanın çekin arkasına karşılıksız şerhi yazsaydı davacının genel haciz yoluna göre daha seri ve lehine olan kambiyo senetlerine mahsus icra takibine girişebileceği, davalının eyleminden dolayı çekin kambiyo senedi niteliğini yitirmesinde ve davacının alacağını geç tahsil etmesinden sorumlu olduğu, ancak davacının daha önce giriştiği ve semeresiz kalan (5.500.000) DM bedelli çeke dayalı takibe rağmen, işbu davanın konusu (3.000.000) DM bedelli çeki, keşide tarihinden 2 yıl 12 gün sonra genel haciz yoluyla takibe konu ettiği, davacının zararının davalı bankanın eylemi sonucunda meydana geldiğini kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, davalı bankanın kusurlu eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı, dava konusu çeki süresinde ibraz etmiş ve davalı bankaca çekin arkasına “banka devir ve birleşmeleri sebebiyle banka kayıtlarında çek bilgilerine ulaşılamaması, mevcut kayıtlarda ibraz edilen çeke ilişkin bilgiye rastlanılamaması ve çekin banka kayıtlarında tanımlı olmaması nedeniyle işlem yapılmaksızın çek hamiline iade edilmiştir” kaydı düşülmüştür. Bu kaydın, TTK.’nun 720. maddesi uyarınca ibraz yerine geçeceği tabiidir. Davalı bankaca cumhuriyet savcılığına verilen cevapta ise, ibraz tarihinde hesapta para bulunmadığı bildirildiğine göre, davacının önce keşidecilere karşı yasal yollara başvurması gerekir. Bu yoldan bir sonuç alınamadığını ispat etmeden muhatap bankaya başvurması mümkün değildir. Davacı, dava dışı keşideciler hakkında genel haciz yoluyla icra takibine girişmişse de icra takip dosyasının incelenmesinden, keşidecilerin bir kısım menkul ve gayrimenkul mallarının haczedildiği ve anılan takibin sonuçsuz kaldığı hakkında bir belgenin sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında mahkemece açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru değil ise de, HUMK.’nun 438/son maddesi uyarınca sonucu itibarıyla doğru olan hükmün gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerekmiştir.