Esas No
E. 2022/5175
Karar No
K. 2024/1616
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

11. Hukuk Dairesi         2022/5175 E.  ,  2024/1616 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/138 Esas, 2022/813 Karar
ASIL DAVADA DAVACI: ...vekili Avukat ...

ASIL DAVADA DAVALI-

BİRLEŞEN DAVADA DAVACI : ... vekili Avukat ...

BİRLEŞEN DAVADA DAVALILAR :1. SN Kimya Tem. Maddeleri Gayrimenkul Gıda İnş. İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ...

2.Alnemer Gıda Unlu Mamüller Mobilya Mefruşat Nakliye İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi vekili Avukat ...

DAVA TARİHİ:
HÜKÜM: Asıl ve birleşen davalar ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/367 E. - 2019/370 K.

BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkkemesi'nin 2017/68 Esas sayılı dosyası Taraflar arasındaki asıl marka hükümsüzlüğü, birleşen markaya tecavüzün tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin sektörünün bilinen, güvenilen ve saygın kuruluşlarından biri olduğunu, 1995 yılında HAMOL markalı ürünler üzerinde hak elde ettiğini, markanın ulusal ve uluslararası tescil belgeleri ile korunduğunu, HAMOL BABY, HAMOL BABYSET ve HAMOL ibarelerinin İsviçre. Ürdün, Beyrut, Fasla tescilli olduğunu, davalı tarafın kendi adına tescil ettirdiği 2016/12632 numaralı "BABYHAMOLSİNCE1912'’ markasının varlığı sebebiyle müvekkilinin Türkiye'de markasını kendi adına tescil ettiremediğini, müvekkiline ait HAMOL markasının tanınmış marka olduğunu ve ilgili tüketici kitlesi nezdinde tanındığını, müvekkilinin dünya çapında faaliyet gösterdiğini ve BABY HAMOL markası ile ihracat yaptığını, Google arama motorunda arama yapıldığında müvekkiline ait HAMOL markası ile karşılaşıldığını, dilekçe içeriğinde HAMOL markalı ürünlerin reklam görselleri ve market raflarında çekilmiş fotoğraflarının sunulduğunu, Youtube'da müvekkilinin markasının tanıtımına ilişkin videolar yer aldığını, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunun çok açık olduğunu, müvekkilinin aynı zamanda markanın gerçek hak sahibi olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin HAMOL markasının bilinirliğinden haksız yarar sağlamak amacıyla markayı kendi adına tescil ettirdiğini, davalı tarafın kötüniyetli olduğunu, müvekkilinden ve markalarından haberdar olduğunu, davalının sonunda "SINCE1912" ibaresi bulunan başka bir markayı tescil ettirmeye çalıştığını ve yayına yapılan itiraz neticesinde TÜRKPATENT tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna karar verildiğini ve markanın reddedildiğini, müvekkili tarafından yurtdışında pek çok ülkede daha önce tescil edilmiş olan HAMOL esas unsurlu markalar ile davalı tanıfın dava konusu markasının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markaların aynı yazı tipiyle oluşturulduğunu, müvekkilinin markasında yer alan arapça kelimenin dahi davalı tarafça birebir aynı yazı karakteri ile taklit edildiğini, markanın hükümsüz kılınmasının hakkaniyet gereği olduğunu, markanın tescilli olduğu sınıflarında müvekkilin ürettiği ürünler ve faaliyet alanı ile çakıştığını, davalı markasının tescilinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, açıklanan nedenlerle, davalı adına tescilli 2016/12632 numaralı "BABYHAMOLSİNCE1912" markasının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, üçüncü ve beşinci fıkraları vc 35 inci maddesi, Paris Sözleşmesi uyarınca hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın kurulduğu 2016 tarihinden itibaren kozmetik sektöründe tanınır bir marka olduğunu, Hamol kelimesini TÜRKPATENT nezdinde 2016/12632 tescil numarası ile tescil ettirdiğini, ayrıca marka ambalajını da 2016/05315 tescil numarası ile tescil ettirdiğini, hem marka hem de markanın kullanılacağı şampuan kutularının tescilli olduğunu, davalılar tarafından kullanılan ''Baby Hamol Since 1912'' marka işaretinin, müvekkilinin tescilli markası ile oluşturduğu iltibas ve tecavüz nedeni ile müvekkil zararının tazmini ile tecavüzün durdurulmasını, ürünlerin imhasını talep ettiklerini, marka hakkına tecavüz ilişkin Mersin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/13 D.İş dosyasıyla tespit yapıldığını ve rapor alındığını bu nedenle dava sonuna kadar ihtiyati tedbir kararı verilerek kullanımın durdurulmasını ayrıca belirlenecek zarardan şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini ve hükmün ilanını talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının markasının ne Türkiye’de ne de dünyada maruf bir marka olmadığını, davacıya ait markanın sadece 4 ülkede tescilli olduğunu, müvekkilinin marka belgesi yanında aynı zamanda 2016/05315 nolu tasarım tescil belgesine de sahip olduğunu, müvekkilinin ili şirket ve bir fabrika sahibi olduğunu, vergilerini ödeyerek Türkiye ekonomisine fayda sağladığını, davacının HAMOL ibaresinin tersten tescilini sağlamaya çalıştığını, fakat marka başvurusunun müvekkilinin itirafı üzerine reddedildiğini, sonrasında HML ibaresini tescil ettirmeye çalıştığını bu markanın da müvekkilinin itirazı üzerine reddedildiğini, davacı son çare olarak müvekkilinin üretim, reklam ve pazarlama yaptığı markasını elinden almak amacıyla kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını, açıklanan nedenlerle açılan esas davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı SN Kimya vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği sahada uzun yıllardan beri yatırımlar yaparak emek harcadığını davacı tarafın kötü niyetli olduğunu aynı sektörde faaliyet gösteren başvuru sahibinin uzun yıllardır markayı kullanmakta olan marka sahibinden haberdar olmadığını öne sürmesinin mümkün olmadığını, dava dışı üçüncü kişi ve Hamol esas unsurlu markaların gerçek hak sahibi olan İntramol Sa şirketi tarafından davacı tarafça eldeki davadaki tecavüz iddialarına dayanak olarak gösterilen markanın hükümsüzlüğü için Bakırköy 2 FSHHM' nin 2016/214 esas sayılı dosyasında dava açıldığını bu dosya sonucunun beklenmesi gerektiğini, davlı şirket ile marka hakkı sahibi olan İntramol Sa arasında Mersin 11. Noterliğinin 30.03.2017 tarihli vekaletname ile davalı şirket HML markalarının Türkiye'de satış ve pazarlanması için tam yetkili kılındığını, tasarımlar ve markalar arasında benzerlik bulunmadığını, davanın esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının birden çok başvuru ile "HAMOL" esas unsurlu seri markalar yaratmaya çalıştığı, bu durumun uluslararası alanda tescilli davacı markasının Türkiye'de tesciline engel mahiyette olduğu marka görsellerinin ayırt edilemeyecek derecede benzerliği nedeniyle bu benzerliğin tesadüf olarak değerlendirilemeyeceği, davalının tescilinin kötü niyetli olduğu hukuki ve vicdani kanaatine ulaşıldığı, asıl dosya açısından kötü niyet nedeniyle hükümsüzlük kararı verilirken bu kararın sonuçlarının geçmişe etkili olması nedeniyle birleşen dosyada tecavüzün oluşmayacağı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

Asıl davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının markasının Türkiye'de ve dünya'da maruf bur marka olmadığını, sadece dört ülkede tescilli olduğunu, müvekkilinin markaya piyasaya sürmeden önce Türkiye'de daha önce böyle bir markanın tescilli olmadığını araştırarak hareket ettiğini, müvekkilinin davacıya ait Türkiye dışında belli başlı birkaç ülkede tescilli olarak iş yapan markanın Türkiye ile alakası olmadığından ve Türkiye'de ticari hayatı bulunmadığından bahisle HAMOLBABYSİNCE1912 markasını piyasaya sürdüğünü, tescil aşamasında ve halen Türkiye'de aynı marka ile faaliyet gösteren firma bulunmadığını, müvekkilinin kötü niyetli kabul edilemeyeceğini, raporda ve kararda müvekkilinin çoklu marka başvuruları yaptığından dolayı kötüniyetli olduğunun kabulünün yerinde olmadığını, müvekkilinin başvurularının sebebinin yatırım ve markayı geliştirme ve markayı üçüncü kişilere karşı koruma amacına dayandığını, davacının Türkiye'de korunacak markası olmadığından davanın reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk derece mahkemesince alınan her iki bilirkişi raporunda da; davaya konu markanın başvuru tarihi itibariyle davacının markasının tanınmış olmadığı, bu tarihten önce davacının Türkiye'de ticari faaliyet kapsamında markasal bir kullanımı da bulunmadığının belirtildiği, bu durumda davacının markasının Türkiye'de ilgili sektörce bilindiği halde marka ticareti, yedekleme, şantaj vb. amaçlarla kötü niyetli olarak tescil ettirildiği hususlarının kabulünün mümkün olmadığı, Mahkemece, bu nedenlerle asıl davanın reddine karar vermek gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın markalarını ulusal ve uluslararası tescillerle koruduğunu, dünya çapında tanınmış olduğunu, Paris Sözleşmesine taraf olan Türkiye'de de markalarının koruma altında olduğunu, tanınmışlığın korunması için fiilen kullanımın gerekmediğini, herhangi bir anlamı olmayan "HAMOL" ibaresinin ayırt ediciliğinin fazla olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu, davacının markasını birebir taklit ettiğini, davalının benzer marka başvurularının kötü niyet nedeniyle reddedildiğini, davalı ile aynı alanda faaliyet gösterildiği için davacının markasını bilmemesinin mümkün olmadığını, belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, hükümsüzlüğe dayanak markalar ile hükümsüzlüğü istenen markaların aynı ya da benzer olup olmadıkları, öyleyse hükümsüzlük sebebi gösterilen markaların Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış marka olup olmadığı ve tescilde kötü niyet bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

3.Değerlendirme

Dava, benzerlik, Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamında tanınmış marka ve kötüniyet hukuki sebeplerine dayalı hükümsüzlük istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince davalının tescilinin kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının markasının tanınmış olmadığı, bu tarihten önce davacının Türkiye'de ticari faaliyet kapsamında markasal bir kullanımı da bulunmadığı, bu durumda davacının markasının Türkiye'de ilgili sektörce bilindiği halde marka ticareti, yedekleme, şantaj vb. amaçlarla kötü niyetli olarak tescil ettirildiği hususlarının kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış marka, somut olaya uygulanması gereken mülga 556 sayılı KHK'nın 7 nci maddesinde mutlak ret nedeni olarak düzenlenmiştir. Bu hükme göre tanınmış markanın Türkiye'de korunması için Türkiye'de de tanınmış olması gerekmektedir. Somut olayda markanın tanınmış olmadığı yönündeki tespitte isabetsizlik bulunmamaktadır.

Kötü niyet iddiasına gelince; bir markanın aynısının tescil ettirilmesi tek başına kötü niyet kabul edilemez. Kötü niyet söz konusu olabilmesi için kullanma amacı olmadığı halde markanın aynısı veya benzerinin marka sahibinin ticaretini engellemek, marka stoğu yapmak vs. gibi amaçlarla tescil edildiğinin saptanması gerekir.

Somut olaya gelince dosyadan anlaşıldığına göre davalı HAMOL ibareli çok sayıda marka başvurusunda bulunmuş, dava dışındaki markalar kötü niyetli olarak kabul edilerek reddedilmiştir. Diğer taraftan davacının markaları Suriye ve çevresinde tescilli olup davalı da Suriye vatandaşıdır. Bu durumda anılan hususlar araştırılıp davalının Suriye'de davacı ile ticari ilişkisi olup olmadığı saptanarak tüm bu olgular ışığında davalının kötü niyetli olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre asıl davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Borçlar Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.